Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hapi Cevdet Yıldız
Adıge Cumhuriyeti 26 Yaşında...
30 Ekim 2017 Pazartesi Saat 10:53
Geçtiğimiz yıl şu sıralar Adıge Cumhuriyeti'inin 25 inci kuruluş yılı üzerine geniş bir yazı yazmış (bkz. Adıge Cumhuriyeti 25 Yaşında), ayrıca tarihçi Prof. Dr. Mekule Cebrail'den konuya ilişkin tarihsel bir çeviri de yayınlamıştım (ADIGE CUMHURİYETİ'NE DOĞRU [ТИРЕСПУБЛИКЭ ИКЪЕЖЬАПI]).


Buralarda yazılanları yineleme düşüncesinde değilim. Konuyu daha başka bir açıdan incelemek daha yararlı olacaktır.


Bu gibi düşüncelerle 7 Ekim 2017 günü İstanbul Bahçelievler Kafkas Çerkes Kültür Derneği tarafından düzenlenen ve İstanbul'daki diğer Adıge derneklerinin destek verdiği toplantıya Bram Alaudin ile birlikte konuşmacı olarak katıldım.


Toplantı Adıge Cumhuriyeti Ulusal Marşı eşliğinde saygı duruşu ile açıldı. Yoğun bir katılım vardı.


Toplantıda katılımcı dernek başkanları ve hemşehriler de söz aldılar, sorular sordular ve görüşlerini açıkladılar. Sırası geldikçe bunlara da özet anlamda değinmeye çalışacağım.


Bu arada belirtmeliyim, dernek, geniş ve modern bir apartman katında, bir üst daireyi de kiralayıp dernek mekânını genişletmiş durumda.


Belirtelim, geceye kız ve erkek kalabalık bir gençlik kitlesi de katılmıştı, çoğunun üniversite öğrencisi olduğu söylendi. Kadın erkek aileler de geceye gelmişlerdi.


Derneğin yeni kiralanan üst dairesi daha önce özel bir dershane imiş. Yeni dairenin geniş bir odasına "Ğuaşo Ruslan Dersliği" (Гъуашъо Руслъан ыеджапIэ) adı verildi. Derslikte Adıgece ve diğer dillerde dersler verilecek, öğrencilere eğitim desteği sağlanacak.



Adıgey'in kısa özgeçmişi

Hemen belirtelim, Rusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan 1829 Edirne Antlaşması'na değin eski Adıgey (Çerkesya) hiçbir devlete bağımlı değildi, bağımsız bir ülkeydi.


İstisna olarak, 1782-1828 yılları arasında Osmanlıların Çerkesya kıyılarında Anapa ve Sucuk-Kale (Ṡemez/ ЦIэмэз/ işgal sonrası ‘Novorossiysk’) askeri kaleleri vardı. 1812 Bükreş Antlaşması ile Bzıb Irmağı ile Riyon Irmağı arasındaki Karadeniz kıyılarının denetimi Ruslara verildi, Çerkesya kıyılarının denetimi de Osmanlılara bırakıldı. Böylece Osmanlı Devleti'inin Karadeniz kıyı kaleleri arasındaki halka, bağ kopmuş (Sohum-Kale yitirilmiş) oldu.


1829 yılından başlayarak Ruslar tarihsel Adıgey'in kıyılarını ele geçirmeye başladılar. 1837-39 yılları arasında Karadeniz kıyı bölümünün tamamını savaşarak ve büyük bir Çerkes kanı akıtarak kontrol altına aldılar ve kıyı boyunca uzanan bir askeri karayolu (hat) inşa ettiler ve askeri kaleler kurdular. Doğudan da, batıya doğru ilerleyerek Kuban'ın kolu Laba'ya ulaştılar.


Laba'nın doğusu Rus yönetimine geçti. Bu son yeri Rus nüfusla kolonize ettikleri gibi, Küçük ve Büyük Zelençuk (Varp) ırmaları vadilerine Kabardey ve Besleney Adıgeleri ile Abazinleri yerleştirmeye başladılar.


