Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Nurhan Fidan
2014 ÇERKES HALLERİMİZ- AFORİZMALAR ( 1 )
04 Haziran 2014 Çarşamba Saat 18:11

Türkiye’de ki şehirli- dernek müdavimi Çerkeslerin hatırı sayılır taifesi bir 21 Mayıs takvimini daha bitirerek mühim uğraş alanı olan sezon sonu müsamerelerine (!) ve yazlık festivallere hazırlanmaya başladı. Aşağıda ki aforizma denemeleri Çerkes milletinin en az ciddiyeti kadar namlı ‘’semerkov’’ ve ‘’şhar’guşıa’’ tarafını öylesine selamlamak sayılsın.

Kostüme Romantikler;

Kendi milletine her daim gözü nemli ve uzak mesafe bakabilendir. Gerçek olan vaziyetlere adeta şövalye görünümlü bir eskrimci kadar uzak durabilirler. Sağdan soldan gelebilecek hiçbir düello davetine icabet etmedikleri gibi, onlara şiirle karşılık verebilecek kadar da gerçek üstüdürler. Etnik kılık kıyafetle toplum arasına dahil olurlar. Yüzlerinde, kostümlerine uygun ciddiyetle karışık mesafeli bir gülümseme taşırlar. Misal Taksimde, Samatya da siz öyle avare- biçare omuzlar düşmüş yürürken, 19. yüzyıldan fırlamış gibi tam tekmil Çerkes kıyafetleri ile birdenbire karşınıza çıkabilirler, şaşırmayın.

Ultra Ekstremistler;

Öyle olur olmaz yerde soykırım, hak, hukuk lafları ederek insanlara sinir testi yaparlar. Sıradan hayatın içinde adeta işkence görüyormuş gibi tasalı dertli duruşları ile yediğiniz ekmeğin bile fazladan olduğunu düşündürüp sizi kahrederler. Küçük çocukların doğum günlerinde mikrofonu kaparak acı gerçeklerden söz edecek kadar aşmış bu profiller, rutin hayatın mutluluk kırıntılarını bile fazla görürler. Muhabbet-semerkov gibi fazlalıkları hayatlarından çıkardıkları için bazen kendilerinden bile sıkıldıkları vakidir. Mütemadiyen tasalı gözlerle uzaklara – ideallere doğru bakarlar. Sıradan Çerkes ahalinin çekirdek çitleterek birazda acıyarak baktığı bu adanmışların, geleceğe dair söylediklerinin tam anlaşılması için, küresel çağın nimetleri dahi yeterli olmayabilir.

Hümanistler;

Tüm insanlığın derdini omzuna almış iyi yürekli, dertliyle dertlenen, borçluyla üzülen, inşaat işçisiyle beraber harç karıştırmak isteyen, çiçekçi kadının elinde ki tüm çiçekleri satın alıp Türk filmi repliği tadında ‘’haydi artık evine git’’ diyecek kadar dünyaya kadife eldivenle dokunan bu müstesna varlıklar Çerkesleri tabi ki unutmazlar. Onlara yapılan zulmü insanlığın başına gelen kötülüklerden azade düşünmez, düşündürtmezler. Yüreklerinde ki insan sevgisinin affetmek ve unutmakla mağrur olduğuna iman ederek ‘’iyiliğin’’ patika yollarında derviş sabrıyla yürür dururlar. Çerkes milletini insanlık namına taçlandıran yine onlar olur.

Arada kalmış -yarı zamanlılar;

Sağdan, soldan, uzaktan, yakından gelen her tür yeni cümleyle kafaları karışmaya teşnedir. Eğer herkes yeterince birbirini dinlerse, bu ‘’yüce işkenceden’’ iyi bir şeye varılabileceğine sahiden inanırlar. Ancak ritüel günlerde yanlış anlaşılmaması için, kimseyle yan yana gelmeden öyle uzaydan ışınlanmış gibi tek ve hür dururlar. Hem ulvi bir davaya inanmak isterler, hem de inandıkları zaman yapmaları gerekecek şeylerden ürkerek kendilerini azad ederler. Toplum arasına çoğunlukla programlı olarak katılırlar. ‘’bende varım aranızdayım’’ mesajını gayet ustalıkla verdikten sonra aniden ortadan kaybolurlar. Bu kıvraklıkları ile Çerkes milletinin ‘’ağır işçilerini’’ kendilerine bir kez daha hayran bırakırlar. ‘’Yaşasın yarı zamanlı Çerkesler!’’ kulübünün itibarlı üyeleridirler.

Özneden bahsetmeden TV ye çıkan soyutlar;

Genellikle mayıs ayında ortaya çıkarlar. Sürgün- soykırım lafzını cümle içinde kullanma konusunda ki soyut antrenmanları hayranlık vericidir. TV sunucularının program başında sorduğu, özne–nesne-belirtili tamlama v.b gerektiren konuşmaları, adeta Hindistan’dan yeni gelmiş yaşam gurusu tadında geçiştirerek, kendilerini ekrandan seyreden Çerkes ahalinin korkulu rüyası olurlar. Devirdikleri çamlarla, konuyla ilgili az çok bilgisi olan moderatörleri bile bunaltma başarısı gösterirler. Özgüveni, Allahın onlara bahşettiği bir hediyeymiş gibi düşünüp, gözlerini ufuk çizgisine odaklayarak, soyutlama soslu çileli-kahır anlatılarına devam ederler. 150. yıl trajedisini anlatırken gülme efekti vermelerinin gerekli olmadığını misal, Şahika Tekand’ dan performatif beden dili dersi alarak çözebilirler. Konunun öznesine olan uzak duruşları nedeniyle onları dinleme bahtiyarlığına erişen sıradan TV izleyicisinin, Çerkesler yerine Tibetlilerden bahsedildiğini sanması kuvvetle muhtemeldir.

