Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Nurhan Fidan
21 MAYIS GÜNLÜĞÜ
29 Mayıs 2014 Perşembe Saat 21:00
Yok hiç öyle kibirli reflekslerle küçümsemeye falan kalkmayalım. Zira soykırımın 150. yılının 21 Mayıs etkinliklerini, Türkiyede ki Çerkes milletinin güzide kurumları - grupları, hali hazırda var olan vasıflarına ve meşreplerine uygun şekil şemal de icra ettiler.  Klasik tabirle Edirneden Kars’a kadar Türkiye sathında yaşadıkları yerlerde biraz ürkek çekinceli olsa da sokağa çıktılar.  Kamusal alanda ki imtihanlarını vermeye gayret ettiler, gerisi gelir elbet. Bu sene İstanbul da ki tüm 21 Mayıs etkinliklerine-protestolarına katılarak, toplumumuzun yine birbirinden muteber teşkilatlarının sokakta nasıl bir anafor yaratabildiğini görmek kısmet olduğu için, 21 Mayıs günlüğünü ferah feza yazabiliyorum.

18 Mayıs -Kafkasya Forumu;

18 Mayısta yapılacağı duyurulan ilk 21 Mayıs protesto eylemi, Soma faciası nedeniyle iptal edildiği için ona ayrı bir başlık açamıyorum. Organizasyonun ev sahibi olan Kafkasya Forumunun konuyla ilgili tasarrufu ve takdiri zaten 3.şahıslara fazla söz bırakmıyor.

21 Mayıs- Çerkes Dernekleri Federasyonu;

Çer-Fed’ in 21 Mayıs akşamı Galatasaray Lisesi önünden start vererek konsolosluk önünde devam eden meşaleli protesto yürüyüşü,  hakkını teslim etmek gerekir ki senaryo olarak isabetliydi. Konsolosluk önünde açılan dev boyutlu Çerkes bayrağı ve meşalelerin aydınlattığı dövizler,  İstiklal caddesinin akşam karanlığında burada olan insanlara başka bir dünyanın daha var olduğunu simgeliyordu. Katılımcıların çoğunluğu vakurluğun ve itirazın bileşimini görsel olarak iyi taşıdı. Ancak henüz protesto yürüyüşü başlamadan Galatasaray Lisesi önünde, TBMM de Çerkes soykırımını ilk kez dillendiren, meclise soykırım önergesi veren HDP nin flamalarına tahammül edilmemiş olması, diğer siyasetlerle irtibatlanmada ki prematüre vaziyetimizin tescili oldu. Çer- Fed’in bileşeni olan ÇHİ nin daha sonra HDP ye detaylı bir özür yazısı yayınlamış olması vaziyeti kurtarmaya yeter mi bilmem. Ancak bildiğim şu ki, Nisan 2011 Kadıköy mitinginde yine bir grubun kortejden ‘’kovaladığı’’ Mahmut Alınak vakasından bu yana pek değişen bir şey yok galiba. Bizim gerçeklerimizi - mağduriyetimizi bu coğrafyada en üst temsiliyetle dillendirenlere karşı özenli olalım. Böylesi ortamlarda hortlayan bir damarımız varsa da bunu ya rehabilite edelim, ya da açığa çıkmasına engel olalım. Özür- tekzip nereye kadar?  

22 Mayıs- Adığe Xase-Çerkes Derneği;

Eyüp Sultan Camiinde ki Rus-Çerkes savaşları anısına okutulan Çerkesce hatim duası galiba bir ilkti. 21 Mayıs hutbesinin farkındalık açısından en çok kitleye ulaşabileceği alan tamda burası oysa ki.  Adığe Xase yöneticilerini tebrik etmek gerekir. Sanırım şimdilere kadar mühim eksiklerimizden biri; Türk-İslam sentezinin resmi ideoloji ile harmanlanmış ‘’kafkas türkü’’ kahramanlıkları retoriğinde olmayan, Çerkesler adına hakikati-acıyı-umudu-inancı gözeten namuslu ajitatij hutbeler olsa gerek.  Çerkes meselesinin kamusallaşmasında şimdiye kadar nedense hep ötelenen inanç dünyasında da gerçek kelimelere ihtiyacımız olduğu açık. Ancak şu da var ki, müslüman inanç dünyasının, ehli ve vicdanı olmayan karar vericilerin elinde sömürgen hatiplerle hangi aşınmalara yol açtığı da hiçbirimiz için sır değil.  Belki bu yüzden, şehirleşmeye-modernleşmeye çalışan bizim 4. kuşak Çerkeslerin bu dünyaya uzak mesafeden kuşkuyla bakmaları. Hasılı; tarihini bilen, kendi halkı adına gerçek kelimeleri ilmi kucaklayıcılıkta dillendirebilecek Çerkes imamlar, toplumu dönüştürmekte kimsenin tahmin edemeyeceği kadar mahir olabilir. Adığe Xase- Çerkes derneğinin öncülüğünde, genç Çerkes aktivistlerin katılımı ile Biga-Aşağı Demirci köyünde ki ‘’150. Yılda 150. Fidan’’ etkinliği, yerelleri ortaklaştırma projesi olarak kıymetli bir etkinlik oldu.

