Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Nurhan Fidan
21 Mayıs Günlüğü ve Melış Setenay
04 Haziran 2011 Cumartesi Saat 01:59

“Herhangi bir sorunun yanıtını biliyorum diye düşündüğün anda, artık sorunun bir anlamının kalmadığını fark edersin.”

 

                                                                                  Paul Auster/ Son Şeyler Ülkesinde

 

***

Türkiye diasporasında ki Çerkes halkının son birkaç ayda ivme kazanan ‘’isyan günlerinin’’ baş döndürücülüğü ve yorgunluğu bir yana, şahsi manada bana kazandırdığı zenginlikleri ifşa etme isteğindeyim aslında. Toplumsal olayları şimdiye kadar sıradan bir orta sınıf insanı olarak kenarından seyreden bendeniz, son üç ayda mitingden –yürüyüşe, yürüyüşten-mitinge koşup duruyorsam, bunun bir açıklamasını bulmam gerekiyor. Aslında kendimce buldum da galiba. Şöyle ki, ait olduğun halkın sana dahi ihtiyacı olduğunu düşünmek. Herhalde toplumların böyle zamanları var, sıradan insanların hareket etmesi gerekliliğini fena halde hissettiren ve kendimizin bile anlamlandıramayacağı hızda gelişen bir şeyler yapma isteği.

Adığabze de ‘’tlexan’’ diye tabir edilen Türkçe karşılığı ise ‘’içinden geçilen zaman dilimi’’ şeklinde tercüme edilebilecek bu kelime esasen kudretli bir sözcük. O yüzden de Türkçe karşılığı tam örtüşmüyor. Çerkes halkının zor zamanları saymakla bitmez elbette. Bu mağrur ve yalnız halk, diasporada şimdiye kadar yoğunluğuyla doğru orantılı politika geliştiremediği, kimlik siyaseti yapamadığı için komplekse kapılma veya reddedici olma arasında ki ince çizgide dans etmek zorunda.

***

2011 baharında iyice görünür oldu ki, Çerkes sorunu yeni siyasetler üretiyor. Bu durumu olumlu saymamak için iyi bir neden bulmak epeyce zor bana kalırsa. Keşke düşünen, toplumsal hayata kendi kimliğinin penceresinden bakabilen ve kimi hatalar olsa bile bunları analizlemeyi dert edinen enformel gruplarımız çoğalsa. Zira her siyasi-politik hareket toplumdan gördüğü teveccüh kadar yaşıyor, telaşe mahal olmamalı. Hal böyleyken ortaya çıkan yeni grupları netameli ve kibirli bir gelenekçilikle yok saymaya çalışmak, görmezden gelmek, ortak paydası ‘’Çerkes’’ olan hiç bir yapıyı, olduğundan daha değerli yapmaya yetmez sanırım.

Çerkesya yurtseverleri de bu yakıcı konunun açık sözlü çevirmenleri olmaya çalışıyor hataları ve sevaplarıyla. Çerkes halkının üzerine çöreklenmiş olan çok kimlikli veya daha açık bir deyimle kimliksizlik/ kaybolma halinin önüne geçmek adına argümanlar geliştirip anaforlar yaratıyorlar. Diasporik tarih boyunca kemikleşmiş ve kendini meşru kılmış statik siyasetleri Çerkesya adına değişime zorluyorlar. Oldukça namuslu fikirsel temeller üzerinde oturan bu hareket, bir yandan da sorumluluğu paydalayan olmak adına fazla mesai yapmakta. Otobüsü kaçırmaya ramak kalmış Çerkes halkının birliğini savunmak, bütün Kafkasyalı kimliklerin birliğini savunmaktan daha zor olmasa gerek. Bu aşamada ‘’biz’’ denildiği anda ‘’onlar’’ demeye odaklanmış fikir sahiplerinin daha namuslu düşünmeye ihtiyaçları var galiba. ‘’Tlepk ofı’’ diye tabir edilen ulusun öncelikli işlerinden ve sorunlarından bahsetmeyi ‘’milliyetçilik’’ kuyusuna hapsetmeye çalışmanın kime ne yararı var bilinmez ama, şimdiye kadar Adıge halkına bir yararı olmadığı ortada.

Bugünkü toplumsal bilançoya kadar, oldukça karışık ‘’ebcet hesabı’’ ile yürütmeye çalıştığımız kimlik-siyaset-diyaspora konularının muhasebesini, ideolojik komplekslerden kurtulup akıl matrixlerimizi yenileyerek yapabilmemiz mümkün olmalı. Bu zamanlarda formel ve enformel yapılar olarak birbirini incitmeye çalışmanın, yok farzetmenin hiçbir yapının özgül ağırlığını fazlalaştırmayacağı aşikar.