Ruslar 1840 ilkbaharında Şapsığ yöresi kıyı kalelerinden atıldılar. Güneyde Soçi (Navagin), Adler ve Gagra kaleleri ile kuzeydeki Gelencik [Хъулъыжъый, Ĥuĺıĵıy], Novorossiysk [Yeni Rusya, ЦIэмэз, Ṡemez] ve Anapa kaleleri Rus kontrolünde kaldı. Kıyıdaki bu durum 1853 yılına (Kırım Savaşı'na) değin sürdü. 1856 sonrasında harekete geçen Ruslar 1859 yılında Kuban’ın Orta sol ve Laba’nın Orta sol kıyısındaki Çerkesleri (Bjeduğ, K'emguy, Abzah, vs) kendilerine bağladılar. Kırım Savaşı sırasında kıyıdaki Rus kaleleri Soçi [Navagin], Gelencik [Хъулъыжъый], Novorossiysk [Yeni Rusya, ЦIэмэз] ve Anapa kaleleri Ruslarca boşaltılmıştı.


1860 yılında Ruslar Maykop'un solundan geçen ve Kuban'a dökülen Belaya Irmağı (Шъхьэгуашэ) sağ yakası boyunca bir askeri hat oluşturdular. Ardından Natuhay ve Şapsığları ayırmak için de Adagum Hattı kuruldu.


***

Rus genelkurmayı Kırım Savaşı sonrasında (1857'de Milyutin raporu) Çerkesleri Karadeniz kıyılarından temizleme önerisini bir rapor halinde hükümete sundu ama taktik nedenlerle rapor gizli tutuldu. 1860'da, 1857 Milyutin raporuna yeni bir biçim verildi. Buna göre Şapsığlar ve diğer kıyı komşuları (Natuhay, Hakuç, Vıbıh, Ciget, vb), Kuban'dan Bzıb Irmağına uzanan devasa bir kıyı bölgesi yerli nüfustan temizlenecek, yerliler Türkiye'ye gönderilecek, yerlilerin yerlerine Rus nüfus yerleştirilecekti (Ortada bir Türk-Rus gizli anlaşması vardı).


Abzahlar ise yerlerinde kalacaklardı. Ancak 1861'de Abzahlar Rusya yurttaşlığından atıldılar ve sürgün kapsamına alındılar.


25 Haziran 1861'de (eski takvime göre 13 Haziran 1861'de) Soçi'de Çerkes Ulusal Meclisi toplandı ve yeni bir demokratik Çerkes Devleti kuruldu (bkz. Çerkes Ulusal Meclisi).


Öte yandan 10 Mayıs 1862 tarihli bir Rus hükümet kararı ile Rus Kuban Ordusuna, Maykop'tan başlatılmak üzere, Abzah ve Şapsığ nüfusun, ayrıca Karadeniz kıyısında yaşayan Çerkes nüfusun sürülmesi ve Türkiye'ye gönderilmesi görevi ve sivil nüfusa karşı zor kullanma yetkisi verildi.


Sonuç olarak Belaya Irmağı ile Karadeniz arasındaki Çerkes toprakları insansızlaştırıldı. Bu bölgede tek bir Çerkes yerleşimi ya da evi bırakılmadı, Abzahların evleri Ruslara, diğerleri ateşe verildi. Çerkesya’da sadece dağlarda direnen Hakuç topluluğu, 1865 yılı sonrasında da Hakuç kalıntıları kalmıştı (bkz. Nıbe Zayire, Bir Köyün Tarihi).


Çerkes/ Adıge nüfus Orta Kuban ve Orta Laba solu ovaları ile, Çerkessk'in batısında Küçük ve Büyük Zelençuk ırmakları vadilerinde ve Kabardey'de kalmıştı. Hepsinin toplam nüfusu 140 bin gibi tahmin ediliyordu. Sürülen ve öldürülen Çerkes nüfusu, şimdilerde 3 milyon üzeri olarak hesaplanıyor (bkz. 'Ulusal Hafıza Ulusu Diri Tutuyor').


1917 Şubat ve Ekim devrimleri

Şubat 1917 devrimi sırasında Kuzey Kafkasya’da yerli nüfusun yaşadığı 3 oblast (büyük il; Kuban, Terek, Dağıstan) ve 1 guberniya (küçük il; Karadeniz) vardı. 1897’de Kuban oblastı nüfusunun % 2 kadarı, Karadeniz ili nüfusunun da % 3,4’ü (toplam 1939 nüfus) Çerkes’ti. Ekim devrimi üzerine bu iki yöreyi içine alan bir Rus hükümeti (Kuban Halk Cumhuriyeti; 8 Ocak 1918- Mart 1920) oluşturuldu.


