Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tlepşuko Ömer Çakırer
Abazinler Anapa’dan Gum Loo Kıt'a Atlı Yürüyüşü Ne Zaman Yapacaklar?
13 Şubat 2018 Salı Saat 20:51

Karaçay-Çerkesyalı Abazinlerin daha önce Krasnaya Polyana ve Krasnıy Vostok (Gum Loo Kıt) arasında Soçi Olimpiyatları öncesinde yaptıkları atlı yürüyüş sonrası, 2014'den sonra bir ara gündemlerinde olan ve Abazin Rayonundaki Abazin Gençlik Örgütü "Şarpnı" nın organize ettiği bir çalışma olduğunu bildiğimiz Abazin ve Abhaz bayrakları ile yapılması düşünülen Anapa - Krasniy Vostok (Gum Loo Kıt) arasında ikinci bir atlı yürüyüşün hâlâ gerçekleşmemesi üzerinde bir spekülasyon yapmak istemiyorum. 


Belki henüz şartlar olgunlaşmamıştır, belki şartların olgunlaşmasını bekliyorlardır ya da şimdilik vazgeçmiş olabilirler. Ancak böyle bir organizasyon ile ilgili istekler sürüyor. Özellikle Abazin Rayonu ve Abhazya De Facto Cumhuriyetinde yaşayan Abhaz-Abazin megalo milliyetçiler için büyük bir önemi olan bu ikinci atlı yürüyüşün, Anapa'dan Karaçay-Çerkesya'nın Kabardey-Balkarya sınırında bulunan Malo Karaçayevsk Rayonu'ndaki Gum Loo Kıt köyüne kadar olması isteniyor. 


Başlangıç noktası Abazinler içindeki megalo milliyetçilerin iddiasına göre sözde tarihi bir Abhaz - Abazin yerleşimi olan Anapa'dan başlayacak ve sözde Tarihi Abazin topraklarını boydan boya atlı bir yürüşüyüş ile geçerek o toprakların yani Tarihi Çerkesya (Adığe Kheku) topraklarının Abazinlerin tarihi toprakları olduğu mesajını açıkça vermek isteyen bir zümre var. Elbette Abazin halkını dirilttiğine inanılan bu tür faaliyetler kapsamında yer alan bu ikinci yürüyüş ile de, daha önce birincisinde olduğu gibi kırmızı zeminde beyaz el bulunan ve tarihte ilk kez Maykop Kültürünü temsil eden "sözde Aşuy Devletince" ilk kez kullanılan bayrak olduğu iddia edilen Abazin bayrağı da böylece tekrar kutsanacak onlara göre.


Karaçay-Çerkesya'da bulunan Abazin Rayonu Gençlik Örgütü "Şarpnı"nın önde gelen hızlı elemanlarından olan Leonard Kujev'in ağzından da "Adığe" adı ile ilgili olarak Abazin megalo milliyetçilerinin ortaya attığı fantastik iddiayı da burada ifade edeyim ayrıca. 


Onlara göre Adığe adı bir Abazince terim oluyormuş ve önceleri Abazinlerce etnik anlamda kullanılmıyormuş. Daha önceleri Abazinlerin kolu olan Aşuwalar, Çerkes (Adığe)-Kabardeyler için sadece "Kabardey", Batı Çerkesleri (Adığeleri) için de "Alaba" adlarını kullanırlarken, diğer Abazin kolu olan Aşharıwalar da Batı Çerkeslerine (Adığelerine) "Agukha" diyorlarmış diye iddia ediyorlar. 


Abazin dilinde "Adığa" ve "Adğa" şeklinde yer alan bu terim yeni sayılacak bir dönemde Adığe şeklinde etnik anlamda Çerkesler (Adığeler) tarafından kullanılmaya başlanmış diye de iddialarını devam ettiriyorlar. 


Peki öyleyse 1100 yıl önce, X. yüzyılda Arap seyyah Mesudi Zikhlerden (Kasoglardan) bahisle bu halkın kendilerine Adığe dediğini niye söylemiş? 


