Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Nurhan Fidan
VARLIĞIM ‘’KARDEŞ HALKLARA’’ ARMAĞAN OLSUN!
02 Kasım 2012 Cuma Saat 02:18

Yazının mana ve ehemmiyeti ile hiç alakası olmayan bir hicazkar şarkı;  "Mani oluyor halimi takrire hicabım / Üzme, yetişir firakınla harabım / Mahvoldu sükunum beni terk eyledi habım…"  
Kemani Tatyos Efendi

****

Türkiye de yaşıyoruz. Hem de öyle Nazilli de falan değil İstanbul’un da. Temponun, kalabalığın, eğlencenin, tasanın,  sevmenin, itişmenin  v.b her şeyin enflasyonist olduğu yerde.  Gündelik hayattan memnunuz, zira yavaş şehirlerin ne menem bir şey olduğunu tecrübe etmediğimizden, yoksa öyle müstesna hayatlar falan yaşadığımızdan değil. Başka türlüsünü bilmiyoruzda ondan. İstanbul’a küsüp ege kasabalarına yerleşen, akabinde orada da hafakanlar basıp tekrar şehr-i İstanbul’a avdet eden literatür entelijansiyalarından öğrendiğimiz tek çıkarım ‘’durduğun yerde dur’’ oldu galiba. Durduğun yerde durmanın bir sürü çolak tarafı olmasına karşın bir konforu da yok değil hani. İstanbul’un insana verdiği sonsuz özgürlük duygusu, bilebilirlik + yapabilirlik hissi, bizi her şey ve herkes hakkında ahkam kesmeye özendiriyor. İtiraf edeyim ben özenenlerdenim. Nazilli de yaşasaydım özenir miydim, bilmiyorum. 

Öncelikle Türkiye ismindeki bu ülkede, bayram sonrası aksiyonlar itibarıyla şahsi kesitlerimi alta alta dizeyim; Sukünetli ve mütedeyyin kodlarla dolu bayram günlerinin finalinin 29 Ekim Cumhuriyet bayramına tekabül etmesi hasebiyle hareketli günler geçirdik. Ülkeyi yöneten erkle  (kendisi Ak parti diye anılıyor) olması gereken alanlarda boy-pos yarışına girmeyip, 29 Ekim sabahına mağdur olarak uyanmak isteyen insanların çabalarına sahiden şapka çıkarmak ve hatta 1 dakikalık saygı duruşunda bulunmak icap eder. Zira planlı, programlı yapay bunalım ve yapay gündem nasıl oluşturulur diye düşünüp işi gücü bu olan komplo teorisyenlerine nal toplatır cinsten aksiyonlara imza attılar. Bir ülkede rejim bayramı kutlamaları muhalefet partisinin ve dahi taraftarlarının asli görevi midir? Veya halkı yönetme şekli olan rejim isminin gerekli gereksiz her yere sokuşturulmasının kime ne faydası var?  

Kibirli -elitist ve kendilerinin yaratmadığı her şeyden-herkesten endişe duyan sözde Cumhuriyet nöbetçileri, sıradan insanların mahşeri vicdanlarını sızlatamadılar kusura bakmasınlar. Mesela benim hiç sızlamadı. Mağdur ve haklı olmak öyle sokak tiyatrosu ile olsa keşke. Öte yandan ‘’iktidar olan muktedir olur’’ lafını dilinden düşürmeyen iktidar sihirbazları, Cumhuriyet bayramında yürümek isteyen masum Türkiyelileri de engellemeye çalışarak meşruiyetine halel getirdi, gazası mübarek olsun. Madem her şeye muktedir olunduğu düşünülüyorsa, bütün yürüyenler ve yürümeyenler için ‘’adil ol’’ olsun bitsin. 

Sonuç: Mağluplaşamayan ve itiştikleri de yanlarına kar kalan erkek lisesi müsabakalarını aratmayan resimler. Babaannem Latse’nin aksine konuşmayı pek sevmeyen, kısa tespitlerle muhabbet eden dedem Kube Arslan yaşasaydı eminim şöyle derdi; ‘’Sı zıwujı yıtxer, sıd ya’e e’hağer ?’’  ‘’Neyin peşindeler, ne geçti ellerine?’’ Bir bildikleri vardır diye geçelim. Onları geçelim geçmesine de bizim müstesna Çerkes milletinin bazı değerli şahsiyetlerinin, sıkı Kemalist formatında öfkeli Cumhuriyetseverler olarak sosyal medyaya  arz-ı endam etmeleri,  çifte ironi dalında Oscar’a aday  olacak cinsten.

