Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Nurhan Fidan
"Kafkas Tebeşir Dairesinde" Adını Arayan Halk
04 Ağustos 2011 Perşembe Saat 00:18

"Fransız devrimini Almanya’ya ithal etmek isteyen sosyalistler, Fransız halkını da birlikte ithal etmeyi unutmuşlardı’’

Karl  Marx

***

‘’Kafkas Tebeşir Dairesi’’ epik tiyatronun yaratıcısı Alman tiyatro yönetmeni ve yazarı Bertolt Brecht’in uzun bir oyunu. Oyunda, Nazi Almanya'sı döneminde, Führer'in işgalci ordularının Gürcistan’a göz dikmesi, yerel halkında bu işgale direnişi ve sonrası anlatılır. Brecht’in altı perdelik diyalektik oyunu, dönemin Almanya’sına meydan okuyan marksist sanat kuramcısının eski - yeni vefalı seyircileri için en fiyakalı olanıdır kuşkusuz. Seyrettiğim zamanlarda ilgimi çeken ve beni şaşırtan şey, epik tiyatronun izleyiciyi oyunun içine alan kurgusuydu. Dolayısıyla oyunun konusundan çok, içerdiği hareket duygusuna odaklanmış olmam, diyalektik tiyatroya yeterince konsantre olamamakla açıklanabilir belki de.

Brecht tiyatrosunun keskin toplumsal içerikli teması, bugünden geriye bakınca evrensel dünyanın neresinde duruyor veya öne sürdüğü kavramları yeniden anlamak, üzerine düşünebilmek için belki de yeni argümanlara mı ihtiyacımız var? Eminim ki sanatsal konuların kritik edildiği türlü çeşit platformlarda bu konular üzerine kafa yoranlar fazlasıyla vardır. Bizde müteveffa marksist şair, tiyatrocu ve oyun yazarı B.Brecht’i anlayan- anlamayan herkesi selamlayıp geçelim.

***

21.yüzyılı sürdüğümüz bu zamanlarda adını arayan halk olur mu diyen üçüncü şahıslara biraz hak versem de, söz konusu Çerkesler ise olur. Zira bizim bu tuhaf ve anlaşılmaz adlandırma sorunumuzu doğru şekliyle tanımlayıp, türlü çeşit anaforlarından sonra gündemden çekebilmeyi başarmamız, en azından üçüncü şahısların aklını karıştırmamak adına, en hayırlı hizmet olur. Yoksa kimilerinin ve bazen benim bile tasalandığım bu adlandırma sorunu, sonsuza dek Çerkes gündemini işgal etmez, etmemelidir de. Bazen TV de ender Çerkes temalı programlarda bile zavallı spikerlerin aklını karıştıran, Kafkas-Çerkes-Abhaz-Çeçen sarmalının içinden çıkamayan program konuklarını gördükçe, onların neden bu kadar müşkül durumda kaldıklarına şaşarım.

Acaba çok mu zor, Türkiye diasporasında sürgün sonrası tarihte bize ortak tanım olarak yakıştırılmış olan Çerkes isminin aslında Adıgeleri karşıladığı, diğer halklarında Dünyada tanınan isimleri olduğu ve bu isimlerinde nur topu gibi devletleri tarafından gururla taşındığını söylemek? Çerkescenin Adıgece olduğunu, Çeçen dilinin Çeçenlere ait ayrı bir dil olduğunu, Abhazcanın Abhazlara ait ayrı bir dil olduğunu v.b söylemek çok mu zor. Bence zor değil. Gerçeği deforme etmeye çalışıp türlü çeşit illüzyonlar yaratmak bundan daha mı kolay ?  

Yeni sürüm  Çerkes tanımı : Eski geleneksel adıyla  Ankara Kafkas derneği, yeni adıyla Ankara Çerkes derneği çevresindeki  yadigar  mutad zevatın son sürümü olan Çerkes tanımı ise tam evlere şenlik. Kısa süre öncesine kadar Kafkas tanımında ısrarcı olup Abhaz-Adıge kardeşliği eksenine oturtmaya çalıştıkları Çerkes tanımından birdenbire çark ederek, Asetin ve Çeçenleride oyuna (!) dahil etmek istemeleri ne ile açıklanabilir? Durum komedisini aratmayacak repliklerle anlatmaya çalıştıkları tüzük v.s gibi teknik söylemler, bırakın muhatabını ikna etmeyi, kendilerini dahi ikna etmeye yetecek bir argümana yaslanmıyor maalesef. Peki, Ankara Xase nin Çerkes tanımını ‘’sentetik kardeşlik’’ ekseninde dizayn etmeyi kendine görev addetmiş müesses şahsiyetleri bunu neden yapıyor? Aslında bunun birden fazla nedeni olabilir.