Gerçi Abazinler ile bu konuları tartışmaya dahi gerek yok. 18. yüzyıldan önce Bezxağların hangi dili konuştukları, Bezxağ ile Aşuwa'nın birbirinin sinonimi olmadığı, Abazin halkının 1889'a kadar yarısının sadece Çerkes (Adığe) dili konuştuğu, diğer yarısının ise çift dilli olduğunu, niye o tarihe kadar en az yarısının sadece Adığe dilli olduğu ve Abazinlerin mevcut iki kolu olan Aşuwa ve Aşharıwa topluluklarının 18. başında ortaya nasıl çıktıkları konuları ile ilgili tarihi gerçekler gayet açıktır.


Abazinler, günümüzde kullandıkları "Abaza" adının Çerkesce (Adığabze) bir terim olduğunu ve Kıyılı Çerkes (Adığe) kabilelerini ifade eden "Abaza Çile" topluluğunun varlığını da çok iyi bildikleri için "Adığe" ulusal adı üzerinde böyle bir dezenformasyon üretme yolunu seçmiş görünüyorlar. 


Abaza adının, Şapsığ, Abzakh, Natuhay, Vıbıh, Cıhı ve Madzmey adındaki Çerkes (Adığe) topluluklarını ifade eden Çerkesce (Adığabze) bir etno-sosyonim olması gerçeği, Karaçay-Çerkesyadaki Abazin Rayonunda yaşayan Abazin megalo milliyetçilerini oldukça endişelendirmiş görünüyor. 


Çerkes (Adığe) halkının bir alt grubuna ait 19. yüzyıla kadar kullanılmış Abaza (Abaze, Abadze) adını, bu gün kullanan Abazin halkının, bu adın Çerkesce (Adığabze) iç literatürüne ait olması gerçeği içlerindeki Abazin megalo milliyetçileri oldukça rahatsız ediyor. Çünki Çerkesler (Adığeler), kullanmayı 19. yüzyılda bıraktıkları bu etno-sosyonimi tekrar sahiplenmek isterlerse eğer, Abazinler kendilerine yeni bir ulusal isim bulmak zorunda kalabilirler. Bunun sıkıntısını anlamak ise hiç de zor değil. 


Ancak Çerkesler (Adığeler) aleyhine tarihi gerçeklerin dışında kalan kabul edilemez oldukça fazla tarihi hipotezler üreterek bu tür kaygılardan da asla kurtulamazlar.


Bilenler hatırlayacaktır, Çerkes (Adığe) kanı ile sulanmış genosid toprakları üzerinde gerçekleştirilen 2014 Soçi Olimpiyatlarının çok öncesinde, 21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgünü, anma babında Adığey, Kabardey-Balkarya, Karaçay-Çerkesya ve Şapsığe'de gündeme ilk geldiği dönemlerde, Abazinler de ortaya çıkıp, Şapsığ, Abzakh, Natuhay, Vıbıh, Cıhı (Ciget) ve Madzmeylerin (Medoveylerin) Abazin olduğu iddiasına dayalı olarak, Krasnaya Polyananın Çerkesler (Adığeler) ile ilgisi olmadığını, bir Abazin toprağı olduğunu ve 21 Mayıs 1864'te anılması gereken acı olayın gerçekte bir "Abazin Soykırımı ve Sürgünü" olduğu ile ilgili gerçek dışı bir iddia öne sürerek, 21 Mayıs gününü Abazin Sürgün Günü (soykırımını ekleyemeye cesaret edemediler) ilan etmişlerdi. 


Ancak bu konuda ne kadar samimi olduklarını, Karaçay-Çerkesya'nın Abazin Rayonunun yönetimini, Yermalov adındaki en baş sıralarda yer alan soykırımcı katilin anısına dikilen heykelin açılışında tam kadro olarak bulunduklarında görmüştük. Elbette Abazinlerin Çerkesler (Adığeler) aleyhine ürettiği daha onlarca tarihi, etnolojik ve lingustik mesnetsiz hipotezler var. 


