Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Nurhan Fidan
ANKARA GÜNLÜĞÜ
09 Aralık 2011 Cuma Saat 22:37

09/12/2011

Şakül kayarsa siluet bozulur… (bir duvarcı deyişi)

****
Geçtiğimiz hafta sonu KAFFED genel kurulu seçimleri hasebiyle Ankara şehrinin gri ve statik havasında Türkiyenin dört bir tarafından gelmiş ‘’ tasalı Çerkesler’’in arasına bizlerde katılmıştık. (bknz: Çerkesya yurtseverleri). İki güne yayılmış ve oldukça eksiksiz hazırlanmış organizasyon adına yöneticileri tebrik etmek icap eder. Ancak organizasyonun teknik anlamda başarılı olması, Çerkes halkı adına başarılı olduğu anlamına gelmiyor elbette. Zira KAFFED in tanımlanmamış ve Çerkesler adına muğlak kalmış tarafı bu kongreyle bir kez daha teyid edilmiş oldu.

Birinci günü TES-İŞ toplantı salonunun bir kısmını ancak doldurabilmiş Çerkes milletinin insanları heyecanlı ve anaforlu bir forum beklentisi içindeydi sanki. Fakat bu heyecanlı forumun kimlerden beklendiği konusu bir yana, eğer teatral bir forum kurgusu yapılmadıysa, katılımcılardan bu beklentiyi karşılayacak bir aktivist grup göze çarpmıyordu. Ve salonun genel havasını 50 yaş grubu tayin etmekteydi. Çerkes gençlerini kendi iletişim ağları ve enformal gruplarından iki günlüğüne de olsa koparmak sanırım mümkün olmamıştı. Öyle anlaşılıyor ki, KAFFED genel kurullarının, bağımsız çevrelerden Çerkes gençlerinin avdet edeceği bir yer haline gelmesi bu formatıyla zor gözüküyor.

ÇY'nin bildirisi sitemizden de yayınladığımız haliyle kongrenin birinci günün de yapılan istişare toplantısının programı dahilinde okundu. Sanırım biz dördüncü veya beşinci konuşmacıydık. Metnimiz son derece transparant ifadeler içeren haliyle, değerli katılımcılar tarafından hatırı sayılır bir iltifata mazhar oldu. Almanya’dan gelen Sayın Ömer Tamzok ve Sayın Ehsan Saleh thamateler hiç yüksünmeden, içtenlikle tebrik ve teşekkürlerini ilettiler. Sağolsunlar. Ayrıca aynı yöne doğru baktığımız katılımcıların umduğumdan da fazla ilgi göstermesi ve salona dağıttığımız konuşma metinlerimizi dikkatle okumaları, yüreğimi büyüttü. Ve şuna inandım ki, Çerkesler-Adıgeler kendilerini tarifleyen, Çerkesya adına söz sözleyenleri dikkatle takip ediyor, aitlik ve sahiplik duyguları gelişiyor, ancak belirsizlikten beslenen kimi çevrelerin de sıkı markajı olanca ağırlığı ile hissediliyor.

‘’Aman toplum yanlış bir yere kaymasın’’ telaşında olan bu sıkı markaj severler, ÇY'nin bildirisini okumamız sonrasında, savunma mekanizmalarının ve hamasetin sınırlarını zorlayacak performanslar sergiledi. Özellikle saygıdeğer Sakarya Derneği Başkanı'nın ÇY'ni işaret ederek ‘’benim eşim Çerkes, şimdi siz bana eşini boşa mı diyorsunuz’’? diyerek infial göstermesi oldukça tuhaf ve enteresan bir kurguydu. Böylesi kurgular iki gün boyunca ÇY'ni işaret ederek ve enflasyonist bir şekilde kimi değerli katılımcılar tarafından mütemadiyen tekrarlandı. Öte yandan KAFFED genel başkanlığına aday olarak kürsüye gelen sayın Yalçın Karadaş’ın, kendi programından ve yol haritasından söz edeceği yerde bize dönerek ’’ırkçılık kötü bir şeydir Nurhan kardeşim’’ diyerek yaptığı işaretleme, inşallah kendisine seçim propagandası adına faydalı olmuştur. Ne diyelim.

