Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Nurhan Fidan
İYİ - KÖTÜ - ÇİRKiN VE #DİRENÇERKESYA
25 Haziran 2013 Salı Saat 01:29

Alim sultanın sofrasına oturmaz.

Ali Şeriati

Çok yakın bir zamanda hızlı komplo teorisyeni müellifler tarafından yazılıp, adına da muhtemelen ‘’Gezi Olaylarının Perde Arkası’’ denilecek kitaplar piyasaya arz-ı endam edecek ve kuvvetle muhtemel Türkiye’de çok okunanlar listesinden rekor üstüne rekor kıracak. Muhtelif cenahlardan mahir müelliflerin yazacağı kült satırlara şimdiden selam edelim. Öte yandan bu coğrafyada yaşayan her sıradan ölümlü gibi olayların perde arkasına dair kelam edemeyeceğimize göre, hiç olmazsa olayların perde önüne dair şahsi çıkarım hakkımızı kullanalım. Zira sokakta ayağının üstünde yürüyen herkesin gündemle ilgili menfi veya müspet bir analizi var? Toplumda ki orta sınıfın son dönemlerde parklarda ve bahçelerde sadece mangal yapmak için bir araya geldiği düşünülürse, son süreçte doğal forum alanına çevrilen bu mekanlar en kahırlı insanda bile geleceğe dair büyük ve güzel duygular uyanmasına vesile olabilir.

**** 

Gündemin İyisi: 90 nesli, hem de banko. Gençlerin zekasını ve sosyal medyayı küçümseyenler, uzak olmayan bir zamanda kendi zihinlerinde hapsolmayı tecrübe edebilir. Eski tüfeklerin ve konvansiyonel olanı kutsayanların gözünde dahi kendini meşru kılan heterojen hareketin özneleri, hiç kasmadan- kendini önemsemeden mavrayla yaptıkları bu yeni itiraz şeklinden dolayı hemen her kesimden tezahürat gördü. Tezahürat gösterenlerin bir diğer ortaklaştığı konu belki de şuydu; bir ideolojinin parçası olmayan, hiçbir yere ait olmayan bu büyük ve bağımsız reaksiyonu nasıl tavlarız? Hadi tavlayamasak da, onlara nasıl sempatik gelebiliriz? Hadi onu da beceremezsek, o halde bizden tiksinti duymalarını nasıl önleriz? Belki de bu niyet okumalarla abartma hakkımı kullanıyor olsam da, eski toplumsal bölünmelerin veya modası geçmiş kategorizasyonların parçası olmayan bu yeni toplumsal itiraz şekli, uzun süre namlı sosyologları meşgul edebilir.

İyiler sıralamasına devam edelim; bu günlerde politika yapmak için illaki kurumlaşmış bir yapı gerekmediği ve sivil kentliliğin bu parametreleri çoktan aştığını görmek iç açıcı olmadı mı? Bence oldu. Eskiye dair türlü çeşit ideolojik kalıntıların hatırı sayılır manipülasyonlarına yüz vermeden, fakat onları da fazla itip kakmadan ölçülü bir refleksle duracağı yeri gösteren etiketsiz ve post modern toplumsal tavır, yeterince bilgece hatta şaşırtıcıydı. Dolayısıyla sivil itaatsizliği bir miktar küçümseyen kıdemli mutsuz devrimcilerin bile, olan bitenden kahır çıkarması pek mümkün değil. 

Gündemin Kötüsü: Bu kategoriye toplumun üstüne arsızca abanmaya kalkan tüm aktörleri dahil edelim. ‘’İktidar olan muktedir olur’’ lafını dilinden düşürmeyen, monarşi kurallarına teşne olan ve insanların hayatına her alanda maydanoz olma iştahı içindeki bir siyasi erk, sıradan yani partizan olmayan bir vatandaşı nasıl koruyacak? Veya böyle bir tasası olacak mı?

Basit bir hak talebini doğru yönetememiş olmaktan nur topu gibi bir toplumsal galeyanlar yaratabilen zihniyet, bu toplumsal sakarlığın müsebbibini uzaklarda mı aramalı? Bu galeyanın içinde meşru demokratik taleplerin yanında bilinçli senaryolarında devreye girdiğini varsaysak bile, tüm toplumu ahenkle yönetme zorunluluğu bulunan bir siyasi erkin, yine aynı topluma çatma halini meşru kılar mı? 

Bir ülkenin 1 numaralı muktediri, ülkenin geri kalanıyla arasında bir aşk nefret ilişkisi kurabilir mi? Ve istediği olmadığı zaman hırçın / belalı bir aşık gibi diğerlerine kan kusturmayı reva görebilir mi? Bu tuhaf vaziyetleri ‘’Neo Osmanlı ‘’ refleksi diyerek meşru göstermek mümkün olur mu? Zira Osmanlı sadece Kanuni veya Fatih den ibaret değil ki, 3. Selim Ve 2. Mahmut gibi muktedirleriyle de bir saltanat bütünü değil mi? İnsanların devam eden bu toplumsal süreçte hala ve ısrarla yine/yeniden incitilen adalet duyguları nasıl bir travmatik bakiye bırakacak? Öte yandan mal bulmuş mağribi refleksi ile olan biten anafordan istifade etmeyi düşünen tekavüt siyasi bloklar ve toplum nezdinde çoktan ötelenmiş marjinal ideolojilerin hortlama girişimleri, gündemin kötüsü olarak hafızalarda kaydedilmeye namzet.

