Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Nurhan Fidan
Faruk Faik Fidan (Babalar Günü Anısına...)
17 Haziran 2012 Pazar Saat 16:30

Babamdı…  

Kube sülalesinin çoğu talihsiz ve yakışıklı erkekleri gibi o da hayatımızda büyük bir boşluk bırakarak dört sene önce aramızdan ayrıldı.  

Çok sevdiği, beraber geçirdikleri ömür boyunca eminim ki bir kere bile tartışmadığı dedem Kube Aslan’ın yanında toprağa verildi.  

Havjukue Latse ve Kube Aslan’ın yedi çocuğundan biri ve en güzel gülüp şarkı söyleyeniydi. Bundan altmış sekiz sene önce doğmuş, tüm yaşıtları gibi çocukluğu ve gençliğinin ilk yılları Yalova-Altınova'nın elli haneli küçük ‘’Abzegh’’ köyünde yani Aktoprak'ta geçti. Diğer erkek kardeşleri arasında köyüyle en yoğun ilişkisi olan kendisiydi. Henüz herkesin hayatta olduğu tasasız çocukluk günlerimizde babaannem Latse'den babam ve amcamların çocukluk hikayelerini dinlerdik. Bu hikayelerden en namlısı, mısır tarlasını kollayıp etrafı kontrol etsin diye gönderildiği araziden çevre köylerden ve tarlanın yanından geçen herkese mısırları dağıtıp dönmesiydi.  

Zaten ömrünün geri kalanında da bu fikirdeydi ve hayatı boyunca mısırları dağıtan o çocuğa hiç ihanet etmeyip onun kadar adil oldu. Babamı ilk defa ‘’bu adam bizim evden gitsin’’ diye ağlayan bana şaşkın ve üzüntülü bakarken hatırlıyorum. İki ablam daha önceki Almanya yolculuklarını iyi bildikleri  için babamın yanında biraz mahcup biraz sevinçli hediyeler arasında otururken, ben elbette hatırlamadığım bu yabancı adamın artık bizim evden gitmesi gerektiğine inanıyordum. Bu ağlama faslı babamın içine işlemiş olacaktı ki, daha sonraki yıllarda ‘’sen beni tanımadığın için geri dönmeye o an karar vermiştim’’ derdi. Hayal meyal hatırladığım bu reddetme durumu belki de ailemizin kaderini değiştirmiş, bizim Almanya ya yerleşmemizi değil, babamın bize geri dönmesini sağlamıştı. 

***** 

En küçük amcam haricinde üç erkek kardeş, Almanya'da hatırı sayılır bir süre aynı şehirde beraber yaşayıp çalıştılar. O günlere ait fotoğraflarından bir tanesi öyle şahanedir ki, yaratıcı bir senarist sadece o fotoğrafı okuyarak bir film senaryosu bile yazabilir. Yalova’nın elli haneli bir Çerkes köyünden çıkıp Almanya-Manheim’da ki bulvar kafelerinde bira içip sohbet eden ve buna hiç yabancı değillermiş gibi duran resimdeki bu insanlar amcamlar ve babamdı. Fellini filmlerinin yakışıklı aktörleri gibiydiler. Kimse bu fotoğrafa bakıp kaygısız gibi duran bu genç adamların bu ülkeye para biriktirmeye gelmiş işçiler olduğuna inanamazdı. O kadar tasasız ve mutlu görünüyorlardı ki, o ülkeyi gezmeye gelmiş havalı İtalyan turistler gibiydiler.  

O fotoğrafları seneler sonra babama gösterip, yabancı bir ülkede oldukça ağır işler yapmalarına karşı nasıl bu kadar mutlu göründüklerini sorduğumda, ‘’kızım biz oraya hasbelkader davetle giden işçilerdik, Almanlar bizi şehir orkestralarıyla karşılamışlardı, şimdikiler gibi kapıdan bacadan kovularak zorla oraya gitmiş değildik’’ demişti. Bu kadar basitti işte, her iki tarafında halinden memnun olduğu zamanlardı, bir taraf davetli olmanın özgüvenindeydi ve mutluydu. Diğer tarafda kudretli bir ev sahibi olarak insancıl, zarif ve mesafeliydi. 