24 Mayıs gündüz- Çerkesya Yurtseverleri;


Çerkesya Yurtseverlerinin 4 senedir yapageldiği konsolosluk protestosu eylemi, Galatasaray Lisesi önünde gezi parkı aktivistleri ile aynı alanı kardeşçe paylaşmaları hasebiyle fiili anlamda sıkıntı yaşanmadan start aldı. Sloganlarla yürünen konsolosluk önündeki eylem, Tsıpıne Bahattin’in 100 kere okusa da dinlemekten bıkmayacağım Çerkesce duası ile başladı. Şalaxo Ragıp’ın kendine özgü belagat kodları taşıyan hitabetinden Çerkesce bilen birisinin etkilenmemesi neredeyse imkansızdı.  Karaçay Çerkesk ‘’Çerkes Birliği’’ başkanı 27 yaşında ki Kık Kasey’in 21 Mayıs üzerine olan konuşması net ve bir o kadar da sterildi. Türkiye de bir müddet kalıp çağdaşı gençlerle ‘’tlepk ofı’’ üzerine sohbetler etmesi ne iyi olurdu. Bu fikrimi Kasey’in konuşması esnasında Moskova da yaşayan aktivist arkadaşına söylediğimde ise, ‘’ha mı’xar zımış’are Adığe şı’a ? ‘’   ‘’neden, bu söylenenleri bilmeyen Çerkes var mı ki?’’ diye şaşırınca konuyu oracıkta kapattım. Zira sosyal medyanın da yardımıyla, dışarıya belki de olduğundan fazla ‘’tlıxuj’’ görüntüler veren Türkiye çerkeslerini Moskova da yaşayan 28 yaşında bir Çerkes aktivistin tiye almasına rıza gösteremezdim. Çerkesya yurtseverlerinin 150. yıl anma kurdelaları yaptırarak protesto katılımcılarına ve Taksim’in rutin kalabalığına dağıtmaları eylemin belki de dışa dönük en anlamlı tarafıydı.  Taksim protesto eylemine katılan, anma kurdelasını yakasına özenle yerleştiren Danimarkalı araştırmacı Dr. Lars Funch-Hansen’in sorularına zaman ayrılamamış olması, ÇY nin eksiği hanesine yazılmalı.

24 Mayıs akşam- KAFFED;


Hiç eğip bükmeden hemen söyleyim ki, geçtiğimiz yıl Kartal -Dragos sahiline dikilen, Çerkes  kamuoyuna  ve cümle aleme ‘’Sürgün Soykırım Anıtı’’ diye tanıştırılan heykel,  hem konumu  itibarıyla yanlış, hem de soykırım anıtı olabilecek kriterleri maalesef taşımıyor (Boyutu, kaidesi, kaidenin üstünde ki yazılar v.b) Heykelin oraya dikilmesine ön ayak olanların iyi niyeti bu gerçeği değiştirmiyor. Nalçik’de ki heybetli orijinalinin minyatür bir boyutu ile geçtiğimiz yıl Kartal Festivalinin heykel yarışmasına katılan sanatçı Arsen Gushapsha’nın da bu illüzyonist simgeleştirmeye bir dahli olduğunu hiç sanmıyorum. Zaten  mesele, değerli bir Çerkes heykeltraşın eserinin Dragos sahiline yerleştirilmesi değil, o heykelin ‘’Çerkes Soykırım Anıtı’’ olarak lanse edilmesi biçareliğidir. O lokasyonda yaşadığım için haftanın 3 günü yürüyüş yaparken önünden geçtiğim bu heykelin, ruhumda herhangi bir ajitasyona vesile olmadığını kimseyi incitmeden nasıl açıklayabileceğimi inanın bilmiyorum.
  
