Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tlepşuko Ömer Çakırer
Nartlar ve Çerkes(Adıge) Söylenceleri Hakkında Çalışma:
28 Mayıs 2018 Pazartesi Saat 02:12

Bu yazıyı düşünce olarak farklı olduğumuz noktalar olsa da, beyefendi-asil kişiliği nedeniyle büyük bir saygı duyduğum Yurdakul Recep bey’e atfediyorum.


Çerkesce Olan Nart Adı Hakkında:

Nartlar terimi, Hint-İran, Kafkas, Türk, hatta Slav dilleri gibi çeşitli dillerde etimolojik olarak açıklanma girişimine çalışılır. Fakat bu girişimlerde fikir birliği yoktur. Batı Çerkesleri (Adıgeleri) arasında, bu terimin telaffuzunun en arkaik (eski) varyantının korunmuş olduğu ortada: Nat'e, çoğulu Nather (Нат, НатIхэр). Ama Kabardey'deki gibi Nart değil. Batı Çerkesya'da çok sayıda antroponimler ve toponimler bunu doğrulamaktadır. Natkuac (Наткъуадж), Natşaw (Натшау), Natrıf/Natıhu (Натрыф, Натыху), Natırbey (Натырбей) vd.


Nat (Adıgabze: НатIэ) terimi, lob anlamına gelir (açıkça farkedilen bir yüz, görünüm) ve bir kişinin titülüdür/adıdır. Ve bildiğimiz gibi, Nart destanında Nartlar insan ırkının (gelişmiş) temsilcileriydi. Bir örnek olarak, eski Rusça insan (çelovek) iki kelimeden oluşmuştur; Alın, yüz ve göz kapakları bir bütün olarak (eski slavca, čelo) ve (eski Slavca: vēkŏs) kelimelerinden oluşur. (Nart adında) Kişinin türevleri düşünülebilir - yardımcı, yakın dost vb. Böylece, alın (НатIэ) terimi bir kişinin titülü olarak tam manasıyla hayatını nitelendiriliyor.


Kadim Nart Destanlarının İskandinav destanları ile bazı benzerlikleri de vardır. Bu benzerliklerin kaynaklarına ilerleyen satırlarda değineceğim.


Çerkes ve İskandinav İbadet Yerleri ve Ritüelleri Arasında ki Benzerlikler:


"Kimsenin dokunmaya cesaret edemediği kutsal korular, tapınağın yerini aldı, ibadet için bir yerdi buralar; Bu koruluk ve ormanların kutsallığı ile mucizevi güçlerine Çerkesler içtenlikle inanırlardı.


Böyle bir koruda, toplumda saygı gören kutsal insanlar dua için toplandı. Açık havada, meşe ağacının gölgesinde, basit bir tahta haç işiyle süslenmiş bir çeşit sunak vardı ve insanlar dualarını gökyüzüne sunarak, en büyük tanrı- Thaşkho (тхьэшхо, тхьэфo)'nun ismini andılar. Her vadide, bir çok hane ya da ailenin sahip olduğu kutsal koruları vardı, bunlara thagapkh (Тхьэгъап) deniyordu. Bazı yaşlılar bu ilahi hizmetleri bir rahip sıfatıyla ömür boyu yapmak için seçilmişti." [N. Dubrovin," Çerkesler ", 1870]


Bu geleneksel olarak, Normanların (Kuzeylilerin) kültürü ile karşılaştırılabilir.


"Viking kültürü, Uppsala'daki tapınağın kalıntıları dışında, herhangi bir kült bina bırakmadı. Bilim adamlarının bulabildiği tek şey, taş setlerle çevrili birkaç mezardı. İbadet için seçilen özel yer, bir koruluk ve büyük bir yaprak dökmeyen ağaçtı, ama bu bir "tapınak" değildi.


Tanrı'ya ibadet için dev binaların inşaasına gerek yoktu Vikinglerde. Çoğu zaman uzun büyük ağaçlar altında kutsal günlerde tören için toplanırlardı. Bazen ağaçların dibinde kurban keserlerdi. Her ikisi de, rahiplerin gerçekleştirdiği ritüeller ve insanların kendi istekleri için sunduğu adaklar olabilirdi. Bilindiği üzere, Güney Germen kabilelerinde saygı duyulan kutsal mekanlar genellikle doğal korular ve pınarlardı.  [G. Jones. Vikingler. Odin ve Thor'un torunları]


1-Soçi'de Psışüi (ПсышIу) vadisinde ki Thağapş (Тхьэгъапшъ) köyüde bu tür kutsal koruluk (Тхьэгъап) bir alandı. Çerkeslerde bir ömür boyu bu ibadet işlerine bakan saygın yaşlılara Hatiyako deniyordu. Thağapş köyünün olduğu yer 1864 öncesinde Раущхьэтам adında bir köydü.


