Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
H. Yaşar Nogay
Uzlaşma Kültürü:
12 Mart 2017 Pazar Saat 14:46


Hayatın bireysel ve toplumsal süreçlerinde, kendi gücümüzle, imkan ve kabiliyetimizle aşmakta zorlanacağımız sorunlar ve engeller her zaman önümüze çıkabilir. Ancak, yaşamın devamı için engelleri, sorunları bir şekilde aşmaya, yola devam etmeye çalışırız.     


Yaşam  veya var oluş mücadelesinde,  bulunabilecek en  son ve geçerli çözümün adı UZLAŞMA dır. Mesela yolda yaya  yürürken, üstüne basmak istemediğimiz bozuk bir zemin veya  bir su birikintisi önümüze çıktığında, başarabilirsek üstünden atlarız, olmadı etrafından dolaşırız veya yolumuzu değiştiririz. Önümüze çıkan durum karşısında bu bir UZLAŞIDIR.  


Veya, borç alacak meselesinde sorun çıktı, kaybımızı tamamen veya kısmen kurtarmak isteriz,  Muhatabımıza kızsak bile,farklı yollar ve alternatifler üzerinden anlaşmayı tercih edebiliriz. Bu da bir UZLAŞIDIR. T.C. Maliye Bakanlığı bile, son yıllarda, vergi mükelleflerinden alacaklarını tahsil edebilmek için, çeşitli uzlaşma yöntemleri geliştiriyor.  


Örnekler çoğaltılabilir. Yani, sorunu çözme, engelleri aşmanın, en son ve en geçerli yolu UZLAŞMA dır.  


Eğer, yolculuk toplumsal meselelerle ilgiliyse, genelde sorunlar çok boyutlu ve çok daha karmaşıktır. Bu konuda, Çerkes toplumunun bugünkü durumu çarpıcı bir örnektir. Tarihi, kimliği, dili ve kültürü ile, bir zamanlar yer yüzünün en güçlü toplumlarından biriyken, uğradığı felaket ve haksızlıklar sonucu, yok edilme aşamasına getirildikten sonra, 150 yıldan fazladır yok sayılan bir toplumdan bahsediyoruz. 


Son yıllarda, Dünyada ki değişimler, bu yok oluşa karşı durma imkan ve fırsatlarını önümüze koyunca, gerek Ana vatanda, gerekse diasporada yaşayan Çerkeslerin hafızasında canlanan tarih ve kimlik bilincinin yarattığı heyecanla, örgütlenme ve ayağa kalkma çabaları başladı. 


Bu doğal gelişmeler sonucu, küllerinden yeniden doğma arzusu ile, ortaya çıkan lider kadroların çabaları sonucu, ana vatan tarafında, Xase (dernek) ler canlanarak Dünya Çerkes Birliğini kurdular.   En büyük Çerkes diasporasının yaşadığı Türkiye de büyük çabalarla Kaffed oluşturulurken, Diaspora nın diğer parçaları, Ürdün, Suriye, Avrupa  ve Amerika da yaşayan Çerkes örgütlerinde de ümitler yükselmeye ve canlanmaya başladı.  


Ancak, toplum buna hazır değildi. Özellikle, farklı coğrafyalarda, farklı kültür ve ideolojilerin etkisi altonda, 150 yıldan beri kimlik bilincinden uzaklaşarak yaşamış insanların, bir anda ortak akıl ve ortak irade ile ayağa kalkmaları  kolay değildi.  Ve olmadı.   


Her şey doğru ve güçlü örgütlenmeye bağlıydı . Öncelikle, ortak amaç ve doğru hedef için ortak akıl oluşturmada başarılı olunamadı. Her şeye rağmen, Başlangıçta ümit veren örgütlü yapılar giderek sarsılmaya, etkinliklerini kaybetmeye başladılar. Rusya da değişen devlet politikaları, DÇB yi etkisizleştirirken,  Türkiye diasporasında  Kaffed de gevşemeler başladı. Abhazya da bağımsızlık ilanından sonra, abhaz kardeşlerimiz arasında beliren fikir ayrılıkları sonucu Abhazfed in kurulması, Kaffed bünyesinde uzlaşama yerine çatışmayı tercih eden bazı grupların, hiperaktif  hareketleri sonunucu  Çerfed’in kurulmsı , Kaffed yönetimlerince de uzlaşma aramak yerine dışlamanın tercih edilmesi, bugünkü çok parçalı durumu ortaya çıkardı. Parçalanış daha da devam edeceğe benziyor. Nereye kadar?  Oysa bu toplum, çok parçalılığı kaldıracak kadar büyük ve güçlü değil. Dernek ve federasyon başkan ve yönetimlerinin, genelde, gönüllülük esasına dayalı amatör kadrolardan oluştuğunu ve çok kısıtlı imkanlarla ve zayıf bütçelerle çalıştıklarını biliyoruz. 