*****

Hayatı oldukça konforluydu üstüne titreyen üç kızı ve köyünün bir üst mahallesinden iki kere kaçırmakla (elbette zorla değil, dedemin inatçılığından) ancak evlenebildiği sevgili annem ve torunlarıyla mutluydu.  

Annemle evlilikleri sırasında sorun çıkarıp kendisini üzdüğüne inandığı dedemle daha sonraları hiç konuşmadılar. Bu konuşmama ritüelini çocukken çok merak eder, türlü hınzırlıklarla onları karşılaştırmaya çalışır, dünyalarını dar ederdim. Bu sırada düştükleri zor durum bir yana, hiç birinde konuşturmayı başaramazdım. Onlardan hiçbir tepki görmez, fakat annemin durumu fark edip beni azarlaması ve iki üç gün istediğim giysiyi giyememe cezası almam her seferinde tekrarlanırdı. 

Onu hayattaki gerçek ve can sıkıcı konular hiç ilgilendirmez, yaşamın tasasız tarafından gülümsemeyi yeğlerdi. Bu duruşuyla bazen yakın çevresini sıkıntılara düşürse de beraber vakit geçirdiği herkes için hayat dolu ve eğlenceli bir arkadaştı. İletişim sorunu hemen hiç yoktu, tanıştığı herkes onu koşulsuz severdi. 
Hayatında ne kendisine nede başkasına ihtiyacı olmayacak güçlü kadınlar yetiştirmiş, onlar hayatın gerçekleri ve sorunlarıyla uğraşırken kendisi tatlı bir sergüzeştlikle yaşamayı başarmıştı. Annemin bir türlü kurtulamadığı o ağır gerçeklik duygusuna karşı, babam hayatı tatlı manevralar ve keyiflerle doldurdu. ‘’Mektebin Bacaları’’ türküsünü Nuri Sesigüzel'den dinlemeyi sever, Emel Sayın'a ‘’Kaşenim’’ derdi. Evlilikleri boyunca annem hayatın hep gerçek tarafında, o ise hep spiritüel tarafında oldu ve elbette ki daha mutlu.  

Hayatının son on senesini klasik bir Adige tasasızlığı ile yaşadı. Son dönemlerinde yaşını soranlara ‘’on sekiz’’ sağlığını soranlara ‘’turp gibiyim’’ diyerek. Torunları, yeğenleri, tüm akrabaları ve tanıyan herkes tarafından çok sevilerek.  Bayramlar da evi dolup taşarak. O hayatındaki hemen herkesi tek tek biriktirmişti ve son zamanlarda bunun rahatlığını ve keyfini sürerek yaşamıştı.  

Vefatından birkaç gün önce ofise uğramıştı, orada karşılaştığı restoran işletmecisi bir arkadaşımla sohbet etmişler,  o da babamı ve beni işletmesine davet etmişti. Hemen o akşam gidelim istedi. Bense birkaç gün sonra beraber gidebileceğimizi söyledim.     

O yemeğe gidemedik. 

Hayatımızda önemli yeri olan sevdiklerimiz için ‘’müsait zaman’’ ve ‘’yarın’’ kelimelerini hayatımızdan çıkarmamız gerektiğini artık iyi biliyorum. Belki de yarının hiç olmayacağını bildiğim içindir kim bilir?  

Güzel gülüşlü, delikanlı babam seni hep özleyeceğiz...
 
Not: Bu yazı ‘’öksüzlüğün yaşı yoktur’’ diyen Çetin Altan'a atfen ve hangi yaşta olursa olsun artık babası olmayanlara ithaftır.


Bu yazı toplam 4984 defa okundu.





Serpil Çetin

Rahmetli babamla ilgili yazı yazmaya özendirdiniz benide.
Bir baba bu kadar steril ve samimi anlatılır. Yüreğinize sağlık.

19 Haziran 2012 Salı Saat 15:06
Meretko Cüneyt Özen

Faik amcam adam gibi adamdı...

18 Haziran 2012 Pazartesi Saat 19:50
Karden

Çok etkileyici bir anlatım, çok anlamlı olmuş babalar gününde.

18 Haziran 2012 Pazartesi Saat 09:04
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net