Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dr. Karden Murat
Khuade Adnan ve “Rusofobya”, “Anti-Rusya” ve “Anti Rus” Söylemleri !
23 Ağustos 2016 Salı Saat 14:26


“Çerkes Problemi” ile ilgilendiğini ve bu problemi benimsediğini ileri süren kişilerin, değerlendirmelerinde, sık sık,  “Anti-Rus”, “Anti-Rusya”, “Rusofobya” gibi terimleri kullandığını görmeniz şaşkınlık yaratabilir. 


“Anti-Rus”, “Anti-Rusya”, “Rusofobya” gibi terimler, mutlaka düşmana ihtiyaç duyan derin “Rus Devletçiliği” geleneğinin bir mahsulüdür. Günümüzde “Neo-Stalinizm” formunda devam eden bu mahsulün, Çerkes tüketicilerinin bulunması da kaçınılmazdır. Daima ithal düşünce formlarını benimseyen modelin, “düşman” formunun da ithalini benimsemesi, kendine özgü, hayali bir düşman formu dahi yaratamaması normaldir. Yapılacak tek şey, yöneltilecek “Anti-Rus” suçlamasının, Rus derin devletinde neden olacağı alarm durumunun sonuçlarını, bir köşeden keyifle izlemektir. Kelimenin tam anlamıyla bir şekilsizlik örneğidir vaziyet.   


Rusya’da, “Rusofobya” (Rus karşıtı) terimini politik alanda ilk kez ileri süren Fyodor Tyuçev’dir. Tyuçev, İmparator’un gizli polisi fonksiyonunu yerine getirmekte olan Üç Numaralı Departman’da görev yapmakta idi. Kendisi gizli polis teşkilatının bir üyesi olmasının yanı sıra, aynı zamanda bir şair ve diplomat idi. Tyuçev tarafından hazırlanan 1840’lı yıllara ait metinlerde “Rusya ve Almanya”, “Rusya ve Devrim”, “Rusya ve Batı” gibi karşıt olarak kullanılan sözcüklere yer verilerek Rusya için “güçlü ama durağan Alman unsuru’”nun ,“Fransa’dan yayılan tefessüh (eşitlik, kardeşlik ve adalet çürüme olarak değerlendirilmekte) )”ü durdurmak için bir çare olduğu değerlendiriliyordu. 


Güçlü Hristiyan değerlerinin kalesi olan kurtarıcı Rusya’nın, Batı Dünyası tarafından “tecrit” edilmesi durumu söz konusu idi. Tyuçev’in öngördüğü Rusofobya, iç alan ve uluslararası alan olmak üzere iki alana ilişkin idi. Rusofobya terimi, iç alanda ifade hürriyetinin olmamasını eleştirenleri, hukuksuzluk ve istibdat yüzünden çarlık rejimini yeren “Batıcı” lar olarak yaftalanan kişileri tanımlarken, uluslararası alanda ise “Avrupa tarafından taahhüt edilen hukukun üstünlüğü, ahlaki değerlere saygı ve dahi medeniyet prensiplerinin ihlalini” Rusya’ya karşı saldırıda kullanan Avrupa’yı tanımlıyordu. . 


Rusofobya'nın anti tezi ise imparatorluğu güçlendiren Ortodoks yurtseverler ve Rusofiller (Rus yanlısı) ve Slavofillerdir (Slav yanlısı). Bu nedenle “Slav Kardeşliği” ni reddeden Lehler de “Rusofobik” olarak tanımlanmaktan kurtulamıyorlardı.  


Tyuçev, Rusofobya ile “Polonya Sorunu” ve Rus İmparatorluğu’na karşı Lehlerin mücadelesi arasında doğrudan ve açık bir ilişki kurmuştu ve “Slavlar” adlı şiirinde, Leh Halkını, “Slavların Yahudileri” olarak fişlemişti.  