Terek ve Dağıstan oblastları ise birleştirildi ve daha sonra Dağlı nüfus çoğunluğunu içine alan Terek-Dağıstan (Dağlı) hükümeti kuruldu. Bu son hükümet, Kuban ve Don Rus hükümetleri ile birleşerek, Ekim devrimi üzerine Sovyetlere karşı koymak üzere oluşturulan Güneydoğu Birliği adlı karşı devrimci federasyona katıldı. Daha sonra Dağlı Cumhuriyeti (Kasım 1917 – 5 Mart 1918), ardından Osmanlı desteğiyle sürgünde bağımsızlık ilanı – 11 Mayıs 1918 – Mayıs 1919 dönemleri geldi (bkz. ‘Горская республика’, ‘Anıtı “Konuşuyor” ve ‘Черноморская губерния).


Kuzey Kafkasya tamamında Mart 1920’de Sovyet iktidarı kuruldu. Bunun bir sonucu olarak Kuzey Kafkasya halklarına özerklikler verilmeye başlandı: 10 Ocak 1922’de Karaçay-Çerkes, 16 Ocak 1922’de Kabartay-Balkar, 27 Temmuz 1922’de Adıge Özerk Oblastı (özerk il yönetimleri) ile 6 Eylül 1924’te de Şapsığ Ulusal İlçesi (rayon) oluşturuldu.


Adıge Cumhuriyeti öncesi

Adıgey 1922-1991 yılları arasında özerk bir ildi. Adıgey’in diğer Kuzey Kafkasya özerk yörelerine göre daha gelişmiş olması, Ruslaştırılmış Novorossiya (eski Çerkesya) içinde oluşturulmuş ve kray yönetiminde (üst il) bir özerk yöre olmasına bağlanabilir (bkz. ADIGE CUMHURİYETİ'NE DOĞRU [ТИРЕСПУБЛИКЭ ИКЪЕЖЬАПI]).


Daha gelişmiş büyük bir yöre (kray) içinde yer almış olmak, daha fazla maddi, mali, eğitsel ve kültürel destek ve olanak anlamına geliyordu. Lenin önderliğindeki Sovyet hükümeti İmparatorluk döneminin emperyalist oluşumlarını, politika ve konseptlerini yasaklamıştı. Örneğin, İmparatorluk döneminde Türkiye’den eski yurduna -gizlice- dönüş yapan Çerkesler yakalandıklarında Sibirya’ya sürülüyorlardı (bkz. M. Pliyev, 19. yüzyıl Çerkesya’sı ve Çerkezlerinin Kısa Tarihi; Adıge Mak: Çerkeslerin Yakut Ülkesine Sürülmeleri).


Ancak İkinci Dünya Savaşı içinde Leninist politikadan sapıldı, evrensellik/ enternasyonalizm ilkeleri terk edildi, İmparatorluk döneminin gerici Rus politikalarına dönüş yapıldı. Şapsığ Ulusal İlçesi lağvedildi (1945). İşe, öncelikle, küçük ulusların Ruslaştırılmaları politikasının uygulamaya konulmasıyla başlandı. Bazı küçük uluslar suçlu sayıldı, özerk yönetimleri kaldırıldı, ülkelerinden sürüldüler, toplam 50 küçük Sovyet halkına zulüm uygulandı. Eğitim dili olarak Rusça kabul ettirildi, ana dillerinde eğitim göstermelik düzeylere düşürüldü ya da kaldırıldı. Yeni anlayışa göre Rusça büyük bir üst kültürün dili, Rus ulusu da ağabey ulustu, örnekti. Sovyetler Birliği halklarının birliğini Büyük Rus Ulusu perçinliyordu (sosyal faşizm).


Balon patladı

Brejnev döneminde Sovyet sistemi için için çürümekteydi. Gorbaçov dönemi ile birlikte (1985-1991 yılları), Sovyet yöneticileri çürümeyi durdurmak için köklü bir reform yapılmasını gerekli gördüler. İlk tepki 1988 yılında Azerbaycan’a bağlı ve Ermeni çoğunluk nüfuslu Dağlık Karabağ Özerk İli’nden geldi, oblast Azerbaycan’dan ayrılma kararı aldı. Sovyet makamları sorunu yatıştırmak için ellerinden geleni yaptılar ama sert yöntemler de işe yaramadı, Azeri - Ermeni çatışmalarını durduramadılar.


