Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çetao İbrahim
Çerkesce Türkiye'de Yaşatılabilir mi?
20 Nisan 2011 Çarşamba Saat 20:58

Osmanlı ülkesinde 1908 yılında yeni  anayasanın kabül edilmesiyle oluşan özgürlük ortamını zamanın Çerkesleri iyi değerlendirmiş, anayasanın kabulünden birkaç ay sonra, diaspora tarihinde önemli bir yeri olan Çerkes Teavün Cemiyeti'i kurulmuş, Çerkes okulu açılmış ve Çerkesce yayın yapan gazete çıkarmışlardı. Anavatanları Çerkesya'ya öğretmen, alfabe ve ders kitapları göndermek suretiyle oranın eğitimine de önemli katkılar sağlamışlardı. 

1960 anayasası ile gelen özgürlük ortamı, 1968'lerde  dünyayı sarsan gençlik olayları da, Türkiye Çerkes gençliğini kendi sorunlarını düşünmeye sevketmişti. Çerkes halkının Türkiye'de ulusal kültürel varlığını sürdürme imkanı olmadığına, bunun ancak vatanda olabileceğine inananlar, vatana dönüşü ulusal sorunun çözümünün ana şartı kabül etmişlerdi. Aradan geçen zaman dönüşçülerin bu düşüncelerini doğrulamıştır. 

Bu düşünceyle vatana dönmüş olanlar, ulusal kültürel varlıklarını koruma ve devam ettirme konusunda başarılı olmuşlardır. Bugün vatana dönenlerin çocukları anadillerinde şarkı söyleyip tiyatro yapabilmektedir. Diaspora ülkelerinden Adığey'e yerleşmiş olanlar dil ve kültür alanında kendilerini geliştirebilmiş, uluslaşma yolunda önemli mesafeler katetmişlerdir. 

Aradan geçen zaman, dönüşçülerinTürkiye'de ulusal kültürel varlığın yaşatılamayacağı görüşünün doğruluğunu da göstermiştir. Türkiye'de anadilimizin geldiği nokta, uluslaşma yolunda önemli bir mesafe alınamamış olması, Türkiye toplumunun Çerkes varlığının farkında dahi olmaması , verilebilecek başkaca örnekler bunun kanıtıdır. 

Çerkes Hakları İnsiyatifi öncülüğünde Ankara ve İstanbul'da yapılan mitinglerin ana konusu "Ana dilde eğitim ve yayın hakkı" üzerineydi. Miting alanına hakim olan slogan ve pankartların tamamına yakını bu konudaydı. Gerçekten Türkiye Çerkeslerinin  en önemli sorunları da anadilin yaşatılabilmesidir. Dönüş, Türkiye Çerkeslerinin öncelikli gündemleri olmaktan çıktığına göre, Türkiye'de Çerkes ulusal varlığını koruyabilmenin yolunu bulmak zorunlu hale gelmiştir. Türkiye'de Çerkesce'nin devlet desteğinin de sağlanacağı varsayımıyla nasıl yaşatılabileceği artık yüksek sesle düşünülmeye başlanmalıdır. 

Çerkes Hakları İnsiyatifi anadilde eğitimden ne kastettiğini açık olarak ortaya koymalıdır. Çerkes dilleri olarak tanımlanabilecek bir dil gurubunun bilimsel, siyasi literatürde yeri bulunmamaktadır. Bir tane Çerkes dili vardır o da Adığece'dir. Diğerleri Abhazca, Çeçence, Asetince'dir. Yanlış hesabın bir gün Bağdat'tan geri dönebileceği unutulmamalıdır. Anadilde eğitim hakkının bu dillerden hangileri için istendiği belirtilmelidir. Türkiye'de yaşayan Çeçen ve Asetinlerin anadilde eğitim talep edecek sayı ve yoğunluklarının olup olmadığı açıklanmalıdır. Kuzey Kafkasyacılık yapmak adına Adığe ve Abhazlar için elde edilebilecek haklara zarar verilmemelidir. 

Günümüz Türkiye'sinde Çerkesce bilme oranı 70 yaştan 7 yaşa doğru giderek düşen bir trendi işarat etmektedir. Anadilde eğitim ve yayın hakkı istemek yerden göğe kadar haklı bir taleptir. Ancak bu hak verildiği takdirde nasıl bir uygulama olabileceğini düşünüp bulmak, bu konuda hazırlıklı olmak ta bizlerin görevi olmalıdır. Bu alanda durumu bize uyan ve örnek alabileceğimiz başka bir uygulama olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır.. 

