Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
KARAÇAY-BALKAR HALKI DA, ÇERKESYA’NIN YEREL HALKI VE AYRIŞTIRILAMAZ BİR PARÇASIDIR
11 Mart 2015 Çarşamba Saat 14:26

Uzun zamandır,  Kuzey Kafkasya’nın merkezi dağlık alanlarında ve Çerkesya’nın doğusunda tamamen yönetsel ve toprak anlaşmazlığına dayalı çekişmeler etrafında etnik bir çatışma izlenimi doğacak şekilde iki halk (yani bir tarafta Adığe/ Çerkes/ Kabardeyler, diğer tarafta Karaçay/ Balkarlar olmak üzere) birbirine düşürülmek istenmektedir.

Rusya derin Devleti, kışkırtmalar ile Karaçay-Balkar sorunu kaşıyıp durmaktadır. Her iki tarafta da kolayca yandaş bulunarak, bilinçsizler, fanatikler ya da çıkar sahipleri çevresinde, çelişki ve rekabet canlı tutulmaya çalışılmaktadır.

Her şeyden önce şunu teslim etmek gerek; Karaçay ve Balkar halkı, Kafkasya'nın Ruslar gelmezden önceki  halklarındandır. Yani ülkenin adı evet Çerkesya’dır ve Çerkesya’nın kadim/ en eski halkı, günümüz tanımıyla “Adığe/ Çerkes/ Kabardeylerdir” ama Çerkesler bu ülkede tarih boyunca yalnız yaşamamışlardır. Örneğin, Milat sonrasında Alanlar gibi komşuları da o yerlere Orta Asya taraflarından göç yoluyla gelip yerleşmişlerdir. Nitekim Balkarlar kendilerine Alan derler, kendilerini Alanlar’ın çocukları sayarlar. 

Karaçay/ Balkarlar’ın Türki dil konuşuyor olmaları kimseyi yanıltmamalı. Onlar, Kafkasya'nın, Kafkasdilli halkları ile İrandilli Oset ve Türki-Bulgar-Kıpçak halklarının bir karışımıdırlar. Buna rağmen, ekseriyetle Kafkasya genetiği, geleneği ve kültürünü paylaşıyorlar (Svanlar dışında din ve kültür kardeşlikleri var, Svanlar ve Osetler ile çok yakın soy ve kültür yakınlığı var).  Bakınız> https://www.familytreedna.com/public/KBalkarDNA/default.aspx?section=yresults Bu onların özgün ve farklı bir halk ve kökenden olmadıkları anlamına gelmez. Biz Çerkesler'de de Türki-Bulgar-Kıpçak etkisi ve karışımı az da olsa bulunmaktadır. Yani saflık diye bir şey yoktur. Her ulus farklı kökenlerden gelen bir sentezden oluşur. O senteze asıl rengini veren bir renk olmakla birlikte, karşımın sonucunda da bir farklı ton oluşur.

Bu durum, yani birbirini kapsama alanı içine alan ve kesişen kesimler, halklarımıza güç verir. Kimsenin kimseyi dışlamasına izin vermez, diğerileştirmez.

Karaçay-Balkarlar, bölgedeki Çerkeslerin, Abazaların, Svanların, Osetlerin, İnguşların, Çeçenlerin kardeşleridir.

Karaçay-Balkarlar, aynı zamanda Çerkesya ülkesinin halkının vaz geçilmez bir parçasıdır.

Rusya'nın karıştırıcı ve halklar arasına nifak sokucu tavrını ifşa etmeye bile gerek yoktur.

Çerkesya Yurtseverliği, Adığelik'ten güç alır ama, Çerkesya'nın tüm halklarını da diğerileştirmeden, düşmanlaştırmadan, karıştırmadan, asimile etmeden, demokratik eşitlik temelinde birleşme ve dayanışma ruhu ile kapsar.

RF, kendi bildiğince yönetsel olarak ülkeyi (Çerkesya'yı) 4 ayrı cumhuriyet ve 2 ayrı eyalete dağıtmıştır. Onun malını buna, bunun toprağını ona vererek etnik çatışmaları körüklemiştir.

