Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dr. Karden Murat
Hassliebe
25 Eylül 2018 Salı Saat 22:00

Son günlerde yaşanan Kanjal olayları için herhangi bir giriş yapmaya lüzum yok.


Önce bazı gerçekler üzerinde durmak gerekiyor. Rusya’nın tezgahı bir yana, bu noktada sorulması gereken en temel soru şudur; Çerkesler, Kırım Tatarlarına karşı kazandıkları Kanjal Zaferini kutlamak üzere, herhangi bir Balkar Köyü’nden geçebilirler mi?


Bu sorunun cevabını vermeden yapılan itidal çağrıları hiçbir anlam ifade etmiyor. Çünkü bu konuda herhangi bir uzlaşma sağlanmış değil. 


Sizler de aynı soruyu bütün muhataplarınıza yöneltin, eğer cevap vermekten kaçınıyorlarsa, ya da soruya cevap vermek yerine ilgisiz konuları gündeme getirerek işi safsataya döküyorlarsa, cevaplarının aslında “hayır-geçemezler” olduğunu bir kenara not edin. Bizi ilgilendiren güruh işte bu güruh, çünkü bunlar, suret-i haktan gözüküp, orta yolu tutmuş numarası yapan ve fakat Çerkeslerin asla bir Balkar Köyünden geçemeyeceklerine milliyet ya da din ve milliyet sebepleri ile inanan, ancak bunu açıklamayan ya da açıklayamayan kişilerden oluşuyor. 


Bu güruha göre de zahiren, yaşananlar Rusya’nın provokasyonu fakat böyle bir provokasyon olmasa bile Çerkesler Kanjal Zaferini kutlamak üzere bir Balkar köyünden geçemezler, çünkü Kanjal zaferi onlarla aynı milliyette ve dinde veya aynı milliyette olan Kırım Hanlığı’na karşı kazanıldı. Yani onlara göre, ortada Rusya’nın kurmacası olmasa bile Çerkeslerin, Kanjal Zaferi’ni kutlamaları haklı bir tahrik sebebi.  


Kaberdey-Balkar Cumhuriyeti’nde başlayan provokasyonu , işte bu içindekini bir türlü açıklamayan ya da açıklayamayan grup devam ettiriyor. Türkiye’deki provokasyonun odağı olan bu grup ise Kafkas Vakfı ve onun yayın organı Ajans Kafkas.

http://ajanskafkas.com/gorus/atlini-omonun-uzerine-sursene-abrek/ 


Kafkas Vakfı’nın ve yayın organı Ajans Kafkas’ın da, dünyevi hedefleri gerçekleştirmek için bir araya gelen ve “İslami hassasiyetlere” sahip kişilerden oluştuğu aşikar.  


Bu yazıda, “Müslümanlık” terimini parantez içinde kullanıyorum çünkü uzun yıllardan bu yana Türkiye’de İslami hassasiyetlere sahip olan kişilerin birbirlerinden “Müslüman biri” diye bahsettiklerini ve bu bahsin bir yakınlaşma vasıtası olduğunu biliyorum, zaten harcı-alem, herkes de biliyor. Tırnak içinde olmayan Müslümanlıkta ise “hepimiz Müslümanız” ifadesi yeterli oluyor, özel bir anlam ifade etmiyor, yani herkes.


Fakat “Müslümanlık” paydasının Türkiye’de ne denli kırılgan olduğu ve aslında dünyevi sorunları çözemeyeceği, çok acı bir şekilde ortaya çıktı; “Müslüman” lar, “Müslüman” ların iktidarını, askeri darbe ile ele geçirmek istedi, kan döküldü. İşte bu kırılma noktasından sonra, aslında İslam’ın, çeşitli dünyevi hedeflere sahip olan gruplar tarafından, bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için kullanıldığı kanısı artık Türkiye’de ortaklaşa bir kabul gördü. “Müslümanlığın”  temeli kalmadı.  Uluslararası Müslüman sahada ise bu durum zaten çok daha önce tescillenmişti, şimdilerde iyice perçinleniyor, bahsetmeye lüzum yok. 