Cemaatci Çerkesler, cemaatsiz Çerkesler, demokrat Çerkesler, özgür Çerkesler, özgün Çerkesler, yoksun Çerkesler, anti emperyalist Çerkesler, kapitalist Çerkesler, Dalai Lama sever Çerkesler  v.b  ama illaki belirtili tamlamalar eşliğinde ve çift kimlikli olarak. Ve son olarak da Kuvay-i milliye ruhunu 2012 yılına taşıyabilmiş Kemalist Çerkesler.  Buyrun panayıra başka artıran yok mu?

Türkiye Çerkeslerinin kendilerine ait gündeminde neler vardı bakalım; KAFFED adıyla bilinen müstesna kurumumuzun saygıdeğer delegasyonu, yine çok değerli güzide bir başka Çerkes örgütlenmesi olan Dünya Çerkes Birliği genel kuruluna katıldı. Kurulda tek ve biricik icraatı da daha önce kendi istekleri ile DÇB den ayrılan Abhaz örgütlenmelerinin yeniden DÇB bünyesine alınması için verdikleri önerge oldu. Türkiye diye anılan bir ülkeden DÇB -Dunayapso Adıge Khase (bence bu iki ismi beraber kullanmak artık zorunlu olmaktadır) teşkilatına giden delegelerin, yine Türkiyeye özgü oluşturmaya çalıştıkları Abhaz+Adıge = Çerkes (diğer Kafkas bileşenleri ne ara bu tanımdan dışarıda kaldılar bilmiyoruz) ulusu rüyaları son bir gayretle DÇB ye tasdik ettirilmeye çalışıldı öyle anlaşılıyor ki. Ancak eksik gediklerine, ve majör arızalarına rağmen DÇB henüz ve son tahlilde bir Çerkes (Adıge) örgütlenmesi olması hasebiyle bu tuhaf önerge gündeme dahi alınmamış. Ve diplomatik bir dilde temenniler skalasında kalmış. Kısaca argo nam diliyle ‘’olur görürsek söyleriz’’ demişler.

Peki her yeri Türkiye coğrafyası zanneden ve örgütsel reflekslerini de buna göre formatlayan ve bu önergeyi veren değerli KAFFED delegelerine ne demeli? DÇB nin üst yapıda RF tarafından manipüle edilen bir yapı olması mı size bu türden tuhaflıklar yapmaya yönelten? Çerkes halkının özellikle bu dönemlerde onlarca yakıcı meselesi üst üste yığılmış dururken en acil gördüğünüz gündem bu muydu?  

Ancak üst yapıda ne kadar manipülasyona açık olursa olsun DÇB de yine de Çerkes kalabilmiş delegeler oluyor herhalde ki, bu türden tuhaflıklar iltifat görmemiş. Veya  RF bile yalandan da olsa bu örgütün bir Çerkes teşkilatı görüntüsünde kalmasına şimdilik cevaz veriyor. Her ne oluyorsa oluyor ancak bilinen bir şey var ki, o da biricik KAFFED mizin elinden gelse kardeşlik duyguları aşkına önüne gelen her ‘’kardeş’’ karşında bu millete diz çöktürme sevdasıdır. Bu sevda öyle güçlü bir sevda ki, kime faydası olduğu bunca meçhulken ve dahi kimse bu karşılıksız aşktan memnun değilken, adeta gözü kara arabesk bir aşık gibi olur olmaz zamanlarda intihar pikeleri düzenliyor sevdiklerinin dikkatini çekmek uğruna. Ne diyelim gazaları mübarek olsun. Allah onları utandırmasın. Ancak wuneut (köle) yapılmak da ısrarlı davranılan bizim Çerkes milleti bile bu kurgulara uyanma evresinde üst basamaklara hızla tırmanıyor ve görünen o ki, artık ‘’ varlığım kardeş halklara armağan olsun’’ demiyor.


Bu yazı toplam 5375 defa okundu.





Yılmaz Özcan

Mükemmel bir makale. Yazarı kutluyorum. 15.04.2014 Yılmaz Özcan

15 Nisan 2014 Salı Saat 02:43
Faruk Yılmaz

Bu ülkede rotası beli olmayan amacı belli olmayan tek halk var oda bizleriz..
YANİ Adige HALKI Veya birilerinin tabiri ile (ÇERKESLER)

25 Ocak 2013 Cuma Saat 10:41
k'uek'ue caner

varlığım Çerkes varlığına armağan olsun..

16 Kasım 2012 Cuma Saat 02:08
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net