Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Semih Akgün
ÇERKESYA UZAYDA HER HANGİ BİR YERİN DEĞİL, KAFKASYA’NIN BİR PARÇASIDIR
17 Şubat 2015 Salı Saat 12:03

Sayın Vahit Erdo; Aytek Kurmel'in son yazısının(*) altına, "DİN.DEVLET.MİLLET üzerinden değerlendiriyor yani tutucu ve gerici sonuçlar üretiyor." demiş. Vahit bey, nasıl böyle bir noktaya geldi bilemiyorum.

Çerkesya Yurtseverliği; çağdaş, demokratik, sosyal ve özgürlükçü/  liberal değerleri savunur. Aytek Kurmel'in yazısı bu çizgiden hiç bir sapma göstermediği gibi ufuk açıcı bir yazı.

Aytek bey; eskiden beri tanırım. Eski zamanlarda da Klasik Kuzey Kafkasyacı, dar kalıplara sıkışık, Pan-Türkist içerikli hiç bir özelliğe sahip değildi. Bu tür görüşleri savunan pek de kimsenin kalmadığını düşünüyorum. Nitekim Kafkasya Forumu'ndan gelen haberler bu gerçeği teyit eder diye düşünüyorum.

Vahit beyin, Aytek beyi, Kafkas halklarını tek bir millet gibi düşünen, kafası karışık biri olarak düşünüp, ona göre yorumlaması doğrusu şaşırtıcı. Öncelikle Aytek bey, Çerkes Ulusal hareketini, sadece Çerkesya'da değil, sadece Kuzey Kafkasya'da da değil, hatta sadece Kafkasya dahi değil, daha geniş bir alanda, komşularıyla yukarıda saydığımız değerleri yücelten ölçüde bir dayanışma içinde görmek istemektedir.

Abhaz, Oset, Çeçen, Dağıstan topraklarını Çerkesya sınırları içine koyan bilinçsizlikle mücadele, Yurtseverliğin en temel çizgisidir ve bu çizgi tüm Kafkasyalı Yurtseverleri de, Çerkesya Yurtseverleriyle ortak bir noktada buluşturabilir.

Bilemiyorum Osetçe, Abazaca, Çeçence, Avarca diye ayrı ayrı dillerin bulunduğunu bilip de bu dilleri konuşan bunca halkın hepsine birden Çerkes diyebilen birileri hala var mı? Veya bunu yüreklice savunabiliyorlar mı? Bu sadece bir illüzyon, bir sanı olabilir. Yoksa uluslar arası literatür, bilim ve gerçekler ortadadır. Kimse Kuzeybatı Kafkasya coğrafyasına, yani Çerkesya içine, bir Kuzeydoğu Kafkas dili olan Çeçence’yi politik veya bir başka şekilde koyamaz. Koyarsa ayıp bile değil saygısızlık ve cehalet olur. Çeçen halkını görmezden gelmek, Çeçence’yi tanımamak olur.

Genel olarak yazılarımızda belirtildiği üzere, Çerkesya Yurtseverleri,  "Çerkes halkları" ifadesinin açık bir yanlışlık olduğunu, fakat tabii ki Çerkesya’nın tüm halklarını (buna Çerkesya'da ki Kozak, Ukraynalı ve Rusları da dahil ederek) geniş bir tabanda barış ve dayanışma içinde görmeyi amaçladığını ve "Global bir bakış açısı" sergilediğini göstermiştir.

Çerkes Ulusu, uzayda her hangi bir yerde yaşamadı. Çerkesya uzayda değil. Çerkesya ve Çerkes ulusu, Kafkasya'da, Kafkasya'nın tüm gerçekleriyle ve tüm komşularıyla beraber sonsuza kadar yaşayacaktır.

Onu kendi coğrafyasından soyutlayacak her girişim, kendi içinden çökecek ve başarısızlığa uğrayacaktır. Çerkes/ Adığe halkı yalnız bırakılamaz. Yalnızlaştırmak isteyenler Çerkes Milliyetçisi olamazlar.

