Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Beşto Yılmaz Beştepe
Yazı Dili (Тхыбзэ)-14 Mart Çerkes (Adığe) Yazı Dili ve Edebiyatı Günü
01 Mart 2018 Perşembe Saat 19:56

Tarih yazı ile başlar. Yazının bulunuşu tarihçiler tarafından tarihin başlangıcı olarak kabul ediliyor. Her dil, o dili konuşan halk için çok değerlidir. Halkın kimliğidir. Bir dilin konuşma dili ve yazı dili olmak üzere iki yönü vardır. Dil geçmiş kültürel değerleri geleceğe taşır. Geçmişin geleceğe yansıması ise yazı diliyle gerçekleşir.



Konuşma dili günlük doğal ortamda hayatımızın her alanında insanların iletişim kurmak için kullandıkları dildir.  Bir dilin ayni dil grubuna bağlı farklı bölgelerde konuşulan, bir takım ağız,söyleyiş ve ses farklılıkları zaman içerisinde dilin lehçelerini ortaya çıkartır. Bir dile ait olan farklı konuşma, ağız, söyleyiş ve seslerin ortak hale gelmesiyle yazı dili oluşur. Yazı dili ortak bir dildir. Ulus olabilmenin temel özelliklerinden biridir. Kültür, edebiyat, uygarlık dilidir.


Çerkesçe (Adığebze) Çerkes halkının canı, kanı, tarihinin, yaşam şeklinin bir görüntüsüdür.  “Dil yiterse yok oluruz, kanı olan sakınsın” deyişi Adığe şair Beştokue Habas’ın halkımıza bir uyarısıdır. Tarihe baktığımızda Adiğe dilinin yeryüzünde en eski dillerden biri ve ses açısından ne kadar zengin olduğunu görebiliriz.


Rus dilbilimci Turbeçkov Nikolay dilimiz için şunları söylemektedir: “Bu dilin Çerkesçe(Adığebze) fonetik yapısı  o kadar şaşırtıcı, keyifli, renklidir ki, rüzgarın ıslık sesini, dalından düşen kuru yaprağın hışırtısını,hırçın akan nehrin sesini,toprağın nefes alışını,ırmağın içindeki taşların birbirine temasını,kalp atışının ritimini,kuşların ahenkli melodisini ve onu dinlediğin zaman daha bir çok şeyin sesini duyabiliyorsun. Bu şekilde melodik bir seslendirme olması nedenini anlamanın tek yolu:Adıgelerin dili, dünyanın oluşumundan beri olup biten her şeyi ifade edilebilecek kadar eski olmasıdır. Budur onu daha da eşsiz güzelleştiren.”(Y.B.)


14 Mart 1853’de Adiğe aydını Bırsey Wumar tarafından yazılmış, “Шэрджэсыбзэм и букварь”  Çerkes (Adığe) dilinin alfabesi Tiflis’te ilk yayınlandığı günün anısına her yıl 14 Mart Çerkes yazı dili ve edebiyatı günü olarak kutlanmaktadır. Bırsey Wumar Arap harflerini esas alan alfabe geleneğini devam ettirdi. Çerkes Dili Okuma Kitabı’nı (1853)  ve Adığe Dili Grameri’ni yayınlandı.(1858) Yazının temelini attı ve Çerkesçe (Adığece)  yazılı edebiyatın o dönem gerçek başlangıcı olarak kabul gördü.


2000 yılında Adığey Cumhuriyeti tarafından her yıl 14 Mart’ın “Çerkes (Adığe) Yazı Dili ve Edebiyatı Günü” olarak kutlanması yönünde karar alındı. 2003 yılında Dünya Çerkes Birliği (DÇB) Çerkeslerin yaşadığı tüm ülkelerde her yıl 14 Mart’ın  Çerkes (Adığe) Yazı Dili ve Edebiyatı Günü “ olarak kutlaması yönünde karar aldı. 2005 yılında Karaçay–Çerkes  Cumhuriyeti Devlet Başkanı Mustafa Batdıyev bu günün kabulü ve kutlanması  kararını  imzaladı.


14 Mart Çerkes (Adığe) Yazı Dili ve Edebiyatı günü, Çerkeslerin (Adıgelerin)  yaşadığı tüm ülkelerde kutlanır hale geldi ve uluslararası bir nitelik kazandı.“Toplumumuzun okuma, yazma, edebiyat, sanat yaratma günleri yakındır.” Diyen ünlü bilim adamı Neguma Şore 1800’lü yıllarda yaşamın ışığı olan öğrenmenin müjdesini vermiştir.