****

Gelelim ikinci güne; TES-İŞ salonunda ki ikinci gün misafirliğimiz, salonun doluluğu ve ınter aktiv havanın alenen hissedilmesi açısından kayda değerdi. Cumartesi günü yani fikirlerin ve münazaraların yapıldığı zamanda neredeyse ortada gözükmeyen Ankaralı gençler şimdi buradaydı. Organizasyonda teknik anlamda çalışmayı onlara yeterli gören ‘’nahıj’’ zihniyetine teslim olmayıp, bir önceki gün de Çerkes ulusal siyaseti adına düşünce belirtmelerini sahiden isterdim. Bir daha ki sefere umuyorum ki fikirlerini de duymak mümkün olsun.


Bir gün öncesi yeniden Çerkesleşme havası aldığım genel kurul, ikinci gününde adeta başka bir forma girmişti. Delegeler Kafkasya diye söze başlar olmuştu, daha dün Adıge- Çerkes ulusunun örgütlenmesini savunan Anadolu dernekleri temsilcilerinin şiddetli bir Kafkasya tutkunuymuşçasına konuşmalar yapmalarına şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Bursa Çerkes derneğinin KAFFED adının Çerkes Dernekleri Federasyonu olarak değişmesini teklif eden önergesi, sürprizli salonda 13 oya karşı oy çokluğu ile reddedilmişti. Kongre havasının bu kadar değişmesi karşısında aklıma gelen şu oldu; Kendi tanımını telaffuz etmekten korkar olmuş ve bunu en üst kurumuna isim olarak vermekten kaçınan temsilcileri hangi güç etkilemiş olabilirdi ki? Bendeniz tam bunları düşünürken ve rutin anti Çerkesci konuşmalar salonda uçuşurken saygıdeğer bir hanımın öfkeli ve reaksiyonel sesinden duyduğum şu cümleler daha da cüretkardı.
‘’Çerkesce diye bir dil yoktur’’ ‘’Çerkes halkı diye bir halk yoktur’’, bu cümleler sonrası ÇY'nin oturduğu yerden ‘’yuh artık! Bu kadarda olmaz’’ nidaları yükseldi ve elbette en çok da benden yükseldi. Ulusal inkarcılık tarifi nasıldır bilmiyorum ama, sanırım böyle cümleler kurabilmek, bu önermeyi söyleyen herkesi tarife epeyce yakınlaştırır. Kimi sosyal paylaşım ağlarında ve ev ödevi formatında ki köşe yazılarında, yukarıda ki tepki kelimelerimizi abartılı ve doz aşımı gören zihniyete şu soruları sormak hakkımızdır;

Ne zamandan beri Çerkes halkını inkar etmek için kürsülere çıkar oldunuz?
Ve ne zaman formatlarınız Çerkes halkına karşı bu kadar provokatif hale geldi?
Bu sözlerin tepki görmediği bir kongrenin, kalplerde hükmen mağlup sayılacağını hesaplayamıyor musunuz?

Çerkes halkına karşı olan hiddeti ve yok saymayı herkesin sus pus dinleyeceğini mi düşünüyordunuz?
Bu halkın fiili örgütsüzlüğü ve yalnızlığımı bu sözleri söylemeye sizleri hevesli kılan?
Yoksa ‘’Kafkas kardeşliği’’ uğruna Çerkes halkını yok saymayı mesai adinmiş çevreler mi istedi öfkeli ve siparişli konuşmanızı?

Lütfedilmiş platformlardan ajitatör ve reaksiyonel bir tepkiyle bağırdığınız Çerkesler, bu öfkeyi hak etmek için size ne yaptı?

