Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hatko Erol Anar
Özgür Toplum Arayışları (2): Tarih Nedir?
09 Mayıs 2018 Çarşamba Saat 22:38

Tarih nedir sizce? Geçmişin, zamanın tozları altında kalmış bir takım olayların kaydı mı? Tarih nedir? Bugün ulusların tarihlerine bakarsak, bunların çoğunun resmi tarihler olduğunu görürüz. Her ulus kendi resmi tarihini yazar, kendi yalanlarını üretmişlerdir.


Edward Hallet Carr, “Tarih Nedir?” başlıklı kitabının girişinde Catherine Morland'ın tarih üzerine söylediği şu sözü alıntılar: "Böylesine can sıkıcı olması hep tuhafıma gidiyor, çünkü uydurulmuş olmalı." 


Bu söz resmi tarih anlayışlarını iyi açıklıyor. Çünkü resmi tarihler uydurma tarihlerdir. Olduğu gibi nesnel olarak kaydedilmiş tarihler değil, onu yazanlar tarafından arzu edildiği şekilde yazılan tarihlerdir. Örneğin Türk resmi tarihine bakarsak, Yunanlılara karşı zaferlerle dolu olduğunu görürüz, aynı şekilde bakınız Yunan resmi tarihine, orada da Türklere karşı zaferle doludur. Peki Türk resmi tarihi mi doğru, Yunan resmi tarihi mi, yoksa Rus resmi tarihi mi? Gerçekte bunların hepsi yanlıştır. Çünkü resmi tarihler nesnel gerçeklik ve doğrular üzerine kurulmazlar. 


Carr, uzun yaşamı boyunca Sovyet tarihi ve özellikle de Stalin konusunda bazı görüşlerini değiştirmiş, özeleştiri yapmış bir bakıma. Ayrıca kitapları yazdığı dönemde, Sovyet arşivleri araştırmacılara açık değil. Carr'a getirilen eleştirilerden birisi "Lenin hayranı" olması. Kitaplarda bu yönde çok sayıda yorumu var Carr'ın.


Amerikalı tarihçi James Billington'un sözleriyle: "Çalışma özenli bir dürüstlük ve eksiksiz bir ayrıntıyla hazırlanmış. Ancak bütünsel bakış açısı, Leninist merkez komitesinin itidalli ama hayranlık içindeki kayıt meleğinin kısıtlılıklarıyla sınırlı kalmış." 1 

"İlk dört ciltle ilgili uzun yazısında Leninist bir bakışa sahip Marksist Isaac Deutscher, bu ciltleri, ‘tarih yazımında büyük ve kalıcı bir dönüm noktası’ diye överken, Carr'in "aklını esas olarak alttaki halka ve topluma değil, devlete yorduğunu" ve "devleti oluşturanın toplum değil, toplumu oluşturanın devlet olduğu yaklaşımına eğilimli durduğunu" iddia etmiştir." 2


Yukarıdaki yoruma katılıyorum. Çünkü Carr, devlet tarafından yazmış kitabını, özellikle de üç ciltlik Bolşevik Devrimi kitaplarını. Halka yönelik, halkın dertleri, sorunları, problemleri, hatta siyasi ortama yönelik çok fazla bir yorum yok. Toplum tahlili yok, daha çok devlet tarafından alınan kararları, ekonominin durumunu göstermeye çalışmış binlerce sayfa. Bazı eleştirileri var hükümete ama çok fazla değil, nesnel bir bakış açısıyla yazmadığını düşünüyorum kitaplarını bu yüzden. Zaten bu tür çok sayıda eleştiri almış başka bağımsız tarihçilerden de.


Ünlü tarihçi Eric J. Hobsbawm ise, șöyle der: “Tarihçiler, deneyimin bellek bankasıdır. Kuramsal açıdan bakarsak, tarihi oluşturan geçmiştir (tüm geçmiş, şimdiye kadar olmuş olan her şey ). Birçok şey tarihçilerin alanına girmez, ama birçok şey de girer.. Ve çağdaş toplumdaki insanlar, tarihçilerin kolektif geçmişin belleğini derlemeleri ve oluşturmaları ölçüsünde onlara bel bağlamak durumundadırlar.” 3


Bence tarih kitaplarını üçe ayırmak gerekir: Birincisi propaganda kitapları -ki bunlar bir ulusu, ideolojiyi, inancı güzelleme, yüceltme ve hatasız gösterme (ya da hataları mazur  3gösterme) amacıyla yazılmış resmi tarih kitapları; ikincisi bağımsız tarihçilerin yazdığı ve aynı olaylara, olgulara değişik bakış açıları ve öznel yorumlarla baktığı kitaplar. Üçüncüsü ise kolektif, özgür ve nesnel gerçeklikle daha çok uyum sağlayan tarih kitapları.