Rusofobya teriminin “sözlüklere girmesi” ise Stalin döneminde, 1935 yılında gerçekleşti. Stalinist propaganda, “kusursuz devlet” in düşmanlarını yarattı ve yaratılan bu düşmanlar “sadık vatandaşlar” ın saldırganlığına maruz kaldı. Antirusofobik (Rus yanlısı olmayanlara karşı)  milliyetçilik ve Büyük Rus Şovenizmi, Stalinist devlet için test edilmiş ve denenmiş emniyet sübabı fonksiyonunu gördü. 


Örneğin Profesör Igor Shafarevich ‘in, peresteroyka döneminde, 80’li yılların sonunda yayınladığı Rusofobya konulu eserinde, yurt içi (Alexander Yanov, Grigory Pomierants, Alexander Galich gibi ) ve yurt dışında (Richard Pipes, Friedrich Hayek gibi) Sovyetler Birliği’ni eleştiren Rusofobik muhalifler anlatılmakta idi. Ona göre Rusofobya, Rusya’nın bağımsız gelişimini engelleyen yok edici bir güç idi. Böylelikle “Batı’ya ve liberalizasyon talep eden Rus entelijansiyasına karşı” savaşın teorik temellerini atmak suretiyle, kendi “Siyonist” yurttaşları aleyhinde saldırganlık deruhte etmekteydi. Bunu yapmasının sebebi  Rusofobyanın, kitle iletişim araçlarında önemli rolleri olan, ulusal kültürlerinden uzaklaşmış Yahudilere teşmil edilmesi ve Anti Semitizm pelerininin arkasından gelecek eleştirilerden gizlenebilmek idi. 


İç “Rusofobya”, daima aşırı Rus milliyetçileri tarafından yapılan değerlendirmelerde mütemadiyen kullanılmaktadır. 2012 yılında bu yana, Rusya Başkanlık İdaresi’ne uzman desteği sağlayan Rusya Stratejik Çalışmalar Enstitüsü’nün  (Russian Institute for Strategic Studies (RISI) ) ana kaygısı Rusofobya’dır. Rusofobya fenomeni, Leh ordusunun 1612 yılında Kremlin’den püskürtülmesinin yıl dönümü 4 Kasım’da kutlanan Ulusal Birlik Günü, Rusya’nın Abhazya, Güney Osetya, Kırım gibi yerlere askeri müdahalesi gibi  reel politik durumlarda kullanılmaktadır. 


Rus propaganda teoristlerine göre, propaganda savaşında başarıya ulaşmak için birkaç temel prensip vardır; geniş kapsamlı ve uzun vadeli operasyonlar, alıcıların “biz” ve “onlar” tepkisini vermeye zorlayan basit bilgilerin bolca tekrarı, alıcıların duygularına hitap etmek, imparatorluk fikri ile yapışık ve Rus kültürel kodlarına atıf yapan belirli harcıalem hususları ileri sürmek. Bunların tekrarlanması, kalıcı etkilere yol açmaktadır. Örneğin Yeltsin döneminin liberal demokrasi politikalarından kopmak için “hükümran demokrasi” sloganının kullanılması. 


Bunların amacı, güncel politik olaylara karşı kamusal tutumu biçimlendirmektir. “Rusya sınırları ötesinde yaşayan ve belirli haklara sahip olan Rus Dünyası”, “Rusça konuşan nüfusun bu haklarına destek olunması”, “Rus baharı gibi ulusun yurtsever uyanışı”, “Faşist haydutların renkli devrimlerle Rusları ve onların komşularını tehdit etmesi” gibi. “Biz ve onlar” yaklaşımının iç ve dış düşman imajı yaratılmasına ihtiyacı vardır. Bunlar “Avrupa Birliği’nde Amerika Birleşik Devletlerinin Truva atı olan Polonya”, “Rusya’da Batının destekçileri-beşinci kol”, “devlet otoritelerini ne şekilde eleştirmiş olursa olsun ekstremistler”.     


Yerel bağlamda Rusofobya’ya sahip olanlar, devlet politikasına muhalefet edenler ya da Rusya ile ihtilaf halinde bulunan ülkelere olan sempatisini açıklayanlar olarak değerlendirilmektedir. Politik pratikte bu kişiler, devlet karşıtı ve zıt ideolojiyi benimseyen ve bu nedenle “devletten uzaklaştığı” varsayılan kişilerdir. Bu türden suçlamalar gerçekleştiği zaman Rus kamuoyu buna tepki vermekte, mobilize olmaktadır. 