Dilimiz ile ilgili bir çok şey  yazılabilir ve söylenebilir. En eski ve zengin diller arasına olduğu, öğrenilmesi,öğretilmesi, kaybolmaması ,korunması gerekliliği geleceğe taşımamızın önemli olduğunu. Ancak,  her şeyden önce dilimize sahip çıkmamız, hak ettiği değer ve ilgiyi gösterip, ulusal bir nitelik kazandırmamız için doğru tanımlamamız gerekir.


Farklı lehçeler konuşmakla birlikte, biz kendimize Adığe,  konuştuğumuz dilimize Adığebze diyoruz. Çok eski tarihlerden beri başka ülkelerden Kafkasya’ya giden tarihçiler,bilim adamları,gezginler  Adığeler için Çerkes ismini kullandılar. Bin seneye yakındır, dünya bizi Çerkes olarak,dilimizi de Çerkesçe olarak bilmektedir. Bu günde başka milletler  dünyadaki bütün Adığeleri Çerkes, dilini Çerkesçe olarak tanımaktalar.


Milli Eğitimin seçmeli ders programlarında dilimiz Kiril ve Latin olmak üzere Adıgece ismiyle  seçmeli ders olarak yer alıyor.  Adıgece isim altında okuma yazma kursları düzenleniyor. Adıgece Kursu Eğitici Belirleme Sınavları yapılıyor. Erciyes ve Düzce üniversitelerinde Çerkes Dili ve Kültürü bölümleri açılmış. Dilimiz orta öğretimde Adıgece olarak resmi kayıtlarda yer alırken, Üniversite öğretiminde Çerkesçe olarak tanımlanıyor. Dünyada böyle bir örneğe rastlanmaz.  


Adığe-Çerkes, Adığebze-Çerkesçe ifadeleri tarihimizle birlikte gelen, kimsenin de itiraz edemeyeceği halkımızın bir markasıdır. Sorunlu olan, 6-7 yıllık bir geçmişe sahip  “Adıgece” ifadesidir. Çerkesçenin (Adığebzenin) bir alt lehçesi gibi gösterilmeye, yaygınlaştırılmaya çalışılmasıdır. Dilimizi, küçümsemek, itibarsızlaştırmak amaçlı politik bir oyundur.


“Adığece” ifade şekli ne yerelde kendimiz için, nede ulusal anlamda doğru isimlendirme olmadığı gibi, geçmiş tarihimizde örneğine hiç rastlanmaz. Bu nedenle, “Adıgece”ifadesine mukabele etmek, dilimizin Adığebze ifadesini yok saymak anlamına gelmediği gibi bizzat sahip çıkmaktır. Ayrıca, Çerkesçe (Adığebze) bir yazım kuralıdır.  Gürcüce (Kartuli), Lazca (Lazuri nena), Fince (Suomi), Çince (Hànyǔ),   Japonca (Nihongo) , Çeçence (Nohçiyn mott), Ermenice (Hayeren), İnguşça( Ğalğay),Süryanice (Suroyo/Suraya) ve daha bir çok dilde  olduğu gibi.


Eskiden olduğu gibi bu günde Çerkes Adığe halkının ulusal adıdır, Çerkesçe de ulusal dilidir. Yerelde biz yine kendimize Adığe, dilimize de Adığebze diyeceğiz. Bilim adamları, çok diyalektli olan halkların en eski ve gelişmiş ulus olduğu görüşündeler. Çerkesçe’de  (Adığebze)  buna uygun düşmektedir. 


Çerkes (Adığe) halkının    farklı lehçe,konuşma,ağız,söyleyiş ve seslerin olması dilin zenginliği gösterir, bunların da elbette korunması gereklidir. Ancak,ulusal birliğin,bütünlüğün sağlanması,kültürel değerlerin korunması ve geleceğe aktarılması ortak alfabeye dayalı yazılı iletişim  dili kullanılması ile gerçekleşebilir.

Bu yazı toplam 5456 defa okundu.





Mehmet Muharrem Demircan

Adigece diye bir kelime olamaz Ümit bey. O Adigabze dir. Türkçe karşılığı ise Çerkesce dir. Hangi dilde konusuluyorsa o dildeki karşılık söylenmeli. Türkçe konuşurken Çerkesce denir Çerkesce konuşurken Adıgabze.Mesela Türkçe konuşurken Şqipterce demezsiniz Arnavutça dersiniz. Hayca demezsiniz Ermenice dersiniz. Dochlandca demezsiniz Almanca dersiniz. Hangi dili kullanıyorsanız o halkın o dildeki karşılığını söylersiniz. Bunu anlamamakta ısrar nedendir ben de bunu anlamıyorum.