2-Tur Heyerdal (İskandinavların köken olarak geldikleri topraklar bu ad ile destanlarında geçer) olduğu bilinen topraklarda yapılan kazılar sırasında, MÖ.1'inci binyıla tarihlenen antik yerleşimin kalıntıları bulundu. O dönemde bu antik kalıntının olduğu yerde Meot kabilesi Psessi'nin (Псессы, Псы - Асс) yaşıyor olması da oldukça dikkat çekicidir.


Bunun yanında Yispleri ve Nart Destanlarını daha iyi irdelemek için Odin ve Adıgabze Одыш, İskandinav savaşçılar Varegler ile Adıge savaşçılar olan Worqlar arasındaki ilişkiyede bakmak gerek. Bunun yanında İskandinav Tur Heyerdal (Тур Хейердал) destanının Karadenizin kuzeyi çıkışlı olduğunu da belirtelim. Bunun yanında Yispler ile ilgili Adıgabze Kumığebrısey (къумыгъэбырсей) kelimesinide irdelemek gerekiyor. Nart destanlarındaki Yispleri, Gorgonıjları (bunlarda Mezıtha gibi yaban domuzuna biniyorlar), Yinıjları, Cıntları çok iyi anlamlandırmalı ve konumlandırmalıyız.


Görüntünün olası içeriği: bitki

Çerkes cüceleri - Yispler:


Bu cüce kabilesi, korkusuz ve çok acımasız varlıklar olarak tanınırlar. Bazen bunlara "Bırsı" (бырсы) denir. Destanda, Warp nehrinin (Urup nehri Karaçay-Çerkesya'da) yakınında "Bırsey" (Бырсэй) adında bir toponim bulunur. Yispler çok güçlü yaratıklardı. Cesaret ve korkusuzluklarıyla tanınıyorlardı ve destana göre, devlerin (Yinıjların) da bunlardan korktukları anlatılır. Ve Yispin bir dileği vardır: "Düşmanımız buharlarla buluşsun." Güçlü oldukları dönemde müthiş bir ordu ortaya çıkarabilirlerdi. İnatçı biçimde savundukları dağ surlarını inşa ettiler. Bu kalelerden biri, Jaçeja (Жачэжа) kalesiydi. Yispler sadece burada ağır kayıplar vermişti. Yisplerin olağanüstü zihinsel yetenekleri vardı. 


Çok zeki ve çok kurnazlardı. Örneğin, Nart Peterez'in annesi Yisp Guaşe, Tlepş'e nasıl orak yapılacağını öğretmişti. Bazen "küçük büyücüler" olarak adlandırılıyorlardı. Çerkes cüceleri, bu karakterlerine rağmen, misafirperverdiler ve her zaman çok fazla şarap ve gıda stokları vardı. Adıgeler cesaret ve yiğitlik yanında, bunların aynı zamanda sihirli silahlara sahip olduklarını düşünürdü. Örneğin, Peterez efsanesinde, belirli bir açıyla atıldığında yeryüzündeki tüm yaşamı yok edebilecek sihirli bir okdan bahsedilir.


Ve şimdi Yispleri İskandinav cücelerine benzetelim. Svartalvy, büyük ustaların silahlar ve sihir şeyler yaratmasıyla ünlenmiş cüceler kabilesidir. Genellikle olağanüstü demirciler ve keskin kılıçları olan savaşçılar olarak resmedilirler. Gnomlar, dehlizlerdeki dağ canavarları (grimturtsami) ve ejderhalarla savaşırlar. Ve birçok Avrupa ülkesinin ortak mit karakteri olarak cücelerin içinde, sadece İskandinav cüceler bile trollerle kolayca savaşıyordu. Onlara yerliler hayrandı. Onların sloganı göze göz kana kan'dı.