****
Son KAFFED kongresinde Çerkes halkı bir kere daha yok sayılmıştır maalesef. Bugün değerli arkadaşımız sayın Tegulan Yakup’un Kaberdey-Balkar cumhuriyetinde çıkan Adıge Psatle gazetesinde gördüğü ve telefon konuşmamızda bana aktardığı anekdot düşünmeye değerdi. Adıge Psatle gazetesi nin KAFFED gene kurulu haber başlığı şöyleydi; ‘’4 Aralık 2011 de Türkiyede ki Adıge-Xaselerin genel kurulu yapılmıştır’’ Ortada battal bir aldatmaca var ve bu aldatmacayı yaratanlar, Çerkes halkının yüzüne bakarken acaba ne düşünüyor?

NOT: Genel kurulda yukarıda anlattığım olay esnasında konuşmacı hanımın kardeşi olduğunu sonradan öğrendiğimiz ve ön sıramızda oturan bir katılımcı, hızla arkaya dönerek darp etmeye yeltenmiş, ancak yanında oturan beyefendi tarafından bu girişimi engellenmiştir. Olayı ‘’mikro milliyetçilerin’’ kongreyi provake etmek amacıyla kurguladıklarını yazan çizen ve bu yönde dezenformasyon çalışması yapan mutad zevatı vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum. Zira organize bir dezenformasyon çalışmasını engelleyebilmek gibi bir kudretim yoktur.

Son günlerde beni arayıp olayın gerçekliğini duymak isteyenleri ve konunun hassasiyeti dolayısıyla üzüntülerini bildiren herkesi sevgi ve saygıyla selamlarım.


Bu yazı toplam 7237 defa okundu.





Adiqe Semir CEYLAN

Bir Çerkes Genci Olarak; ( Bjedug Gizem-Bursa ) Arkadaşımın dediklerine sonuna kadar katılıyorum.

Bugune kadar hiç bir yapmamış büyüklerimiz artık gençlerin önünden çekilsin ve gençlerin taleplerini dinlesin. Söz gençlerin olmalı artık.

Ayrıca iyi ki orda değildim yoksa o saldırmaya kalkan her kimse çok ağır bir karşı saldırı alırdı.
Bu platformu 'DİNGONUN AHIRI' na çevirenler utansın.

21 Aralık 2011 Çarşamba Saat 15:40
Nusret M. Berkok

Bu kısırdöngü insanı yoruyor..
Her kesimin, “bütün toplumun üzerinde birleşmesi gerektiğine inandığı” kesin, tartışılmaz(!) doğruları var.

Halbuki bu bakış açısının tarifi dogmatizmdir.
"Dogmatizmin doğal ve zorunlu sonucu zorbalıktır, kavgadır, nefrettir!"

Bir kere olsun kendi doğrularına "septik (kuşkucu)" bir gözle bakamamış yığınlarla yaşıyoruz..

Herkes kendi dogmalarını 'kutsanmış ve masum' doğrular sanıyor..

Tabii diğerlerinin 'kutsanmış ve masum' doğruları onun için 'alçaklık ve hainlik' oluyor.

Kutsanan paradigmalar çarpıştıkça deniz her gün biraz daha kabarıyor...

Bu dalgaların herkesi boğacağını anlamaya "dogmatik sloganların şehveti" engel oluyor..

"Deniz dalgalanınca içindekileri sahile atar...
Sahile atılanların ne için denize girdiği kimsenin umrunda değildir artık...
Deniz için onlar sadece çöptür.
Binler, onbinler, milyonlar...
Mez’li, cek’li sloganlara bakmayın.
Tarih buna şahittir..."

Bizde kaotik ve karanlık bir geleceğe doğru ilerlerken boşluğa doğru konuşup duruyoruz..
Tarihe kendi küçük dünyamızın notunu düşmüş oluyoruz sadece!..
Son kez...

20 Aralık 2011 Salı Saat 12:56
tseyilhan koshable

Sn.ozgur bursa,ben yorumlarima yorum yazilsin diye yorum yazmiyorum.Anladigim kadariyla kisa cik yazimdan bir oz cikaramamissiniz. troyamonolit@mail.ru Bu adresten bana yazabilirseniz gerekli cevabi bulacaginizadan eminim.

17 Aralık 2011 Cumartesi Saat 19:38
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net