Benzer bir sorun Kafkas Vakfı ve Ajans Kafkas örneklerinde de yaşanıyor.  Karaçay kökenli “Müslümanlar”, herkesin ortak bir şekilde “provokasyon” olduğunu kabul ettiği yazılar yayınlıyorlar. Yazıyı da güya sahte bir isim, “Cihat Tuğan” yazıyor. İsminin “Cihat” olması da tesadüf değil, çünkü Türkiye’de birkaç nesil bu şekilde tedrisattan geçirildi. 


Alışkın olduğumuz “itidalli Müslüman” yerine, son derece profesyonel şekilde provokasyon hazırlayan “agresif Müslüman” bir “kurum” ile karşılaşıyoruz. “Kafkas Vakfı” isimli, resmi bir örgütlenme olan vakfın ve yayın organının, bu provokasyonun tam göbeğinde olması ilginç. Sanki Lubyanka Binası’ndan, Kaberdey-Balkar Cumhuriyeti’ndeki provokasyonları siz de Türkiye’de sürdürün talimatı gelmiş gibi. 


Bir yazı yetmiyor, sonra ikinci bir yazı daha yayınlıyorlar; “vakit buldukça kışkırtmaya devam edeceğiz” diyorlar. Galiba iyice “enfekte” olmuşlar. “Müslüman” ların  “vakit buldukça kışkırtmaya devam edeceğiz” şeklinde bir cümle geçen yazıyı bilerek yayınlaması, İslam literatürünün fitne ve fesat konusundaki öğretilerini ayaklar altına almak anlamına geliyor.   http://ajanskafkas.com/gorus/20184598/


Demek ki “Müslüman”ların içerisindeki etnik şeytan galebe çalmış. Söz konusu Çerkesler olunca “yardır gitsin hacı”. Bir “Müslüman” yazıyor, diğeri yayınlıyor, diğerleri seyrediyor. İbretlik bir temaşa. 


Sonra koskoca bir adam ortaya çıkıyor ve diyor ki, çekilin kenara, ben Kafkas Vakfı’nın kurucularından filanca kişi; “yahu ben baktım da çocuklar galiba haklı gibi biraz, düşünce özgürlüğü gibi bir hassasiyetim var ona ellediler, ben de bu Cihat Tuğan takma adlı,gerçek ismini gizleyen kişi ile bir görüşme yaptım, öyle birisi de var, e canım ne yapalım” http://ajanskafkas.com/gorus/kanjal-olaylari-mikro-milliyetcilik-ve-ajans-kafkas/  -   http://ajanskafkas.com/gorus/sosyal-medya-dipsiz-kuyu/


Fikir özgürlüğü diyor, peki, “kışkırtmaya devam edeceğiz” diye yazan bir kişi, fikir özgürlüğünü referans olarak kullanabilir mi? 


Ya birileri kışkırırsa, ya “yeryüzünde fitne ve fesat zühur ederse”? Hiç mi sorumluluk duygunuz yok, yaşlısıyla genciyle kendinizi mi kaybettiniz? Yoksa bir gruba olan öfkeniz sizi zalimlerden mi kıldı da ne olursa olsun mu diyorsunuz ?  Madem öyle, haydi kışkırtın bakalım, öyle bir kışkırtın ki şeytan bile size gıpta ile baksın.


Herhalde bütün bunların sebebi “ödipal erkek çocuklar”, babalarının hayat pozisyonlarını reddeden ve bununla savaş halinde olan ödipal erkek çocuklar, kendilerine “Müslümanlığı” değil “Millliyeti” seçmişler. Fakat hayata başladıkları andan itibaren etraflarına örülen kozanın içerisinden maddi ya da manevi olarak çıkmaları çok zor olduğu için babalarının kendilerine “emanet ettiği” “Müslüman” bir “Kafkas Vakfı” ndan, tezgahlı provokasyonları hazırlayıp servis ediyorlar. Amaçları ise Türkiye’de yaşayan Çerkeslere karşı etnik nefret organize ederek işi çok daha farklı boyutlara taşımak. 


