Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
Çerkesya Önemli Bir Aydınını –Mahmut Bi’yi- Kaybetmenin Hüznü İçerisinde
03 Ekim 2017 Salı Saat 15:44

“Toprağı; bir vatan, milleti bir araya toplayacak bir mekan, bir merkez olarak düşünmek icap eder ki o vakit milliyet, toplumsal hayat konusunda fertlere önemli etkisi olan milli özellikte bir faktör olarak karşımıza çıkar. Vatan Çerkesler için; sadece bir toprak parçası olmasından öte, yüzyıllar boyunca yabancı işgalcilerin zulmüne uğrayan bir mekan da olmuştur. Yani savunulan, üzerinde tutunulmaya çalışılan. Bütün Çerkesler vatanlarının bölünmüş, parçalanmış Çerkesya olduğunun bilincindeler. Çerkes Halkı’nın birliği ve bütünlüğü için öncelikle anavatan Çerkesya’nın bölünmüşlüğünün sona erdirilmesi ve tarihi Çerkesya topraklarının tek bir siyasi birim olarak örgütlenmesi gereklidir.” 

Hatko Mahmut Bi                                                                                                                                                                                                                                                                       

 Görüntünün olası içeriği: 2 kişi

28 eylül 2017 günüydü, uzun zamandır hastalığından sebep, ne zaman Bursa’dan telefon alsam korku ile açar olmuştum. Sayısız defa korkularımın boşa çıkması bana cesaret veriyordu. Fakat bu kez telaşımın iyice arttığı bir dönemdi. Damadı Erdem Yağcı’nın telefonunu bu kez son noktayı koyacağını bile bile açtım.  Mahmut Bi’yi kaybetmiştik.


Değerli tarihçi/ yazar Mahmut Bi, uzun zamandır çektiği kanser hastalığından vefat etmişti. Yaklaşık 3 yıldır bedeni, hastalıktan yorgun düşmüştü. İlginçtir, bedeni kötüleşirken bile hiçbir zaman umudunu, moralini bozmamıştı. Herşeyin iyi ve kötü tarafını görebilen keskin bir zekaya sahip olmasına rağmen iyimser yönüyle konuşmayı tercih ederdi.


Kendisini tanıyalı 20 yıl kadar olmuştu. Onu bana tanıştıran da yine kanserden yitirdiğimiz tarihçi/ yazar Tarık Cemal Kutlu idi. Daha kısa bir süre önce yine kanserden kaybettiğimiz tarihçi/ yazar/ şair Aydın Turan’ın hüznü içimizden kalkmadan bu kez de kötü haber Bursa’dan gelmişti.

 Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta

Mahmut Bi; Ürdün’ün başkenti Amman’da 1 Şubat 1945’de doğdu. Çerkes Soykırım ve sürgünü’nden (1864) hemen önce Balkanlar’a, Osmanlı-Rus 93 Harbi’nden (1877-78) sonra da Ürdün’e yerleşen Abzah (Hatko) boyuna mensup (Haluğ-Natko) ailesindendi.


Amman’da başladığı ilköğrenimini 1952 yılında Türkiye’ye göç ettikten sonra tamamlayarak, 1970 yılında Ankara Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünden mezun oldu.Vatani görevini ifa ettikten sonra, 1974-1994 yılları arasında bir devlet kuruluşu olan Sümer Holding A.Ş. bünyesinde satış ve ihracat departmanlarında yöneticilik görevlerinde bulundu.


Birleşik Kafkasya Konseyi’nin kuruluş çalışmalarına katılan Mahmut Bi; 1994 yılında emekli olduktan sonra Bursa’ya yerleşti ve 11 Mayıs 1996 tarihinde Bursa’da kurulan Birleşik Kafkasya Derneği’nin kurucu başkanlığını yaptı. Sümerbank, Birleşik Kafkasya Konseyi, Birleşik Kafkasya Dernekleri Federasyonu,  Bursa Birlik Dergisi, Bursa Araştırmaları Vakfı Dergisinde çeşitli yazı ve makaleleri yayınlandı.


Fakat yazın yaşamının  kendi deyişiyle en tatmin edici dönemi Cherkessia.net sitesinde yazmaya başladığında ortaya çıkmaya başladı. Cherkessia.net’te yayınlanan yazıları; çeşitli tarihi, bilimsel, politik, sosyolojik ve edebi içeriklere sahipti.


