Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Nurhan Fidan
TEMAS-BAYRAM
29 Temmuz 2014 Salı Saat 02:29

''Gençler olmayacak şeylere heveslenirler,

Yaşlılarsa hiç vuku bulmamış şeyleri hatırlarlar.''

                                              (Saki, Kaderin Tazıları)

  

 ****                                                             

Geçtiğimiz hafta sonu, neredeyse çocukluk günlerimizden bu yana irtibatımızın sürüp gittiği arkadaşlarla buluştuğumuz kahvaltıda Handan pat diye sordu. ‘’yaşıyoruz, sağlıklıyız, sıradan standartlara göre fakir de sayılmayız, istediğimiz yere gitme özgürlüğümüz var, ama bunlar hayatımızdan çekip gittikten sonra neye ihtiyaç duyacağız? Hayatımızda ki insanlar artık olmayınca ne yapacağız?  O zaman bayramlar ne anlama gelecek? Yaşlı-yalnız insanların en fazla eksiklik duydukları şey ne acaba?

Gürültüsü bol şen şakrak kahvaltı masasında, yaşamın anlamını arayan  kitap sayfalarından okur gibi soruları başımıza boca eden Handan’a baktık. Çalışmadığı yerden soru gelen öğrenciler gibi sessiz kaldık biraz.  Ben ‘’temas herhalde..’’ diye mırıldandım. Kimi çocuğunun kendisini hiç bırakmayacağını, bir diğeri acaba bir tane daha doğursa diğerinin hayırsız çıkması durumunda yedekleme açısından isabetli olup olmayacağını sorguladı an itibarıyla. Bu kazık soruyu ortaya atan Handanımız, nadiren devreye aldığı gülme refleksinden bizi mahrum etmeyerek ‘’amma komiksiniz, işte o sarıldığınız iplerin hiç biri olmayacak diyorum size yahu’’ deyip infial cümlesini kucağımıza bıraktı. E haliyle bunca iradi kahırlanma antrenmanlarını boşa çıkarmadık elbette. Sohbet o tasasız halinden az tasalıya evrilerek uzadı gitti. 
****
Hiç öyle modern dünyada insanın yalnızlığı - bunun nasıl alt edileceğinin formülü üzerine Hint gurularından alıntı sözlerle lafazanlık yapmaya kalkıp yüreğinizi şişirmeyeceğim. Zira hayatın kendi pratikleri, vaziyetlere göre oluşan enerjimiz v.b çoğu zaman yaşam gurularını bile stajyer bırakır. Bence sakıncası da yok.

Bayram ritüelleri sanırım insanların temas etme- ihtiyacına tekabül ediyor. Belki de bu yüzden, kahir ekseriyetin sahip çıkması-değerli bulması. Yoksa senenin 364 günü yalnızlığın, özgürlüğün ne kadar şahane olduğunu birbirine anlatıp duran insanların, bayram sabahı memleketlerinde uyanmak istemeleri anlaşılmaz olabilirdi. Çok müstesna hayatlar yaşayan sosyo ekonomik sıralamalarda piramidin tepesine ev sahipliği yapan insanların bayram temasına falan ihtiyacı var mı bilinmez ama, onlarında çok başka dertlerinin olmadığını nereden bileceğiz? Hayat ne de olsa paket tatiller gibi değil, içinden ne çıkacağını kimse önceden kestirip hazırlık yapamıyor. Dolayısıyla bir başlangıcı- sonu olan yaşamı  coşkularla da süsleyebilmek, kendimiz içinde yakın çevremiz içinde en isabetlisi herhalde. Tabi becerebilen için.

Babaannem Latse ‘’mafe tlapexer, wuk’deazeçe blab’ğaçınfay’’ ‘’kıymetli günleri özenle-ihtimamla geçirmek gerek’’ derdi. Kendisi ölünceye kadar uyguladı hiç sektirmeden hem de. Yaşamın kodları kabul ettikleri bu refleksleri hayatın içine serpiştirdiler, bildikleri kadarıyla. Belki de Çerkes kadınlarının sosyal hayata dair doğal yetisinin kaynağında bu v.b sözlerin etkisi olabilir mi?   
****
Kasmadan itiraf edeyim ki bayram günlerini çocukluğumda da şimdi de severim. Öyle şekerdi- kurbandı falan hiç ayırmadan hem de. Zira bayramların büyüttüğü çocuklarız işte biz. Üç kuşağın bir arada yaşadığı kolektif evlerde, sofalarda kurulan büyük bayram sofralarında konu olurdu ne kadar boyumuzun uzadığı, hangi sınıfa başladığımız, bahçede ki hangi ağaçtan ne zaman düştüğümüz. Yaşlıların Çerkesce hayret nidaları eşliğinde bizi ihtimamla sevmeleri. Biraz şaşkın, biraz sevinçli onların kim bilir kaçıncı kez sorduğu sorulara hiç yüksünmeden illaki karşılıklar bulmamız.
Şevkati-özeni onlardan devralmış gibi, hayatın motivasyonlarını akamete uğratmadan, bizi sevmeye devam edenleri hayal kırıklığına düşürmeden yaşamak ihtiyacı hissetmemiz belki de bundandır, kim bilir? 

Yine-yeniden bayramlar güzeldir!


Bu yazı toplam 3096 defa okundu.





T.MUZAFFER DİRİCAN

KUBE NURHANIN YAZILARINDAN İYİ KALPLİ BİR ÇERKES KIZININ DÜNYAYA BAKIŞI YÜKSELİR.
NE GÜZEL BUNU HİSSETTİREBİLENE.

TÜM MİLLETİMİZE İYİ BAYRAMLAR DİLİYORUM

01 Ağustos 2014 Cuma Saat 16:50
Awtle Erkan

Nurhan hanım merhaba. Sizi dün akşam Yalova- Fevziye (Derkulhable) köyünde ki festivalde izledim. Hem sesinize hemde çerkesce konuşmalarınıza hayran kaldım.
Çerkes sürgününün 150.yıl anma bayrağını sahnede açtırmanız büyük cesaret. Yalovanın çerkes köyleri henüz o bilinç seviyesinde değil bana göre. Onların arasından çıkmış sizler gibi değerli özellikleri olan insanların bence daha çok oralarda olması gerekiyor. Sakın yanlış anlamayın size akıl verdiğimi düşünmenizi istemem ama öncü insanların kendi yerellerinide es geçmemesi gerektiğini düşündüğüm için sizinle paylaşmak istedim.

Sesinize emeğinize güzel yüreğinize sağlık sevgili kardeşim.
Awtle Erkan

30 Temmuz 2014 Çarşamba Saat 23:00
adige nihat

nurhan hanim ne hos yazmissiniz. yazilarinizin icinde ki çerkesce sözleri bende not alıyorum. temas demişsiniz ya inanin çok doğru.

29 Temmuz 2014 Salı Saat 12:11
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net