Bu mesnetsiz hipotezlerden kimisinde günümüz Çerkes (Adığe) ataları olan Zikhleri Abazinlerin ataları olarak gösterirlerken (elbette Çerkesyanın Karadeniz kıyısında hak iddia edeceklerse akılları sıra Zikhleri ataları yapmaları gerek ki, mesnetsiz hipotezlerinin tarihen bir mesneti olsun) , kimisinde Çerkes adından hareket ederek, Çerkeslerin aslında bir Türk kabilesi olduğunu ve 13. yüzyıldaki Moğol - Tatar istilası ile Kuzey Kafkasya'ya gelerek Abazin yurdu Abazaşta'yı ele geçirip Abazaşta'nın adını Çerkesya yaptıkları gibi tarihi gerçeklere takla attıran ucuz, uçuk ve tahrik edici iddialara da sahipler. 


Bunun yanında bir Çerkes (Adığe) kabilesi olan Vıbıhların aslında Abazinlerin bir kolu olan Aşharıwalara dahil olduğunu ve çok önceleri Aşharıwa lehçesinde konuştuklarını, sonradan Adığabze&Aşharıwa karışımı bir dil konuştuklarını (Pekhibze'ye atıf yapıyorlar burada) ve nihayetinde tamamen Çerkesce (Adığabze) konuşmaya başladıklarını dahi iddia edebilecek bilim dışı hipotezlere sahipler.


Bilindiği gibi Maykop taşı sansasyonu akabinde, Maykop Kültürünü, bu kültürün sözde kurucu halkı olan Abhaz, Abazin ve Vıbıhların sözde atası Aşuy (Aшуйцы)'lara ait bir kültür olduğunu iddia ederek, böylece Aşuy (Aшуйцы) adında Abhaz, Abazin ve Vıbıhların ortak atası olduğunu iddia ettikleri, Maykop Kültürü üzerinde MÖ. 3. ve 1. bin yılları arası hayali bir Aşuy devleti kurmuşlar, hayali bir antik halk üretip Abhaz-Abazin dilleri (yani Aşuy/Aшуйцы dil ailesi) hipotezini Abhazyadaki megalo milliyetçiler ile birlikte oluşturarak, Abhaz-Abazin halkına 5000 yıllık bir tarih yazmışlardı. 


Elbette Maykop taşının daha önce Çerkeslerce (Adığelerce) red edildiğini ve Turçaninov'un bu nedenle daha önce "bu taş üzerindeki yazı Adığece diyerek" Adığelere gidip iltifat görememesi üzerine, ardından bu kez "bu taş üzerindeki yazı Abhazca" diyerek Abhazya'ya gittiği ve Abhaz dilbilimciler ile araştırmacılar tarafından da kabul gördüğü çok iyi bilinmektedir.


Aşuy (Aшуйцы) dil ailesi hipotezi uzun yıllar Abhaz ve Abazinlerce savunuldu, hâlâ da savunulmaktadır. 


Bu hipotezin orjinalinde, bu dil ailesi içinde Çerkes (Adığe) dili olmadığı halde, bu hipotez ile ilgili Türkiye'de yazılan yazılarda, makalelerde ve kitaplarda bu dil ailesi içine Çerkesce (Adığece) de alınarak, Türkiye Çerkes (Adığe) Diasporası'nın bu hipoteze muhalif olmasının önüne geçilmek istendiği, açıkça bir tespit olması açısından söylemek gerekirse, resmen amaçlanmıştır. 


Ancak Turçaninov'un iddiasına dayalı olarak Maykop taşı üzerindeki şekillerin bir yazı olmadığı ve dolayısıyla her hangi bir dilde de olamayacağı zaten çok önceleri ortaya çıkmıştır. Abhaz ve Abazin megalo milliyetçilerin bu güne kadar ortaya sürdükleri hiç bir tarihi, etnolojik ve lingustik hipotez bilimsel bir kabul görmediği halde, Çerkesler (Adığeler) aleyhine olan bu hipotezlerde (faraziyelerde) hâlâ ısrar etmeleri ise gerçekten anlaşılır gibi değildir.