Çerkes Ulusal sorunu, durgun suya atılan taşın çıkardığı halkalar gibi, giderek genişleyerek küresel ölçekte bir birikim içinde kendini görür.

Milliyetçilik kendi içine kapanık, sığ, basmakalıp olursa, gerici içeriklerini yüceltirse hem o halkın mahvına sebep olur, hem de Ulusun özgürlük yollarını baştan kapatır.

Çerkes Milliyetçiliğinin yerel olandan, evrensele uzanan genişliği içinde bir ulusal dava olduğu kadar Kafkasyacı olmasından daha doğal ne olabilir? Kafkasyacılık, Bölgesel Dayanışmacılık, Çerkes Milliyetçiliğini besleyen kaynaklardan biridir ve olmalıdır.

Abhazya, sadece Abhazlara bırakılamayacak kadar önemlidir. Bunu bir Çerkes olarak önemsiyorum. Ve Çerkesya Yurtseverlerinin bir Abhazya politikası olması gerektiğini ve Abhaz Yurtseverler ile Çerkesya Yurtseverlerinin ilkesel anlaşmalarla, evrensel değerleri gözeterek işbirliği yapmalarını savunurum.

Aynı durum Gürcü Ulusuna bakış açımız içinde geçerlidir. Aynı şekilde Gürcü yurtseverler ile halklarımızın selameti için işbirliği yapmak ve dayanışma içinde bulunmak durumundayız.

Herbir Kafkas halkı, bir diğerine veya tümüne birden kendi ulusal varlığını ortaya “özne” olarak koyar ve ona göre, hassasiyetlere ve ilkelere göre saygılı ve ölçülü bir iletişim kurar.

Bu anlamda Kafkas kardeşliği içine Azeri ve Ermenileri de alarak geniş bir çerçevede değerlendirmemiz gerektiği gibi Çerkes dış politikasını, sadece Karadeniz-Hazar arasına sıkıştırmadan Çerkesya'yı coğrafi olarak kuşatan Doğu Avrupa ve Urallara kadar genişleyen bir alanı bölgesel çalışma sahası olarak görmekteyiz.

Kafkasya'yı birlik içinde görmek isteriz. Barış ve huzur için bütün halkların katıldığı gönüllü bir barış.

Bunun nasıl olacağı, uzun vadede Azeri-Ermeni, Lezgi- Azeri, Gürcü- Abhaz, İnguş- Oset, gibi bir dizi sorunların çözümüne bağlıdır.

Kafkasya'da birlik; Ulusal birimlerin kendi güçlerini tahkimiyle doğrudan ilgilidir.

Kafkasya'da birlik; bir özgürleşme, kendi kaderini tayin ve iradi bir gönüllülüktür.

Kafkasya’da birlik; bir zaman ve olgunlaşma ihtiyacı görür.

Bunun için daha çok çok uzun bir yol var. Ama her şeyin de bir zamanı var. Olandan olması gereken giden yol da çok fazla değişken ve aktör vardır. Fakat en önemlisi halkların gelişmeden alacağı paydır. Yoksa ortaya bir şey çıkar, ama eskisinden daha kötü, zincirlerimizden dahi daha beter olur. Bize böylesi bir durumda, Rusya zindanlarını(!) dahi aratabilecek şeylerin neler olabileceğini bilmem anlatabiliyor muyum?

Bugün için Çerkes Ulusal Hareketi, kendi ülkesel ve toplumsal birliğini sağlamadan Kafkas Birliğini kurmaya soyunamaz. Soyunamaz ama, sanki Kafkasya'da değil de uzayda veya dünyanın başka bir bölgesinde yaşıyor gibi davranamaz.

Sonuçta özgürleşmiş Kafkas ülkeleri her alanda işbirliği yapmaya, aralarında kültürel, insani, ticari vb ilişkileri geliştirmek, birbirlerine katkıda bulunmak zorundadır.