Şimdi Çerkes söylencelerindeki ve mitolojisindeki bazı karakterlere bakalım;


1-Dahenağo (Дахэнагъуэ) ve Apanas (Апэнэс) - Дахэнагъуэрэ Апэнэсрэ


Savaşçı kız imajı birçok kültürde yaygındır. Antik çağlardan günümüze kadar Adıge kültürünün de karakteristiğidir. Herkes Meotların kraliçesi Tırğatao'yu bilir. Onuru için intikamını alarak Sindika ve Bosporus krallığını harap etmişti. Türkler ve diğer göçebeler ile bitmeyen savaşlarda Çerkesler de yer aldı. Onların imgeleri Laşin geleneğinde somutlaşmıştır. Kafkas savaşları sırasında, Çerkes kadınlar, erkeklerle birlikte şehit olmak için sıklıkla düşmanlar ile savaştılar. Onların cesareti hem Rus hem de yabancı kaynaklar tarafından yazılmıştır. Bunların yanı sıra, Adıge ğıbzelerde, örneğin Hodz savaşında bu özelliklerinden bahsedilir.


“... Ah, Büyük Hodza'da neler oluyor, zihinler kavrayamaz!

Yedi gün boyunca kan, su dolu bir nehir gibi akar.

Ah, Hodz'da yedi güzel ölümle savaşır.

Kaplanlar dahi cesaretleri kıskanabilir."


Hatta milli kadın kıyafetlerin de savaşçı kuşamı farkediliyor; Başlık- "дышъэ паIу", elbisede göğüs üzerindeki süslemeler, pazıbent - "Iашъхьэбэлагъ", kemer, kask, göğüslük, dirseklik vb.


Nart destanında, savaşçı kadın imajı, Sataney (Сэтэней), Dahenağo (Дахэнагъуэ), Şhatsfitsa (ЩхьэцфIыцIэ) ve diğerleri gibi karakterlerle canlı bir şekilde temsil edilir.

Otomatik alternatif metin yok.

Dahenağo müthiş bir savaşçıydı. Su, hava ve toprak elementlerine, fırtınalara, sağanak yağışlara komuta edebilir, kayaları düşürebilirdi. Ustaca silah kullandığı için, Nartlar ona büyük saygı duyarlardı.


Kanatlı atının üstünde, bir bulutun üzerinde, gökyüzüne doğru, şimşek gibi havada uçardı, darbeleriden çıkan kıvılcımlar gökten yıldızlar gibi dökülürdü.


"... Nartlar dedi ki:

Bütün cesurlardan kim daha cesur?

Kahramanlar cesarette gölgesinde kalıyor,

En cesur - Dahenağo.

Atlılar içinde cesur bir kızı tanıyan var mı? 

Göğsündeki zırh gümüş,

Atına bindiğinde atı onla gurur duyuyor."


Dahenağo'nun kalesi, dağların arasındaki vadilerde, ulaşılmaz buzlu bir tepedeki sık ormanların içindeydi. Bu tehlikeli engelleri aşan ve ona ulaşan herkesle kavga ederdi. Onu yenip elde etmeye çalışan doksan dokuz Nart, hayatını kaybetti.


" .. Ve engelleri aştıklarında,

Kaleye ulaştılar.

Onlar mızraklıydı.

Ve ok ile haber verdiler, 

Bu zirveye ulaşan doksan

Dokuz şövalye. 

Hepsi acı bir şekilde öldü

Dahenağo ile dövüşürken."


Nart destanında, Dahenağo'nun kalesine giden yolun koruyucuları, açık bir patikada bulunan yedi başlı dev, korkunç bir ejderha, soluk bir cilde sahip kar beyaz sakallı yayını germeden ok atabilen yaşlı bir adam ve dev bir kartaldı.


".... canavarlar koruyordu ona giden yolu, koruyucu devler."


Dahenağo'ya ulaşmayı başaranlar içinde hayatta kalmak için bir mücadeleye giren tek savaşçı Nart Apanas'dı. Apanas'ın içindeki saf bir ruhu olan savaşçıyı tanıma yeteneği ve başkaları için kendini feda etme arzusu, onunla kavga etmesini durdurdu.


"... Yeryüzünde, gökyüzünde, heryerde

Sen güçte bana eşit olan savaşçı !! 

Kim insanları mutlu edecekse,

Sadece o, mutluluğa layıktır."


Dahenağo (Дахэнагъуэ) ve Apanas (Апэнэс) karakterleri İskandinav-Germen destanları olan Nibelungen destanındaki Siegfried ve Brunhilde karakterlerine benzer. Brunhilde çok güçlü yenilmez bir kadın savaşçıdır ve İzlanda kraliçesidir aynı zamanda. Brunhilde kendisini dövüşte yenen ilk erkeğe bekaretini ve herşeyini vereceğine yemin etmişti. Siegfried ile Odin'in Valhala'dan gönderdiği demir göktaşını bulmak için açılan kraterin yanında karşılaştığı ana kadar kavga ettiği hiç bir erkek onu yenememişti.