Cherkessia.net yazıları yanında; Yurtiçi ve yurtdışında düzenlenen çeşitli toplantı ve Sempozyumlara konuşmacı olarak katıldı. 21 mayıs 2011'de Gürcüstan meclisinin Çerkes Soykırım ve Sürgününü tanıması ile ilgili Tiflis konferansında Mahmut Bi'de konuşmacılar arasındaydı. Yolculuk sırasında hep beraberdik ve aynı odada kaldık. Güzel anılarımız oldu.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta, gökyüzü ve açık hava

Rus filolog Prof. G.F. Turtçaninov’un ilk defa 1991 yılında Rusya dışında Şam’da basılan “Kafkasya’da Bulunan Antik Eserlerin Keşfi ve Yazılarının Çözümlenmesi” adlı eserinin Türkçe baskısı, 2006 yılında Birleşik Kafkasya Dernekleri Federasyonu Yayınları arasında yer almıştır.


Tarihçi Mahmut Bi’nin uzun zamandan beri üzerinde çalıştığı “Kafkas Tarihi” adlı eseri iki ciltten oluştu. Birinci cildi  Selenge Yayınevi tarafından 2007 yılında İstanbul’da yayınlandı. Kafkas Tarihi iki cilt halinde yeniden Ankara’da Berikan Yayınevi tarafından 2011 yılında yayınlanmıştır. Yazar yapıtında, insan ırkının Kafkasya’da görülmesinden itibaren, ilk çağlardan bu güne bölgenin geçmişini ayrıntılı bir biçimde anlatmıştır.


“Muhammed Emin Paşa” adlı yapıtında Mahmut Bi, Çerkesya özgürlük savaşının ortaya çıkardığı kahramanlardan biri olan İmam Şamil’in  Naibi Çerkesya Bölgesi İmamı Muhammed Emin Paşa’yı anlatıyordu. Kafkasya’nın birliği ve Çerkes bağımsızlığı uğruna mücadele veren Muhammed Emin Paşa’nın, Şamil’in yanında yer alışı, daha sonra da Şeyh Şamil’in Rus Çarlığı karşısında silah bırakmak zorunda kalmasının ardından da Türkiye’ye göç edişini ve Bursa’ya yerleşmesini anlatıyordu. Yapıt Bursa Büyükşehir belediyesi yayınları tarafından 2016 yılında yayınlandı.


Yazarın henüz basılmamış dört eseri ve çok sayıda taslak metni, makaleleri bulunmakta idi; Yarım kalmış ve yayınlanmamış yapıtları; ”Çerkes Tarihi”,  “Kafdağı’ndan Uludağ  Eteklerine Kafkas Göçleri“, “Çerkesya Tarihi Kronolojisi” ve “Kurtuluş Savaşında Ethem olayı” idi. Hepsi yarım, öksüz kaldı...


İngilizce ve Arapçanın yanı sıra Çerkesçe (Kabardey şivesinde) de bilen Mahmut Bi, yine Bursa’nın Yenişehir ilçesi, Çerkes-Kavaklı köyünden, Şapsığ kökenli Şağuj Hayriye hanım ile evli idi. Tek çocukları olan Betül hanım ise eşi Erdem Yağcı’dan iki kız çocuğuna –Aslıhan ve Neslihan İpek adlarında- sahip idi. Rahmetli yazarın iki kız torunu sahibi olmanın sevinciyle gözünün parladığına çok kez tanık olmuştum.


Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta

Yazar yaşamının anlamı olarak gördüğü Çerkesya ve Çerkes bağımsızlığı  düşüncesini her şekilde dillendirmekteydi.; “Tarih, bir ulusun boy verdiği verimli bir topraktır. Bir ulusun kökleri tarihinde saklıdır. Yaşamak, dal-budak salmak için ulus, tarihinden güç alır. Ulusal gururu, tarih bilinci olmayan yığınlar, ulus olma(aidiyet) özelliklerini kaybederler. Bugün Kafkasya’da ve dünyada yaşayan Çerkesler başta olmak üzere tüm Kafkas halkları, tarihlerine karşı sorumludurlar. Geçmişini bilmeyen ve geleceği karartılmış bir toplum kendi özgür iradesi ile bir ulus olamayacağı gibi, Avrupalıların deyimi ile azınlık olarak yaşamaya mahkümdurlar.”