Aslında, bu örgütlerin söylem ve eylemlerine baktığımızda, farklı hedef ve amaçları sergilemedikleri aşikar. Söylemleri, aynı şarkının farklı beste ve makamlarda okunmasına benziyor. 


Sebep, UZLAŞMA KÜLTÜRÜNDEN uzak, sadece ön yargıya dayalı, dışlayıcı ve suçlayıcı üslupların tercih edilmesidir. Bu yapı ile, ne toplumsal güveni arttırarak güçlü bir yapı ortaya çıkarmak, ne de muhatabımız olan devletler ve uluslar arası kurumlar karşısında  söz sahibi olmak mümkün değildir.  Yılda bir gündeme gelen 21 Mayıs Anma programları gibi en temel  konularda  bile diyalog ve kapsamlı iş birliği ortamı yaratılamıyor. Bu nedenle, özgül ağırlığı yüksek, etkili ve yararlı olabilecek, birçok hemşerimizin, kurumsal ve toplumsal hareketlerden  uzak durmayı tercih ettiklerini görüyoruz.  


Artık bu sorunları geride bırakmanın, daha ciddi ve anlamlı işler başarmanın zamanı geldi diyorsak, toplumsal birlikteliğe olan ihtiyacı görüp, ortak akıl ve ortak irade temelinde, yeniden yapılanmanın gerçekleştirilmesi gerekiyor. 


Bu amaçla, mevcut Federatif örgütlerin başında ve içinde bulunan kurmaylarca, tek çıkar yolun  UZLAŞMA  olduğunu kabul etmeleri, sadece anlaşmak ve uzlaşmak değil, gerçekleri ve biri birini anlamak üzere,  bir araya gelip,  ciddiyet ve samimiyetle, yüz yüze, göz göze, gönül gönüle konuşarak, en uygun  çözüm şekli bulunmalıdır. Bu gibi bir ortamda, kin ve nefret duyguları, kişilerin Dünya görüşü, siyasi ve dini eğilimi, rengi kıyafeti v.s. bir tarafa bırakılıp, sadece toplumsal sorunlar ve ihtiyaçlara odaklı konuşulmalıdır. Yeterli istek ve samimiyet varsa bu zor bir şey değil. 


İhtiyacımız olan UZLAŞMA  KÜLTÜRÜ ise, öncelikle karşılıklı saygı temelinde, farklı ve karşı fikirleri de sabırla dinlemek, anlamak, anlatmak, empati kurmak, gereğinde danışmak ve sonuca varmak demektir. Nihai hedef ise, çok sesli ama tek merkezli ve tek kararlı bir yapıda birleşmek olmalıdır. 


Kendi aralarında uzlaşamayan, anlaşamayan ve birlik olamayan hiçbir toplumun, hiçbir milletin başarılı olduğunu, zafer kazandığını tarih yazmamıştır. Günümüz şartlarında, sadece kendi aramızda ulaşmak ta yetmez. Başarı için muhatap devletler, kurumlar, hatta gereğinde düşmanlarla dahi uzlaşmayı becerebilecek diplomasi ve UZLAŞMA kültürüne sahip kurumsallığa ulaşmak gerekiyor.  Bu yol ve yöntemler dışında, bireysel kahramanlık hevesleri veya başka hesaplar peşinde, toplumun tamamını kucaklamaksızın, öne çıkıp, kendi başına hareket edenler topluma sadece zarar verirler. 


21 Mayıs 1864 soykırım ve sürgünü anma olayı, Çerkes toplumunun, tarihini ve kimliğini ortaya koyarak, var oluş mücadelesini, Dünya kamuoyuna  en güçlü bir şekilde duyurmak için,  en büyük fırsattır. Bu nedenle, işbirliği ile büyük ve ortak bir program gerçekleştirilmesi, çok işe yarayabilir. Yukarıda vurgulanan UZLAŞMA KÜLTÜRÜ anlayışı ile bir adım atılırsa, belki arkası gelir ve büyük birliğin yolu açılmış olur.  


Sonuç olarak, Çerkeslerin meselesi Dünya çapında büyük bir meseledir. Muhataplarımız büyük devletler ve uluslararası kurumlardır. Bu nedenle, öncelikle kendi aramızda ve muhatap devletler ve kurumlar karşısında başarılı işler çıkarabilmek için, müzakere ve UZLAŞMA KÜLTÜRÜ ile tanışmak ve bu yolda ilerlemek zorundayız. Gerek Anavatanda, gerekse dünyadaki tüm çerkesler, en büyük güç ve moral kaynağı olarak, Türkiye Çerkes diasporasını görmekte,  güçlü yapıyı ve  gür sesi Türkiye’den beklemektedirler.  



Bu yazı toplam 4099 defa okundu.





Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net