Dağlık Karabağ’ı diğer ezilen yöreler halkları ve özgürlükçüleri izlemeye başladı. Örneğin, Moldova Kiril alfabesini bırakıp Latin alfabesine dönüş yaptı. Baltıklar’da, Ukrayna ve Gürcistan’da bağımsızlık istekleri yükselmeye başladı. Sovyet halkları 70 yıldan beri çektikleri zulme, bitmek bilmeyen boş sloganlara baş kaldırıyorlardı.


Her ulus ‘Sovyet Ceheneniminden’ kaçışın yolunu arıyordu. Kampanyaya özerk okruglar (ilçeler) bile katılmıştı.


***

Sovyet yöneticileri hemen iyileştirme önlemleri aldılar, ilkokul 1-4 sınıflarda anadili eğitimine dönüş yaptılar, diğer sınıflarda da anadilinde ders saatlerini artırdılar. Rus öğrencilerin, bulundukları yörenin dilinde eğitim almalarını propaganda etmeye başlamışlardı. Daha önceleri üstün ulustan bir Rus, aşağı ulustan sayılan bağlı ulusların dilinde eğitime tenezzül etmiyor, böyle bir şeyi kendisine hakaret sayıyordu. Dahası toplu taşıma araçlarında yerini ayakta kalan Rus’a vermeyen yerliyi ya da yüksek sesle anadilinde konuşanları dövüyor, arabalardan atıyorlardı. Rus olmayanlara parya işlemi yapılıyor, terör estiriliyordu.


Bütün bu şeyler çürüme örneklerindendi. Rus kendini seviyor, üstün görüyor, diğerlerini aşağılıyordu.


***

Yeni durumda “sevilen” ve demokratik bir toplum olan Adıgeler araç yapılma bağlamında önem kazandılar. Bu yeni konsepte göre, Ruslar ile Adıgeler arasında bir sorun ve sürtüşme yoktu. O halde Adıgelere cumhuriyet kurma hakkı verilmeliydi. Model başarılı olursa diğer küçük uluslara da cumhuriyetler kurdurulacak ve böylece etnik sorunlar çözülecekti (bkz. Yahya Nepsev ile eski bir görüşme).


Adıge Cumhuriyeti ve sorunlara çözüm

1988- 1990 yılları arasında sorunlar ağırlaştı ve daha da çıkmaza girdi. Sovyet dünyası için için kaynamaya başladı. İki yıllık bir hazırlık dönemi sonunda Adıgey’e vize çıktı. Adıgey ilkin idari yönden Krasnodar Kray’dan ayrıldı, 5 Ekim 1990’da toplanan Adıge Özerk Oblastı Parlamentosu oy çokluğu ile cumhuriyet kurma kararı aldı (5 Ekim ‘Cumhuriyet Günü’). Çok sayıda Rus parlamenter cumhuriyet kurulması lehinde oy kullanırken, bazı Adıge parlamenterler de cumhuriyet ilanı aleyhinde oy kullandı. Olumsuz oy kullananlar arasında oblast parti sekreteri Carıme Aslan da vardı.


O sıralar Kuyeko Asfar’ın bana dediğine göre, “Carıme Aslan, oylamasız Moskova’ya cumhuriyeti kabul ettireceğini” söylüyordu. Prof. Mekule Cebrail de “Carıme, Rus üye çoğunluğunun cumhuriyet aleyhinde oy kullanmasından çekiniyor, Ruslara ters düşmemek için böyle oy kullandı, risk almaktan kaçındı” demişti. Her iki görüş de birbirini tamamlıyordu.


Carıme Aslan Moskova ile politik ilişkileri olan biriydi, olup bitenin farkında olmalıydı.


Birileri Moskova’yı Adıgeler lehine ikna etmişe benziyordu. Gizli kapılar arkasında konuşulanları bilemeyiz ama bazı tahminlerde bulunabiliriz. Ruslar katında saygın/ itibarlı olan kişiler arasında, o sıralar Carıme Aslan, Meşbaşe İshak ve Hadeğale Asker gibi ağır toplar vardı. Bunların ya da başka kişilerin bir rolü olmuş mudur? İleride kuşkusuz daha iyi ortaya çıkacaktır kanısındayım.