Yazar, tıpkı başlangıçta bizler gibi Kafkas Birlik düşüncesinden geliyordu. Fakat ihmal edilmiş Çerkes kimliğimiz ve Çerkesya birliği düşüncemiz birbirimizi etkileyerek, beraberce gelişti. Herşeye rağmen Çerkes halkının diğer Kafkas halklarıyla hatta sadece Kuzey değil tüm Kafkas halklarıyla dayanışma ruhunun canlı tutulmasından vaz geçmiş değildi. O hem fanatik olmayan ılımlı bir Çerkes milliyetçisi, hem insancıl, hem de Kafkasyacı idi; “Adiğe / Çerkes halkı; geçmişte olduğu gibi, diğer Kafkas halkları ile birlikte yaratılan müşterek Kafkas kültürüne daima sahip çıkacaktır. Gelecekte ki ortak kaderimize inanıyoruz. Komşuluk ve iyi ilişkilere de. Demokrasi ve insan haklarına inanmayı da sürdüreceğiz. Kutsal bir değer olarak halkımızın ortaya koyduğu Xabze ‘ye sahip çıkmayı da…


Ulusal varlığımızın devamı için yapılması gereken, yaşadığımız her yerde kendi ulusal varlığımız yanında, bölgesel anlamda birlik ve beraberliğin tesisi için, kadim zamanlardan bu yana yaşadığımız topraklarda, Ortak Kafkas uygarlığının bir parçası olduğunu da unutmayarak.


Zaman akıcı ve zahmetli olsa da, gücü ve saygınlığı ile dünyada kabul gören Çerkesya (Circassia/Cherkessia)‘yı yeniden kuramazsak, anayurdumuzdan, tarih sahnesinden ve yeryüzünden silinmekten kurtulamayız.”  Bakınız > http://www.cherkessia.net/author_article_detail.php?article_id=4255


Yazıları hem eğitici, hem yönlendirici idi; “Çerkesler’de ulusun temeli ailedir. Eğer bir ulusun kadınları bilinçli iseler, milli bilinçleri varsa o toplum ölümsüz olur, sonsuza kadar yaşar.  Eğer o toplumun kadınları milli bilinçten yoksun iseler, o zaman aile yok edilir. Aile yok olunca da zaten toplumun ömründen söz edilmez.” Bakınız> http://www.cherkessia.net/author_article_detail.php?article_id=4289


“Düşmanları Çerkesler’de Milli Ruhu pasifize etmek için ellerinden, dillerinden, güçlerinden ne geliyorsa onu yapmakta ve yapacaklardır.Onları bölük pörçük hale getirmeye çalışıyorlar ama yanılıyorlar.


Çerkes milleti hiç bir zaman kendi özünü kaybetmez. Kendi yaratılış ilkeleri onun adeta genlerine işlemiştir.Belki bir zaman Çerkes ruhu hırpalanabilir, yaralanabilir, Khabze zayıflamış gibi görünebilir ama hiç bir zaman yok edilemez.


Çerkesin; bayrağına, ülkesine, milletine, geleneklerine olan sevgisi hiç bir zaman bitmez. Düşmanlarının bütün çabaları boşadır. Tarih bütün bunlara tanıktır ve tanıklığı dünyanın, uygarlığın ve insanlığın sonuna kadar sürecektir.


Zaman bu satırların yazarını daima haklı çıkartacaktır. Dağlarımızın bir yüzüne güneş batıyorsa, öbür yüzünde açıyor, ruhlarımızı aydınlatıyor. Hiç bir zaman umudumuzu, hayallerimizi kaybetmeyeceğiz. Umutsuz insan ölü insandır. Umutsuz insan sokaklarda sadece cesedini, suretini taşıyandır. Hayali olmayan yaşayamaz.


Çerkes uygarlığını ve ruhunu yaşatacak olan bizdeki, içimizdeki sönmeyen ateştir. O ateşi daima koruyacak, besleyeceğiz.


Onun için değerli dostlar sizden ricam, her Çerkes; elinden, becerisinden, bilgisinden, aklından, cebinden, gücünden ne koyabiliyorsa koymalı ve Çerkes ruhunu yeniden canlandırabilmek için gayret göstermelidir. Hiç bir şeye gücü yetmeyen diliyle ya da kalbiyle, dualarıyla yüce davaya, Çerkes davasına destek vermelidir.


Ülkemiz, milletimiz, değerlerimiz, dilimiz, birliğimiz sonsuza kadar özgür biçimde yaşamalı yaşatılmalıdır. Unutmamalıyız ki; biz olamasazsak benliğimizde tehlikededir. Çerkesin bu "Öze dönüş" mücadelesinde safları aralık bırakmayalım. Bu yapıya herbirimiz birer taş koyalım ve beraberce daha yükseklere taşıyalım. Ki yaşadıklarımızın anlamlı bir özeti olsun.” Bakınız > http://www.cherkessia.net/author_article_detail.php?article_id=4091


Ne güzel söylemiş değil mi dostlar! Işıklar içinde yattığı yerden bizi izler gibi Mahmut Bi.  Hepimizin, Çerkes halkının başı sağolsun.