Bütün bunlar, “Çerkes Problemi” konusunda Rusya’nın resmi tezlerinden farklı tezler ileri süren ve benimseyen kişilere karşı da uygulanmaktadır. Bu kişiler, istisnasız “Anti-Rus” ve “Anti- Rusyacı”, “ekstremist”, “hiper ekstremist”, “etnosnetrik” ve buna benzer yaftalamalara maruz kalmaktadırlar. Bu yaftaların kaynağı doğrudan Rusya’nın propaganda mekanizması ve bu mekanizmanın havaya göre şekil alan gönüllüleridir. Söz konusu “aerodinamik” gönüllüler, Türkiye-Rusya krizi döneminde “erken ve ergen atarlanmaları” ile acınası durumlara da düçar olmuşlardır.Kriz döneminde, Rusya’nın, Türkiye aleyhindeki tezinin üzerine atlayıp, “Anti-Rus” sosu ile önlerine her geleni cihatçı, gerici ve AKP ci ilan etmişlerdir. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ise iyiden iyiye düzelen Türkiye-Rusya ilişkileri, bu şekilsizleri yine açığa düşürmüştür. 


Eğer kendisine Anti-Rus, Anti-Rusyacı, Rusofobik v.b yaftaları vurulan kişiler, politik pratikte, devlet karşıtı ve zıt ideolojiyi benimseyen ve bu nedenle “devletten (Rusya) uzaklaştığı” varsayılan kişiler ise, bu türden suçlamaları Çerkeslere yönelten Çerkeslerin bunun tam aksi niteliklere sahip kişiler olduğu kolaylıkla teşhis edilebilir .


Khuade Adnan’a da aynı ya da benzer yaftaları vurarak, onun özgürlüğünün Rusya makamları tarafından ilanihaye elinden alınmasını kendilerine şiar edinmiş şuursuzlar ordusu, kendi “öz vatandaş” larını bile öğüten bir devlet mekanizmasında, sıranın kendilerine çok geçmeden ulaşacağını bilmelidirler. Bürokratik çarklar daima un ufak edecek birilerine ihtiyaç duyar, bakarsınız görevinde yükselmek isteyen bir memur, bu şekilsizleri, pasaportlarındaki Türkçe soyadlarına, Türkiye’ye geliş-gidiş sıklığına, Türkiye’den almakta olduğu emekli maaşlarına, kendi aralarında daima Türkçeyi kullanmalarını göz önünde tutarak, düzenleyeceği “caf caflı raporlar” ile “hain-muzır” olarak ilan ediverir. 


Bunlar olmamış şeyler değil; “ …30 yıl önce Anapa yakınlarında toplam 12.000 haneden oluşan Natuhay kabilesi, Ruslar ile özel bir barış anlaşması imzalamışlardı ve bu anlaşmaya tam olarak uymuşlardı, ancak Rus askerleri, tamamen beklenmedik bir şekilde ve aniden saldırdılar ve bütün köyleri yok ettiler, temelden bütün her şeyi yerle bir ettiler; nüfusun yarısı öldürüldü ve sağ kalan diğerleri uzak bir mesafeye, Kafkasya’nın kuzey ucu olan Kuban yakınlarına zoraki nakledildiler. Natuhaylar, kendilerine karşı gerçekleştirilen bu hareketin sebebini hiçbir zaman öğrenemediler. Amaç, muhtemelen onları Karadeniz kıyısından temizlemekti ya da diğer kabilelerin üzerinde, kendi başlarına gelecek şeyler konusunda bir intiba uyandırmaktı ya da hareketsizlikten canı sıkılan bir askeri liderdi ya da “küçük bir şeref” kazanma arzusuyla rütbe ilerlemesi sağlayacak caf caflı  bir raporun konusunu teşkil etme çabası idi…” ( "Russian despotism and ruthlessness, as disclosed in authentic documents", 1877, 23 Aralık 1876-20 Ocak 1877 tarihleri arasında toplanan ve Prusya, İngiltere, Rusya, Fransa ve Osmanlı Devleti’nin katıldığı,  İstanbul Konferansı ya da diğer adıyla Tersane Konferansı’na, Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan Çerkes ileri gelenleri tarafından gönderilen mektupta yer alan bir bölüm).  


