Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dr.Ömer Aytek Kurmel
Kenardaki Çeper
10 Haziran 2017 Cumartesi Saat 20:27

Lehistan-Litvanya Birliği ayaktayken Birleşik Devletler henüz kurulmamıştı. 


Birleşik Devletler kurulduğunda Baltık-Karadeniz hattındaki ülkeler emperyal güçlerin hegemonyası altına girmişlerdi. 


Kendi seslerini duyuramadılar. 


***

Emperyal güçler tutsak halkları şiddete eğilimli ve çocuksu gibi tanıttılar. Başlarında düzeni sağlayacak bir güce ihtiyaç vardı. 


Bu dil Birleşik Devletlerde olumlu bir karşılık buldu. O da bir iç savaş yaşamamamış mıydı? Kargaşa ayaklanma anlamına gelirdi. 


***

Anglo-Sakson dünya deniz aşırı seferlerle kurulmuştu. Fransa da deniz aşırı sömürgelere sahipti. 


Buna karşılık Rusya bir kara ülkesiydi. Adım adım ilerlemiş, genişlemesini yüzyıllara yaymıştı. Dolayısıyla denizci Atlantik dünyasından farklıydı. 


Bu yüzden Rusya’nın bir imparatorluk olduğu anlaşılamadı. 


Bir de “açık kader” meselesi vardı. Rusya’nın kıta çapında ilerlemesi Amerikalılara kendi “açık kaderlerini” hatırlatıyordu. 


***

Birleşik Devletler Baltık-Karadeniz hattından göç almıştı ama bölge hakkında fazla bilgi sahibi değildi.


Göçmenler düşük eğitim düzeyleri ve mezhepsel farklılık nedeniyle Doğu Kıyısının geleneksel Anglo-Sakson Protestan seçkinleriyle ortak bir dil geliştiremediler. 


***

Bolşevik Devriminin ertesinde Amerikan siyasetinde, medyasında ve akademide solun etkisi arttı.


Buna göre Baltık-Karadeniz hattında 1918 sonrasında kurulan devletler “faşist” diktatörlüklerdi. “Ezilen” bölge halkları komünistler tarafından “kurtarılmak” ve Sovyetler Birliğine katılmak istiyorlardı. 


Amerikan sağına gelince… O da araçsal bir bakış açısı geliştirdi. Baltık-Karadeniz hattını anlamak yerine onu Bolşevik-karşıtı bir güvenlik şeridine indirgedi. 


***

Tahran ve Yalta konferanslarında Atlantik güçleri Orta ve Doğu Avrupa’yı Sovyet nüfuz sahasına bıraktılar. 


Baltık-Karadeniz hattı seksenli yıllara kadar Amerikan dış politikasında bir etken olmaktan uzaktı. 


Tek istisna Sovyetlerin Baltıkları işgalinin Washington tarafından tanınmamasıydı. Ama bu da pratik faydası olmayan sembolik bir jestti. 


Soğuk Savaşın doruğunda bile Sovyetlerin Nazilere karşı Amerika’nın müttefiği olduğu unutulmadı. 


Oysa Moskova Berlinle işbirliği yaparak Eylül 1939’da İkinci Dünya Savaşına giden kapıyı aralamıştı. İki ülke Haziran 1941’e kadar müttefiktiler. 


Co Amca imgesi Baltık-Karadeniz hattının bağımsızlık, Rusya’nın özgürlük ülküsünü bastırmayı başardı. 


***

En tanınmış temsilcileri George Kennan ve Henry Kissinger olan Realist okula göre Sovyetler Birliği tatsız olmakla beraber bir gerçeklikti. Çevrelenmesi gerekiyordu. 


Dünya nüfuz alanlarına ayrılmalı, güçler dengesi korunmalıydı. Doğu blokundaki ulusal bağımsızlık hareketleri bu dengeyi bozabilirdi. 


İdealist okul parçalanmış durumdaydı. Başlangıçta proletaryanın anayurdunu ilerici bir güç gibi görüyordu. 


Sonra insan hakları, Yahudi göçüyle ilgilenmeye başladı. Dayanışma hareketinin yükselişiyle işçi haklarına duyarlı hale geldi. 


Wilson ilkeleri bağlamında ulusal haklar yerini azınlık haklarına bırakmıştı. İdealist okul milliyetçiliğe – özellikle de Kremlin karşıtı olanlara – pek sıcak bakmıyordu. 


Baltık-Karadeniz hattı en iyi ihtimalle göz ardı ediliyor, en kötü ihtimalle tehdit gibi algılanıyordu. 


***

Altmışlı yıllarda Gramsci tezlerinin yükselişiyle sol sosyal bilimlerde egemenliğini ilan etti. Bu Moskova’nın merkezde olduğu bir bakış açısıydı. 


Sovyet çeperi önemsizdi. Dikkate alındığında ise “icat edilmiş geleneklere sahip hayali cemaatler” muamelesi görüyordu. 


Özetle, Amerikan akademisi küçük uluslarla sorun yaşıyordu. 


Sadece komünizm karşıtları çeperi gözden kaçırmadılar. Tutsak ulusların anısını bu çevre yaşattı.


Esir Milletler Haftası ve Komünizmin Kurbanları Anıtı en önemli başarılarıydı.



Bu yazı toplam 3568 defa okundu.





GENAR

Aytek abi köşe yazılarınızı ve yorumları okuduğumda kendimi sadece okuma yazma biliyor gibi görüyorum.:)
Emeklerinize sağlık.

14 Haziran 2017 Çarşamba Saat 17:41
İlluminati

Kennan, 20. yüzyılın en etkili düşünürlerinden biriydi. G. Kennan'ın sovyetler karşıtı teorisi 'durdurma politikası' kuralları olarak soğuk savaşın bitimine kadar Amerika tarafından sıkıca uygulandı. İşin ilginci Kennan sanki bu uygulamaları görmek için 101 yaşına kadar yaşadı.

“Sources of Soviet Conduct” makalesiyle ABD’nin soğuk savaş dönemindeki SSCB’yi “çevreleme politikası”na (containment policy) yön veren Kennan, Çin’deki komünist devrimin Sovyetler Birliği’ni güçlendirmek bir yana, bu ülkeyi büyük oranda zayıflatacağını da öngörmüştü. (Nixon'ın 72de ki Çin açılımından önce)

'American diplomacy 1900-1950' kitabında, ABD’de uluslararası politikaya dair hukuki-ahlaki yaklaşımı benimseme eğilimden yakındı. Ama bu ABD de önemsenmesini engellemedi. Kennan'ın ayrıca bütün realistler gibi, insanlığın durumuna yönelik trajik görüşleri vardı. İnsanları, 'hayvansal doğasıyla ilahi ilhamını uzlaştırmaya mahkum olan ve su almaya başlayan gemiler” olarak tanımladığında, Dünya bugünkü dünya değildi, o yüzden önemli bulurum. SELAMLAR.

13 Haziran 2017 Salı Saat 14:45
Murat C.

Teşekkürler Aytek bey. Türkiye siyasi analizcileri piyasasında az rastlanır öğretici özetler. Büyük bir ilgiyle takip etmekteyim.

11 Haziran 2017 Pazar Saat 11:24
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net