Kafkas Vakfı ile ilgisi bulunan ilk nesil, işsiz güçsüz bebelerini bu şekilde bir vakfa musallat etmemeli, bütün işleri rayından çıkarabilirler. Belki de raydan çıkmasını istedikleri için bu şekilde hareket ediyorlar, bilemem. En iyisi bu bebelerin çapsız televizyonlarda, parlak bir  geleceği olan “münevver” ayaklarına yatmaya ve başkalarının yazdığı kitaplarla hava atmaya devam etmesi.  


“Atını Omonun Üzerine Sürsene Abrek” diyerek önemli bir serzenişte de bulunuyorlar; “Hedef belli muhatap belliydi, kalabalık kitleler Rus konsolosluğu önünde toplanıyorlardı ne güzel” mealinde laflar ediyorlar. Fakat niçin Karaçay-Balkar Sürgünü’nü Rus Konsoloslukları önünde bir kez bile protesto etmediklerini, daima kapalı kapılar ardında üç kişi ile andıklarını gizliyorlar. 


Muhatabınız mı belli değil ? Yoksa açacak pankartınız mı yok ? Yoksa konsolosluğun önüne gidip protesto etmeye korkuyor musunuz? Durum açık; Rusya’nın Çerkesleri yok etmesini istediler, hala istiyorlar. Aslında Rusyaya muhalif bir yanları yok, Rusya ile hemfikirler, yaptıkları numaralara, çıkardıkları gürültülere sakın aldanmayın. 


Kaç adamınızın Rusya vatandaşlığı var (olamaz demiyorum, olabilir, gayet normal bir durum ama bu Rusya nefretinize rağmen) gidip Rusya vatandaşı olmuş ve cebinde Rusya pasaportu taşıyan kaç adamınız var ağalar ? Bu kadar nefret ettiğiniz, küfrettiğiniz, başkalarını Rusya emrinde olmakla suçlamanıza rağmen, Rusya sizin kurban gibi organizasyonlarınıza nasıl izin veriyor ? Her gün bayrağını değiştirdiğiniz (şimdi de kırmızı-galiba- zemin,yeşil bir sol üst köşe ve yıldızlar)  Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ni kurmak istemenize rağmen Rusya size ve adamlarınıza bu izinleri nasıl veriyor? Nasıl pasaport alabiliyorsunuz?


Arada değinmeden geçemeyeceğim, bugünlerde “Kafkasya halkları kardeştir, …izin vermeyeceğiz,…müsaade etmeyeceğiz” türünden ortaya karışık ifadelere sarılarak Çerkeslere üstü örtülü saldıranlar, “artık karşılaşmanın zamanı geldi” korosu kurup provokasyona destek verenler, Abhazya’da döktükleri Gürcü kanları hakkında ne düşünüyorlar? 


Gürcistan da bir Kafkasya ülkesi değil mi? Gürcü kanı yeşil mi? Burada Rusya’nın bir provokasyonu yok muydu? Bu külyutmazlar o zaman oyuna mı gelmişti? Ellerine silahları alıp hangi ülke üzerinden Abhazya’ya geçip savaşmışlardı? 


Herkesi üzecek bir şey söyleyeyim; Bütün provokasyonlara rağmen Çerkesler, Kafkasya'da dahil olmak üzere, dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir savaşın ve çatışmanın tarafı olmayacakları gibi içinde de olmayacaklar, yeniden bir Gürcü-Abhaz savaşı çıksa bile. 


