Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
H. Yaşar Nogay
10 Kasım Manzaraları
19 Kasım 2017 Pazar Saat 17:43

Her yıl 10 Kasım’da Atatürk’ün ölümü üzerine yapılan etkinlikler, saygıyı, sevgiyi ve minnet duygusunu ifade etmekten çok öte, tanrısal bir kutsama, tapma boyutuna varmaktadır. 


Mustafa Kemal Atatürk, kuşkusuz saygıyı ve anılmayı hak eden müstesna bir liderdi. O sıradan bir insan, sıradan bir asker, sıradan bir siyasetçi değildi. Savaşta ve siyasette, üstün liderlik vasıfları ile, sıradan insanların, sıradan liderlerin cesaret edemeyeceği ve başaramayacağı işleri başardı, Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin  temelini  attığı bir gerçek, Ama onun da bir insan olduğunu, hatalar yapabileceğini kabul etmek lazım. 


20. yüzyıl başlarında Avrupa da var olan moda gereği,  “ne mutlu türküm diyene” sloganı ile, tek tip ulus yaratma girişimi, Türk kökenli vatandaşların gönlünü okşamış olabilir. Ancak çoğu farklı etnik köklerden gelen insanları huzursuz etmiş, devletten soğutmuş ve bölücülük tohumlarının atılmasına sebep olmuştur. 


Şimdilerde, Türk kavramı ırkçılık içermez, şu anlamda, bu anlamda söylenmiştir gibi düzeltme çabaları, minareye kılıf hazırlama olarak anlaşılmaktadır. Bu konuda,  MHP (Milliyetçi Hareket Partisi) genel başkanı Sn. Devlet Bahçeli,  TRT ekranlarından “Atatürk Türk Milliyetçisidir” diyerek, dürüstçe gerçeği ifade etmektedir. Bu politika üzerinden, İnsanların, dili, kültürü ve yaşam tarzları gibi temel vasıflarının yasaklanması gibi zulüm içeren uygulamalar hafızalarda halen canlıdır. Bugün, devlete ve millete çok ağır bedeller ödeten Kürt sorunu ve PKK terörünün temelinde bu sorunlar vardır. 


Atatürk, istiklal mücadelesini, tek başına sihirli değneği ile kazanmadı herhalde.  Kendisinin en yakın kahraman silah arkadaşları ile birlikte, bu kutsal mücadele kazanıldıktan sonra, çoğunun, bir anda hain ilan edilip ortadan kaldırılma girişimleri de unutulmaması mümkün olmayan gerçeklerdendir.


Devletin bütün güçlerini tek elinde toplayıp, tek adam konumuna gelindikten sonra, farklı fikirlerin ve seslerin susturulması kolaydır ve siyasi başarı olarak nitelendirilebilir, ancak, kamu vicdanında açılan yaralar hiçbir zaman kapanmaz. 


Gerçeklerden tamamen uzaklaşıp, lidere insanüstü vasıflar yükleyerek, onu putlaştırmak, gelişmiş toplumlarda değil, gelişmemiş toplumlarda görülen bir hastalıktır. Bu tür oluşumlar da güçlü liderin etrafını çeviren, çıkar gruplarının marifetidir. Atatürk ün sağlığında da, ölümünden sonra da görülen manzaralar bu gerçeği yansıtmaktadır.


Ölümünden sonra, Milli Şef (İsmet İnönü) döneminde,  Atatürk’ün heykelleri kaldırılıp atılırken, Türk parasından resmi kaldırılırken ve Atatürk itibarsızlaştırılırken de, az farkla aynı kadrolar, Milli Şef İsmet Paşa nın yanında ve iş başındaydılar. 


Bu arada, İkinci Dünya harbinden sonra, Yeryüzünde siyaset farklı şekillenirken, Türkiye siyasetinde de çok partili döneme geçildi ve Demokrat Parti ezici bir oy farkı ile 1950 de iktidara geldi. Bu defa  siyasi rakip konumuna gelen, çetin ceviz, İsmet Paşa ile mücadele adına onun itibarsızlaştırılması gerekiyordu. Bunun için de yaptığı ilk işlerden biri, genelde kendi seçmen kitlelerine karşı bile olsa, Atatürk’ü korumak ve yüceltmek amacı ile özel kanun çıkardı.


Ne var ki, 27 Mayıs 1960 ihtilali ile Demokrat Parti İktidarını deviren askeri cunta, da, hemen Atatürk bayrağına sarılarak, Atatürk adına ülkede askeri vesayet rejimini yerleştirmeye başladı ve siyasete askeri müdahaleler dönemini başlattı.


Bu arada, Türkiye de şehirleşme ile birlikte, iş ve eğitim amacıyla, büyük şehirlerde kümelenen gençlik, 68 kuşağı öncülüğünde hareketlenmeye başladı.  Sağ ve sol cenahlarda radikalleşen gruplar, 70 li yıllarda ülkede terör estirirken, Atatürk ve milli şef figürlerini pek önemsemiyorlardı. 


Sonunda bu defa 12 Eylül 1980 ihtilali ile iktidar olan Askeri Cunta, bütün icraatlarını ve askeri vesayet uygulamalarını Atatürk ve Atatürkçülük adına kurguladı. Buna rağmen, 8 yıllığına devreye giren  Turgut Özal döneminde, siyasette ve ekonomide ciddi gelişmeler oldu. Ancak onun ölümünden sonra, partisi ANAP dağıldı ve tekrar istikrarsızlık dönemi başladı.


