Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
Kafa Karıştı mı Hedef Şaşar
20 Aralık 2017 Çarşamba Saat 14:41


9 Aralık 2017 Cumartesi günü Kanal B televizyonunda yayınlanan Çerkesler Belgeseli 1. Bölümünü seyretmemiştim, daha sonra videosunu internetten izledim. Verdiğim tepki de bu yüzden geç oldu haliyle.


Fakat Çerkes toplumunda derin ayrışmalara, hatta ucu hakaretlere varan tartışmalara yol açtığına tanık oldum, oldukça üzücüydü. Hatta bu tartışmalardan ve hakaretlerden nasibini alanlardan biri de benim. Üstelik tartışmayı başlatan kişilerden olmamama rağmen.


Her neyse! Allah’tan tartışmaların en esef verici doruklarında uzun müzik duraklarında meşk ediyordum da içinde olamadım. Ertesi gün de “ölen ölmüş, kalan kalmış, savaş meydanlarında sert fakat soğuk rüzgârlar esiyor(!)”du.


Hiçbir şeyi okumadan daha sabah saatlerinde “kâfirûn suresi düsturlarıyla” kişisel tartışmaların önü kesildiği için kendimi savunmayacak ve kimseyi de suçlamayacağım. Kaldı ki beni tanıyanlar tarzımın bu olmadığını da bilir.


Kişisel olan değil fakat toplumsal olan aydınlığa kavuşmalı. İnsanlar neden bu programda konuşulanlara tepki koydular? Neden tartışmalar bu kadar büyüdü?


“Çerkes yoktur! Türk yoktur! Kürt yoktur! Hatta milletler yoktur! Ne bileyim ABD yoktur, Rusya yoktur! Hatta insan diye bir şey yoktur! Hem vardır, hem yoktur!” Dilin de kemiği yoktur.


Kafa karıştı mı böyle oluyor. Varlıkbilimsel tartışmalar insanı sonuçta Nihilist/ Hiççi bir noktaya taşıyor.


Bunun içsel sebepleri nelerdir? Birinci sebep; çaresizlik, yok oluşa karşı direnç gösterememe hali, zayıflık, umutsuzluk. Açıkçası tükenmişlik sendromu.


Fakat kişi ya da halklar kendilerini ne ve nasıl görüyorlarsa aynen odurlar. Var görüyorlarsa var, yok görüyorlarsa yokturlar. Temel mantık budur.


Diğer sebep ise komşu coğrafyalar ile Çerkes coğrafyası arasında ki insan sirkülasyonu ve kültürel-dilsel alışverişler.


İnsanların pek çoğu “anneannem Abaza, Abazalar’da Çerkestir” iddiasında. Hala kimse “illa Çerkes mi olmalı?” sorusunu sormuyor. Kimse kimsenin Çerkesliğinin azlığını çokluğunu tartışıyor mu? Bir (veya her) tarafın Çerkes olsa ne, olmasa ne? Kim senden tamlık ya da asalet bekliyor. Sen tercihini belirt geç.


Ha tartışılamaz mı? Bence bu her iki sebepte tartışılabilir.


***


Kimse Kafkasya'da Çeçen yoktur, Nohçi vardır demiyor. Abhaz yoktur Apsuwa vardır da demiyor. Hiç kimse Dağıstan’da Avar ulusu yoktur, Maarulalar vardır da demiyor. Herkes bilir ki her halkın kendi dilinde ifade ettiği bir adı olabilir. Fakat dünyada yüzlerce halk var, onların adlandırması farklı. Hangi sebebpten olursa olsun böyle. Kaldı ki Çerkes adının kökleri MÖ.IV.yy.'da Kerket/ Kerkit/ Kerketos, Sirak/ Sirakes sözcüğüne kadar gidiyor.


Bu kadar büyük gaf olur mu? Ne imiş? "Çerkes yokmuş(!). Bu yapılan Çerkes halkına ayıptır.


Ayrıca ülkede yaşayan Çerkesya coğrafyasına ait olup Çerkes olmayanlara da ayıptır. Neden? Böyle bir mecburiyet yok. Böylesi dayatma olur. Çerkes olmak niye üst kimlik olsun. Bugün için muhayyel de olsa bir Çerkesya yurtseverliği olamaz mı? Dikkat Çerkes Yurtseverliği değil.


Bir şey yarıştırmak değil ama gerçekleri konuşmak gerek;. Çerkes= Adığe'dir. Tabii her kişinin tercihi de önemlidir. Örneğin %100 Adığe biri Çerkes olmadığını söylüyorsa Çerkes değildir. Fakat Çerkeslik ile hiç bir ilgisi olmayan biri de Çerkesliği benimsiyorsa bu da bir tercih olarak böyledir. Kim kabul etmezse etmesin, canı cehenneme!