3 Temmuz 1991’de Rus Sovyet Parlamentosu, Adıge Özerk Oblastı Parlamentosu’nun 5 Ekim tarihli cumhuriyet kurma kararını onadı.


Nasıl bir Adıge Cumhuriyeti ?

Adıge Cumhuriyeti, Sovyetlerin reform ve özgürleştirme ortamı içinde yapılandı. Gorbaçov baştaydı. Bu lehte durumun, Carıme Aslan ve diğer yöneticiler tarafından akıllıca değerlendirildiği anlaşılıyor. Örneğin, “paritet” ya da “parite” denilen bir ilke kabul edildi. Buna göre, adlarına cumhuriyet kurulan Adıgeler, nüfusun azınlığı da olsalar (yüzde 22), çoğunluk ile eşit temsil yetkisine sahip olacaklardı. Uygulama, kendisini yasama ve yürütmede gösterdi. Adıgey’in Sovyetler Birliği döneminden günümüze gelen idari yapılanması da parite’yi, eşitliği pratikte kolaylaştırıcı bir özellikteydi. Adıgece konuşan nüfus küçük seçim çevrelerinde (ilçelerde), Rusça konuşan nüfus da büyük seçim çevrelerinde (ilçelerde) çoğunluktaydı. Adıgece konuşan nüfus Tevçoj kenti ile Tevçoj, Şevgen ve Koşhabl ilçelerinde, Rusça konuşan nüfus Cece [Giaginsk] ve Maykop ilçelerinde çoğunluktu. Tahtamukay ve Krasnogvardeysk ilçeleri ile başkent Maykop karma nüfusluydu.


Parlamento iki kanatlı yapılandırıldı. Küçük seçim çevreleri çoğunlukla Adıge adayları seçiyor, Adıge temsilci sayısı, büyük seçim çevrelerinden seçilen Adıge temsilcilerin eklenmesiyle parlamentonun yarı sayısını oluşturuyor (Paritet için aritmetik bir eşitlik, sayı gerekmiyor, yaklaşık bir eşitlik söz konusu, yani 26 Rus ve 24 Adıge parlamenter ya da tersi de olabilir).


Cumhuriyet Başı (Łışha), Rusya Devlet Başkanı tarafından uygun bulunan, önerilen 3 adaydan birinin Adıge Cumhuriyeti Parlamentosu – Khase tarafından seçilmesiyle belirleniyor. Bu noktada kısıtlı bir yetki söz konusu. Eğer Adıgece konuşanlar çoğunlukta olsaydı, RF Devlet Başkanının devreye girmesine gerek kalmayacaktı.


Yeni hedef, Lışhayı doğrudan parlamentonun seçmesi olmalı.


***

Cumhuriyet anayasası, sert bir anayasa, yani değiştirilmesi zor bir anayasa. Değişiklik için, değişiklik önerisinin (referandum isteğinin) belli sayıda bir parlamenter tarafından Adıge Parlamentosu’na sunulması, önerinin görüşülüp ayrı tarihlerde iki kez oylanması ve üçte iki çoğunluk sağlanması zorunludur. Bundan sonra referanduma gidilecektir. Benzeri bir prosedür RF Parlamentosu turnikesinden de geçecek ve RF genelinde referanduma sunulacaktır.


Sonuç olarak bir demokratik ortam bulunduğu sürece Adıge ulusu aleyhine bir oluşum beklenemez diyebiliriz.


Örneğin, 2004-2006 yıllarında RF’deki özerk okrugların (ilçelerin) tasfiyesi programı yürürlüğe sokulmuştu. Bu çerçevede Adıgey, Karaçay-Çerkes ve daha birkaç küçük cumhuriyetin tasfiyesi de gündeme gelmişti. Buna göre Adıge Cumhuriyeti kaldırılacak, toprakları Krasnodar Kray’a (il) eklenecekti. Adıgeler tasfiye programına karşı kesin bir tavır koydular. Diğer cumhuriyetler de kaygılanmaya başlayınca, program durduruldu. Ancak 10 özerk okrug’un 6’sı da, herhalde anayasa değişikliği gerekmediğinden olmalı tasfiye edilmiş oldu.


Yürütme/ Hükümet

Yasamada olduğu gibi yürütmede de eşitlik söz konusu. Hükümet/ Bakanlar Kurulu, parlamento dışından Łışha (Cumhuriyet Başı) tarafndan oluşturuluyor. Hükümetin yarısı Adıge bakan oluyor.