Elbette Çerkes (Adığe) tarihçi ve dilbilimciler, Çerkes (Adığe) halkının tarihi, etnolojik, lingustik konularda güvenli kaynak olarak gördükleri kişilerdir. 


Adığey Cumhuriyetinin Çerkes (Adığe) tarihçi ve dilbilimcilerin istikrarlı bir şekilde, bu konularda somut olmayan hiç bir öneri (hipotez) ve iddiaya sıcak bakmadıkları, Rusların da sorumluluk sahibi bu tarihçi ve dilbilimcileri para ile satın alamadığı da bilinmektedir. Bizler tarihi, etnolojik ve lingustik olarak Adığey Cumhuriyetinin tarihçi ve dilbilimci camiasını kaynak alarak ve onların inceleyip muteber bulduğu kaynakları da kaynak alarak Çerkes (Adığe) tarihi, etnolojisi ve dili ilgili konularda bilgi sahibi olup, bilinçlenerek aydınlanmayı doğru buluyoruz. 


Türkiye diasporasında Abhaz - Abazin megalo milliyetçiliği ve Kuzey Kafkas makro milliyetçiliği etkisi altındaki "Çerkes" adını kullanmaktan dahi imtina eden ya da "Çerkes" adını, tek karşılığı olan "Adığe" adına karşılık gelecek şekilde kullanmaktan kaçınan kimi Çerkes (Adığe) çevrelerin sık sık dile getirdiği Adığe - Abhaz halklarınıN -sanki- tek bir halk olduğu tarzındaki yazım- söylem- ifade ve makalelerini de bilimsel değil, açıkça söylemek gerekirse politik buluyoruz.


Abazinler Tarihi Çerkesya (Adığe Kheku) üzerinde Karadeniz'den Kabardey-Balkarya'ya, Abhazya'dan Anapaya ve Kuban nehrine kadar "Abazaşta" adında hayali bir Abazin ülkesi kurabilirler mi bilmiyorum ama bu yönde devam eden çalışmalarına Moskova merkezli Rusya Federasyonu ile onun idaresi altındaki Karaçay-Çerkesya yönetimi, Krasnodar Krayı yönetimi, Stavropol Krayı yönetimi, Güney Rusya Federal Bölgesi yönetimi, Kuzey Kafkasya Federe Bölgesi yönetimi ve gene Rusya Federasyonu kontrolu altındaki Abhazya De Facto Cumhuriyetinin yönetiminin ses çıkarmadığını ve hatta açıktan ya da zımnen destek verdiklerini biliyoruz. 


Hatta Abhaz-Abazin Aristokratları Birliği ve diasporadaki Abhaz-Abazin ağırlıklı ve etkisi altındaki çeşitli dernek federasyonları ile kuruluşlarının da bu tür faaliyetlere susarak zımnen destek verdikleri ortada. Abazinlerin bu tür faaliyetlerini Türkiye diasporasında eleştiren, dur diyen, uyaran, "kardeşliği bozuyorsunuz" diye kınayan her hangi bir dernek federasyonu yetkilisi ya da Çerkes ve Abhaz - Abazin diaspora toplumlarının önde gelen kişilerinden bu güne kadar böyle bir açıklama duymadık. 


Belki bu tür faaliyetlerden haberleri yoktur diyeceğim ama böyle dersem onların tümünü küçümsemiş olurum. Bizim ise kimseyi küçümseme hakkımız zinhar yoktur. Bu yüzden bu konuda da bilgi sahibi oldukları halde Çerkeslerin (Adığelerin) aleyhine olan bu gibi organizasyonlara da her zamanki gibi tepkisiz kaldıklarını düşünüyorum. 