Buna karşılık bu halkın(ya da bir başka halkın) aydını çıkıp, “Çerkesçe ve Çerkes ulusu yoktur” diyemez, dememeli. Böyle bir iddia, hem temelsizdir, hem de dinleyenleri güldürür.


Öncelikle bir uluslararası literatür var. Bu halkın bir tarihi var, yaşadıkları bir ülke var. Bu ülkeye onbinlerce gezgin, komutan, asker, tacir, politikacı, gazeteci gezmiş, insanlar ile konuşmuş, ticaret yapmış, savaşmış ve bu insanları etnik, politik, toplumsal olarak tariflemiş, hatta daha ileri gidelim etiketlemiş; Çerkesler.


Bilimsel ve tarihsel olarak bu ülkenin adı Çerkesya/ Adığe Heku idi. Burada yaşayan insanların dili Çerkesçe/ Adığebze idi. Kendilerine verdikleri ad ile Adığeher, dünya dillerinde (Türkçe olarak) Çerkesler anlamına geliyordu.


Neyin ne olduğu ortadayken kişi kendi kafa karışıklığını yaygınlaştırması doğru olur mu?


Yüzyıllardır haritalar çizilmiş, seyahatnameler yazılmış. Geçenlerde sayfalarımızdan birinde değerli arkadaşımız Ömer Çakırer bir yazı yazdı; http://www.cherkessia.net/makale_detay.php?id=3758 Kısaca özet veriyordu yazı; Evliya Çelebi 400 yıl önce bu toprakları ziyaret etmişti. Bir Abhazistan, bir Çerkezistan diyordu. Tabii Kafkaslar’ın doğusu için başka değerli (coğrafi) bilgilerde vardı. Yazar soruyordu içtenlikle; Niye üçüncü bir dil konuşan halk yoktu Kuzeybatı Kafkasya’da?


Herkes saldırmaya, parça-pinçik etmeye çalıştı. Yazının doğruluğunu araştırmak, düşünmek, eksikleri tamamlamak ve eleştirmek değil de yazanı paralamaktan başka işi olmayanlar, her zaman ne yapıyorlarsa onu yaptılar. Söyleyecek mantıklı bir yorumları ya da delilleri yok. 


***


Dikkatlice bakıyorum da, son birkaç hafta içinde "Mikro milliyetçilik yapılıyor!" diye bazılarına ağır eleştiri yapanlar Çerkes/ Adığe halkını Kabardey, Şapsığ, Vıbıh, Ciget, Abzakh diye ayırarak farklı etnik ya da ulusal birimlerden söz ediyorlarmış gibi ayrıştırmaya çalışıyorlar.


Hala ne zaman, nerede, kimler tarafından nasıl konuşulduğu bile tartışmalı diller üzerinden yeni ulusal dirilişler, etnisite tarifleri yapıyorlar. Tek korkuları sanki Çerkes tek bir ulusal bütünlük içinde olmasın.


Buna karşılık Çerkes adının " halka yeni bir ad arayanlar tarafından uydurulduğu fikri(!)” kimilerince empoze edilmeye çalışılıyor.


Üstelik bunu yapanlarda toplumun içinden çıkmış, toplumun vicdanı ve öncüsü olması gereken aydın sıfatlı kişiler.


Bakın bu konuda Rusya'nın sicili kötü; Çeçenya'dan, İnguşya diye ayrı bir ülke ve ulus çıkartmayı başardı. Dağıstan'da lehçelerden diller ve kabilelerden uluslar çıkartmayı başardı.


Eh Çerkesya’da ortada; üç ayrı cumhuriyet, üç ayrı bölge, toplam altı idari birimde birbirinden parçalanmış, ufalanmış bir halk Çerkes/ Adığeler.


Bu kadar kötü örneğe rağmen hala emperyalistlerin vesveselerine uymak, ulusal varlığın adı ile müesses olduğu gerçeğini inkar etmek ve toplumda umutsuzluk yaratmak bir halk için yapılacak en büyük kötülüktür.


Bunları samimiyetinden zerre kadar kuşku duymadığımız, sağlığına duacı olduğumuz ve kendisine, toplumumuza verdiği hizmetler dolayısıyla minnet doyduğumuz insanlar yapmış, söylemiş de olsa karşı durmak zorundayım, zorundayız.


***


Çerkes/ Adığeler ile Abhaz/ Apsuwalar, Gürcü/ Kartveller veya diğer Kafkasya halkları arasında cetvel ile ayrılık yok hoş. Antropometrik düşünmüyoruz.