Politik anlamda AB benzeri bir Kafkas Birliği projesi ise geleceğin çocuklarımızın, belki de torunlarımızın işidir.

Şimdilik Kafkasya'da dayanışma ve işbirliği, halklar arasında aciliyet gerektiren kısa vadeli bir hedef olarak değerlendirilebilir. Kısa vadeli hedefler ile uzun vadeliler ile karıştırılmamalıdır.


Bazı Ulusal hareketlere renk veren farklı ideolojik akımlar olur. Örneğin Cezayir'de İslami ve anti-emperyalist kimliğe sahip bir ulusal hareketten söz edebiliriz.

Çerkes Ulusal hareketi de hem bölgesel olarak Kafkas Birliğini hedefleyebilir, hem de Anayurtta Birleşik Çerkesya'yı kendi ideolojik dokusunda birleştirebilir, birleştirmeli.

Yeter ki; Kafkasya tahayyülünü Kuzey ile sınırlamasın. Yeter ki yerel olanda boğulmasın ve evrensel gerçeklere tutunsun. Yeter ki; sadece amaçsız bir dönüşe ulusal davayı kurban vermesin. Yeter ki; ulusal özne olan Çerkes kimliğini, başka kimliklerle harmanlamaya, bilinçsizce geleceği harcamaya kalkmasın.


(*) http://www.cherkessia.net/author_article_detail.php?article_id=4034


Bu yazı toplam 4331 defa okundu.





Naim Bolat

Ifrat ve tefritten kendini soyutlayarak tecritten kurtulmak mümkün.
Bu yazı mantıklı ve haklarımızın çıkarlarına uygun görünüyor.
Sevindim ama bu noktaya kadar ulaşmak için neden bu kadar zaman geçti anlayamıyorum.

14 Nisan 2017 Cuma Saat 11:39
Kip Ahmet

Arşivden görünce yazıyı yorum yapmak elzem oldu. Kafkas halkları birbirine muhtaç o kesin. Bu tartışılmaz bir hakikat. Herşeye rağmen Çerkes milleti kendi özel meseleleri olan ve nev-i şahsına münhasır problemeleriyle karşı karşıyadır. Bu durumlarda bir millet önceliği kendine vermelidir. Çerkes milletinin bugün itibarıyla diğer Kafkas milletlerine öncülük edecek olması ise fiziken mümkün değildir. Bunun için lokomotif olabilecek Gürcüler, Dağıstan'ın ve Çeçenya'nın kalabalık ve güçlü halkları öncelik etmelidir. Ama Gürcüler, Rusyadan yediği sağ-sol kroşelerle dağılmış, diğerlerinde ise muhalefet evrensel, milli ya da bölgesel bir güç birliği yerine gerici fikirlerle bütün enerjisini boşa harcamaktadır. Yani işimiz hem Çerkesya özelinde, hem kafkasya genelinde, zor ve karmaşıktır. İmkansız olduğunu düşünmüyorum.

16 Mart 2017 Perşembe Saat 09:52
Kamil Duman

Çerkes /Abaza arkadaş kim kimi dışlıyor. Biz Adigeler
bu zamana kimseyi dışlamadik. Abhazya ve Osetya
diye cumhuriyetler yok gibi konusuyorsunuz yazıyorsunuz.
Yoksa bu cumhuriyetleri biz mi kurduk?
Keşke Abhazlar ve Osetler Çerkes birliğine katilsalar.
Ama hayal görmeye gerek yok.
Ayrıca onlar bu cumhuriyetlerde yaşıyor kendi dillerini
kullanıyor ve ayrı bir ulusal bütünlüğe sahip olduklarını
söylüyor diye onları da kimse ayriştırıcı bölücü diye suçlayamayız.
Yani lütfen makul ve mantıklı konuşun ve biz Adigeleri
suçlamaktan vazgeçin.

04 Şubat 2017 Cumartesi Saat 16:57
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net