Konuya devam edersek;

Anapa adının Abazince Anıpı (Анып, Анап1ы)  olduğunu ve bunun Abazince bayrak anlamına geldiğini, bu yüzden Anapa'nın bir Abazin toprağı olduğunu, Çerkeslerin (Adığelerin) bayrak kelimesine Türkçe "barak" dedikleri ve Çerkes (Adığe) diline bayrak anlamında ki "Nıp" kelimesinin Abazinceden geçtiğini iddia ederek, Anapa'dan Abazin Gum Loo Kıt köyüne kadar ikinci bir atlı yürüyüş düzenleyip, Abazin bayrağını kutsamak ve Anapa'dan Kabardey-Balkarya'ya kadar olan toprakların da tarihi Abazin yurdu olduğunun mesajını vermeye dayalı bu çalışmayı Şarpnı başarabilir mi, emin değilim. 


Ancak bu projenin/düşüncenin 2014 Soçi Olimpiyatları öncesinde Krasnaya Polyana ve Gum Loo Kıt (Krasniy Vostok) arasındaki güzergahta büyük bir şaşaa ile gerçekleştirildiğini biliyoruz. 


Bu konudaki linki "Конный переход Красный Восток - Красная Поляна!" adıyla gene Şarpnı'nın sitesinde (http://www.sharpni.org/node/3621) (http://www.sharpni.org/comment/8856#comment-8856) bağlantı adresinde mevcut. Yakın zamanda gene aynı konu, Malo Abazaşta sayfasında gündeme geldi. Elbette bu yürüyüşü 2018'de yapabilir mi ya da 2018 içinde böyle bir yürüyüşü yapmayı planladılar mı, bilmiyoruz. 


Ancak Soçi Olimpiyatlarının öncesinde Krasnaya Polyana'yı akıllarınca Abazin toprağı ilan ederek Gum Loo Kıt (Krasniy Vostok) ve 'Atkuac (Krasnaya Polyana) arasında, ellerinde Abazin bayrağı, üzerlerinde Çerkes (Adığe) kıyafeti, altlarında Çerkes atı olduğu halde böyle bir yürüyüşü gerçekleştirerek, 21 Mayıs 1864'de Krasnaya Polyana'da Semen Esedze ve Artukov'un yazdıklarına benzer bir hava oluşturup, Çerkes (Adığe) hafızasında estirilmiş ve 21 Mayıs 1864 öncesinde Krasnaya Polyana dahil Bzıp nehrine kadar etnik, kültürel ve lingustik olarak tamamen Çerkes (Adığe) halkı ile meskun o topraklarda böyle bir yürüyüş yaparak, tarihte hiç bir zaman o topraklarda var olmamış kendi etnik varlıklarının mührünü, tarihi gerçeklere aykırı olarak, Çerkes (Adığe) halkının acıları üzerine vurmaya kalkmışlardı. 


Zaten daha önce yazılmış Abhazya Tarihi adlı bir okul kitabında Anapa'ya kadar Abhaz-Abazin toprağı olduğu açıkça yazmakta ve okullarda öğrencilere tarih olarak öğretilmekteydi. Bunlar Çerkesler (Adığeler) olarak gözümüzden kaçmıyor.


Maykop Kültürü üzerinde MÖ. 3.ve 1. bin yıllar arasında bir Aşuwa Devleti olduğunu (Ашуйского государства, III-I тыс. до нашей эры) iddia ederek, bu devletin halkının adına da Aşuy diyerek, bu halkın Abhaz, Abazin ve Vıbıhların ortak atası (ашуйцы-в древности предки абазин, абхазов и убыхов) olduğu yönünde, tarihte hiç bir karşılığı, geçerliliği ve hükmü olmayan Maykop taşının üstündeki sözde yazıya dayanan böyle bir hipotez üreterek, bu hipotezi de Abhaz De Facto Devletinin vatandaşlık politikası haline getirecek kadar megalo milliyetçilik bataklığının içine batmış olduğunu da maalesef net bir şekilde görüyoruz. 


Abhazya vatandaşı olmak için, Abhaz, Abazin ve Vıbıh olma şartı aranıyor bilindiği üzere. Böyle bir seçicilik de Aşuy dil ailesi hipotezi ile birebir uyuşuyor. 