Çerkesce Türkiye'de çocukların annelerinden öğrendikleri  dil olmaktan çıkmış, yetişkinlerin bir kısmının bildiği bir dil durumuna düşmüştür. Bu durumda, çocuklara yabancı bir dil gibi sıfırdan öğretilmesi söz konusudur. Yokolmakta olan bir dile yeniden hayat kazandırılması gerekmektedir. Bunun nasıl olabileceğini  düşünmeli, toplumumuzu buna hazırlayabilmeliyiz. Mesela; bir yıl Çerkesce hazırlık okuyup  kalan yıllarda Çerkesce-Türkçe eğitim verecek bir okula aileler çocuklarını göndereceklermidir? İngilizce eğitim veren bir okul varken Çerkesce eğitim vereni tercih edecekler midir?

Bu sorulara olumlu cevap aldığımızı kabul edersek, bu okullarda öğrendikleri Çerkesceyi yaşatmak için nerede kullanacaklardır?  

Bugün yüzbin civarında Adığe'nin bir arada yaşadığı ve çeşitli devlet imkanlarının da kullanıldığı Adıgey'de dahi Çerkesce'nin yaşatılabilmesi konusunda ciddi sorunlar mevcuttur. Söz konusu  ülke Türkiye olunca bu sorunların daha da büyük olacağı açıktır. 

Başlangıç olarak Derneklerde yürütülmekte olan dil kursları geliştirilmeli, bu kurslardaki öğretmenler daha yetkin hale getirilmelidir. Belirli surelerde dil öğrenilebiliyor olması kurslara olan ilgiyi artıracak, başarısızlık ise ilginin azalmasına neden olacaktır. Bu nedenle kurslar mutlak surette Çerkesce'nin öğrenilebildiği merkezler haline getirilmelidir. 

Yine  gün boyu sürecek Çerkesce televizyon yayını da toplumda dilin gelişmesine katkı sağlayacak ve dil öğrenimine olan ilgiyi artıracaktır.   

Türkiye ile Rusya federasyonu arasında vizenin kaldırılmış olması  olumlu bir gelişmedir. Pegasus şirketinin Krasnodar'a uçuşlara başlaması bilet fiyatlarını  ucuzlatmıştır. Gidiş gelişlerin kolaylaşacak olması, dili öğrenmek ve geliştirmek isteyenler için  yararlı olacaktır. 

Çerkesce'nin Türkiye'de yaşatılabilmesi imkansız değildir. İsrail ve Kosova'da yaşatılabiliyorsa neden Türkiye'de olmasın? Bunun için toplumsal bilinçlenmenin  en üst düzeye çıkarılması gereklidir. İstemek başarmanın yarısıdır. Ama gerçekten istemek lazım... 

Bu yazı toplam 3579 defa okundu.





ENIS SARAC

TURKİYEDE 24 saat YAYIN YAPAN ÇERKES TELEVIZYONU ISTIYORUZ ANCAK AGIGEY'DE ANA YURDUMUZDA 24 SAAT CERKESCE YAYIN YAPAN TV'DE ISTIYORUZ. ADIGEY'DE HER YERDE CERKESCE ISTIYORUZ. ADIGEYDE ANA YURDUMUDA NALMESIN GOSTERISINDE BILE SIRF RUSCA KONUSULUYOR ISE GERISINI SIZ DUSUNUN.

06 Mayıs 2011 Cuma Saat 08:57
Semih Akgün

İbrahim bey, yazınızı okuduktan sonra bir şiirimi paylaşmak istedim sayfanızda.
Umarım yazdıklarınıza bir değer katmış olur.
Selamlarımla...

Dili Elinden Alınanın Kafası Karışıktır

Semih Akgün

Dilimi aldılar benden
Elime silah alacağım
Dedi öfkeli biri

Diğeri çoktan umutsuz
Ağıt yakmıştı bile
Çoktan öldürmüştü
Kendi kendine
Dilini

Biri öfkeli
Çaresizdi
Yapacak neyi vardı ki
Dilinde
Kabullenmişti
Kaderini

Diğeri
İlk doğuşunda
Kurdun izinden
Koşturan kaz gibi
Canavarını
Ana bildi kendine

Biri isyanlardaydı
Diğeri kaybına
Suçlu arayışında

Dedim ki arama suçluyu
Hep başka tarafta

Alfabesinden harf
Dilinden ses eksilten
Hoyrat kaygısız
Başkasının ağzındaki dile
Saygı mı gösterir ki?

***

Be hey akılsız
Kendin sahip olmazsan diline

Başkası mı destek çıkar
Kütürüm olmuş beline...

30 Nisan 2011 Cumartesi Saat 14:34
MUHARBİY Zafer-Konya

Ş'hafit kardeşim sen en iyi dil öğrenme yöntemine denk gelmişsin.
Ebeveynlerle çocuk yaşta öğrenilen dil kolay kolay unutulmuyor. Hepsini bende sevgi ve rahmetle anıyorum. Çerkesçe konuşmak onlarla beraberken daha güzeldi. Konyadan selamlar.

28 Nisan 2011 Perşembe Saat 14:42
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net