Umutsuzca önderlik arayanlar;

Namlı Simurg hikayesinde anlatıldığı gibi (tabi ki hikayeyi burada anlatmayacağım, dileyene mesaj atarım) ahir ömürlerini ‘’yauv şu Çerkeslerin bir Perit’i olsa’’ diyerek geçirenlerdir. Tarihi Çerkes kahramanları yeniden diriltmek isteyen bu nostaljik tasalılara güvenip kazara ‘’perit’’ olmaya kalkanların hali ahvali ortadayken, onlar hiçbir şey olmamış gibi yenisini aramaya devam ederler. Bazen hayatın onlara da bir misyon biçtiğini düşünerek önerilerle ortaya çıkarlar. FB ve benzer sosyal paylaşım alanlarında fiyakalı başlıklar açarak -imza toplayarak, sosyal sorumluluklarını yerine getirmiş olmanın derin iç huzuru ile, bir daha ki sarsıcı projelere kadar köşelerine çekilirler. Daha önceleri ısrarla göreve çağırdıkları ‘’önderlerin’’ ne yiyip ne içtikleri konusunu ise, ustalıklı bir rövaşatayla yüce Çerkes milletine pas ederler. Görevleri tamamdır, geceleri huzurla uyurlar.

Önderler (!) ;

Çağrılara inanarak ortaya çıkan sahiden naif-saf insanlardır. Bu zamanda ‘’gel peritimiz ol, biz sana ne yapacağımızı biliyoruz’’ diye tercüme edilebilecek çağrıları ciddiye alırlar. ‘’Önder aranıyordu geldik!’’ tadında tezahür eden bu yoldaşlar, zamanla Çerkes milletine perit olmanın ne kadar meşakkatli olduğunu, Latin Amerika halklarıyla kıyas ederek, derin üzüntülerle öğrenirler. Oysa Latin Amerika ile en son kıyas edilecek halkın Çerkes milleti olduğunu annelerine sorsalar dahi bilecekken, kendilerinin tecrübe etmesi, muhtemel ki örgütsel notların tutulduğu kara kitaba kayıt alınarak arşivlenecektir.

Genç dalkavukluğunu abartanlar;

Olur olmaz her söze ‘’gençler çok daha iyisini yapabilirler ama…’’ diye başlayan çekincelilerdir. Gençlerin dinamizmini övmekle start verdikleri konuşmaları, 7 dakikada bir internete bağlanmayı ihtiyaç gören ‘’gençler’’ tarafından anında sıkıcı bulunur ki, haberleri olmaz. Gençleri sevdiklerini söylerken yüzlerinde ki tekaüt şevkati gülümsemesi ile, hataları fısıldamaktan bile imtina ederler. Şawoğ anılarını anlatırken başlarda gerçek üstü mavralara başvursalar da (bu bölüm en çekilir olanıdır yine de) muhabbet uzadıkça sosyal gevezelik tuzağına düşmekten onları kimse alıkoyamaz. Şahsi hayatları için verdikleri mücadeleleri Çerkes halkı için vermiş olduklarına inanılmasını, adeta çocukça bir saflıkla umut ederler. Zararsız, ancak kahir ekseriyetle sıkıcı oldukları cümle alem tarafından bilindiği halde, bu durum onlardan özenle saklanır.

 

Not: Sözü edilen profillerin tamamı kurgusaldır.

 


Bu yazı toplam 5056 defa okundu.





Khanbolet

2cisini merakla bekliyorum siz çok yaşayın nurhan kube :))

08 Haziran 2014 Pazar Saat 21:45
Ercüment Genel

Peki ne yapmalıyız? Bize eski zamanlardaki gibi rus tohumu, hain ethemin torunları demedikleri için sevinmeli, bazı sivil toplum kuruluşları gibi her devrin adamı olup sağcı, solcu, partici, cemaatçi, ocu, bucu ya da şucu mu olmalıyız? Bırakalım insanlar istediği gibi yaşasınlar... Hiç bir kimse, kurum, kuruluş ya da zümre bir şeyleri zorla dikte edemez, olsa olsa bilgilendirme yapar sadece... Bize has olan habzeye uyulursa sorun kalmaz. Anavatana dönmek kimine hayal olsun, kimi de bu hayali gerçekleştirsin. Her türlü görüşe saygı duymak gerekir. Biz bize yeteriz içimizdeki devşirmeler olmazsa... :))

05 Haziran 2014 Perşembe Saat 18:14
Seyfi tekin

Çerkeslerin liderlik arayışı ile ilgili söylediklerinize ise katılmamak mümkün değil, ancak bunda da açıklık yok. Söylemek istediğiniz eşkiyalıktan hasbelkader kuvvet komutanlığına terfi etmiş, entrikalar altında ezildiğinde düşmana sığınmışı kastediyorsanız haklısınız. Stokholm sendromunu andırır şekilde çerkeslerin böyle birini benimsemeleri, aklamaya çalışmakarı akla zarar bence. Hükümetin imzalarla affetmesi hiç bir şeyi değiştirmez. Öncelikle çerkeslerin affına mazhar olmalı.E

05 Haziran 2014 Perşembe Saat 01:59
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net