****

21 Mayıs akşamı  Beşiktaş motor iskelesinin karşısında ki çay bahçesinde sohbet ederken, o günün benim açımdan hafızama yerleştirdiğim iki düşünsel fotoğrafı netleşiyor zihnimde. Birinci fotoğraf; Çerkes halkının kendisi için yapıldığını düşündüğü siyasete ne kadar susamış olduğu ve bu siyaseti icra etmeye çalışan hareketlerin önüne bile geçtiği gerçeği. Şimdiye kadar sokağa yabancı olup da, bu hızla ve senkron da kaldırımlara alışabilmek sahiden müthiş bir uyum yeteneği gerektiriyor. Çerkesya Yurtseverleri nin bir hareket olarak ilk defa siyasi politik anlamda yaptıkları enformel çağrıya karşılık veren insanlar, onların tecrit edilmesini ve arenanın dışına düşmelerini istemediklerini de göstermiş oldu. Özetle, epeyce acımasız mobbing yöntemleriyle yalnızlaştırılmaya çalışılan grubu, Çerkes halkı yalnız bırakmadı. Bu durum, ÇY için toplum adına siyaset üretme açısından bir vize olarak da tanımlanabilir sanırım.

İkinci fotoğraf; o gün adeta ÇY nin simgesi olan Meliş Setenay dı. Taksimden RF konsolosluğuna, oradan da Gümüşsuyu-Akaretler üzerinden yürüyüp Beşiktaş’a inen kalabalık gruba, on yaşında ki bu kudretli kız çocuğu öncülük etti. Sıcak havaya ve uzun yola rağmen (5.5 km) üstünde ki ağır folklorik kıyafeti içinde vakur, yetişkin bir genç kız gibi hiç de sızlanmadan, yüzünde tatlı bir gülümsemeyle yürüdü o küçücük bedeniyle. Elinde ‘’Çerkes Soykırımını Tanıyın’’ yazan döviziyle, ait olduğu halkın toplumsal hafızasının sözcülüğünü yerine getirmeye çalışan Setenay’ı, sadece bu hali bile, insan yüreğini büyüten ve gelecek adına umut duymayı sağlayan bir fenomen yapmaya yetmez mi?

Bence yeter.


Bu yazı toplam 3959 defa okundu.





Blenawo Erkan

Tsey İbrahim' e tamamen katılıyorum.
Hangi akla hizmetle Çerkes soykırımını tanıyan BM üyesi bir ülkeye ultimatom veriyor bizim adımıza.

Murat Özden'in bazı yazılarına katılmıyorum ama Gürcistanla ilgili yazdığı son yazı bence çok yerinde olmuş.

''Ancak, KAFFED öyle bir bildiriyle Gürcistan’a karşılık verdi ki, bundan sonra hiçbir ülke Çerkes Soykırımını tanımaya cesaret edemez.
Örneğin, Türkiye Çerkes Soykırımını tanımaya niyetlense, “acaba bunlar 'sen önce şu Ermeni soykırımı konusunda bir hesap ver bakalım' derler mi” diye düşünse haksız mıdır? ''

KAFFED böyle akıl tutulması içinde olduğu sürece sadece kültürel temsiliyet yapsın. Eğer siyaset yapacaksada bu işi ya öğrensin veya hiç bulaşmasın konulara.!!!!
İbrahim abi bırakın Nurhan hanımda steril yazsın ne çıkar. Yakışıyor ona kendi dili.
ÇERKESYAYA SELAMLAR

08 Haziran 2011 Çarşamba Saat 20:27
İsmail Gürkan Meliş

YAZINIZDAKI INSANI ONURLANDIRAN GUZEL DUYGU VE DUSUNCELERINIZE KIZIM SETENEY\\\'IN NEZDINDE,HALKIMIZA VE ADIĞE'LIGE AIT OLMAYA CALISAN SAHSIM VE HER BIR BIREYIMIZ,GENC NESLIMIZ ADINA COK TESEKKUR EDER,SETENEY'LERIN BIR FILIZ GIBI GUN BE GUN COGALMASI UMUDU VE DILEGIYLE SEVGI VE SAYGILARIMI SUNARIM NURHAN HANIM...

05 Haziran 2011 Pazar Saat 00:02
Tsey İbrahim

O küçük kız KAFFED den daha cesur bilmelisiniz...
Niyemi??
Çünkü ne istediğini biliyor.
Elinde taşıdığı kartonda yazan şeyi sorun ona size bir güzel açıklayacağına adım gibi eminim.
Yahu Dünyada ilk defa bir ülke Çerkes soykırımını tanıdı kendini Çerkeslerin temsilcisi konumunda olan kurumdan fırça yedi.
Bunada insanlar sessiz kalıyor. KAFFEDin sitesinde koca koca adamlar yazı yazıyoruz diye soykırımı tanıyan ülkeyi eleştiriyor.
Bu kadarmı kraldan fazla kralcı olunur.
Allah bunlara akıl fikir ihsan eyleyinceye kadar yerine nöbetçi akıllı birilerini göndersin.
Kube Nurhan hanım bu konularada deyinin lütfen.
Size sitemim fazla steril yazıyorsunuz.
Çerkesyaya selamlar.

04 Haziran 2011 Cumartesi Saat 23:17
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net