Çerkes=Adıge tanımının bilimsel-siyasi dayanaklarının çoğaldığını ve kabul görmeye başlayıp meşrulaştığını farkeden gözler, elbette ki bunu provokatif bir çalımla evriltmenin hesabını yapabilecek zekaya da sahiptir. ‘’Bu memlekete komünizm gelecekse, onuda icap ederse bir getiririz’’ diyen zihniyet den intihalle, ‘’Bu diasporaya Çerkes derneği lazımsa onuda biz tanımlarız ve bir tüzük uydurup sizi de böyle çalımlarız’’ diyerek, şahane ataklarını hayata geçirmek istemiş olabilirler. Çerkes derneği diye ısrar edenleri bu cingöz atakla berteraf ettiklerini düşünen müesses insanlarımızın unuttuğu şey ise, gerçeklerin inatçı olduğudur.

Yaratılmaya çalışılan ikinci bir tanımsal illüzyon ise ‘’kültür kimlikçiliği’’ adı altında piyasaya sürülmeye uğraşılan, stepne olarak da globalleşme-küreselleşme lafazanlıklarının iştahla kullanıldığı transnational kimlik adreslemeleridir ki, mazallah insan herhangi bir halktan olduğunu söylemeyi bile başaramayabilir bunca küresel atak karşısında. Bu atakların etkisi ile sanırsınız ki, mütevazı Çerkes halkı kendi ülkesinde ezici çoğunluk olarak yaşayan emperyal bir güç olmuş, yanındaki yöresindeki bütün halklara baskı uygulamakta, onları tek bir milliyet etrafında bir araya gelmeye zorlamaktadır. Oysa Dünyada ‘’tutunamamış halklar’’ olimpiyatı yapılsa, Çerkesler altın madalyayı kıl payı kaçırsa bile en kötü ihtimalle gümüş madalya sahibi olabilir. Sanırım ‘’kültür kimlikçiliği’’ lafzı, bu halkın başına bilerek veya bilmeyerek çorap örmek için, fiyakalı akademisyenlik ünvanları eşliğinde bir zaman daha söylenegelecek.

Velhasılı, farklı inançlar, beklentiler, kayıplar, menfaatler, kazançlar, umutlar herkesin diğeri ile olan ittifakına mani olabilir, bunun yerine benzer ideallere sahip insanların ittifakı Çerkes dünyası için daha gerçekçi galiba. Bizleri bağlayacak idealin, geçmiş törel değerler bakiyesi değil, ortak gelecek ideali olması gerektiğini düşünenlerin sesi daha fazla çıkmakta artık. Tamda bu yüzden Çerkes tanımı tartışmasını sonlandırmak adına, henüz yan yana gelmemiş namuslu sözcüklerin biraz daha yardımına  ihtiyacımız olduğu aşikar değil mi?   


Bu yazı toplam 5189 defa okundu.





besleney FUAT

Sayın Saim siteyi ve yazarlarını yaklaşık iki aydır takip ediyorum.
Sitenin çizgisi belli Çerkeslerin anavatanda uluslaşmaları ve daha haklı bir çok argüman. Yazarları ve yorumcularıda ortalamanın üstünde.
Bunun dışında birde KF sayfasını takip ediyorum. Tabi onların çizgileri de farklı. Bu arada sizin bakış açılarınızıda yorumlarınızıda merak ve ilgiyle okuyorum. SAYGILAR . SELAMLAR.

11 Ağustos 2011 Perşembe Saat 02:05
saim

Selamlar Fuat bey.Hep diyorum ya her şey kendimce ve bence.Sadece aranızda böyle düşünenlerde var demek amacım. Dediklerinize karşı değilim. Nurhan hanımada sert bir muhalif olmadım aslında.
Selamlar

10 Ağustos 2011 Çarşamba Saat 20:26
besleney FUAT

Merhaba saim bey,Tutunamamış halklar derken halkların kendisine bir fatura çıkarıldığını sanmıyorum yazıda. aslında buna yaşayamama da diyebiliriz. uluslaşmasını tamamlayamamış, ortak toplumsal algıdan kopmuş, geleneğe eklemlenememiş dışarıya ise entegre olamamış her halkda tutunamamışlık vucut bulmazmı?

saygıyla.

10 Ağustos 2011 Çarşamba Saat 17:05
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net