2-Nart Beuç' (Нарт БэукI)


Nart Bevuç (Нарт БэукI), adı "birçok kişinin katili" anlamına geliyor. Nart Bevuç, yolda duran herkesi öldüren çok yetenekli bir savaşçıydı. O bir ejderhayı da yendi, arkadaşı Gojak tarafından kendisine verilen özel bir kılıç sayesinde.


Nart Bevuç'un son savaşı, geniş çayırlı bataklıklarda yaşayan zorlu bir Amazon olan Temenşu (Темэншу) ile oldu. Nart Bevuç arkadaşı Gojak'ın intikamını almaya karar verdi ve Temenşu'ya yaptığı baskın sırasında yaralandı.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

O ve Gojak'ın oğlu Natşawko, onu bulmak ve başını kesmek için onu aramaya başladılar. Karadeniz'in kenarına ve Azak denizi kıyısına ulaşan Taman (Тэмэн)'ın aşılmasından sonra da Nartlar Temenuş'u takip ettiler. Bevuç savaşçıya saldırdı ve kendini savunması için onu uyardı. Bu düelloda Bevuç'un savaş atı, kıvrak ve hızlı olmasına rağmen Temenşu'nun atını devirdi. Nart Bevuç kılıcını Temenşu'ya sapladı. Amazon'un kendi ölümününün daha önce olacağını tahmin etti. Ona başını omuzlarının üstünde uzun süre tutamayacağını söyledi ve öldü. Bevuç ve genç Natshawko, düşmanın kopmuş kafasını aldı, Temenşu'nun atını Beuç'un atına bağladı ve eve döndü, ama varmaya yakın Nart Gojak yaralarından çoktan ölmüştü. Nart Bevuç, atının eğerini çıkartmaya çalışırken, Amazon'un atı onu boğazına toynaklarıyla tekme attı. Darbe ölümcül oldu. Temenşu'nun kehaneti yerine geldi, sadık atı, onun intikamını aldı.


Bevuç'un kurgan'ı, Ryazan stanitsasına yakın. Kurgan neredeyse tamamen sürülmüş ve önümüzdeki yıllarda tamamen ortadan kalkacak.


3-Çerkes (Adıge) Nart Destanlarında ki Büyük Kartallar (Бгъэжь ябгэ)


Destanın en önemli karakterlerinden biri, güçlü Kartallar- Бгэжъи. Bazıları o kadar büyükler ki, gökyüzünü kapatıp her yeri karanlığa çevirirler.


Zalim Pako'nun yardımcısı, havayı etkileyebilen bir Bjağe Yabğe'dir. Kanatları ile “bir kar fırtınası oluşturup günü geceye dönüştürdü, sıcağı soğuğa dönüştürdü". Bu kartal Nesren Jake'nin göğsünü parçaladı ve karaciğerine bağlanan "ilahi demir ipi (тхьэгъущI кIапсэ) ve buz tabakasını kontrol etti. Pako'nun demir kanatlı ve demir pençeli bir çok kartalı daha vardı.


Çok fazla kartal Nart'lara düşmandı. Gökten saldırarak, pençeleriyle boğuyorlar, gagaları ile işkence ediyorlar, kanatlarıyla vuruyorlardı. Nartları öldüren bu kartalların özel ismi An-Ak (Ан-Акъ)'tı. Onun gökyüzüne çıktığı yerlere, hiç bir kuş uçmadı, bir canavar ve insan ulaşamadı. Bğej An-Ak (Бгэжъ Ан-Акъ), devasa bir ağacın tepesinde, buzla bağlanmış ve pençeleriyle öldürdüğü kahramanların kemikleriyle dolu yüksek bir dağın tepesinde yaşıyordu.

Otomatik alternatif metin yok.

Efsaneler ayrıca, bin yıl yaşayan mavi kanatlı bilge kartal Samğur (Самгъур)'dan da bahsetmektedir: Bir göü ile geçmişi ve diğeri ile geleceği görürdü. Yaşadığı yer kutsal Oşhamafe dağıydı. Samğur, hiç kuşkusuz Hind-İran mitolojisinin bir bilgi kuşu - Simurg (Hint-İran mitolojisinin peygamber kuşu) gibiydi. Bu arada, araştırmacı Burton, İskandinav mitolojisinin evrensel Ağacı olan Yggdrasil'de yaşayan bilge Kartal'la Samğur'u özdeşleştiriyor.