10 yıllık periyodlarla, sürekli yön değiştirip duran bu gelgitlerden sıkılan halk, 21. Asrın başında, bu defa, birikimini ve gücünü sağ cenahtan alan Ak Parti’yi iktidara getirdi. Vesayet taraftarlarının bütün engellemelerine ve küresel ekonomik krizlere rağmen, liderlik gücünü kabul ettiren ve iktidarını pekiştiren Ak Parti,  güçlü bir liderlik oluşturarak, ciddi reformlara,  ekonomide ve siyasette büyük adımlara imza attı.


Ancak, bu hızlı ilerleyiş, liderin tek adamlık hevesi ve sınır tanımaz iktidar hırsını gündeme getirdi. Lider, Cumhurbaşkanlığı makamına çıkmayı başardı. Yetmedi, 17 - 25 Aralık skandalına karşın, siyasi ve idari otoritesini daha da güçlendirdi.  Yetmedi, 15 Temmuz darbe girişimini de püskürttükten sonra, 2023 hedefine iyice kilitlendi.


Bütün bu badireleri aşıp, 2023 hedefine koşarken, gücünü anayasal zeminde de arttırmak istiyordu. Bu amaçla, inanılmaz yetkiler içeren anayasa maddelerini referanduma götürürken, kendinden emindi. Çünkü sağ muhalefetin ağır toplarını yanına almayı başarmış ve devletin tüm imkanları ile medya gücü elindeydi. Ana muhalefet konumundaki CHP ise sorun olarak görülmüyordu.


Ancak, % 51.5 ile aşılan Anayasa referandumu, bir hesap hatası olduğunu gösteriyordu. Salt propaganda etkisinin dışında kalabilen ve CHP nin de etkili olduğu büyük şehirler ve sahil bölgelerinden gelen %48,5 hayır oyu, düşündürücüydü. O halde, önümüzdeki seçimlere kadar, sahil bölgelerinde ve büyük şehirlerdeki, Atatürkçü ağırlıklı seçmen kitlelerini kazanmak gerekiyordu.


Gereğinde, “dün dündü, bugün bugündür” diyebilecek kadar, siyasi manevraları da öğrenmiş bulunan,  güçlü lider, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için 10 Kasım iyi bir fırsattı. Atatürk bayrağını CHP nin elinden alıp, bir taşla iki kuş yöntemini kullanmanın tam zamanıydı.  Atatürk kozunu kullanmak gerekiyordu. Bundan iyi fırsat olur mu? Ülkedeki tüm medya, TV kanalları ve gazetelerde, gece gündüz sürekli Atatürk konuşup tartışılıyor.


Bu nedenle bu yılki 10 Kasım etkinlikleri, Ak Parti ve Sayın Cumhurbaşkanı nın büyük ilgisi ve himayesi  altında çok farklıydı. Bu ilgi ve etkinlikler gelecek 10 Kasımlar’da da artarak devam edeceğe benziyor. Elindeki en güçlü bayrağı da kaptıran CHP ise, Atatürk sevgisinden dolayı,  Sayın Cumhurbaşkanı ve Ak Parti yi tebrik etmekle yetinmek zorunda kalabilir.


Ülkede bu gelişmeler olurken, savaşta ve barışta, vatandaşlık görevini en iyi şekilde gerçekleştiren Çerkeslerin, Atatürkle, devletle, milletle ve bayrakla sorunu yoktur. Olması da söz konusu değildir.  Sadece, İslam dini ve Birleşmiş milletler yasalarınca tanınmış, insan hakları çerçevesinde, tarihsel kimliği, ana dili ve kadim kültürünü koruyarak, onurlu birer T.C. vatandaşı olarak huzurlu yaşamaktır. En buyuk arzumuz da T.C. Devletinin, demokraside, ekonomide ve dış siyasette, güçlü ve itibarlı bir devlet olarak varlığını sürdürmesidir.                                                                                                                 


Bu yazı toplam 2416 defa okundu.





Bergun Harun Çevik

Ata'nın doktorlarından Akil Muhtar'ın eski yazıyla kaleme aldığı günlüğünde bugün şöyle ifade edilir:

"10 kasım Çarşamba
Ahval-i umumiye fenadır
(...)
Saat 9.5de vefat.
Ben, Mustafa Kamil bey, Mim Kemal bey orada idik.
Herkes hazin hazin ağladı"

10 Kasım 1938'de yeni cumhuriyetin ruhu budur. 2017 nin Türkiye ruhu bu şekilde olmaz. Eşyanın tabiatına aykırıdır.
Adeta içi boş bir gösteriye dönüşen, bir gün sonrada unutulan 10 Kasım tarihinin daha seviyeli programlara dönüşmesi şart.

22 Kasım 2017 Çarşamba Saat 18:16
XАРУН-DÜZCE

El kadar bebelere Atatürk resimli tişörtler giydirip onları soğukta dondurmanın, hasta etmenin adı olmuş 10 Kasım.
Atatürk bu durumu görse cibilliyetinize anason suyu dökerdi büyük ihtimal. Bunlara karşı çıkıncada Atatürk düşmanı ilan etme hastalığı türedi. Atatürk düşmanı niye olalım? Sadece Kemalizmi resmen dinleri haline getirmiş papazları deşifre ediyoruz.

21 Kasım 2017 Salı Saat 12:30
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net