Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Awtle Laşin
BİR DOSTUN ARDINDAN…
17 Aralık 2014 Çarşamba Saat 20:59


Başkaydı O. Ta en başından; yaradılış itibariyle. Bunu ne zaman mı hissetti? Ne zaman hissetmedi ki. Adından dolayı sokakta, okulda, iş hayatında, sosyal çevrede ona hep hatırlatıldı bu. Aynı zaman diliminde, belki de sizinle aynı mekanda. Hem bir azınlık, hem de bir azınlık kadını. Çoğunluklar sardı etrafını. Gardını aldı ''ben farklıyım'' dedi. Ön denetim uyguladı kendine. Onlarla aynı düzlemde kesişemedi. Her etkiye bir tepki verdi.  Ondan öncekiler gibi olmama mücadelesi. Seçimlerini ve kararlarını kontrol altına alma duygusu içini yiyip bitirirdi. Aileye itaat, eşe itaat, azınlık olarak topluma itaat. Bir inatçılık .  Ne alabildiğine özgür, ne de ezik. Kadın olmak zaten yeterince gerilim hadisesi nefes aldığı topraklarda. Detaycı olmak, her nevi hal ve hareketi enine boyuna değerlendirme içgüdüsüne sahip olmak. Her şey üzerine pessimist kafa yormak hallerinin tümü. Hanedan rejiminde  ayakta kalmak zor iş.

Adın neden böyle? Janet İngilizce bir kelime değil mi? Can-et. Adige ne demek?
Nezaket sahibi dünyası yüzünden, xabze ye uymayan her şeyi elinin tersiyle iter.Her durumda gerçeğe sadıktır.  Nartlar’ın mirası.  Onu cezbedici buluşum, onu öfkelendiren, tutkulu kılan, çileden çıkaran her bir şey.

Efendilik taslayanlar tepemizden hiç eksilmese de, kimin sevinciyle sevinip, kimin kahrını hayatımızın harmanı yapacağına kendince karar vermiş bir yüreğin çırpınışı kolay dinmez  .

Mazur görün Janet’in inadını. Arzu denilen şey böylesine asi, bu denli başına buyruk olmasa  Janet gibi kadınlar yüzünden bizi döktükleri o dar kalıpların içinde katılaşıp kalırdık. Çerkesya yurtseverleri gibi gerektiği zamanda ve yerde taşmazdık, akmazdık. Kanamazdık.
Korkuyor Janet çok defa yaşadığı toplumdan. Bir norm var zihinlerinde onların daha doğrusu bir normal var. Anormal sayılmamak için uysak da uymasak da uyar gibi yaptığımız bir  şekil adeta. Böyle bir düzende sessiz bir çığlık atıyor kendince.

Uyum sağlamaya çalıştı elbette Janet. Haftanın en çok dinlenen şarkılar listesine göre müzik dinlemeye karar verdi. En çok satan gazetede, kendisinden en çok bahsettiren siyasi partilere oy vermeyi denedi.  Herkesin alkışladığı kişileri alkışladı. En kalabalık ülkenin en güçlü ülke olduğuna inandırdı kendisini bir ara. Sonra kendi vatanını hatırladı. Vatandakilerin nüfusuyla yaptıklarının ters olduğunu görünce bu onu biraz buhrana sürükledi.  Doğu kökenli her toplumda olduğu gibi , en çok bağıranın haklı olduğu yalanını da benimser gibi oldu, bu da işe yaramadı. Sesi çok tizdi. Yetersizdi. En’ler hiçbir şekilde Janet’i mutlu etmiyordu. 

Janet, aidiyet duygusunu sadece Adige ülkesinde hissediyordu. Bu bozkırlar hiç de geçiciliğe benzemiyordu. Ondan uzaklaşıp, dostça ayrılmanın vakti gelmemiş miydi? Kaos, kaotik yapılar… Çerkesya çok mu uzak?

Çerkesya’da bir bulut olup, damla damla dökülmek istiyor toprağa. Dikkat kesilir, bakınır etrafına ve ne yazık ki kendi dilinden konuşanı bulamaz oldu. Çerkesya’da onlardan sayıca çok ama Janet?

