Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tegulan Yakup Temel
Küçük Yassı Teyp (Магнитафон Пащ1э Ц1ык1у)
02 Kasım 2018 Cuma Saat 14:01

Harman sürülürken düveni bırakıp patos'a geçeli bir kaç yıl olmuştu. Patos'a sap yetiştirmek çok yorucu bir işlemdi ama günlerce sürebilecek düven işi bir kaç saatte halledilebildiği için harman da büyük kolaylık sağlamaya başlamıştı. Eylül ayının başları ve işlerin en yoğun olduğu zamanlardı , patos zaten yorucu bir işti ama en zor kısmı da makinanın altından öğütülmüş samanı almak sonrada onu yan tarafa yığmaktı ve bu işte o gün bana düşmüştü . 


İkindi olmuş ve tam da köy otobüslerinin gelme zamanıydı, ben de fazla yığılmadan kan ter içinde büyük bir gürültü ile çalışan patosun altından samanı uzaklaştırmaya çalışıyordum . Birden harmana bize doğru iki kız çocuğunun geldiğini gördüm, tanımıştım onları, gelenlerden biri benim kardeşim, diğeri de komşumuz olan onun kız arkadaşıydı , doğruca benim yanıma gelip dikildiler


O yıl üniversite sınavlarına girmiştim ve o günlerde sonuçları dört gözle bekliyordum , haber köy otobüsünden inecek birinden postayla gelecekti. Kardeşimle arkadaşının bu şekilde bu saatte harman yerine gelmeleri olağan bir durum değildi , patosu bırakarak yanlarına gittim , ellerinde bir zarf gülümseyerek bana bakıyorlardı, "Bize guf' apş'e (гуф1апщ1э) verirsen sana güzel bir haber vereceğiz " dediler. O zaman beklediğim haberin geldiğini anladım , acele ediyordum tabi " Tamam tamam size birer tane elbise alacağım , söyleyin nereyi kazandım?"dedim. ''Al sen oku'' diye sonuç belgesini uzattılar ; Üzerinde Eczacı Yılmaz Koçak eliyle Taşoluk Köyü yazan zarfı açtım ve içindeki belgeyi bir çırpıda okudum , " İstanbul Tıp Fakültesini kazandınız "..Hemen patos işine döndüm ama o sevinçle o ağır iş o kadar hafiflemişti ki nasıl bittiğini anlamadım bile


İlk yıl geçip 1977 yılı yazı köye dönüşte yanımda gri yassı bir teyp de getirdim, beraberinde yeteri kadar pil ve bir kaç tane boş kasetle birlikte . İşte şimdi artık Ğule ' ye tawrığuları söyletip kasete çektirebilirdim. Ğule aslında Şerefiye köyündendi , sonradan bizim köye yerleşmiş ve köyden evlenerek köyden biri olmuştu . Ğule çok iyi bir hikaye anlatıcısı aynı zamanda el mahareti yüksek olan yetenekli biriydi . Onu koyun kırkma zamanlarında evimizin önündeki bileği taşında (mıvewıpdze мывэупц1э) koyun kırkma makasını bilerken görürdünüz . O bizim kette koyun kırkarken koyunları yakalayıp bağlayarak onu önünde getirmekte benim görevimdi . 


Onun koyun kırkma tarzı hala gözümün önünde ; Önce küçük bir kuyu kazar ve ayaklarını onun içine sarkıtırdı , bu şekilde hem ayakları uyuşmamış olur hemde çok daha rahat çalışırdı . Hemen yanında da tezek külü (yaje яжъэ) bulundurur , kırkarken koyunun derisinde oluşabilecek kesiklere ondan bolca bastırırdı ki yara iltihap kapmasın . Birbirine geçmeli iki parça halindeki Çerkes işi makası (dzış lenıste цыщ лэныстэ) büyük bir ustalıkla kullanır yünleri badze (yapağı бацэ) yapmak üzere öbek öbek önümüze yığardı , bizler onun hızına zor yetişirdik. Yün o zamanlar iyi para ederdi , bende ağılın bir köşesine dizdiğimiz o yapağı yığınlarında hakkımı bırakmazdım , evden habersiz onlardan aşırarak satar yaz sonu şehre okula dönüşte kendime eksra harçlık çıkartırdım


Bu yün işinden biraz daha söz edeyim; Yün iyi para ederdi demiştim, biz çocuklar bunu ta 6 -7 yaşlarında keşfetmiştik. Koyunlar gün boyu kette bulunduğundan yünlerinden bazı küçük parçalar dökülür ve ortalık yerlerde birikirdi. Bizde koyunların ikindiden sonra gece yaylımına çıkmalarını gözler, ket boşalır boşalmaz içeri dalar ve ganimetleri toplardık. Bunu da dükkana gidip biskuvit, depıt'e, şeker sucuğu gibi bizim için çok cazip olan Öteberileri almakta değerlendirirdik. Bir müddet sonra bizim ket yetmemeye başladı ve komşunun ketine göz diktim. Sol yan komşumuz Ğubj Bedri ' lerin de çok koyunları vardı ve onların ketlerinin de çok verimli olması muhtemeldi, ama nasıl girecektim? 