Habezli Çerkes folklorü uzmanı S. Misrokov, Çerkeslerin kartalla ilgili ilginç bir inanca sahip olduklarına da dikkat çekti. Onlar (Çerkesler) kartalın gölgesinin yere düşmesi halinde, o yerde iyi durumda eski bir kama bulunabileceğine inanıyorlardı.


Özellikle Çerkes (Adıge) kabilesi Bjedığ'ular, güneşi Çerkes (Adıge)'lerin yaradılış süreçleri ile efsanleştirmişlerdir. Bjedığ'uların "Samğur Efsanesi", diğer kültürlerin "Simurg Efsanesi"nde yanarak küllerinden yeniden doğan güçlü varlık, aslında ne gerçek bir "Kartal"dır ne de başka bir canlıdır; O, sürekli doğan batan her şeyin başlangıcı yaşamın kaynağı olan güneşi temsil eder. Bütün eski uygarlıklar Güneşi, kartal, ejderha, aslan gibi güçlü varlıklar ile özdeşleştirmiş ve sembolize etmişlerdir. 


Çerkesler için güneşin anlamı çok güçlüdür. Adıge (Çerkes kelimesinin kendi dilinde etnosinonimi) ismi ve Adıge yaradılış efsanelerinde, asıl kaynak ve orijin güneştir. Tüm kuzey kabilelerinin inanç ve efsanelerinde güneş kaynaklı bu benzeri yapılar mevcuttur. Bu da Çerkeslerin (Adıgelerin) Pre-Aryen çağda var olmuş kuzeydeki çok eski bir kültürün günümüze kadar gelen bir devamı olduğunu gösteren donelerden biridir.


Diğer bir done'de Heraldik simgelerdir. Heraldik (Heraldic) Simgeler ve bu bağlamda Armalar (Çıpke/Tamğe), çoğunlukla doğa, efsanevi varlıklar, özel olay ve olguların sembolize edilmesinden hareketle oluşurlar. Bu simgeler aslında çok derin, karmaşık ve gizemli anlamları içermekte olup, oluşumları da bir o kadar karmaşık süreçlere dayanmaktadır. Bu simgeler, ilk insanların mağara duvarları ve kayalara resmettikleri motifler (Stoneart) ile de ilişkilidir. İlk insanların mağara duvarlarına, kayalara doğayı ve evreni resmettikleri çok sayıda bulgular saptanmış ve bu motifler petroglyphi ve pictographi uzmanlarınca yorumlanmıştır. 


Çerkes (Adıge) tamğe'leride, Çerkes (Adıge)'lerin prehistorik dönemden bu yana Kuzey Kafkasya ve Doğu Avrupa'da Azak denizi çevresinde yaşadığını gösteren bir başka donedir. Bunun yanında bir diğer üçüne önemli donede Çerkes (Adıge) destanı Nartlardır ki bu destanda yaşanan olayların tahmin edilenden çok daha eski devirlerdeki olayları bizzat o olayları yaşayan halkın ağzı ile anlatıyor olmasıdır. 


Diğer bir done de, gene destanlarda ki coğrafya Kuzey Batı Kafkasya merkezli olmakla birlikte Don nehrinden Volga nehrine kadar topraklar, Kırım yarımadası ve Azak denizinin çevresidir. Hidroloji, paleoklimatoloji, jeofizik, jeoloji, hidrojeoloji, fiziki coğrafya, biyocoğrafya, jeomorfoloji, meteoroloji, glasyoloji, biyoloji, zooarkeoloji (fauna açısından), arkeobotanik (flora açısından), ekoloji, prehistorik arkeoloji, antropoloji, mineroloji, seramikoloji, antik metalurji, filoloji, etnografya, etnoloji, zoogenetik, paleografi, epigrafi, heraldik, sismoloji ve su altı arkeolojisi gibi bilim dallarına mensup araştırmacıların Kuzey Kafkasya ve Karadenizin kuzeyindeki topraklarda MÖ. 3000'den önceki yani Kalkolitik çağ ile ve öncesindeki neolitik çağ ile buzul çağındaki mezolitik çağ ve geç paleolitik çağ'a ait araştırmaları da, Nart destanlarındaki jeoloji ile ilgili bazı ifadeleri doğruluyor. 