Böyle bir ihtimalde, Çerkeslere saldıranlar, her daim yanlarında buldukları kardeş Kafkas Halklarını alıp, yeniden Gürcü kanı dökebilirler, bu onların bileceği iş. 


Bu olayların ortaya çıkardığı bir gerçek daha var. Çerkesler, Rusya’nın vatandaşıdırlar ve Rusya ile yapıcı ilişkilerini her zaman sürdürmeliler, Rusya ile Çerkeslerin ilişkilerinin bütünüyle kopmasını sağlamaya çalışan provokatörlere  aldırış etmeksizin ve provokasyonlara karşı son derece dikkatli olarak, çünkü muarızlarının ilişkileri son derece iyi ve bu iyi ilişkilerini bozacak en ufak bir hareketleri yok.  


Bu arada, Karaçay ve Balkarların Rusya devleti ile herhangi bir anlaşmazlık ya da çekişmesi olduğunu duyan var mı? Mesela anadiller yasası onları da vurmadı mı? Bir tepki ortaya koydular mı?  


Hülasa, “Müslümanlık”, Kanjal olaylarını yatıştıran değil, kışkırtan bir noktada. Herhalde biz de bir Karaçay bulup “sizi kışkırtacağız ulan” yazısı yazdırmalıyız. Artık, faraza böyle bir yazıdan sonra,  telefonla da kim konuşur ve böyle biri var sizi temin ederim diye garanti verir bilemem.   


Kırım Hanlığı ile 300 yıl önce gerçekleşmiş bir savaşta, Çerkeslerin kazandığı zafere gönül koyup, “Atını Omonun Üzerine Sürsene Abrek” diyen kötü ve ağlak nüktedan! 


Rusya Kırım’ı işgal ederken ve Sovyet zamanlarından bu yana gerçekten onurlu ve takdir edilesi bir mücadele veren Tatarları seçip  Kırım’dan sürerken, hapse atarken ve nice bin zulümler yaparken, Spetsnaz’ın karşısına dikildin mi? Dikileniniz oldu mu? 


Ortada Omon yok iken, Spetsnaz da yok iken, bir provokatörün ismini niçin gizlersiniz bre yiğitler.  


Aktivist Çerkes gençleri “pagan” diye yaftalayıp, Türkiye’de İslami hassasiyetleri olan Çerkesleri ve diğer herkesi de kendi tarafına çekmek isteyen dahi! Kendisi paganlığını ilan etmemiş bir müselman topluluğuna pagan demen hangi kitapta yazar? 


Bir mülhid bile, her daim ben Müselmanım derse ona kim dokunabilir ve kim ona Müselman değildir diyebilir? Şeraitinizde var mıdır böyle bir şey?  Nice zamandır insanlar ayırdına varmadılar mı zannediyorsun ki, iftiracı bir Müselman olmaktansa iftira etmeyen bir pagan olmak daha evladır ötelerde?  


Ey saçı sakalı ağarmış, köşe de yazabilen Kafkas Vakfı Müslümanları, dindaşlarınıza pagan diyenler var. Buna da mı ikna oldunuz? Bunu da temin ediyor musunuz? 


Burnunuza olağanın dışında başka kötü kokular gelmiyor mu? 


Bütün insanlar kardeştir; biz ırkçılığa, din ve mezhep ayrımcılığına, işkenceye, her türlü negatif ayrımcılığa ve evrensel insan haklarına aykırı bütün davranış, hal, hareket ve tutumlara karşıyız, reddediyoruz. İnsan hakları ve demokrasi mücadelesi çerçevesinde bütün Kafkasya halklarını, Karaçayları, Balkarları, Çeçenleri, Kazakları, Rusları ve herkesi Çerkeslerin yanıbaşında görmek istiyoruz. 


Omonun arkasına ise Cihat Tuğan saklansın, bir daha da çıkmasın.     


Bu yazı toplam 3277 defa okundu.





