Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Nurhan Fidan
Aydınlarımızın “Kahırlı Arabeski”
06 Aralık 2010 Pazartesi Saat 16:46

- Düşünüyorum Olric
- Düşünmeyin efendimiz.
- Neden? Descartes düşündükçe var olmuyor mu?                 
- O düşündükçe var olur, siz yok olursunuz efendimiz.

                                                                             Tutunamayanlar-Oğuz Atay 

 

***                                                                                                                                                                

Son günlerde Çerkes okur – yazar ahalisinin müstesna aydınları arasında, Cherkessia.net üzerinden  “milliyetçilik” konusu sıkça konu edilen ve bu halkın en büyük sorunuymuş gibi algılatılmaya çalışılan ciddi dezenformasyona tabi tutulmakta. Kimi değerli aydınlarımızın var olmayan Çerkes milliyetçiliğine karşı kahramanca verdikleri savunma, insanın aklına Don Kişot’un yel değirmenlerine karşı nasılda umutsuzca cenk ettiğini hatırlatıyor. Cervantes’in bu namlı eseri, olmayana verilen mücadeleyi ve korkuyu öyle enfes anlatır ki.

Gerçekte var olmayan bir düşünceden, eylemden korkma ve korkutma sendromunun psikoloji literatürün de herhalde bir tanımı vardır, fakat bu seçeneği tercih edip böylesi bir algıyı yaratmaya çalışanların, söz konusu tanımlamaların içine sığabileceklerini pek düşünmüyorum.

***

Peki, Cherkessia.net ne söylüyor da bazı değerli aydınlarımızı bu kadar anksiyatif hale getirip, statik kalemlerini birdenbire maharetli birer namlu yapmalarına neden oluyor? Basitçe hatırlayıp, yüksek sesle düşünelim.

1- RF sınırları içindeki Adıge Cumhuriyetleri ve yerleşimlerinin birleşmesiyle Çerkesya adında demokratik bir ülkenin var olabileceğini ve böylesi bir Çerkesya birliğinin Çerkes ulusunun anayasal hakkı olduğunu söylüyor.

2- Diasporada ve beynelminel arenada Çerkes sözcüğünün Adıgeleri kapsar olduğunu, diğer Kafkas halklarının siyasi-politik tanımlamalarda zaten bu ismi kullanmadığını söylüyor.

3- Türkiye diasporasında bugün için %90’ını Adıge halkının oluşturduğu “Kafkas Derneklerinin” isminin ulusal bilinç ve politika üretebilme adına mümkün olan en kısa sürede Çerkes Dernekleri olarak değişmesi gerektiğini söylüyor.

4- 2014 Soçi Olimpiyatlarının Çerkes halkına soykırım uygulanmış topraklarda yapılacak olmasına muhalefet ediyor.

5- Çerkes soykırımının modern dünyanın gündemine gelmesini ve tanınmasını söylüyor.

6- Adıge ulusunun Anavatanda- diasporada kendi kimliği ve Çerkesya ideali etrafında örgütlenmesinin zorunlu olduğunu söylüyor.

 

Yukarıda ki sıralamaları detaylara girip çoğaltabiliriz, ancak makale savaşları aracılığı ile yapılan buhranlı teorik tartışmalara birde benim eklenmem enteresan olmaz sanırım. Zira Çerkes entelijansiyasının kıymetli bireyleri arasında bu işlerin ehilleri vardır ve “emanet ehlinde durmalıdır” sözünü delikanlı jargonundan bir kereliğine ödünç almış olalım.

***

Cherkessia.net ve Çerkesya yurtseverleri bunları söylüyor. Peki, bazı değerli aydınlarımız bu söylemlere neden/niçin bu kadar sert muhalefet ediyor? Bendeniz her ne kadar anlamaya çalıştıysam da işin içinden çıkamadım itiraf edeyim.

***

Sizde yapar mısınız bilmem, bazen sık tekrar edilen karavana söylemlerin karşısına bir çocuk tanımazlığınca oturup yeniden düşünülmesinin aklı sağlamlaştırdığına ve düşüncelerimize koyduğumuz ipotekleri çözdüğüne inanırım. Bazen basit düşünmek aklı yeniler, yani bir nevi beyin detoksu diyebiliriz. Vücut için yapılanı çok modadır ama beyin için yapılanını duymadım, eğer böyle bir detoks programı icat olursa katılmayı fena halde isterim. Bu fantezimizi de bir kenara not edip kıymetli aydınlarımızı anlamaya gayret edelim.

Ben “aydın” lafzını öncelikli olarak kendi halkının sorunlarına sıradan insanlardan önce “aymış” kişi olarak anlıyorum. Ancak Çerkesliğin nöbetini tuttuklarına her nasılsa iman etmiş kimi aydınlarımız, aynı zamanda Çerkes olmaktan o kadar mahcuplardır ki, insan bu şahane çelişkiyi nasıl konumlandıracağını bilemez. (mesela ben bilemiyorum). Esasen bizim toplumumuza aydın sınıfından dahil olmak da netameli iştir vesselam. Zira bütün okur- yazar Çerkesler annelerinden potansiyel Troçki olarak dünyaya geldikleri için hemen hepsinin gözü teorisyenliktedir, pratisyen olmak maazallah “wuneut” pozisyonu olarak görülür. Çerkes ulusunun kurtuluşuna işaret eden ana izlek konusunda her kafadan ayrı bir ses çıkması, her grubun ayrı bir siyaset yapmak için her şeyi silip yeniden başlaması ve bu döngünün sürekli olarak aynı sarmalda devam etmesi belki de bizim yüksek özgüvenimizin fazlalığından kaynaklanıyordur kim bilir?

