Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
H. Yaşar Nogay
7 Haziran Seçimleri ve Çerkesler
16 Nisan 2015 Perşembe Saat 23:35


Biz Çerkesler, her seçim döneminden hemen önce, geç kalmış bir takım arayışlara kalkışırız. Siyasi partilerden medet ummaya başlarız. Dernekler bazında, iktidar iddiasından uzak ve marjinal bazı siyasi partilerle ilişki kurmakla kendimizi avuturuz. 

Seçimler yapılır, biter. Ders aldığımızı düşünerek, bir sonraki seçimlere iyi hazırlanmaya karar veririz. Hiçbir şey yapmadan hemen unuturuz ve bir sonraki seçimlerde aynı durum tekrarlanır. Benim hatırladığın, yarım asırdan beri bu iş böyle devam eder.

Hatırladığım önemli bir şey daha var. Sizlerle paylaşayım.

Sene 1964 Eyüp te bir bankada çalışıyordum. 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra yıldızı patlayan CHP iktidarda. Partiye üye bir büyüğümüzün isteği üzerine, CHP Eyüp İlçe teşkilatına birlikte giderek, kaydım yaptırıldı. Benden yüksek beklentileri vardı. Partinin gençlik teşkilatını kurup harekete geçirecektim. Görevi ciddiye aldım ve sürekli parti merkezine giderek, çalışma planları hazırlıyor, tanıdığım tanımadığın bütün gençleri partiye götürüp kaydetmeye ve gençlik kadrosunu oluşturmaya çalışıyordum.

CHP ilçe merkezi, o zamanlar en popüler ulaşım aracı olan, bacalarından çıkan kömür dumanı ile, Haliç in üstünde adeta bulut tabakası oluşturan, Haliç Vapurlarının yanaştığı, Eyüp iskelesinin hemen yanında, iki katlı ahşap bir binaydı. Giriş katı rutubet kokan, tamamen boş, (metruk) durumdaydı. 

Çok sesli tahta merdivenlerle çıkılan üst katta, koridor boyunca sıralanmış altı odadan, ilki, kaydolma işleminden sonra hiç göremediğim İlçe başkanının odasıydı. Onun bitişiğindeki odaya, bir masa, birkaç tahta sandalye ayarlayıp yerleştim. Parlak ve idealist fikirlerle ikna ederek, CHP ilçe merkezine getirip kaydını yaptığım gençlerin, ikinci bir defa geldiklerini pek göremiyordum.

Ancak, CHP millet vekili Osman Özer bölgeye geldiği zaman, müthiş bir hareketlenme başlıyor, ilçe binasının her tarafı, hiçbirini tanımadığım büyük bir kalabalıkla dolup taşıyor, telaşlı bir koşuşturma, Osman Özer Ankara ya dönene kadar devam ediyordu. Bu hengamede beni ne tanıyan ne de fark eden kimse olmuyordu. Bir veya iki gün süren bu yoğunluk, Osman Özer gittikten sonra hiç olmamış gibi, ortam sakinleşip eski haline dönüyordu.

Osman Özer, Eyüp’ün bir semti olan Alibeyköy de Ciğerci dükkanı olduğu için, Ciğerci Osman olarak tanınan, iri yarı, esmer, hızlı konuşan ve çok hızlı yürüyen biri. O geldiği zaman, parti merkezini dolduran kalabalığın, onunla birlikte ve arkasından koşar adım geliş ve gidişlerini, hala görür gibi hatırlıyorum.

Bu görev 3 ay kadar sürdü. Bu süreçte öğrendiğim gerçek şu; aslında bölgede siyasetle, partiyle ve toplumsal meselelerle ilgilenen pek yoktu. Ama, İktidar partisinin millet vekilinden, herkesin istekleri ve beklentileri vardı. Sadece bu nedenle, semtin millet vekili geldiğinde, adına siyaset denirse, saman alevi gibi bir yoğunluk gelip geçiyor, ama bu yoğunlukta millet vekilinden kimlerin ne çıkar elde ettiği meçhul. 

Bu manzarayı gördükten sonra, Türkiye de siyaseti ve o zamanın Baş Bakan İsmet İnönü’nün CHP sini gerçek yönü ile tanımış oldum. 