Suat Sarıca

Sonunda gelip, Kanjal'da yendiği Kırım Tatarının bağlı olduğu Osmanlı'nın ülkesine sığınmakta buldu kurtuluşu atalarımız. Burayı yurdu belledi. Katliamdan geriye kalan yaşlı ve hasta bir halk yeniden üredi, çoğaldı. Bugün anavatandan çok çok fazla Türkiye'deki Çerkes nüfusu.

Dünyada en fazla Kafkasyalının yaşadığı yer Anadolu. Osmanlı arşivlerini okurum zaman zaman. Orda Kafkas muhacirleriyle zahiresini, ununu paylaşan, başını sokabileceği bir iki göz derme çatma ev yaparken ona emeği ve gereciyle yardım eden yoksul Osmanlı köylüsüne yazılmış padişah fermanlarını okurum.

Kafkasyalı da nankörlük yapmamış; fıtratında kadirşinaslık var kahramanlık var. O da fazlasıyla ödemiş karşılıgını kurtuluşunda ülkenin

Sonra SSCB dağılmış, yeniden yeşermiş vatan millet bilinci. Anavatana dönüş düşü kurar olmuş diaspora. Kimi düşünü gerçekleştirip dönmüş anavatanına. Küçük bir kıvılcım çıkmış: haktan, özgürlükten, soykırımdan, sürgünden bahsedilir olmuş. Rus yapmış yine yapacağını. Karabasan gibi çökmüş Kafkasya'nın üzerine.

İki yüz elli yıllık baskı, zulüm, işgal, katliam, soykırımdan dolayı özür dilemek şöyle dursun, anadiliyle eğitimi bile çok görmüş Kafkas halkına. Sistematik baskı ve sindirme faaliyetine ara vermeden devam etmiş hiç geri kalmamış Çarlık Rusyasından. Hakkını arayan önderleri mahkum etmiş uydurma suçlarla. Diasporadan olanların yerleşme izinlerini iptal edip sınırdışı etmiş. Yine de engelleyememiş kıvılcımın büyümesini.

Sonra birden ne olduysa aynı kaderi paylaşan Kafkas halkları birbirine girmiş. Dillerine getirilen kısıtlamaları unutup Kanjal geriliminin tam ortasında bulmuşlar kendilerini. Kabardeyleri Ruslarla işbirliği yapmakla suçlayan yazılar yazılmaya başlanmış. Kabardeylerin Rusya'ya gönüllü katılması kutlanır olmuş. Ne hikmetse Çeçenlerle İnguşlar arasında gerilim çıkmış. Aynı kökenden gelen iki halk birleşmeyi düşüneceklerine toprak paylaşmaktan dolayı karşı karşıya gelmiş.

Bu arada Rus köşesine çekilmiş elini oğuşturup manzaranın keyfini çıkarıyormuş. Bizimkiler mi? Dediniz. Bildiğiniz gibi ...

26 Ekim 2018 Cuma Saat 11:09
ADMİN 3

Sayın Dr.Murat Yıldırım'ın köşe yazısına gelen küfürlü ve hakaret içerikli hiçbir yorum yayınlanmayacaktır. Okurlarımızın bilgisine sunarız.

Ç.net-Admin 3

02 Ekim 2018 Salı Saat 17:12
XAРУН-DÜZCE

Akıllarınca ders veriyorlar. Sizin müslümanlığınız batsın buysa hak hukuk tarafı olana cevabınız. Müslümanlığı sizden mi öğrenecek Çerkesler.
Çakma müslümanlar size kolayından imtihan sorusu, Hz. Ömer yol kesen, zalimliğe yeltenene ne yapardı acaba?
Cevap veremezsiniz siz müslümanlık ayağıyla Çerkesleri uyuşturmaya milli bilinçlerini yok etmeye uğraşan güruhsunuz. Kanjal anmaları vesile oldu yüzünüzün o çirkin maskesi düştü.

28 Eylül 2018 Cuma Saat 14:24
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net