Benden sonra kitaplar en iyi dostudur Janet’in. Bulduğu her kitabı koklar. Adige ülkesinden gelen kitapların sayfalarını da koklar kimseye belli ettirmemeye özen göstererek. Bu kitap böyle kokuyorsa, adige ülkesi de böyle mi kokardı? Mesela çocukken kitapları güzel koksun diye kış günü yediği portakalların  kabuklarını sobada ısıtır, ardından dilimleyip kitapların sayfa aralarına koyardı.  Mis gibi kokardı. Sonra o kitabı yeniden adeta yermişçesine okurdu.  Lal hayallere dalardı. İçinde çerkes (adige)  geçen her kelimenin üstünü pembe fosforlu boya kalemiyle boyardı. Babasına gösterirdi eve geldiğinde. Setanay olmak isterdi en çok, çünkü Nartlar ona danışırdı.

Sonraları Sosrıqua ( Sawsı-rıko) Setenay’ı gölge etmeye çalıştı. Çok kızıyordu Janet, Sosrıqua’ya.  Kadının sözünün kılavuz olamayacağı biçimindeki söylemleri ile toplumunu ataerkilleştiriyordu.  Nart, ateşli silahları bulmuş, Bizans saray’ına silah yapıp hediye etmiş, halkına çağ atlatmıştı.

Janet diyor ki ‘ Nartlar caddelerde bizi almak için arabalar yaptılar. Ağır yükleri taşımak için trenler, bizi karanlıktan (!) kurtarmak için elektrikli lambalar.  Botlar. Belki de Nuh’un gemisi. Nartlar, Seteney olmadan hiçtir, kendi vahşiliklerinde kaybolurlar.  Öyle ya herşeyi yaptıktan sonra herşey olabilirlerdi.
 
 
Görüyorsun ya Janet, yaşadığın topraklarda erkekler milliyetçiliği kadınları susturmak için nasıl da kullanılırlar… Milliyetçi ideolojiler, stratejiler tüm yapılar… Sen de boyun eğdikçe milliyetçiliğin  kaçınılmaz olarak sağlam bir tutarlılıkla kadını dışlayan militarizmin çarklarını yağlamaya başlarsın. Neyse ki Çerkesya yurtseverleri etnik-mikro milliyetçi aşırı uçlara karşıdır.
 
Dilini anlayamadığı adige dilinde yazılmış kitaplar. Kendine saklı kitaplardır kurak coğrafyalarda. Hayır Janet, o dilinden anlamadığın kitap , senin dilinden anlamaya başlamış ve sana açılıyor. 

Janet, rüzgar nereden eserse oraya dönenlerle mücadele etmekten  yorgun düştü. Herkes yelkenci. Bir öncesizlik hali mevcut. Kendi kimliğini inkar etme. Hafızayı silme. Janet’te tükenmişlik hissi.  Zoraki tarihsizleştirme,  bu topraklarda yaşayan kavimleri defalarca düşürüp yaralandıkları tuzaklara yeniden düşürme tehlikesi var.  Medyada kitlelerin  örnek aldığı pop çağının ikonları. Kulak tırmalayıcı  sesler.  Bize olmak istediğimiz şeyi gösteriyorlar olduğumuz şeyi değil. Boşluk. Büyük hem de. Tüm bu karmaşa içerisinde kendi kimlik mücadelesini veriyor Janet. Yaşadığı coğrafyada sadece siyaset konuşulmakta. Ne garip. Siyasete bile  girmek imkansız gibi bir şey. Siyaset şatosunun etrafı öyle kalın duvarlarla çevrili ki bunu ne yetenek ne samimiyet ne de güçlü bir aidiyet delebiliyor.

Çaldığı her her kapı  Janet ‘e ''kimlerdensin?'' yanıtıyla açılıyor.  Bir Çerkes kadını olarak, ''Çim’lere basmayınız'' yazısını olmadığı bir ülkede yaşamak isterdi.  Halkın reisiyle dost olduğu bir ortam.  Ütopik romantik milliyetçi Janet. Daha ne kadar Adige kalabilirsin?
 
Her gerçekçi hikaye gibi gölgen sonsuza uzar ve cam duvarların hepsini birden kırmaya muktedir olabileceğin tek yer edebiyat senin Janet.

Umudu bulabilseydi Janet ona ''Özgürlük aradığın yerde olmayabilir. Ama kalkıştığın yolculuk seni özgürleştirebilir'' diyebilmeyi isterdi.

Ey umut neredesin?


Bu yazı toplam 4182 defa okundu.





Degumko İlyas (Samsun)

Awtle Laşin hikaye yazmayı denediniz mi?

Eğer yazarsanız başarılı olacağınıza inanıyorum.

20 Aralık 2014 Cumartesi Saat 23:30
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net