Demokratik, özgür bir Çerkesya bütün bu sorunları barışçıl yollardan, kardeşçe çözebilir.

Çerkesya Yurtseverliği, bölgesel Kafkasyacılık'dan da, Kafkasya Yurtseverliğinden ve milliyetçiliğinden de destek bulur.

Sonuçta hem yerel, hem ezilmiş halkların ittifakından, halkların kendisi değil, egemen güç rahatsızdır, rahatsız olur.

Bizim (Çerkesler ve Çerkesya’nın tüm halkları) akılcı, gerçekçi ve pratik düşünmemizde sayısız faydalar vardır. Aramızda itişip, kakışarak, gerçekten bizim için en iyisini ıskalamamalıyız.

Bir resme nasıl yakından bakmak kadar, uzaktan da bakılırsa, öylesine geniş ve resmin bütününü görür olmalıyız. Yani sadece kendi duvarımıza hapsolmak yerine, bir evde yaşadığımızı, yalnız olmadığımızı, evin duvarları kadar pencerelerinin de olduğunu ve dışarıda güzel bir dünya bulunduğunu da bilmeliyiz.

Yoksa kendi içimize gömülür, dışımızdaki dünyayı keşfedemeyiz. Yoksa boy aynasında, kendimize aşık oluruz ama kimse bizi bilmez, sevmez, tanımaz ve varlığımızı kabullenmez.

Çerkesya’nın özgür ve özgün bir ülke olarak yeryüzünde görülür hale gelmesi, Çerkes Ulusunun varlığıyla, Uluslar arası arenada tanınmasına ve bir özne, bir karakter olarak ortaya çıkmasına bağlıdır. Bunun için önce “Kendin olmayı” başarmak, sonra da yarış içinde bulunduğumuz ülkeler ve uluslar arasına girmeyi başarmak gerekir. Fakat önce kendi evimizi ve tabii bahçemizi, ister ön, ister arka fark etmez, düzenlememiz ve sağlama almamız gerekir.

Eğer gerici argümanlar, feodal zihniyet izinde koşarsak, kabile güdülenmeleri ile hareket eder, empati ve sempati üretemez isek, Çerkes Ulusu, hiçbir zaman Çerkesya’yı kuramaz. Kafkasya’nın özgürlüğü de, demokratikleşmesi de, gelişmesi de, zenginleşmesi de buna bağlıdır.

Gelişmiş ve barışçıl bir Çerkesya olmazsa Kafkasya, daima karışık, halkların birbirine diş bilediği bir yer olmayı sürdürecektir.

Birleşik ve Özgür bir Çerkesya kurulamazsa, egemen gücün (Rusya) klasik “Böl, Parçala, Yönet” Politikası ile gücünü sınıfsal farklılıklar ve kişisel menfaatlerden alan, uyduruk stabilite süregelecektir.

Yeryüzünün son imparatorluklarından en büyüğü eninde sonunda tarihin çöplüğüne atılacaktır. Önemli olan, bu paldır küldür yıkımdan sonra ne olacağıdır? Eğer insani, uygar, özgür, demokratik, bir ülke, toplum ve hukuk düzeni oluşturamaz isek, birbirimizi yer ve yeni vahşet sayfaları açar isek, umutlarımız boşa çıkar.

Ülkede (Çerkesya) kendini oraya ait hisseden herkese yer vardır.

Ülkede (Çerkesya) kendini oraya ait hisseden herkese gereksinim de vardır.

Hatta sadece Karaçay- Balkarlar veya Abaza-Abazinler'e değil, Ermeni, Rum, Yahudilere, hatta Kozak, Rus ve Ukraynalılara da.

Kısaca Çerkesya’da, Çerkes olsun ya da olmasın tüm Çerkesya halkları en azından bir mantık izdivacı yapmak zorundadır. Birbirine kurşun sıkmak yerine, kolkola girmenin, omuz omuza durmanın avantajlarını kullanmalıyız.

Fakat bu ideal için tarih Çerkese daha büyük bir misyon ve sorumluluk yüklemiştir. Misyonun farkında ve sorumluluğumuzun bilincinde olalım.


Bu yazı toplam 3740 defa okundu.





Çerkes (Abaza)

Sayın "Caner K'uek'ue!"