Yerel yönetimler seçimle oluşuyor.


Basın – yayın, eğitim ve kültür, yargı

Adıgece “Adıge mak” gazetesi haftada 5 gün yayınlanır. Birkaç Adıgece dergi, Adıgece kitap yayını için bir basımevi, haftada 5 gün Adıgece yayın yapan resmi Adıge radyo - televizyon kurumu vardır.


Maykop’ta Adıge Devlet Üniversitesi ve Devlet Teknoloji Üniversitesi vardır.


Resmi diller Rusça ve Adıgecedir. Ancak Adıgecenin kullanımı düşük düzeydedir.


***

Adıgey’de Adıge okulları ve Rus okulları biçiminde ikili bir yapı vardır. Adıge okulları ‘ulusal okul’ diye de bilinir ve köylerde bulunur. Bu okullarda Adıgece 1-11 sınıfların tamamında, sınıfına göre değişmek üzere, haftada 2-5 ders saati arasında okutulur. Köyden kente göç hızlandığı için köylerdeki öğrenci sayısı azalmakta, ulusal okullar tasfiye sürecine alınmış bulunmaktadır. Köylerde halen Adıgece konuşulur.


Kentlere gelince, buralarda Rus okul sistemi geçerlidir, yine 1-11 sınıflarda ortalama haftada iki ders saati tutarında isteğe bağlı/ seçimlik Adıgece dersi okutulur (Prof. Dr. Haçemıze Mir’in verdiği bilgiye göre ilkokulda haftada 3 saat, ortaokulda 2 saat, lisede de 1 saat Adıgece seçmeli ders olarak okutuluyor).


Adıge edebiyatı ve tiyatrosu gelişmiş bir yörede bulunma, Rus yazar ve sanatçılarının desteğiyle erken bir tarihte gelişme göstermiştir. Düzyazıda Keraş Tembot (en önemli yapıtı ‘Nasıpım Yığogu’/ ‘Mutluluk Yolu’ romanı), tiyatro ve dram alanında Sey İbrahim (Koças piyesi), şiir dalında Hatko Ahmed, Perenıko Murat, Kestane Dmitri, yazar ve şair Meşbaşe İshak (dizi romanları var, Bzıyko Savaşı, Taşdeğirmen, Ayşet, Адыгэхэр, vb), edebiyat araştırmacısı ve yazar Şhalaho Abu, Nartolog ve yazar Hadeğale Asker, şu an adını sayamadığım birçok yazardan söz edebiliriz. K’eraşe Tembot ve Meşbaşe İshak, Sovyet ve RF edebiyat ödüllerini almış ünlü yazarlar.


Adıge Ulusal Tiyatrosu, Adıge Ulusal Müzesi, müzik okulu, dans toplulukları diğer kültür kurumları arasındadır.


Adıge tarihinin yolu sağlam/ bilimsel temeller üzerinde Avĺe Pşımaf tarafından atılmıştır. Ünlü bir arkeolog da olan ve taşları konuşturan kişi olarak tanınan Avĺe Pşımaf için bkz. ‘İlk Çerkes Arkeologu’; ‘Taşları Konuşturan Biliminsanı: Avĺe Pşımaf’.


Arkeolog ve yazar Tev Aslan da tanınmış bir biliminsanıdır (‘Адыгэмэ ядышъэ к1эныжъ’ / Çerkeslerin Altın Mirası, vb).


Tarih bilimi alanında Prof. Dr. Çırğ Ashad, Prof. Dr. Çuwıç Anjel ve diğerleri sayılabilir.


Yargı RF ve AC yasalarına bağlı olarak iş görür. AC yasaları ve hükümet kararnameleri Adıgece olarak “Adıge mak” gazetesinde yayınlanır. Mahkemelerde yargılama- istisnai haller dışında - Rusça yapılır. Mahkeme kararları en üst RF mahkemelerinde temyiz edilebiliyor.


Konuşmamda özetle bu konulara değindim.


Sorular:

Soru - Konuşmacılardan Bram Alaudin kötümser, Habracu Murat kötüleyici, Cevdet abi de aşırı iyimsermiş gibi geldi bana. Ben şahsen o kadar iyimser olamıyorum. 1/4 oranında ve 6 milyon Rus içinde 100 - 13o bin gibi küçücük bir Adıge ve Şapsığ nüfusu ne yapabilir, yaşayabilir mi? Sorulardan biri buydu.