Taman'ın ve batısı ile kuzeyinin (günümüz Zaporejye bölgesi ile Azak'ın kuzeyinde, Don nehrinin batısında kalan topraklar) geniş bataklıklardan oluşması, İtil (Volga) nehrinin küçük bir dere gibi olması (ki Hazar denizin Ural dağlarının eteklerine kadar dayanıyordu ve Asyadan Avrupaya geçişleri engelleyen doğal bir bariyer görevi görüyordu. Yani kavimler kapısı diye adlandırılan geçiş bölgesi kapalıydı) ve Nesren Jake'nin buzul bir korunak içinde bir kayaya zincirlemesi (MÖ. 3000'e kadar Kuzey - Güney geçişini sağlayan Marukha, Klukhor, Daryal, Ruk, Mamison gibi büyük dağ geçitleri dahi Buzul kütleleri ile kapalıydı. MÖ. 3000'den sonra bu geçitlerdeki buzullar erimeye başladı.) gibi bir çok hidrolojik, jeolojik, glasyolojik vs durum yanında iri hayvanlardan (iri kartallar, iri yaban domuzları gibi), büyük yüksek ağaçlardan da bahsedilmektedir.


Bu noktadan çok yönlü bakınca Nart destanlarının Doğu Avrupa'nın Kuzey Kafkasya, Karadeniz'in kuzeyi topraklar ile Don ve Volga arasında kalan topraklarda Pre-Aryen dönemde oluştuğu ve metal çağının başlangıcında tamamlanıp Çerkes (Adıge) halkı tarafından anlatıla gelerek günümüze ulaştığı ile ilgili önemli veriler elde etmiş oluyoruz. Bunun dışında Nart Destanlarının, Svan, Abazin, Karaçay, Balkar ve Oset halklarına yakın bir dönemde Çerkeslerden geçtiğini, bu halkların Nart varyantlarındaki konuların, orijinali olan Çerkes (Adıge) Nart destanlarında olduğu gibi kapsamlı anlatılmadığı ve bir çok konu ve olayın da geçmediğini, destanda ki kişi adlarının da sadece Çerkes (Adıge) dili ile açıklanabilir olması gerçeği de inkar edilemez. Çeçen Ortshoy destanı ise Çeçen Ortshoy kabilesinin destanıdır ve bu destanda Nartlar, Orsthoylar düşmanları ile savaşırken yardıma gelen komşu halktır. Yani destanın ana teması Nartlar değildir, Nartlar destana dışardan giren bir motiftir.


Ve İskandinav-Germen destanlarının en geç MÖ.1000 ile tarihlenen bir dönemde Nart destanlarından etkilendiğini yada doğrudan Nart destanı anlatıcısı bir Proto-Çerkes (Adıge) topluluğunun (muhtemelen Psessi Meot kabilesinden bir grup) Kuzey Avrupaya göçederek Çerkes (Adıge) Nart destanlarındaki motifler ve olaylar ile İskandinav - Germen destanlarının ve mitolojiinin temelini attığını açıkça iddia edebiliriz. 


Son söz olarak; Nart destanları Kuzey Kafkas Halklarının ortak ürünü değildir. Nart Destanları Çerkes (Adıge) Destanıdır ve diğer Kuzey Kafkas Halkları bu destanı istisnasız Çerkesler'den almıştır.


Bu yazı toplam 4391 defa okundu.





Bergun Harun Çevik

Bende Yapı Kredi yayınlarından Kayhan Yükseler çevirisi olan ''Asetin Halk Destanı-Nartlar'' isimli kitap var.
Buna da şaşırmıyorum, her şeyiniz çalınabilir tescil ettirip, sahiplenmedikçe.

Selamlar.

04 Haziran 2018 Pazartesi Saat 20:45
GENAR

Ömer abi yazdıklarını okudukça kendimi çok cahil hissetmeye başladım Çerkesler konusunda. Bu konuda önerin nedir abi?

02 Haziran 2018 Cumartesi Saat 01:10
SEMİH AKGÜN

Değerli Ömer Çakırer; Nart destanlarında adı geçen Tatarşew, belli ki Kırım taraflarından gelme bir figür olarak destanlarında yerini almış. Theğeleg ve Setenay figürlerinin Alekler=Grekler ile ilişkili. Nart destanlarında, Çerkesler ile komşu halkların ilişkisi konusuna deyinebilir misin?

28 Mayıs 2018 Pazartesi Saat 15:42
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net