Gündemin Çirkini: Bir yüreğe, ötelenmiş bir inanca veya haksızlığa uğramış hisseden ortak bir vicdan arayışına şevkatli bir dokunuşu bile beceremeyip kırıp döken süreç cellatları. Sürekli bağıran, hizaya davet eden ancak kendi hizası hatırlatıldığında eleştirdiği her şeyin toplamından fazla reaksiyon gösteren, toplumu itip kakmayı en doğal iletişim aracı gibi gören zihniyet sahipleri. Muktedirin sesi ferakansından hiç durmadan dezenformasyon yayan kraldan fazla kralcı fiyakalılar. Güçlüye hizmet kuralında ‘’külfet’’ evresini tamamlayıp ‘’nimet’’ evresine geçtiği için bu konforu bozabilecek her şeyi ve herkesi zararlı ilan edebilen müstesna aklın ev sahipleri. Bu yüz yılda göz önünde olan biten her şeyin toplumdan saklanabileceği sanrısına düşebilen medya bileşenleri. Ve bu güzide medyanın, her insanın artık yürüyen bir iletişim aracı işlevi gördüğünü unutmuş taklidi yapması da ‘’çirkin’’ adaylığına banko girebilecek enstantaneler olabilir.

Gelelim bizim Çerkes milletinin hesapta olmayan bu ciddi toplumsal kırılmada gösterdiği performansa ve bu üstün performans üstünden kopardığımız yaygaralara;

Bana öyle geliyor ki, yaşadığımız coğrafyalarda hayatın içinden her an çıkabilecek ve ezberlerimizi bozabilecek herhangi bir toplumsal kırılmaya dair ulusal ve ortaklaşmış bir pratiğimiz olmadığından, birbirimizi fazlasıyla ve umutsuzca örseliyoruz. Birbirimizi suçluyoruz. Sosyal paylaşım ağlarımız adeta atışma platformu gibi. Kimimiz bu türden toplumsal olaylarda insiyatif almak istiyor, kimimizde kendi söküğünü dikemeyenlerin bu anaforlarda ne işi olduğunu sorguluyor. Bunu yaparken de sahici bir itişme yaşanıyor ki, bu da sıkıntılı ve icap etmeyen karşıtlıklar doğuruyor. Zira yalnız ve hırçınız. Bizi sorgusuz sualsiz temsil edebileceğine cevaz verdiğimiz ulusal bir örgütlenmemiz olmayışı en sorunlu ve enfeksiyonel tarafımız. Çerkes halkını ve onun çıkarlarını gerçek anlamda temsil edecek bir teşkilatımız oluncaya kadarda bu itiş kakışı yaşayacağımız bir gerçek. Sevgili Jade Wumar’ın #dirençerkesya sloganını yazı başlığım için intihal ettim.

Evet hepimizin büyük oranda kaybettiği aitliğimizi yeniden buluncaya kadar/ birbirimize karşıtlık ilan ettiğimiz argümanları Çerkesyanın da hizmetine sunabileceğimiz zamana kadar/ yaşadığımız toplumlarda ‘’biz’’ olarak kabul görmeyi gerçekleştirinceye kadar/ ve bunu her şeyden çok istemeyi bilinceye kadar/ bir şiiri, bir şarkıyı, bir forumu, bir dans gösterisini, bir karnavalı, bir mitingi kısacası hayata dair yaşayan her detayı Çerkes ve Çerkesyanın hizmetkarı yapabileceğimiz zamana kadar #DİRENÇERKESYA !


Bu yazı toplam 4409 defa okundu.





Gısh Aycan

Direnen Çerkes bulunursa Çerkesya direnmeye hazır. Yıllardan bu yana direniyor da

direnençerkes aranıyor.

09 Temmuz 2013 Salı Saat 22:34
Hatko Vural Ulutaşlı- Hollanda

Тэ непэ зыми тирищык1агъэп,
Т1эгушъо дагъэмэ, тшъхьэ шытфэжьын.
Ау лыгъу -лъыстым джыри тигъэп1ык1агъэп,
Лъэпкъ ш1эжьк1э адыгэм зедгъэш1эжьын.

М . ИСХЬАКЪ

04 Temmuz 2013 Perşembe Saat 01:42
Şapsığ Yılmaz (Hoca)

Sayın Kube Nurhan şıpxhu herşeyi ve herkesi tek torbaya atıp yumruklama kolaycılığına düşmeden idrakli yazma kabiliyetini tebrik ederim. Ekleyeceğim şu olabilir, kesintisiz demokrasi, yeni özgürlükçü anayasa,barışık toplum. Bunlara ek olarak biz Çerkesler içinse yönün daima birincil olarak Çerkesya olması. Ama nerede yaşıyorsak yaşayalım demokrasinin tarafında olarak tabi. Selamlar kardeşim.

27 Haziran 2013 Perşembe Saat 20:00
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net