Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çetao İbrahim
Adıge Sorunları
20 Mart 2011 Pazar Saat 23:13

Türkiye'de elli yıl kadar önce başlayan köyden şehire göç olgusu, ulusal yaşamımızda ağır tahribatlara yol açmıştı. Ulusal kültürün yaşatılmasında büyük önemi olan köylerimizin ekonomik olarak yetmez duruma gelmeleriyle, insanlarımız büyük ölçüde kentlere göç etmişti. Bunun sonucunda Çerkes köyleri küçülmüş veya gidenlerin yerine başka halklardan insanların gelmesiyle nüfus karışmıştı. Bu şekilde hem köyde kalanlar, hem şehre gidenler asimilasyonla yüz yüze kalmışlardı.

Sovyetler Birliği'nin dağılması ile köyden şehre göç olgusu Adıge Cumhuriyeti'nde de kendini göstermiştir. Aynen diasporada olduğu gibi ulusal yaşamımız için de ciddi tehlikeler oluşturmaktadır. Sovyet düzeninin yıkılmasıyla, köyde yaşayanların iş alanları olan Kolhozlar dağılmış, köylü işsiz kalmıştır. Özelleştirilen toprakların işletilebilmesi için gerekli teknik donanımdan ve sermayeden yoksun olan köylü, kendisine verilen toprağı işleme gücü olan birine satmak veya kiraya vermek suretiyle elden çıkarmıştır. Köyde yaşamanın ve tarımla uğraşmanın zorlukları ve şehir yaşamının cazibesi de sürece eklenince köyden şehire göç başlamıştır. 25 yıl önce Sovyetler zamanında Fedz köyü okulunda iki bin civarında öğrenci bulunurken bu sayı günümüzde üç yüzlere düşmüştür. Eskiden köylerde bir tek boş ev bulunamazken bu gün köylerdeki evlerin bir kısmı boştur.

Dil ve geleneklerimizin en iyi şekilde yaşatılabildiği köylerimizdeki bu boşalma, ulusun geleceğini düşünen herkesi endişelendirmektedir. Ulusal sorunların tartışıldığı her ortamda bu sorun gündemin ilk sıralarında yer almaktadır.

Olayın asıl önemli yanı ise şehire gelen insanlarımızı Türkiye'de olduğu gibi asimilasyon tuzağı hazır beklemektedir. Türkiye'nin kentlerinde nasıl Türk kültürü hakimse buradaki şehirlerde de Rus kültürü hakimdir. Şehre yeni gelenler  hakim kültürün etkisinde kolayca kalabilmekte, bu da Adıge dili ve geleneklerinin kuşaktan kuşağa yitirilmesine neden olmaktadır. Şehre gelen insanlarımızca Rus kültürü modernleşme ve uygarlaşma, Adıge kültürü ise modası geçmiş köy kültürü olarak algılanmaktadır. Adıge dili ve kültürünün anlam ve önemi konusunda toplumumuza örnek olmaları gereken  aydın, bilimadamı ve entelektüellerimizin durumları da iç açıcı değildir. Adıge dili, tarihi ve edebiyatı üzerine yapılan toplantılarda dahi konuşma dili çoğunlukla Rusça olmaktadır. Buna gerekçe olarak ortamda Adıgece anlamayan birinin bulunması veya böyle bir ihtimalin var olması gösterilmektedir. Bir başka gerekçe ise, konuşmacının kendisini Adıgece tam ifade edememe kaygısıdır. Toplantının Adıgece olması halinde önem ve değerini kaybedeceği de duyulan kaygılar arasındadır.

Günümüzde Kıyı Boyu Adıgeleri ile Maykop şehrinde Türkiye’de elli yıl önce başlayan asimile olma sürecine girilmiş ve bir hayli de mesafe alınmıştır. Adıge kültürünün temsilcisi olan sanatçı, bilim adamı ve politikacıların bir çoğunun çocukları veya torunları Adıgece bilmemektedir. Adıgece yayınlanmakta olan gazete ve dergiler güçlükle yaşamlarını sürdürmektedir.Adıgece radyo televizyon yayınlara ihtiyacı karşılamaktan hayli uzaktır.