Bu hipotezle zaten, Türkiye Çerkes (Adığe) Diasporasına sürekli lanse ettikleri "Adige - Abhaz" ların tek halk olduğuna, aynı kökenden geldiklerine dair sürekli savundukları - ve özellikle Çerkes adını ısrarla kullanmaktan imtina ederek ifade ettikleri-"Adige - Abhaz" kardeşliğine aslında en başta kendilerinin inanmadığını biliyoruz. 


Bu Adige-Abhaz halkı lafını, Çerkesler (Adığeleri) ile kendilerini yakın kardeş halklar olarak göstererek, Çerkes (Adığe) Diasporasının bu sayede etki altında kalarak Abhazya De Facto Devletinin savunuculuğunu yapan, sadece bu amaç doğrultusunda var olan bir topluluk olmasını istemelerinden kaynaklı olduğu açıkça ortaya çıkmıştır. 


Buna itiraz eden Abhaz ve Abazinlerin, sözde "Aşuy" denen bu halkın içinde Çerkeslerin (Adığelerin) niye olmadığını açıklamalarını zaten beklemiyorum. Sözde Aşuy hipotezi de zaten bizim kabul edeceğimiz bir hipotez olmadığı gibi, bilimsel ve somut hiç bir dayanağı olmayan ve tamamen megalo idea'cı bir fantazi ve etnik hırs doğrultusunda ortaya atılmış mesnetsiz bir iddiadır.


Abazin megalo milliyetçilere asla ve kat'a başarılar dilemiyorum. Abhaz ve Abazin halkı içinde, bu halkların hür fikrini ve düşüncesini bu yöntemler ile gerçek dışılığa iten bu megalo milliyetçi zümre, umarım bu tür çalışmalarından yakında vazgeçer. Bu tür çalışmaların ne Çerkes (Adığe) halkına, ne de Abhaz-Abazin halklarına zerre kadar bir faydası yoktur ve asla da olmayacaktır.


Temennim ise; yazıda bahsettiğim bu gerçeği Abhaz - Abazin halkları içinden bazı kişilerin görüp anlayıp, içlerinde ki megalo milliyetçilerin bu tür faaliyetlerine ve çalışmalarına karşı olduklarını haykırabilecek, onlara dur diyebilecek cesur seslerin çıkmasıdır. 


Diğer bir temennim de, Çerkes (Adığe) halkının tarihine, tarihi topraklarına, etnik bütünlüğüne, kültürüne, diline, Çerkes adının sadece Adığelere ait uluslararası bir marka isim olduğu gerçeğine saygı duyup, bunlar aleyhine mesnetsiz hipotezler üretmekten vazgeçerek, diğer Kuzey Kafkas halklarının Çerkes (Adığe) halkı ile mütekabiliyet esaslarına uygun sağlıklı bir dayanışma içine girdiğini görmektir. 


Bu şekilde doğru bir ilişkinin kurulmasına engel olan herkese, her kuruluşa, her yapıya ise asla başarılı olamayacaklarını ve yanlış yolda olduklarını da tekrar belirteyim. Bu megalo milliyetçilik hülyalarında Midyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olma gibi bir durum her zaman mümkündür.


Mukabele edilen makalelerin linkleri; 



Bu yazı toplam 5066 defa okundu.





Fatma Akçay Kural

Bende istemem kardeşim ama bizim tek hakim olduğumuz vatanımız olur inşallah işte o zaman adiğeyin tadına doyulmaz...

26 Mart 2018 Pazartesi Saat 22:52
Şhavuej Erdal Sanlı

SAYIN Ömer Cakırer'in yazılarına göz atınca doğrusu kendimi epeyce cahil hissettim.

Bundan sonra takipteyiz inşallah.

23 Şubat 2018 Cuma Saat 23:19
Kaya Şenvar

Ömer Çakırer ciddi ve geniş kaynakları inceleyen okuyan ve yorumlayan bir arkadaşımız. Tebrik ediyorum.

16 Şubat 2018 Cuma Saat 10:20
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net