Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Nurhan Fidan
12 Mart Çerkesleri Mobilize Edebilir Mi?
04 Mart 2011 Cuma Saat 10:00

Hep gezenden derviş, hep oturandan keşiş olmaz.

                                                                                Anonim         

***

Annem geçtiğimiz günlerde tecrübesi pek de mümkün olmayan bir trafik kazası geçirdi. Yaya kaldırımında yürürken yeteneksiz bir hanım sürücünün gazabına uğradı. Müdahaleler, kalça kırığı ameliyatı süreci derken, onun için sihirli kelimeyi genç ve becerikli fizyoterapisti söyledi; ‘’Melek teyzeciğim, bir an önce normal hayatına dönmek istiyorsan, hızla mobilize olmalısın’’ Oysa ki 68 senelik ömründe ve geleneksel Çerkes hayatı normlarında, adeta seferberlik disiplininde yaşamış sevgili annem için bu uyarı ne kadarda tuhaftı. Bu tuhaflığı kendisi de fark etmiş olmalı ki hasta yatağından doğruldu ve önce Çerkesçe ‘’Sıd kiora mıy (ne söylüyor bu)sonra da Türkçe devam edip,  ‘’Ben hayatımda yatmadım evladım, vücudum hazır olduğu zaman zaten hiç tembellik yapmam bilesin’’ diyerek genç terapisti adeta fırçaladı.

***

Annemin mobilize edilmesi bu aşamada, peki bu ülkede yaşayan Çerkeslerin yıllardır bekledikleri-konuştukları ve artık neredeyse umut kestikleri mobilizasyonları ne durumda? Kendi kimliği adına bilgisizlikle kemikleşmiş bir toplumu yeniden yapılandırmak canlandırmak kolay değildir elbette, ancak toplumdaki ataleti kırmak adına yeni ve umutlu şeyler olmuyor değil.

12 Mart’ta Çerkes Hakları inisiyatifinin organize ettiği Ankara mitingini, detayları açısından çok haberli olmamama rağmen doğru bir çıkış olarak algılıyorum. Neden/neleri yapmak adına bir araya geldiklerini transparant cümlelerle açıkladıkları miting çağrı yazısını ise, hem vicdani zamanlaması açısından hem de toplumsal ruh saatimizin bekası açısından oldukça namuslu buldum.

Anadil konusunu içeren miting hazırlığı ve basın açıklaması v.b. nin belki de bir ilk olması açısından yarattığı anafor sanırım mitingin kendisinden daha fazla patırtıya neden olmakta. Esasen kitlesel olmasına çalışılan mütevazı bir hak arama aksiyonunu neredeyse aşk/nefret söylemlerine dönüştürme çabaları beyhude ve acıklı resimler vermekte. Bahse konu olan 12 Mart eylemi üzerinden yaratılan bu alınganlıkların, gereksiz özgüven bunalımlarının, lafazanlığın, kişisel hezeyanların ne işe yaradığını bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa, Çerkes veya değil anadil talebinin her diasporik halkın yaşadığı ülkelerde ki devletlerden isteyebileceği en temiz ve kirletilemeyecek bir talep olduğudur.

Öte yandan, inisiyatif ve Kaffed arasında birbirlerinin alternatifi gibi bazı yanlış algıları da tetiklemeye çalışan ‘’kapıştırma’’ zihniyetli taraftarlara da selam verip yola devam etmenin en hayırlı seçenek olduğu aşikardır. İnisiyatif sözcüleri ve Kaffed arasında yazıya dökülmüş iletişimler dışında bilinmeyen menfi bir dialog olduğunu sanmıyorum. İnisiyatif, adı üzerinde bu konuda inisiyatif almış olduğuna göre, Kaffed de dahil her üst kuruma işbirliği teklifi yapması doğaldır. Ancak Kaffed gibi kurum kimliği sorumluluğunu hantal, bürokratik ve daha bilmediğimiz hangi ipoteklere havale etmiş bir yapıya ‘’haydi eyleme gidelim’’ demek bile bana kalırsa biraz ironik. Zira bu yapının, sokakta görünmek gibi bir derdi şimdiye kadar pek olmamış ve öyle görünüyor ki önümüzde ki zamanlarda da olmayacak.

Sokakta oynayan çocuklarını  hava karardığında eve çağıran ebeveyn davranışının, Kaffed adına kafi ve aynı zamanda da kendisini konumlandırdığı biricik aksiyon olduğunu düşünüyorum. Bu aksiyon, daha önceleri de tecrübeyle sabit edildiği üzere, karar vericiler açısından hem yeterli, hem de kıvanç verici olmalı. (bkz: kendinden memnun ebeveyn sendromu)

Temsil ettiği toplumu bilgilendirmek adına eski Sovyet parti komiserliği tadında, hizalayıcı kamuoyu bildirileri yayınlamak, içinden geçilen şu zaman diliminde, Çerkes halkını temsil etmeye sanırım artık yetmiyor. Belki de değerli yöneticilerimiz bu kararlarını toplum adına yaptıkları politika açısından doğru buluyor olabilir. Fakat bilinen bir şey var ki, politik doğruculuk adına yapıldığı varsayılan o düz ruhsuz elini hiç kirletmemeye çalışan duruş da, çoğu zaman ifadesiz kalıyor ve toplumu anlatmaya, yönlendirmeye, hareket ettirmeye kifayet etmiyor.

Oysa ki STK lar toplumu bloke etmeye değil, mobilize etmeye çalışmaz mı? Onları kendi hassasiyetlerini de düşünerek ortak ve verimli paydalarda evriltmeyi amaç edinmez mi? Ve Türkiye diasporasında kendi adına henüz hiç bir siyaset üretemeyen, statik duran potansiyelimiz kinetik hale gelebilse Çerkesya bambaşka olmaz mı?


Bu yazı toplam 3785 defa okundu.





Blenawo Erkan

Sayın Kube mobilize olacak hem de çok güzel mobilize olacak.
İnsanlarımız korkularını yenecekler.
Hep pasif, hep edilgen, hep ne olursa olsun kabuldur diyen Çerkesler tarihe karışacak.
Şarkı söylediğinizi bilmiyordum ayrıca. Tebrik ederim. saygılar.

11 Mart 2011 Cuma Saat 15:39
sinem

Nurhan ablacım geçmiş olsun.
Onun için yazılarına ara verdin demek ki. Ankaraya bende geleceğim bana bir tane Adıge bayrağı ayırırsın değil mi?

08 Mart 2011 Salı Saat 01:27
Fuat Uğur

Çok güzel ve hoş bir yazı. Meselenin aciliyeti ve önemi ancak böylesine steril ifade edilebilirdi. Tebrik ederim. Ayrıca geçmiş olsun.

07 Mart 2011 Pazartesi Saat 08:12
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net