Ulusal varlığımız açısından  önemli sorunlarımızdan biri de gençlerimizin trafik kazalarında, kavgalarda yaşamlarını sıkça yitiriyor olmalarıdır. Süratli araç kullanmak adeta bir Adıge karakteri haline gelmiş durumdadır. Buna alkollü  araç kullanma yanlışı da eklenince kaçınılmaz trafik kazalarında gençlerimiz sıkça canlarını kaybeder olmuştur. Ne trafik cezalarının ağırlaştırılması nede din adamlarının bu konudaki nasihatleri durumu değiştirmemektedir. Mezarlıklar henüz ömrünün baharında  yaşama veda edenlerin mezarları ile dolmuştur.  

Can sıkan sorunlardan biride Krasnodar'da tarih kitaplarında yapılan çarpıtmalardır. Bölgenin en eski halkı Adıgeleri görmezden gelinerek yazılan bu kitaplar halkımızı incitmektedir. Eski Adıge Xase başkanlarından tarihçi Ruslan Yemij bu tür güdümlü tarihçilerin izlerini sürmekte ve bu konularda zaman zaman kamuoyunu aydınlatmaktadır. En son 2009 yılında yayınlanan ve Krasnodar yönetimince okullarda ders kitabı olarak okutulması istenen "Kuban Yöresi Tarihi"de söz konusu kitaplar arasındadır. Tarihçi Ruslan Yemij 12 Şubat tarihli Adıge Mak gazetesinde yer alan makalesinde kitapla ilgili şu görüşlere yer veriyor: "...Kuban tarihini, bölgede eski bir tarihi  olan ve bugün hala yaşayan halkı dikkate almadan nasıl yazabilirsin? Kitabın yazarları, bölgenin en eski halkı  Adıgelerin tarihlerini küçümsemeyi ve önemsizleştirmeyi kendilerine görev edinmiş gibiler. Bölgeye iki asır önce yerleştirilmiş olan Kazakların tarihini yüceltip, bölgenin en eski halkı  Adıgelerin tarihlerini küçümsemek kitabın yazarlarına bir şey kazandırmayacaktır. Kazaklar topraklarımıza yerleşmeden önce Kuban yöresinin boş olduğunu ve kimsenin yaşamadığını söylemenin bir değeri yoktur. Slavları  tarihte bilinen yaşlarından 3-4 bin yıl daha eskiymiş gibi göstermeye çalışıyorlar..."

Kuban yöresinde Adıgeleri yok sayma anlayışı tarih kitaplarından müzelere de taşmış durumda. 2010 yazında Adıgey Devlet Üniversitesi hoca ve öğrencileri ile birlikte Anapa'da bir müze ziyaretinde bulunmuştuk. Şehrin tarihinde Yunan ve Türkler mevcuttu Adıgeler yoktu. Oysa şehrin çevresinde hala isimleri Adıgece olan yerleşim yerleri vardı. M.Ö.7nci yüzyılda Anapa'da kurulan Girgoppi şehir devletinin Yunanlılar ve Sindlerin ortak devletleri olduğu belirtiliyor ama Sindlerin günümüz Adıgeleriyle olan ilişkilerinden söz edilmiyordu.

Komşularımızın bizi dışlayan tarih politikaları ile mücadele edebilmekte  kolay bir iş değil. Büyük çalışmalar gerektiriyor. 

Sorunlarımız büyük, gücümüz ise küçük ve dağınık. Devasa sorunlarla baş edebilmek için daha fazla güçlenmemiz ve var olan güçleri birleştirebilmemiz gerekiyor.


Bu yazı toplam 3260 defa okundu.





Cumle

Sayin Cetao`nun Adigey`de yasayan sekiz yasindaki torunu bulbul gibi Adigece konusurken sinif arkadaslari olan diger Adige cocuklari konusamamaktadirlar. Donusculer yetistirdikleri yeni nesillerle yerli Adigelere ornek oluyorlar.

23 Mart 2011 Çarşamba Saat 10:01
Şovgen Zuhal

Sayın Çetao Türkiyeli bir Çerkes olarak yerleştiği Adıgeyin sosyal ve ekonomik panoramasını çiziyor ustalıkla.
Önemli bir işlevi yerine getiriyor. Adıgeyin ve Türkiye diasporasının bilgi köprüsü kurması her açıdan kıymeti olan bu yazıları ilgiyle takip ediyorum.
Xekuya selamlarımı iletiyorum.

22 Mart 2011 Salı Saat 18:57
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net