Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dr. Kurmel Ömer Aytek
Ekimin İçyüzü
18 Mart 2017 Cumartesi Saat 10:04


Ekim Devrimi denen şey aslında “silahlı bir kalkışmaydı”… Faili Partiydi… Parti Petrograd Sovyetini kullanmıştı. 

 

Şubat Devrimi gibi kitlesel bir olay değildi. Silahlı bir azınlığın eylemiydi.  

 

Askeri Devrimci Komitenin… Baltık Filosunun bir kısım denizcisinin… Bir avuç Kızıl Muhafızın kotardığı amatör polis operasyonuydu.  

 

24-25 Ekim gecesi başkentin sinir uçlarını ele geçirdiler.  

 

Petrograd “proletaryası” ve garnizonu tarafsız kaldı.  

 

Geçici Hükümet adına savaşacak bir güç yoktu… Dolayısıyla Bolşevikler kimseyi devirmediler… Lenin’in dediği gibi Parti “iktidarı sokakta buldu.” 

 

Ekim itibariyle 1917 yılının devrimci ivmesi düşmüştü… İşçi sınıfı ayrışıyordu… Hayatta kalma savaşına kilitlenmişti. 

 

*** 

O halde nasıl oldu da işçi sınıfı iktidara geldi?  

 

İktidara gelen işçi sınıfı değildi ki… Siyasi ve ideolojik bir örgüt olan Bolşevik Partisiydi. 

 

Lenin “Ne Yapmalı” adlı eserinde (1902) yepyeni bir parti tipinden söz ediyordu… Tam-zamanlı devrimcilerden oluşacak bir parti.   

 

1905 öncesinde ancak konspirasyon koşullarında faaliyet gösterileceği için Lenin’in işaret ettiği türden partinin bir mantığı vardı. 

 

Ama asıl sebep başkaydı…  

 

İşçiler kendi hallerine bırakılırsa “sendikacılık” eğilimine girebilirdi. Onları bilinçlendirmek için “öncü” partinin “bilimsel” devrimci kuramına başvurmak şarttı.   

 

Bolşevik Partisi insanlığı sosyalist devrime ulaştıracak tarihsel mantığın taşıyıcısı, devrimci aydınların vekiliydi. 

 

İşçiler ancak devrim için çalıştıkları, kısa erimli kazanımlar gözetmedikleri sürece Parti etkinliklerine katılabilirlerdi. 

 

Eğer kişisel menfaat güderlerse gerçek proleter olmaktan çıkar, “küçük burjuvaya” dönüşürlerdi. Onların sözcüleri de belliydi: “Hain” Menşevikler ve “dönek” Alman sosyal demokratlar. 

 

Dünya görüşüne sahip iki sınıf vardı: proletarya ve burjuvazi.  

 

Sınıfsal kökeni ne olursa olsun siyasi bir aktör bilimsel devrimci bilince sahip değilse otomatik olarak burjuva – yani düşman – sayılırdı.  

 

Özetle, Leninist Parti ampirik bir proletaryayı değil, metafizik bir proletaryayı temsil ediyordu. 

 

Ekim 1917’de iktidarı ele geçiren ampirik proletarya değildi… Bu ideolojik politik örgüttü. 

 

*** 

Bolşevikler 1905 olaylarında önemli bir rol oynamadılar. Lenin o sırada Rusya’da bile değildi.  

 

Bolşevikler ancak 1912’den sonra hatırı sayılır bir tabana ulaştılar… Ama bu yığınsal bir taban değildi… 1914 yazındaki grevler esnasında Menşevikleri sayıca geçtiler.  

 

Ağustos ayında savaş patladı… Yurtsever bir dalga yükseldi… Bolşevik yanlısı hava dağıldı… Bolşevikler Şubat 1917’den sonra taban desteğini yeniden inşa etmek zorunda kaldılar.  

 

1917 yazı biterken Bolşevikler bir kere daha Menşevikleri ve Sosyalist Devrimcileri geçtiler… Kentlerde… Bir de cephenin kuzey kesiminde.  

 

*** 

Daha radikal işçiler Nisan-Ekim arasında Bolşevik Partisini geçici bir süre için tercih ettiler.  

 

Lenin’in Partisi ilk defa profesyonel devrimcilerin örgütü olmaktan çıktı. Ağırlıklı olarak işçilerden oluşan bir yapıya dönüştü.  

 

Parti şematik olarak klasik bir Sosyal Demokrat Partiye benziyordu… Yerel komiteler Kongreyi seçmiş… Kongre de Merkez Komiteyi görevlendirmişti.  

 

1917 yılına özgü bu nitelikler sebebiyle Bolşeviklik “demokratik” olarak anılmaya başlandı… Ama bu koşullu bir demokrasiydi… Sadece işçiler ve parti-içi politika için geçerliydi. 

 

Leninist ideolojiye göre toplumun kalanı ve tüm rakip örgütler – diğer sosyalist partiler bile – sınıf düşmanıydılar… Burjuva veya küçük burjuva idiler… Proletaryanın gerçek partisi iktidara geldiği zaman tasfiye edileceklerdi.  

 

*** 

Lenin’in örgütü Nisan Tezlerinden sonbahara kadar ajitasyon yoluyla etkili oldu… Amaç ikili iktidarı sonlandırmak, sınıf-temelli sovyetleri iktidara taşımaktı.  

 

Bolşevikler “ekmek, barış, toprak, tüm iktidar şuralara” sloganını kullanıyordu. Ama bu boş laftı.  

 

Zira – Lenin’in rakiplerinin de sıkça dile getirdiği gibi – sovyetlerin iktidarı ele geçirmesi barış veya toprak sorununu çözmeye yetmeyecekti.  