"100 bin Abhaz'ı yok etmek için 90 bin Gürcü'yü feda ederiz" sloganının sahibi askeri lider Karkaraşvili'nin mensubu olduğu bir zihniyet sayesinde Abazların ve Gürcülerin arasının açıldığını hatırlartırım. Bu yazdıklarım işin en özet hali. Sanırım en az ben ve bilen bir çok kişi kadar tarihi bilginiz vardır.
Rusları vs. yi geçelim de biz bizden olup da bizi ayırmaya çalışanlara ne yapalım? Onu diyin siz. Hani Abaza ve Adığe faşistler. Bölücüler. Ayrılıkçılar. Aynı olanlar ama bir birini beğenmeyenler...

06 Temmuz 2019 Cumartesi Saat 00:33
Caner K'uek'ue

Hangi Türk boyu olursa olsun, ve hangi çağda olursa olsun barbarlıklarını asla üzerlerinden atamayacaklardır. Çünkü genlerinde bi saldırganlık ve vahşilik var. Tarih boyunca çoban olarak yaşamış Çerkeslere asırlar boyunca çobanlık yapmış ve hala da yapmakta olan bu barbar halk Rus gazına gelip Çerkesya da toprak hakları olduğunu idda ediyorlar. Ruslar bunu hep yapıyor. Abazaları kışkırtıp kardeşleri gürcülere savaştırdılar. Böl parçala yönet taktiği.
Karaçay ve balkarları tek destekleyen Ruslar değil sadece, Türkiye de Turan hayali ile bu dağlı Türkleri destekliyor. Yani o kadar çok düşmanımız varken biz Çerkesya ulusal birliğini henüz tamamlayamadık ne yazık ki. Bu iradeyi gösterenler de içimizdeki birleşik cafcafyacı(!) lar tarafından engelleniyor.

27 Mart 2015 Cuma Saat 10:07
hapi cevdet yıldız

Sn. Mahir Tunalı,
O kadar da kötümser olmamak gerekir. 'Başkaları tarafından güdülmektense ülkemizi rüyalarımızda görmeye devam edelim' diyorsunuz. Hayali olmayan kişi elbette başarıya ulaşamaz, katılıyorum. Ancak, gerçekleşmeyecek hayaller peşinde koşmayı ayırmasını da bilmeliyiz. Kaybedecek şeye gelince, Şapsığ kaybedildi. 2006'da Putin'in elinden gelseydi Adıge ve Karaçay-Çerkes cumhuriyetleri de feshedilecekti. Kabardey-Balkar da gündemdeydi. Şu ya da bu biçimde bu birimler elde kaldı. Sanmayın ki, Rusya'daki 100'ü aşkın Rus olmayan uluslardan kişiler kaygılı değiller.
Bugün bir müziğimiz, kültürümüz varsa ve tanınıyorsa bu cumhuriyet birimleri var da tanınıyor. Biz diasporada, Türk ve Arap ülkelerinde yaşayanlar ne yapabiliyoruz? Diasporadaki sayı anayurtta olsaydı durum bambaşka olabilirdi. Çerkes'in çoğu erimez, bir yekûn oluştururduk.

Rusya'dan korkmaya gelince, biz, şahsen ben demokratik bir Rusya'dan yanayım. Politika bir yana, demokratik olan, yani bir iç demokrasisi olan İsrail'de bırakalım iki milyon küsurluk iç Arapları, 4 bin nüfuslu küçücük Adıge nüfusu niye erimiyor?..

Türkiye'de gerçek anlamda bir demokrasi olsaydı, gelişmiş bir örgütlenmemiz olur, dil ve kültürümüze, ulusal demokratik haklarımıza sahip çıkabilirdik. Gerçek demokrasi olsa, Rusya'daki cumhuriyetler de dillerini kâğıt üzerinde resmi dil yapar, okullarda zorunlu eğitim dili yaparlardı.Yine de bu gibi davalara, hedeflere sahip çıkmaya çalışmalıyız.

Mahir bey, mutlaka rüya görecekseniz bu söylediklerimi de görmenizde yarar olur derim. Saygılar.

15 Mart 2015 Pazar Saat 08:08
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net