Genetik testlerde görüyoruz, insan biyolojisi, politik sınırlar gibi, pastalar gibi ayrıştırılamaz. Bunu abartmaya gerek yok. Fakat ulusal tanımlamalar var, uluslar arası literatür var. Bunu inkar etmek ulusa ve bilime zarar verir.


Ne çektiysek bu toptancı bakış açısından çektik. Halbuki analitik, titiz, dikkatli olmak zorundayız.


Ağzımızdan çıkanı kulağımız duysa fena mı olur? Hiç mi konuşmayalım? Hep susalım da yanlış yanlış üstüne binalar mı kuralım?


Şeytan ayrıntıda gizlidir. Terminolojiyi önemsemek gerek. Tamam hepimizin bir parça saçmalama hakkı olsun, thamadalarımızda yanlış bir şeyler söylesin, ama bu ulusumuza zarar verecek, onu yok hükmüyle karşı karşıya bırakacak şeyler olmamalı.


***


Çerkesya coğrafyası içinde, Çerkes/ Adığe olmayan halklar, kökenler ve bölgeler olabilir, fakat bu onları Çerkes/ Adığe yapmaz. Böyle bir zorunluluk yok. Tercih ise kişisel olarak, saygı duyulur o kadar. Bu literatüre, Çerkesya'da yaşayan (Türk, Rum, Rus, Abaza vb) farklı kökenden gelen insanları Çerkes/ Adığe diye sokmayı gerektirmez. Diğerileştirme/ ayrıştırma kadar yok sayma da gerek vicdanen, gerek hukuken yanlıştır, suçtur.


Türkiye'de Türk olmak ile başka kökenlerden gelmek gibi bir şey. Yurttaşlık ve yurtseverlik anlamında başka fakat kişi ne ise o dur.


Ben Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı ve yurtseveriyim, Türk kökenden gelme zorunluluğum yok. Aynı zamanda Çerkes ve Çerkesya yurtseveriyim de. Bir Çerkesya Abazası’nı ve Karaçay'ını da bu şekilde düşünüyorum.  Abaza veya Karaçay kökenli Çerkesya yurtseveri ifadesi ile karşılaşsak fena mı olur? Bunları istemek haksızlık değil. Yanlış mı düşünüyorum?


Herkesten özür dileyerek, bunları yazıyorum, tane tane anlatmaya çalışıyorum. Üzgünüm, dışarıdan çok bilmiş gibi görünüyor olabilirim. Çok sıkıcı ve kimsenin istemediği bir durum. Okuyucularımızın samimiyetine sığınıyorum. Fakat bilime karşı tavır olmaz. Beni anlayışla karşılayacağınızdan eminim.


Kafa karıştı mı hedef şaşar. Bizim konuşmaktan çok düşünmemiz ve mantıklı cümleler kurmamız gerek. Çerkes halkının ve Çerkesya’nın önü ancak bu şekilde açılır.


Bu yazı toplam 3048 defa okundu.





SEMİH AKGÜN

KAFDAV Başkanı Sayın Muhittin Ünal'dan Zorunlu Bir Açıklama http://kaffed.org/haberler/federasyondan/item/3392-kafdav-ba%C5%9Fkan%C4%B1-say%C4%B1n-muhittin-%C3%BCnal-dan-zorunlu-bir-a%C3%A7%C4%B1klama.html#.Wj1C-BG1n98.facebook

23 Aralık 2017 Cumartesi Saat 09:58
Mahir Tunalı

Canlı ve cansız arasındaki en önemli fark, cansız evrenin acımasızlığı karşısında ona boyun eğer ve dağılır giderken canlı düzenini yani varlığını sürdürür ve evrenin onu yok etme çabasına karşı her türlü planlarını devreye sokarak evrende varlığını sonsuza değin sürdürür.

Evrende canlılık kaçınılmazdır. Evrende canlılık bir yerinde bir kez oluştu mu varlığını ilanihaye sürdürür.
İşte bu noktada her ne kadar evrenin entropisi artarken, canlılık ve onun oluşturduğu düzen sayesinde ayni zamanda evrenin bilgi yani informasyonu da artmaktadır. Entropi yani kargaşanın zıddı informasyondur.
Bunu asla unutmayalım evrenin entropisi artarken, evrenin enformasyonu da artmakta daha kompleks oluşumlar ortaya çıkmaktadır.
Her geçen gün evren daha kompleks yani bilgili diğer bir deyişle informative hale dönüşmektedir.

20 Aralık 2017 Çarşamba Saat 15:47
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net