Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Nurhan Fidan
MUKTEDİRİN YANLIŞ SINAMA ADRESİ:TAKSİM–GEZİ PARKI
02 Haziran 2013 Pazar Saat 23:12

‘’Gökkubbenin altında büyük bir keşmekeş var ve vaziyet harika!"

Mao Zedung

****

Gezi parkı bir orta Anadolu şehri olan Kırşehirde olsaydı hiç sıkıntı yaşanmazdı. Şehri idare eden büyükşehir belediyesi emri verir, ağaçlar kesilir ve kentin mülki amirleri, ileri gelenleri ve de bilumum mutad zevatın oluşturacağı şehir protokolü tarafından törenle kasaba müteahhidine teslim edilir olur biterdi. İşbilir müteahhit de uygulanacak projeyi zamanında ve olabildiğince yolsuzluk denemeleri eşliğinde tamamlayarak yine aynı şehir protokolüne açılışı yaptırma raconunu kimseye kaptırmazdı muhtemelen. Ancak Gezi parkı Kırşehirde değil de, ülkenin en kalabalık, en kozmopolit, en şahane ve en belalı metropolü olan İstanbul’da ise işler değişiyor elbette.

İstanbul şehrinde yaşayan hemen her kesimden insanın ortak mekanı olan Taksim’in simgelerinden bir parkın, ülkeyi yöneten nobran zihniyet ile geriye kalanların amansız kapışma simgesi olacağını ve birikmiş kolektif öfkenin buradan patlayacağını herhalde taraflar bile öngörmemiştir. Halka karşı muhtelif alanlarda küstahlaşmayı çoğulcu demokrasi anlayışı sayan tüm muktedirlerin çarpacağı tesadüf duvarının bu seferki adresi Gezi Parkı oldu, yarına ise Allah kerim. Ülkeyi yönetenler yeni Osmanlı refleksi diye yutturmaya çalıştıkları eklektik ve sürrealist karmaşayı her konuya eklemlemeye çalışarak fetihçi zihniyete doğru hızla evrilirken, böylesi sakarlıkların son olmayacağı da aşikar.

Konunun öznesi itibarıyla (bknz: kendi halinde öylece orada duran Gezi Parkı) bu derece gürültü çıkaracak muhalif bir ortak alana dönüşeceğini hesaplamamış olanlar toplumsal maharetlerini bir kez daha gözden geçirmeli. Ülkeyi demokrasiye götürme iddiasında farklı çevrelerden ciddi toplumsal destek bulmuş iktidarın, bu yoldan çark edip kentleri ve içinde yaşayan insanları istilacı-müteahhit zihniyete teslim edemeyeceği sınanmış oldu. Bence bu sınama sonunda hem muktedir erkin hem de müesses nizamın öğrendiği en steril çıkarım; sivil kentliliğin gücünün İstanbul’da rüştünü ispat ettiğidir.

Kendisini toplumsal olayları tarihe not düşmekle görevli addeden Vak'a-nüvisler ne yazar bilmem ama, çevreci ve meşruiyeti sorgulanamayacak pasif direnişten nur topu gibi bir kaos yaratmayı başaran siyasi erki sakat demokrasi anlayışından ötürü yuhalamak suç falan sayılmamalı.

Her olumsuz toplumsal olayda ‘’çoğunluğun sesi’’ olduğunu hatırlatıp biat dışında ses duymak istemediğini naralar atarak ilan eden bir siyasi lider sorunludur ve yakın çevresi tarafından rehabilite edilmesi icap eder. Her konuda ki meşruiyet çizgisini halkın algısının ve vicdanının belirlediğini unutarak aynı halka ‘’çoğunluğun sesi’’ edebiyatı yapmak çifte ironi olarak dahi sempatik gözükmüyor oysaki. Siyasetin her tür süslü tanımdan azade salt algı yönetimi olduğunu bilen her aklı başında insan şu basit soruyu sormaz mı: Niye toplumu bu kadar gerdiniz ki?