Bu yazı toplam 3490 defa okundu.





hapi cevdet

Sayın Huşt Semih, tarihçimiz Mahmut Bi'yi değişik yönleriyle bize tanıttı. Bunun üzerinde daha fazla durmaya şahsen gerek görmiyorum. Ben sadece bayrak konusundaki araştırmacı yanı üzerinde biraz durmak isterim.
Adıge tarihini ve varlığını kemirmek isteyen çevreler şöylesine iddialarda bulunuyor, biz Adıgelerden de umulmadık kişiler (Örneğin, müteveffa İzzet Aydemir abimiz) bu iddiaların etkisinde kalıyor, yanlış ve erkenci yazılar yazıyorlardı.
Bunlara göre, tarih boyunca Adıge/Çerkeslerin bayrakları yokmuş, bayrak denen şeyin ne olduğunu da bilmezlermiş. Bu kemirgenlere göre, akıncı Çerkesler olsa olsa bazı flamalar, bezler, vs taşırlarmış. Aklın alacağı şey mi bu? Tarihi ülke savunmasıyla, kanla yazılmış Adıge ulusu bayrağın ne demek olduğunu bilmezmiş...
Bu art niyetli kişilere göre, bayrak ve bayrak fikri Adıgelere İngiltere'nin İstanbul Büyükelçiliği kâtibi David Urquhart'ın kısa süreli 1834 yılı Çerkesya ziyareti sırasında gündeme gelmiş. Güya Urquhart 3 ok ve 12 yıldızlı bir bayrak çizip Çerkeslere vermiş. Çerkesler böylece bayrak denen şeyin ne demek olduğunu anlamışlarmış. Bu bayrağın resmi gezgin E. Spencer'in kitabından alınmış. Bu türden iddialar komşu ve kardeş halklar yazarlarından kaynaklanıyordu. Bu kişiler Adıgeleri itibarsızlaştırmak istiyor, yalan üzerine yalan üretiyorlardı.
Bunun üzerine ben de, Sayın Mahmut Bi'ye 18. yüzyıl sonlarına ait bir Kabardey flaması resmini içeren bir kitap gönderdim. Buradaki flamada aklımda kaldığı kadar çapraz iki ok ve 3 yıldız bulunuyordu. Üstünde haçlı Rus İmparatorluk Hanedan tacı, ayrıca bir dikdörtgen içinde yarımay bulunuyordu. Kitap Rusça 'Kabardey-Balkar ÖSS Cumhuriyeti Tarihi' idi. 1774 yılı sonrası Rusya'nın Kabardey arazisini temsil ediyordu.
Demek ki, çapraz oklu ve yıldızlı bayrak ve flamalar Urquhart'dan öncesinde de Adıgeler arasında varmış.
Rahmetli Mahmut Bi bu haritayı - Haçlı İmparatorluk Tacı nedeniyle olabilir- kullanmadı, ancak 1805 tarihinden başlayarak (Urquhart'tan 29 yıl öncesine ait) haritaları buldu ve makalesinde gösterdi (bkz. 'ÇERKES BAYRAĞI’NIN TARİHÇESİ VE ANLAMI').
Bu bayraklarda çapraz oklar ve yıldızlar yer alıyor. Böylece Mahmut Bi, yetenekli bir araştırıcı olduğunu da kanıtlamış oldu. Huzur içinde yatsın derim. Adıge ulusu onu unutmayacaktır.

10 Ekim 2017 Salı Saat 14:12
Mahir Tunalı

Allah rahmetini esirgemesin. Çok sevdiğimiz, saydığımız biriydi. Bir keresinde kalabalık bir toplum içinde eğildi ve kulağıma şunu fısıldamıştı. "Ne zaman wunafe'nin gereksiz bir laf kalabalığı yerine, doğru, anlaşılır ve kısa konuşmak olduğunu anlarız, az laf, çok iş devrine geçeriz, işte o zaman düşmanlarımız Çerkesler'den korkacaklar."
Hasılı bilge biriydi. Yerini dolduracak genç nesiller onun özlemiydi.

04 Ekim 2017 Çarşamba Saat 11:54
Koble Muammer Canıdemir

Sayın büyüğüm bu sözlerin bize vasiyetin ve emanetin olsun. Aynı düşüncelerle çok mücadele ettik birlikte. Ama önümüze çıkan engel düşman bariyerinden çok içimizdeki takozlardı. Bütün bunları biliyordun ve seninle çok konuştuk. Ama senin ufkun bu sözleri söyletti sana. Bize de ileriye götürmek kalıyor. Ruhun şad olsun. Bunu hatırlatan Semih Bey kardeşimize de şükranlarımı iletiyorum.

04 Ekim 2017 Çarşamba Saat 11:17
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net