Aradan 6 yıl geçmişti. Bu defa THY da çalışıyorum ve Beşiktaş ta oturuyordum. Birlikte çalıştığımız bir iş arkadaşımın ısrarı ile, bu defa Adalet Partisi Beşiktaş İlçe Merkezinde partiye kaydım yapıldı. O dönemde de Adalet Partisi iktidarda ve Baş Bakan Süleyman Demirel.

Ben olayı yine ciddiye alıp  AP ilçe merkezine sıkça gidip gelmeye, etrafı tanımaya ve durumu anlamaya çalıştım. Gördüğüm manzara, 6 yıl evvel CHP’nin Eyüp İlçesinde gördüklerimden farklı değildi. Anladım ki Türkiye de siyasetin karakteri bu. Sadece çıkar ilişkilerine dayalı yalan, riya ve göstermelik sloganlar geçerli. 

Benim gördüğüm 50 yıl önceki tablo buydu. Bugün de temel amaç ve anlayışın farklı olmadığı bilinen bir gerçek. Sadece vitrinler ve sloganlar değişmiştir. Vatan, millet, Özgürlük, demokrasi, …    gibi kavramlar üzerine kurulu güçlü propagandalar, siyasi erkin vazgeçilmez malzemeleri. Çağın teknik imkanlarını da iyi kullanan siyasi erk, devletin ve ülkenin bütün kaynaklarını ele geçirmekte hiç zorlanmıyor ve kurtlar sofrasındaki yeri hazır. 

Türkiye’nin bugünkü siyaset tablosu da böyle. Çerkeslerin, ÇERKES kimliği ile bu ortamda olmadıkları açık ve net. Önümüzdeki seçim döneminde parti kimlikleri ile de hiç olamayacakları netleşti. Daha önceki dönemlerde, çok az sayıda çerkes,  parti ideolojisinin hizmetkarı olarak yer bulma şansını yakalıyordu. Mevcut iktidar partisinin buna da tahammülü olmadığı anlaşılmıştır. İktidar olma şansı ufukta gözükmeyen CHP de bile eskiden olduğu kadar yerimiz yok. Sadece, baraj endişesi nedeniyle olsa gerek, Çerkeslere ilgi gösteren HDP ye dört elle sarılan hemşerilerimiz göze takılmaktadır. Ama, HDP barajı geçip, birkaç Çerkes millet vekili ile parlamentoya girse bile, kendi yapısı ve toplumunun sancılı talepleri içersinde bize ne faydası olacağı şüpheli. 

Türkiye de Çerkes toplumunun sayısal durumu, coğrafi dağılımı ve Türkiye nin siyaset sistemine baktığımız zaman, Çerkes kimliği ile siyasi ortamda yerimizin olamayacağı kesindir. Ne zamanki, Çerkes toplumu, örgütlülüğe inanır, örgütlenmeyi öğrenir ve güçlü bir diaspora toplumu haline gelir, o zaman siyasetin dışında da olsa, toplumsal hak ve çıkarlarını koruma ve kollama gücüne ulaşır. 

Bugünkü durumda biz çerkesler olayın neresindeyiz ? Hangi meçhule koşuyoruz ? 

Bu durumda akla gelen bir olay var. 4 yıl kadar önce, çerkes toplumunu sokağa döküp, mitingler yapmak, toplumu görünür kılmak, hak ve talepleri haykırmak iddiası ile ortaya çıkan çok az sayıdaki aktivist kişiler, arkalarında örgütlü bir yapı olmadığı gibi, mevcut örgütlü yapılara karşı akıl almaz çirkin söylem ve eylemlere devam ettiler. Bununla birlikte, müthiş bir cesaret ve kararlılıkla gerçekleştirdikleri eylemler, ne yazık ki çok cılız kaldı ve fayda dan ziyade zarar getirdi.                    Siyasi yelpazede, parti ideolojilerinin hizmetçisi kimliği ile de olsa, az çok yer bulabilen Çerkes siyasetçiler belki bu nedenle tamamen dışlanmış oldular.

Aynı grup bu defa, ÇERKES etnik kimliği ile ve çok az bir katılımla ÇDP (Çoğulcu Demokrasi Partisi) yi kurdular. Müthiş bir cesaret ve büyük bir girişim. Ancak, arkalarında toplum yok, kurumlar (dernekler ve KAFFED) yok. Dolayısıyla hesap ve mantık yok. Üstelik halen, sanal ortamda, topluma ve kurumlara hakaret eden, nefret saçan yazılar devam ediyor.