27 Mart 2018 Salı Saat 12:49
Yılmaz Beştepe

Birincisi; 14 Mart "Çerkes (Adıge) Yazı dili (Тхьыбзэ) günü" olduğu göz ardı edilerek, "Adıge Dil Günü" olarak kutlanma eğilimleri olduğu bu yazıda hiç bahsedilmedi.

Toplumda doğru olarak bilindiği varsayılmıştır.

İkincisi ; Öncelikle söylemem gerekirse, yazıda kullanılan “Adıgece” ifadesi, bu ifadenin sorunlu ve anlamsız olduğu anlatılmak amacıyla kullanılmıştır.

Çerkes(Adıge) bir halkın adıdır. Çerkesçe’de (Adıgebze) halkın dilidir.
Adıge/Adıgebze -ifadesini biz kendimiz kullanırız.

Çerkes/Çerkesçe – kendimiz dışında yer yüzünde bu ifadeyle biliniriz.(farklı alfabe fonetik yazılımı ile)

Bu durumda “ Adıge-ce” ifadesi nerden çıktı?

“Adıgece” ifadesi, bir taraftan Çerkesçenin (Adıgebzenin) Türkçe alfabeye göre fonetik yazılımın bir gereğiymiş gibi gösterilmeye çalışılırken, diğer taraftan Çerkesçenin (Adıgebzenin) bir alt lehçesi olarak yaygınlaştırılmaya çalışılan entrika bir oyundur.

Adıgebze Çerkesçen'in bir lehçesi değil, tam olarak kendisidir. Bütün dünya böyle biliyor ve tüm yazılı kaynaklarda bin yıldır böyle geçiyor.

Türkçe alfabe fonetiğine göre,Almanca/Deutschçe, Norveççe/Bokmalca,Japonca/Nihonca, Gürcüce/Kartulice, Çeçence/Nohçiyn mottça, ve başka bir çok örnekler ne kadar anlamsız,içeriksiz bir ifade ise, “Adıgece” ifadesi de o derece anlamsız,içeriksiz, dezenformasyon bir ifadedir.

“Adıgece” terimini kendimiz hiç kullanmadığımız, devletin yetkili kurumların da hiç duymadığı halde resmi kayıtlara girmesi sağlanarak dil mi? Lehçe mi? belirsizliğini korurken,Üniversitelerde Çerkesçe olarak evrimselleşmesi ayrıca bir garabet örneğidir.

Dünyada böyle bir örneği olabilir mi? Bir dilin orta öğretimde farklı,Üniversite öğretiminde farklı bir isimle tanımlanması.

Çerkes(Adıge) yazılı kaynaklarda ve sözlü ifadelerde hiçbir yerde “Adıgece” terimi kullanılmadığı gibi, yer yüzünde de hiç kullanılmayan bir ifadedir.

Dilimizin Türkçe karşılığı Çerkesçedir. “Adıgece” ifadesi şüphesiz hileli bir terimdir.

Selamlar…

14 Mart 2018 Çarşamba Saat 00:05
Şogen Ümit Dinçer

İki konuyu anlamakta güçlük çekiyorum.

1.Evet tam adı Çerkes Yazı Dili ve Edebiyatı Günü ve ihmal edildiğini ima ettiğiniz şey 'yazı' tarafı mıdır. Adiğe Dil Günü olarak kutlanmas kimi ve neden rahatsız ediyor anlamıyorum.

2. Bir dilin farklı lisanlarda farklı isimlendirmeleri olabilir. İngilizce İngiliz dilinin Türkçe ismidir,Fransızca, Almanca da olduğu gibi. Adiğece ise Adiğe (Adige) lisanının Türkçe karşılığıdır. Şahsen ben Çerkesce hiçbir cümlenin içine 'Adıgece' diye bir terim yerleştirenini görmedim. Türkçede Çerkes dili, Çerkeslerin dili anlamında bir terim. Kaldı kı siz de kendi sayfanızda (Bkz Y. Beştepe 'nin yukarıdaki yazısı) Adiğece tabirini kullanmışsınız. Nasıl bir politik oyun anlamadım..

13 Mart 2018 Salı Saat 13:35
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net