Hapi Cevdet – Nüfus elbette önemli . Küçük toplulukların dil ve kültürlerini koruma ve yaşatma olanakları gittikçe zayıflıyor. Uluslararası bir rekabet/ asimilasyon çarkı söz konusu. Bu nedenle, devlet eliyle etkili önlemler almak gerekiyor. Fiili denge ise, Adıgelere diasporadan dönüş hakkının tanınmasıyla sağlanabilir. 1990’lı yıllarda, Putin öncesinde, cumhuriyet yurttaşlığı kurumu vardı. Adıge Cumhuriyeti yönetimi kısa yoldan oturma izni ve yurttaşlık veriyor, Rusya Federasyonu yurttaşlığı için de destek sağlıyordu. Şimdi bu yok, tarih oldu. Yurttaş olma olanağı büsbütün de kaldırılmadı ama iyice kısıtlandı, fiilen geçersiz hale getirildi: Yurttaş olabilmek için, önce resmi yoldan bir davet, kefil bulma, geçici oturma izni alma, 5 yıl oturma, ardından Rusça sınavda başarı gibi bir dizi basamaktan geçmek gerekiyor . Zor ve engelleyici bir şey bu.


Rus, Novorossiya (Yeni Rusya) konseptini canlı tutmak istiyor, Çerkes’in ‘Yeni Rusya’ya’ yerleşmesini istemiyor. Novorossiya’ya ya da onun göbeğinde konumlanmış Adıgey’e Çerkes yerleşmelerini ilerisi için sakıncalı görüyor.


Aslında Adıgey’deki Rus nüfus çoğunluğu bir ölçüde yapay, Maykoptakilerin birçoğunun politik bir nüfus olduğu söyleniyor. Moskova’nın maddi desteği ile ayakta duran bir nüfusmuş.


Rusya Adıgelerin güçlenmesini istemiyor, politik önlemler alıyor, Rus nüfus takviyeleri yapılıyor. Bunu bilmek gerekir. Örneğin, 1989 – 2003 yılları arasında, 14 yılda, Adıgey’den 123,900 kişi ayrıldı ama bunun yerine 155,400 kişi de dışarıdan gelip Adıgey’e yerleşti, daha doğrusu yerleştirildi. Yerleştirilen Rus nüfus tabii. Büyük bir nüfus sirkülasyonu olayı idi bu (bkz. Circassiancenter, Turizm, Adige Ülkesi, 1. Bölüm).


Rusya’nın daha ileri düzeyde demokratikleşmesiyle, Novorossiya konseptini ve ırkçılığı aşmakla birçok sorun kendiliğinden çözülecektir kanısındayım.


Adıgeler bütçe yetersizliği (parasızlık) nedeniyle, Moskova’dan gönderilecek mali desteklere muhtaçlar. Bu nedenle ses çıkaramıyorlar. Bu arada önemli yatırım projeleri, özellikle dağ turizmini geliştirme çalışmaları var. Bunu da belirtmeliyim. Adıgey, doğası ve insanı ile bir dünya cenneti. Projeler tamamlandığında Adıge Hükümeti’nin Moskova’ya bağımlılığı azalacak, bunu bir zenginleşme izleyecektir. Bu da beraberinde kuşkusuz yeniden bir canlanmayı getirecektir. Örneğin, deniz, kıyı ve dağ turizmi 14 bin Şapsığ’ı canlandırmış bulunuyor (Hemen belirtelim, 2010 yılı sayımına göre, Kıyıboyu Şapsığ Adıge nüfusu dağılımı şöyleydi: Tuapse kenti 804, Tuapse ilçesi köyleri 4,183, Soçi merkez ilçesi 4,778, Soçi Büyükşehir Belediyesi Lazarevsk ilçesi 4,014, toplam nüfus 13,779).


Bram Alaudin – Adıgey gezim sırasında arkeolojik bir mezar (Iуашъхьэ) kazısı ile karşılaştım. Rus arkeolog, “Dün gelmiş olsaydınız ilginç bulguları görecektiniz. Onları müzeye gönderdik” dedi. Ben de “Bu bulgular hangi ulusa ait?” diye sordum. Arkeoleog, “Greklere ait” dedi. “Ya Adıgeler?” dedim. “Adıgelere ait değil, onlar daha sonra bu yerlere geldiler” dedi. “Peki, Adıgelerin dışarıdan bu yerlere geldiğini bildiğinize göre, nereden geldiklerini de bilmeniz gerekir, Adıgeler bu yerlere nereden gelip yerleşmişler?” dedim. Arkeologun yüzü kıpkırmızı kesilmişti.