24 Mayıs akşamı Türkiye’nin dört bir yanından, üye oldukları cefakar derneklerin organizasyonu ile orada bulunan, halis niyetlerle anma programına katılan insanlarımızın hepsi sahici duygularla Kartal-Dragos sahiline geldi. Bundan hiç kuşku yok. Ancak, anma programının yapılacağı alan ve çevresini ilk defa görenlerin, bir Çerkes olarak hayal kırıklığına uğramamış olması neredeyse imkansız olmalı.

Bunca insanımızı Soykırım-sürgün anması için Kartal ilçesi sakinlerinin rutin mangal alanı olan Dragos sahiline toplamamız, elimizi vicdanımıza koyarak ve tüm dış manipülasyonlardan uzak, bir an için düşünsek dahi yazık günah değil mi? Çerkes kimliği, bilinci konusunda toplumsal vaziyetimiz ortadayken, son yıllarda bir parça var olmaya başlayan mobilizasyonu-heyecanı getirip İstanbul şehrinin en rutin mesire yerinde körleştirmeye çalışmamız nasıl açıklanabilir? İnsanı-duyguyu-kaynağı adeta hovardaca kullanmaktan, israf etmekten, Çerkes halkı hangi trajik sona geldiğinde bıkacağız? Taşradan kendi halkı için bir adım attığını düşünerek oraya gelen Çerkes’e ‘’Worepsav Kafkasya’’ sloganını reva gören zihniyet olarak, daha sonra Çerkesler için hangi namuslu kelimeleri yan yana getirebileceğiz? Siz hiç misal, Kürt halkının Dicle nehri kenarında toplanıp ‘’Biji Asurlular‘’ diye slogan attığını gördünüz mü? Siyasetsizliğin siyasetini yapacağız diye, kimlik ve aidiyet açısından zaten yeterince çelimsiz insanlarımızı sarf malzemesi olarak kullanmaktan ne zaman vazgeçeceğiz? Yapmayalım, ayıptır, günahtır.

Bu yazı toplam 3985 defa okundu.





Recep güler

Elinize sağlık Kube Nurhan hanım..

02 Haziran 2014 Pazartesi Saat 22:16
Gonepsey Cihat- Kayseri

Nurhan hanım kardeşim merhaba. ç.net sitesi yayınlarının Çerkes milletinin derdinde olduğunu anlıyorum. Fakat sizinde yukarda kibarca sorguladığınız gibi KAFFEDin öyle derdi var mı bakalım.Bence yok. Kafkas kurumu olmaya çalıştığını son anma toplantısında iyice gördük. Bak Çerkes-Rus savaşlarında okutulan mevlid-i şerifi suhuletle ne kadar güzel anlatmışsın tebrik ederim seni. ÇER-FEDe dönersek o kurumdada sıkıntılar var.En başta teşkilatlanma sıkıntısı.Sonra doğru dürüst açıklanmış ilkeleri yol haritası varmı bilmiyorum.Eğer yanılıyorsam bilgi edinmekten memnunluk duyarım.Siz 21 mayıs haftasında olan biteni gayet açık yazmışsınız.Ama çoğu kimse gerçekleri hala görmek istemiyor nurhan hanım. Ben 60 yaşıma merdiven dayadım iyi gelişmeler var. Sabır edeceğiz başka çaresi yok. Anlıyacağınız yolumuz uzun meşakkatli güzel kardeşim. Allah hepimize iyilikler nasip etsin. Baki selamlarımla çalışmalarınızda başarılar dilerim.

30 Mayıs 2014 Cuma Saat 17:33
Sevgi Yumağı EMİRE

Çerkes olduğumuz halde benim adımı emire koymuş olan aileme 40 yaşında hala arada sırada sorduğum soru vardır.

Anne benim adımı neden Emire koydunuz bu daha çok arap ismi değil mi?


Cevap: Kızım çerkesce isim nüfusda hoş karşılanmaz diye deden öyle yazdırmış.


İşte biz bunca küçük şeylere devletten önce dikkat ederek yaşamışız. YAZIK.

Nurhan hanım siz tanımıyorum. Fakat sizi adeta kalbimin içinde hissettim. Antalyadan kucak dolusu sevgilerimle.

30 Mayıs 2014 Cuma Saat 01:03
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net