Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Nurhan Fidan
Nobel Barış Ödülünü "Çerkesler" Almalıdır
20 Ekim 2010 Çarşamba Saat 13:56
"Her armağan, verilen üzerinde verene karşı bir baş eğme duygusu yaratır."
Frantz Fanon

Her sene bu zamanlar da, mebzul miktarda üst düzey dedikodu ile neredeyse ülkelerarası diplomatik kriz çıkartacak kadar yapay bunalımlar eşliğinde sahibini bulan Nobel barış ödülü, fiyakalı parasal karşılığı bir kenara bırakılırsa, insanların vicdanında da prestijli bir ödül müdür?

Bana kalırsa hayır. Dünyaya dinamiti armağan eden dahi bir mucit ve münzevi bir işadamı olan Alfred Nobel’in, ‘’Dinamiti buldum ki, dünyadaki bütün ordular birbirlerini havaya uçursun ve Dünya askersiz kalsın’’ sözü bile, onun ne kadar eksantrik bir şahsiyet olduğunu bilmemize yeterde artar sanırım.

Servetinin hatırı sayılır miktarını, kendisi adına verilecek olan Nobel ödüllerine ayırarak en azından ‘’ödül dağıtan ölüm taciri’’ olmayı başaran, nev-i şahsına münhasır dinamitçi dahi için ‘’zenginlerin her şeye hakkı vardır’’ diyerek, maziye selam verip geçelim.

Aralarında en çok gürültü koparan ve en politik olan ‘’ b]Nobel barış ödülü[/b]’’ şimdiye kadar verilenler itibarıyla öylesine çeşitlilik arz etmiştir ki, bu konuda ölçünün ne olduğu bir türlü anlaşılamamıştır.

Belki de anlaşılamayan ödüller daha değerlidir, kim bilir? Mesela geçen sene ABD başkanı Barack Obama’ ya verilerek ‘’yahu bu kadarı da olur mu?’’dedirten müstesna ödül, bu sene neden Çinli muhalif Liu Xiabao’ya verilmiş olabilir? Aralarında ne gibi bir emsallik olduğunu düşünmeden edemiyor insan. Bırakın emsalliği, birisi mağduru diğeri hem mağrur hem de gaddarı temsil etmektedir. Hal böyle olunca da prestijli bir ödül sayılan Nobel, hatırı sayılır parasal karşılığı dışında insanların vicdanında ki teraziyi altüst etmekle maluldür.

Tamı tamına 109 senedir Dünyayı meşgul eden ödüllerin kimler tarafından alındığına üşenmeden göz attığımızda, karşımıza renkli bir liste arzı endam eder. Barış ödülünün baştan adı konmuş ‘’zeytin dalı’ konumu dikkate alındığında, dünyanın başına iyi şeyler gelmesi için çalışan muhalif insanların listede daha yoğun olduğunu görüyoruz. Aslında bu resme, ‘’tam da Dünya’yı değiştirecekken son anda başarılı olamayanlar’’ dersek, daha isabetli olur kanaatindeyim. Zira Dünya’nın bakiyesi, 2010 sonları itibarıyla ortadadır.

Bana kalırsa gelecek sene verilecek Nobel ödüllerine ‘’Halklar Barış Ödülü’’ de eklenmelidir. Dünya da en uslu, uyumlu, sakin, sorun çıkarmayan bir halkı taltif etmek, isabetli bir aksiyon olmaz mıydı? Nobel komitesine bu teklif sunulsa hayır cevabı alacağını hiç zannetmem. Mesela benim bu ödül için, 2011 yılı adayım Çerkes halkı olurdu. Dünya barışına bilmeyerek de olsa bu kadar katkıda bulunan bir halk az bulunur. Bilinçli tercihleri değilse de, görünen halleri öylesine barışçıdır ki, bu durum onları müstesna ve eşi benzeri bulunmaz bir halk yapmaya yeterde artar bile.

Bu nadide ve iyi huylu halk, dünyanın en büyük soykırımlarından birini yaşamış, nüfusunun yüzde doksanı diasporik olmuş, yaşadığı ülkelerde pozitif bir ayrımcılık bile görmemiş olmasına rağmen yine de sesini çıkarmaz. Hasbelkader Dünya’nın hangi coğrafyasına sürgün edilmişse orayı benimser, adeta onlardan biri olur. O da yetmez daha fazlası olur. Yeter ki sorunlu halk görüntüsü vermesin. Sürekli itiraz eden sorunlu halklar zaten Dünyanın başını yeterince ağrıtmaktadır. Bunların arasına kendilerinin de eklenmesini doğru bulmazlar. Onlar ‘’asaleti ve nezaketi’’ temsil eden bir halk olarak, diğerleri gibi talepkar ve problemli görüntüler vermekten daima imtina ederler.

Bu güzide halk, tanınan-bilinen hasletlerine helal getirecek aşırılıklardan azade olmayı tercih eder. Ahir zaman çelebiliği tadında ve adeta bir Mevlevi sabrıyla, her nasılsa dünyanın bir gün kendilerini anlayacağına iman ederler. Bunun böyle olamayacağını söyleyen bozguncu gruplar arada bir kendi içlerinden çıksa da, şaşılacak bir gerilla ruhuyla onları bertaraf edip, ‘’çile dolduran derviş’’ tadında ki statik yaşamlarına geri dönerler ve bu döngü böylece sürer gider.

Velhasıl hiç vakit kaybetmeden, Dünya da Çerkesleri temsil ettiğini varsayan bütün kurum ve kuruluşlar an itibarıyla harekete geçip kamuoyu oluşturmaya şimdiden başlamalıdır. Zira Nobel’e giden yollar, hem uzun hem de çetrefillidir. 2011 Nobel seçimlerinde, ‘’Halklar Barış ödülünü’’ Çerkes halkı almalıdır.

Sessizlik ve barış içinde ki bu halk, daha fazla bekletilmemelidir.

Bu yazı toplam 2533 defa okundu.





nesrin utku

fazla uslu olmak,genlerimizi bile etkilemiş bence..yine de bu nobel ödülülünü almamalı..
güzel yazı..tebrikler..
sevgiler..

30 Kasım 2010 Salı Saat 02:19
Nadir YAMAÇ

Sayın KUBE Nurhan Hanımefendinin yeni yazılarını dört gözle bekler olduk. Neredeyse üç haftdır yeni birşey yok.Güncel konularla ilgili yazılarını bekliyoruz efendim. Hepinize mutlu günler diliyorum.Saygılarımla.

08 Kasım 2010 Pazartesi Saat 20:15
Baste ÖNDER BALTA

Nurhan, yazılarınızı büyük bir keyifle takip ediyorum. Çok güzel yorumlarınız var sizi teprik ediyorum. Nobel barış ödülünü bizlere versinler diyorsunuz ya, aman ha yanlışlıkla bizlere verirlerse sülaleler birbirine girer aziz dostum..selamlar

25 Ekim 2010 Pazartesi Saat 16:47
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net