Hapi Cevdet – Novorossiya (Yeni Rusya) konseptinin tipik bir tezahürü/ görüntüsü bu. Rus konseptine göre, eski Çerkesya artık yok, şimdi bir ‘Rus toprağı’. Rus kanı dökülerek alınmış (Dökülen Çerkes kanı denkleme girmiyor tabii). Bu nedenle Çerkeslere ait izlere yer verilmemeli, silinmeli, yok edilmeli, gizlenmeli ya da başka halklara maledilmeli. Konsept (anlayış) bu. Bunun başka tür bir açıklaması olabilir mi?..


Bereket Adıge tarihçi ve arkeologlar bu tür oyunlara gelmiyorlar. Bilinçliler. Onlar Avĺe Pşımaf’ın çizdiği bilimsel tarih araştırıcılığı yolunda ilerliyorlar.


Habracu Murat – Ben asla anayurdu kötülüyor değilim, sadece eleştiriyorum. Daha iyi, daha özgür bir anayurt. Bütün dileğim, bütün savunduğum şey bu, dedi.


Soru- cevap bölümü bittikten sonra genç Adıge şarkıcı Şahin Arıkan sahne aldı. Orkestra eşliğinde Adıgece mükemmel şarkılar söyledi, kitleyi coşturdu. İlginç olanı Adıge ve Çeçen çalgıcıların birlikte bir orkestra ekibi oluşturmuş olmalarıydı. Sayın Arıkan’ı Vaynah Çeçen şarkı ve dans topluluğu izledi. Mükemmel bir performans ortaya koydular. Çeçenler Ğuaşo Ruslan’a destek için geldiklerini özellikle belirttiler.


En son gençlerin (ve de yaşlıların) dans gösterileri başladı ve ilerleyen saatlere değin sürdü.


Dans gösterilerinin başlamasından önce derneğin üst katına çıktık, Ğuaşo Ruslan Dersliği açılışına katıldık. Sembolik ilk Adıgece dersini kara tahtaya “Гъуашъо Руслъан ыеджапIэ” (Ğuaşo Ruslan Dersliği) yazısını yazarak vermiş oldum.


Soru- cevap bölümü bittikten sonra genç Adıge şarkıcı Şahin Arıkan sahne aldı. Orkestra eşliğinde Adıgece mükemmel şarkılar söyledi, kitleyi coşturdu. İlginç olanı Adıge ve Çeçen çalgıcıların birlikte bir orkestra ekibi oluşturmuş olmalarıydı. Sayın Arıkan’ı Vaynah Çeçen şarkı ve dans topluluğu izledi. Mükemmel bir performans ortaya koydular. Çeçenler Ğuaşo Ruslan’a destek için geldiklerini özellikle belirttiler.


En son gençlerin (ve de yaşlıların) dans gösterileri başladı ve ilerleyen saatlere değin sürdü.


Dans gösterilerinin başlamasından önce derneğin üst katına çıktık, Ğuaşo Ruslan Dersliği açılışına katıldık. Sembolik ilk Adıgece dersini kara tahtaya “Гъуашъо Руслъан ыеджапIэ” (Ğuaşo Ruslan Dersliği) yazısını yazarak vermiş oldum.


Bu yazı toplam 3456 defa okundu.





hapi cevdet yıldız

Sn. Mahir Tunalı,
Adadum, АтIэкIум, tarihi Çerkesya da Kuban nehrine dökülen ırmaklardan birinin adı. İsim oradan gelmiş olmalı. Saygılar.

01 Kasım 2017 Çarşamba Saat 08:38
Mahir Tunalı

böyle demişsiniz. Merak ettim Samsun'un Atakum ilçesinin adı Adagum basit bir benzeşme mi? Yoksa ad Çerkesya'dan mı buraya taşındı? Cevabınız için şimdiden teşekkür ederim.
İnşallah yazılarınıza hasret kalmayız, özlemiştik.

31 Ekim 2017 Salı Saat 08:06
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net