Gelelim Cherkessia.net’i milliyetçilik-ötekileştirme-yalnızlaştırma-Nihal Atsız faşizanlığı tanımlamalarıyla dört bir yandan kuşatan, Çerkesliğin nöbetini tutan ve bu “dokunulmaz” konuyu kimselere çarçur ettirmemeye kararlı gibi görünen aydınlarımıza;

Keşke bu halkın, bugün için cenk ettiğiniz insanlara ve söylemlerine ihtiyacı kalmadan bunları çok önceleri siz söyleyebilseydiniz. Çok mu zordu?

İnsanlarımız, sağcı, solcu, şeriatçı anarşist veya başka yönelimlerde de olsalar hep ceplerinin bir köşesinde taşıdıkları Çerkes öznesini bir daha geri gelmemek üzere ve trajik bir şekilde kaybettiklerini görmeye başladıkları içindir, bu telaş bu hareket. Bunu neden göremediniz ki? Keşke yetenekli bir orkestra şefi gibi bu toplumun önüne bu kadar geç kalmadan bir ideal ve ülkü sunabilseydiniz.

 

Çerkes halkının kendinden daha büyük bir amaç (ülkü) için bir araya gelmesinin yok olmamak için gerekli olduğunu neden şimdiye kadar muştulayamadınız? Çerkesya yurtseverlerini veya başka bir söylemi beklemeden keşke bunları siz yapabilseydiniz iyi olmaz mıydı?

Bu halkın onca siyaset bilmezliğine, ulusal kimlik eksikliğine, örgütsüzlüğüne rağmen, açık kapıları omuzlayarak günü kurtarmaya çalışanlar yerine, kendisine bir kurtuluş hareketi ve ideal sunan fikir arasında karar vermesi gerektiğini bilmek için, illaki uluslararası stratejist olmak mı gerekirdi?

Kıymetli aydınlarımızın fikir belirttikleri taraflar adına “hepimiz kardeşiz”  senfonisi dışında bir gelecek öngörüsü olmayan arabesk söylemleri, Çerkes halkının çıkışı için nereyi işaret ediyor, bilen duyan var mı?

Oldukça provokatif davetler içeren iştahlı yazılarıyla, bütün kabahatlerin baş sorumlusu ilan ettikleri mütevazı bir platforma ve Çerkesya yurtseverlerine kalemden namlular yapmak, ulusal dertlerimizin çözümüne yardımcı olur mu?

Peki, bugünlerde her nasılsa arenaya inme tevazusu gösteren bazı kıymetli aydınlarımız gerçekten kendi toplumlarının yönlendirici gücü olmayı başarabilmişler mi? Kendi halkının itici gücü, aklı, vicdanı ve her türlü dönüşüme öncülük eden “mızrak ucu” olmayı başarabilmiş mi?

Öyle anlaşılıyor ki, değerli aydınlarımız örgütlenme ve kurumsal temsil hakkını Çerkes=Adıge halkına henüz layık görmemekte ısrarlı. İşte tamda burada maraza çıkan küçük bir ayrıntı vardır, zira diğerlerine bu “hak” çoktan “helal” edilmiştir. Göz açıcı, büyü bozucu olduklarını düşünen dertli aydınlarımız, milliyetçilik suçlamalarında, konuyu neredeyse “kahırlı arabesk” söyleme kadar götürdüler. Ancak müsterih olmalılar. Adıge halkının hep başkaları için kullanılmış ve daima ipotek altına alınmış iradesi serbest kalırsa, kimse bu durumdan zararlı çıkmaz ve kurguladıkları türlü-çeşit menfi saptamalar da, hayal güçlerinin abartılı ayrıntıları olarak sadece şahsi arşivlerini süsler.


Bu yazı toplam 3693 defa okundu.





ömer akın

TAKDİRE ŞAYAN bir çalışma,bu kadar detaylı,çok emek ve gayret gerektiren bu emege gönülden saygı duyuyor,aleni takdir ve tebriklerimi sunuyorum.Bu gayretlerinizden dolayıda teşekkürlerimi iletiyorum.Saygılarımla

16 Aralık 2010 Perşembe Saat 00:17
Şevcen iSMAİL

Fesaps Kubeme Yapşaşe tlape;
Adıge wored kawao, xaseme waxat, Adıgeme yapae wotxa. Tham psawunığo kutın.Wopsaw

13 Aralık 2010 Pazartesi Saat 16:27
Şovgen Zuhal

Yazının içeriğine tabiki katılıyorum. Aydın vasfı tartışması bir yana, yeterli veya yetersiz her birey düşündüğünü haksız tutum almadan dillendirebilmeli.
Nurhan hanımın yazılarında benim için en semaptik bölüm giriş kısmında ki sözler. Oğuz Atay ın Tutunamayanlar ı bir ara başucu kitabımdı.
Kütüphanemden alıp tekrar göz gezdirdim.
İyi niyetle yazılmış bir eleştiri yazısı.

08 Aralık 2010 Çarşamba Saat 22:25
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net