Bu durumda ve partinin, 07 Haziran seçimlerine katılma şansı olmadığı için, çerkes oy potansiyelinin yüksek gözüktüğü seçim bölgelerinde bağımsız adaylar gösterildi. İstanbul dan Prof. Dr. Günsel Şurdum Avcı, Kenan Kaplan ve Ali İhsan Aksamaz. Ankara dan Faruk Aslandok, Samsun dan Saim Sezgin, Kayseri den Emine Aslandok, Bursa dan İlhan Aydın, Düzce den Ayşe işkin ve Eskişehir den Timur Şahan.

Çerkes toplumuna hizmetleri ve katkıları ile tanınan, Günsel Avcı, Emine Aslandok, Saim Sezgin ve Faruk Aslandok gibi adaylar, 07 Haziranda sandık başına gidecek çerkes seçmenlerin oyunu hak etmiş kişilerdir. Ancak, Parti ile ilgisi olmayan, birikimi, enerjisi ve güçlü hitabeti ile tanınan Yalçın  Karadaş’ın da, Günsel Hanım ile aynı seçim bölgesinden bağımsız aday olması, hem kendileri hem de toplum için büyük bir şanssızlıktır. Yalçın’ın son anda seçim bölgesini değiştirmesi çok yanlış olmuştur.

Sonuç olarak, 7 Haziran günü seçim sandığına gidecek çerkes seçmenlerin vereceği karar çok önemli. Siyasi partilerde Çerkeslere yer verilmediğine bakılırsa, Çerkes  kimliği ile seçime katılanlara oy vermekten başka çare olmadığı ortada.  Ancak, öteden beri, yapılan, halen de devam eden yanlış söylem ve eylemleri ile, örgütlerin ve örgütlere yakın kitlelerin tepkisini çeken ÇHİ ve ÇDP olgusu, gösterilen adayların aleyhinde gözüküyor. Gönülsüz de olsa oyunu verecek seçmenlerin aklına gelebilecek kötü senaryolar da olabilir. Ola ki, bu adaylarımızdan birileri seçilir de Ankara ya giderse, toplumu daha çok bölen, faydadan çok zarar üreten aynı söylem ve eylemlere devam ederler korkusunu yok sayamayız.

Diğer taraftan, 08 Haziran günü sonuçlar açıklandığında, adaylarımıza çıkan oy sayısı çok az olursa, büyük bir fiyasko ve ÇERKES toplumuna iki bakımdan çok büyük darbe olacaktır. Sorumlusu da ÇDP olacaktır.

Birincisi; içimizdeki olumsuzluk canavarları, (Murat Bardakçı gibi) ve pesimistler bayram edecekler. İşte bizim dediğimiz gerçek budur diyecekler. Toplumsal özgüven büsbütün yok olacak.

İkincisi; çerkes toplumunu yok sayan ve her fırsatta aşağılamakla görevli olan siyasiler, ırkçılar ve ulusalcılar bayram edecekler. Yok saymaya ve Görevlerini daha büyük iştahla icra etmeye devam edecekler. 

Bu gerçekleri göz önünde tutarak, bağımsız Çerkes adayların görevi, geçmişteki hatalarını mümkün olduğunca düzelterek, seçmen kitlelerine olabildiğince profesyonelce yaklaşmaları, önümüzdeki 50 günü çok iyi değerlendirmeleri ve her seçmen den akıllıca oy istemeleri gerekiyor.

Çerkes seçmenlerin de kaçınılmaz görevi, kayıtlı bulunduğu seçim sandığına gitmeyi ihmal etmeyip, varsa ön yargılarını bir tarafa bırakıp, bağımsız çerkes adayına oyunu vermektir.

Geçmişteki söylem ve eylemlerden yüreği yanmış kurumsal yapı yöneticileri ve kişilerin de, bu ortamı toplumsal çıkarı göz önünde tutarak hoş görü ile karşılamaları gerekmektedir.




Bu yazı toplam 4139 defa okundu.





Murat Ozturk

Yaşar abi yeterli bulmadığımız çerkes adaylara sadece çerkes olduğu için oy mu verelim?

18 Nisan 2015 Cumartesi Saat 01:07
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net