Öte yandan ülkedeki en küçük toplumsal vakada bile enfekte olabilecek gayri meşru eklentilerin ferah feza hazırlanmış bu piyasaya arzı endam etmeleri kimseyi şaşırtmamalı. Birde CHP adıyla maruf muhalefetin yapay cumhuriyet mitingleri v.b ile haklı bir reaksiyonun peşine takılarak yancılığa kalkması ise siyasi bir yutturmaca olarak ‘’ hadi ordan ! ’’ azarlaması eşliğinde köşesine çekilecek gibi görünüyor.

Kürt siyasetinin alanlara inip ‘’omuz omuza dayanışma’’ göstereceğini düşünenler, bu konuda meşru ve haklı olan reaksiyon kadarını olumlayıp ardılı olan nümayişlere katılmayacaklarını ilan eden Kürt politikacılarının temkinli tavırlarını anlamış olmalılar. Bu bağlamda Çerkeslerin sosyal paylaşım merkezlerinde bu olaylar üzerinden yürütülen ve birbirini kırıp dökmeye varan aceleci yarılmaları yeniden gözden geçirmelerinde Çerkes teamülünü tarifleyen ‘’sambır pşan’fay’’ refleksi fena değil gibi duruyor. Her toplumsal konuda kendi örgütlenmelerimizle kolektif tavır geliştirme aşamasına gelmemiş bir halk olarak temkinli ve gözleyici olmak sanırım daha isabetli bir tutum olur.

Not:

Gezi parkı olayının kazananları: Çevreciler, sivil insiyatifçiler, pasif direnişçiler ve parkın bohem müdavimleri.

Gezi parkı olayının kaybedenleri: Ak parti, CHP, Ulusalcı zihniyet, ve irili ufaklı ideolojik alan savunucuları.


Bu yazı toplam 3766 defa okundu.





Mehmet Salih Elveren

Demokrasinin oluşmasını sağlayan, demokrasinin gelişmesini amaçlayan kurum ve oluşumlar aslında birçok siyasi sistemde de mevcuttur.
Her devletin bir anayasaya sahip olması veya her ülkede siyasi parti bulunmasına rağmen yönetim şekilleri olarak isimleri değiştirilir.
Çünkü önemli olan bu kurumlar arasındaki ilişkilerdir.
Her devlete anayasa gerek de, azınlık veya fikir sahiplerinide bir anayasa gerekmez mi?
Çerkesleri de bir arada tutacak xabzedir, ama yaşatılan, canlı ve dinamik bir xabze.
Günün ve dönemin koşullarına uygun olarak xabzede toplumumuzun özgürlük ve toplumsal dayanışması için yeniden yorumlanmalı ve toplumsal dokumuzda yerini almalıdır.

20 Haziran 2013 Perşembe Saat 12:00
khanbolet

Kube Fidan hanım kazanan kaybeden derken erken bilanço çıkarmışsada yazıyı keyifle okudum. Gezi parkı eylemleri insanlara çok şey gösterdi. Mesela geleneksel hiyerarşik örgütlenme ve eylem tarzlarının artık son bulduğunu. Emir komuta silsilesi içinde hareket etme yerine özgürce, bilinçle eyleme katılma eylemin bizatihi öznesi olma. Kendisi için eylemde bulunmak. Bilgi çağının eşitlikçi, özgürlükçü, dayanışmacı ve adaletli yeni toplumuna giden yol bu olacak. Bu yolda hiyerarşik, merkeziyetçi, hegemonik örgüt biçimlerine hangi adla olursa olsun ister sağ ister sol yer olmayacaktır. Taksimde gördüğümüz itiraz modeli yeni toplumun eylemselliğinin örneği olmalıdır.
Site çalışanlarına başarılar dilerim.

15 Haziran 2013 Cumartesi Saat 16:26
Ş'hafit

Nurhan hanım Kırşehirde olsaydı bunca öfke patlaması olmazdı haklısınız.
Kozmopolit ve büyük şehirlerde oluyor her çeşit patlama.
Son paragrafınıza imza atıyorum bende. Çerkesler birbirini paralamasın fazlasıyla.Ama tepkisizde olmasınlar.Toplumdaki tüm bireylerimize ihtiyacımız var.

04 Haziran 2013 Salı Saat 23:24
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net