Aynı şekilde Soyvet resmi tarihine bakıldığında da, bu manipülasyon ve yalanların bolca kullanıldığını tespit edebiliriz. Örneğin Kronstad isyanında, bu isyanın beyazlarca çıkarıldığı, beyaz generalin komuta ettiği manipülasyonu Bolşevikler tarafından yapılmıştı. Bu bir yalandı, çünkü Kronstadlı denizciler devrim için savaşmışlardı ve yalnızca devrimci, halktan yana talepler ileri sürüyorlardı. Ama Sovyet resmi tarihine, Beyazlarla işbirliği yaparak proletarya diktatörlüğünü yıkmak amacında olan kökü dışarıda hainler olarak geçtiler.


Ancak resmi tarihlerin bir sonu vardır. Çünkü gerçekler her zaman ortaya çıkarlar, resmi tarihlerin üzerindeki örtü alındığında gerçekler açığa çıkacaktır. Bunun için de cesaretle gerçeklerle yüzleşmek gerekir. Çünkü Bolşevizmin bir özelliği vardı: düşmanını, yani kapitalistlerin yöntemlerini taklit ediyordu. Aynı şekilde kendi işine geldiği şekliyle manipülasyon yapıyordu.

"Olgular yalnızca tarihçi onlara başvurunca konuşurlar; hangi olgulara, hangi sıra ya da bağlam içinde söz hakkı verileceğini kararlaştıran  tarihçidir. Sanırım, Pirandello'nun yarattığı kişilerden biri: Olgu çuvala benzer içine bir şey koymadıkça dik durmaz, diyordu." 4


Önemli olan devrimden önce devrimci olmak değildir. Önemli olan devrimin ikinci günü devrimci kalabilmek ve öyle olmaya devam edebilmektir. Haksızlıklara, zorbalıklara, yargısız infazlara, işkencelere kim hangi nedenle yaparsa yapsın karşı çıkmak ve insan onuruna , insanın düşünce özgürlüğüne yönelik her türlü saldırıya karşı çıkarak onu göğüsleyebilmektir. Asıl devrimci olmak, özgürlüğü her türlü, her türlü sisteme karşı sonuna kadar savunmaktır. İnsanlara işkence yapılamayacağını, yargısız infazla ensesine tek kurşun sıkılarak öldürülemeyeceğini, farklı düşünceleri nedeniyle insanların toplama kamplarına koyup zorla çalıştırılıp köleleştirilemeyeceğine inanmaktır gerçek anlamda devrimci olmak.


Kimin resmi tarihi olursa olsun, resmi tarihlerle hesaplașmak gerektiğine inanıyorum. Çünkü nesnel gerçeklik hepsinden daha güçlüdür ve resmi tarihler eninde sonunda çöker, kalıcı olan yalnızca nesnel gerçekliğin kendisidir.


O zaman soralım bir kez daha: Tarih nedir?


(Yazarın henüz yayınlamadığı “Özgür Toplum Arayışları” başlıklı kitabından…)

Not: Erol Anar’ın başka yazılarını “https://erolanar.org”dan okuyabilirsiniz.


Dipnotlar:

1- World Politics, Nisan 1966, s. 463.

2- Soviet Studies, cilt vi (1954-55), s. 340.

3- Eric Hobsbawm: Tarih Üzerine, Bilim ve Sanat Yayınları, Birinci Basım 1999, Ankara, s. 40.

4- Edward Hallet Carr, Tarih Nedir?, Birikim Yayınları, İstanbul, s. 14.


Bu yazı toplam 2934 defa okundu.





ADMİN2

Sayın UMRAN KUYUMCU,

Sayın Erol Anar'ın ''Özgür Toplum Arayışları (1)'' yazısı bu linktedir.

http://cherkessia.net/author_article_detail.php?article_id=4444

11 Mayıs 2018 Cuma Saat 13:43
UMRAN KUYUMCU

Yazının birincisini nereden okuyabiliriz?

11 Mayıs 2018 Cuma Saat 00:41
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net