Ve birileri de çıkıp; “neden acaba sadece filancayı attılar hapse, demek bir şey yaptı, bak ben dışarıdayım, her şey de açıklanmıyor ki ah be kardeşim, uzak duruyorsak bizim de var bir bildiğimiz, bunca insanın arasında o…anlatabiliyor muyum ah ah v.s” deyiverir.


Bilinmesi gerekli olan husus şudur ki; Khuade Adnan’ın özgürlüğünün elinden alınması ile “Çerkes Problemi” ni dillendirenler ortadan kalkacak değil. Dünya’nın her bir yanına dağılmış, yaşadığı ülkelere mükemmelen entegre olmuş, çok dilli, iyi eğitimli ve organize bir diaspora var. Geleneksel olarak merkezi bir otorite ya da bir kişi etrafında hiçbir zaman toplanmamış olan Çerkesler için günümüzde de durum böyle, örneğin Khuade Adnan tutuklandı diye Rusya’nın rahatsız olduğu, çeşitli ülke parlamentolarına yapılan soykırım başvuruları sona erecek değil, yeni başvuru hazırlıkları birçok ülkeden Çerkeslerin katılımı ile çoktan yapıldı bile. 


Khuade Adnan’ın tutukluluğunun devam ettirilmesi, aktivistlerin vitesi yükseltmelerine, bütün dünyada daha geniş barışçıl, demokratik ve hukuk çerçevesinde çabalarına neden olacaktır. Khuade Adnan’ın tutukluluğunu devam ettiren Rusya, bunun üzerinden “Çerkes Problemi” ni dünyaya kendi elleriyle tanıtacaktır.  



Bu yazı toplam 6919 defa okundu.





TSEY A. Mert

''Khuade Adnan’ın tutukluluğunu devam ettiren Rusya, bunun üzerinden “Çerkes Problemi” ni dünyaya kendi elleriyle tanıtacaktır. ''

İMZAMI ATARIM BU YORUMA.

Acziyetin dorukları. Adnan Khuade'yi sebepsiz yere içerde tutmak, yerel işbirlikçi satılmış zavallıların acziyetidir.

27 Ağustos 2016 Cumartesi Saat 02:03
vahit erdo

Çerkes yurtseverleri girişimi önemliydi ama ,,, hayal edilen sinerjiyi yaratamadı. nedeni çünkü ; yurtseverliğin dar dahlizlerinde boğuldu,günümüzde yani kapitalizmin GLOBAL aşamasında milli, dini değerleri değil, evrensel değerler öne fırlıyor, yani insanlar özgürleşince insana bağlı topraklarda hür olacaktır, artık vatan teferruattır, çünkü tüm kainat insan içindir, Kafkasyada tüm rusyada ve dünyada evrensel değerlerin öncüsü olmalıyız. Kafkasya özgürleşmeden. ezilen sömürülen Rusya halklarıda özgürleşemez. çok marifet var insanda selamlar.

24 Ağustos 2016 Çarşamba Saat 18:32
Uğur-Almanya

Murat bey merhaba. Siz bildiğim kadarıyla hukuk doktorusunuz. Soykırım başvurularını hazırlayanlardansınız. Size daha önce bir mail atmıştım hatırlarsınız. Detaylı cevabınız için burada bir kez daha teşekkür ederim.
Soykırım başvurularında yeni hazırlıklar yapılması önemli. Çerkes problemi şu toz duman arasında unutulmamalı. Rusya Türkiye yakınlaşması Adnan Khuade için belki iyi sonuçlara vesile olabilir diye umuyorum.

24 Ağustos 2016 Çarşamba Saat 16:44
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net