 

Her şeye rağmen Bolşeviklerin programı devrimci duygulara hitap etmeyi başardı… Öfkeli işçiler ve askerler iktidarı “emekçiler” adına ele geçirmek için yanıp tutuşuyorlardı.  

 

Ne var ki emekçiler iktidara doğrudan el koymadılar… Parti bunu onlar adına yaptı… Ekim en iyi Şubat’la karşılaştırılabilir.   

 

*** 

Ekim Şubata benzemiyordu. 

 

Şubatta beş gün boyunca yüzbinlerce işçi sokaklardaydı… Gerçek tehlikelerle karşı karşıya idiler… Bin yedi yüz kişinin kanı dökülmüştü.  

 

Ekimde işçiler sokakta değildi… Kurbanların sayısı iki elin parmakları kadardı… “Dünyayı sarsan on gün” bir darbeydi o kadar. 

 

Nitekim Bolşevikler 1920’lerin ortasına kadar Ekimi darbe olarak tanımladılar. 

 

*** 

Ekim ancak 1917-18 kışının muzaffer köylü isyanıyla birlikte düşünüldüğünde ulusal ölçekli bir eylem gibi görülebilir.  

 

Bolşeviklerin bu köylü ayaklanmasına hiçbir dahli olmamıştı. Ama en fazla yararlananlar onlardı.  Ayaklanmayı Büyük Ekim mitosuna bağlamayı başardılar. 

 

Ekimin gerçek bir Marksist devrim gibi görülmemesi için sebepler vardı… Biri Lenin’in köylülükle “devrimci ittifakı”… Diğeri Sosyalist Devrimcilerin toprak programının kopyalanmasıydı. 

 

Ekim 1870’li yılların Halkçı geleneğinin tekerrürüydü. 

 

Dünyanın ilk Marksist devrimi cereyan edebileceği tek Avrupa ülkesinde – Rusya’da – gerçekleşmişti… Köylülük sayesinde.  

 

Devrim Rusya koşullarında ancak işçi-köylü hareketi olarak cereyan edebilirdi.  

 

***  

Yine de hareketin başını işçiler çekmeliydi… İlerici ve teknolojik sınıf oydu… Petrograd “silahlı kalkışması” da mihver olay olarak tarihteki yerini almalıydı. 

 

Hiç kuşkusuz bu metafizik olayın – “silahlı kalkışmanın” – gerçek işçilere ihtiyacı vardı.  

 

Ne var ki Bolşeviklerle Rus proletaryası arasında Batı Avrupalı işçilerle sosyalist partiler arasındaki türden bir ilişki yoktu. İşçiler Partinin “toplumsal tabanını” oluşturmuyorlardı.  

 

Yine de işçilerden vazgeçilemezdi… Partini iktidara taşınması gerekiyordu… İşçiler sıçrama tahtası işlevi görecekti. 

 

Ama bu yeterli değildi: Ulusal sistemin kendisi – devlet kurumları, ordu, taşra düzeni – ölümcül bir kriz içinde olmalıydı.  

 

Ekim üç şeyin toplamıydı… Tüm zamanların en büyük askeri başkaldırısı… Tarihin kaydettiği en büyük köylü ayaklanması… Paris Komünü ile hayal meyal benzerlik.  

 

*** 

Parti-proletarya yakınlaşması kalıcı olmadı.  

 

Proletarya 1918 başında çözülme halindeydi… İç Savaştan sonra çok güçlenen Partinin başta kalmak için toplumsal tabana ihtiyacı yoktu.  

 

Tarihin akışı içinde Bolşevikliğin toplumsal tarihi meselesi – Ekim takıntısına rağmen – önemsizleşti.  

 

Parti-proletarya yakınlaşması 1917 sonu 1918 başında tavan yapmıştı. Oysa bu bile bir yanlış anlamanın ürünüydü. 

 

İşçiler Ekim1917’de şuralardan oluşan bir hükümet istiyorlardı… Ama bu sosyalist partilerin tamamını içine alan bir koalisyon olmalıydı. 

 

Aslında birçok Bolşevik lider aynı şeyi istiyordu… En başta Kamenev ve Zinovyev. 

 

Ekim konusunda bu yüzden suskun kalmışlardı. Lenin de zaten onlara hiç güvenmemişti. 


Bu yazı toplam 4648 defa okundu.





Cemil Cabir Ertuğ

Sayın Kurmel, Rus ihtilalinin Şubat ve Ekim ilişkisi özetiniz kayda değer.

Bende müsaade ederseniz iki farklı kaynak önerebilirim ilgilenen arkadaşlar olursa.Yalnız 2. linkte bulunan sayfaya üye olmak gerekiyor.

http://www.academia.edu/31165364/Sovyet_Devriminin_100._Y%C4%B1l%C4%B1_%C5%9Eubat-Ekim_Devrimleri_%C4%B0li%C5%9Fkisi

http://www.c4defence.com/DergidenHaberler/100-yil-donumunde-rus-devrimi/3784/2

23 Mart 2017 Perşembe Saat 23:30
Gubzeyce Murat (Almanya)

Teşekkürler Aytek hocam.

22 Mart 2017 Çarşamba Saat 11:49
B.Kerem Uslu

Volker Wagener'in makalesinin son cümlesi tam tespit.

''Nitekim Rus halkı da Şubat Devrim’i yerine, önem ve büyüklük bakımından çok daha üstün gördükleri Bolşevik ve 1922 devrimlerini yâdetmeyi tercih ediyor.''

http://www.dw.com/tr/rusyadaki-%C5%9Fubat-devrimi-100-ya%C5%9F%C4%B1nda/a-37684683

21 Mart 2017 Salı Saat 23:32
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net