Sonun da ketin sahibine gidip söylemeye karar verdim ve fırsat kollamaya başladım. Bir gün ikindi üzeri koyunlar da çıkmış ve ağılları boşalmış bir haldeyken önce bizim büyük ketteki yünleri toplamış komsularınkine girip girmemek konusunda tereddüt ederek o tarafa bakarken babamdan birkaç yaş büyük olan Ğubj Bedri' nin de ketin önünde beklediğini gördüm. Aradığım fırsat bu olabilirdi , bütün cesaretimi toplayarak yanına gittim ve " Dote zıgore kıbjesanut " dedim . " Kıjıa " dedi . " Sizin kette yün toplayabilir miyim ?" .Bedri biraz gülümsedi ve, "Tabi ama bir şartım var" dedi, "Topladığına beni de ortak edersen "...Bu cevaptan sonra kete dalarak orayı talan ettiğimi tahmin edebilirsiniz . Ğubj Bedri daha sonraki yıllar her karşılaşmamızda gülerek bunu bana hatırlatırdı ''payım nerede'' diye


Uzunyayla gece düğünlerinin en heyecanlı anlarından biri de gece yarısına doğru düğün için ketin hazırlanmasıdır. Kette düğünden bir iki saat önce bir hareketlilik başlar, yerler özenle tertemiz süpürülür, düğünün yapılacağı alana ince bir tabaka halinde saman serpilir, lüküsler yakılır. Şimdi artık düğün başlayabilir, bir müddet sonra misafir kızlar, akraba kızlar, köyün kızları gruplar halinde neşe içinde gelmeye başlarlar. İşte ağabeyimin evlendiği 1976 yılı sonbaharında da koyunlarımızın bulunduğu ve benim yün toplama alanım olan bu büyük kette de aynı hazırlıklar yapılmış sabaha kadar süren büyük bir cegu olmuştu.


O yıllar akardiyonun Uzunyayla'da yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı yıllardı ve akardiyonu çalanda Şengül isminde güzel bir kızdı. Ama düğünün asıl sürprizi ünlü pşınawe Kalmık Bahaudin'ninde mızıkası ile bir iki saatliğine de olsa cegu yaptırmış olmasıydı.Şimdilerde bile her köye gidişimde aynı zamanda yün toplama alanım olan büyük kete bir girer ve etrafı dolaşırım. Her seferinde de o gece ki cegu aklıma gelir. Kızların sıra sıra dizildiği alanda dururum, Bahaudin'nin sırtını yaslayarak pşınesini konuşturduğu o direğin (pko- пкъо) yanına dikilir o günlere tekrar dönmeye çalışırım. Sonrada hayret ederim bu kadar insan bu alana nasıl sığmıştı, bu kadar coşkulu bir insan topluluğu nasıl bir araya gelebilmişti diye . Ben mi büyümüştüm, ket mi küçülmüştü yoksa insanlar mı değişmişti, bir türlü karar veremem.


Yukarıda Ğule'nin el becerisinden biraz söz etmiştim ama onun esas yeteneği eski hikayeleri anlatmadaki ustalığıydı . İyi hikaye anlatıcısı olabilmek bazı yeteneklerin bir arada bulunmasını gerektirir, sadece duyduklarını hatırlamak yeterli olmaz, aynı zamanda onu kendi yaşıyormuş gibi nakletme kabiliyetini de gerektirir, Ğule işte öyle biriydi. Halam her zaman anlatırdı, biz küçük iken uzun kış geceleri Ğule biz çocukları etrafına toplar şıpse, tawrığu anlatır bizde onu ağzımız açık dinlerdik diye. Bende onun bu özelliğini duyduğum için zaman zaman yanına gider, teybimin mikrofonunu hazırlar ve ''Tawrığu t'eku kıjıat''derdim . 


O da hiç ikiletmezdi doğrusu, önce tabakasını çıkarır, özenle sigarasını bir güzel sarar, sonra yelek cebinden çıkardığı benzinli çakmağını bir iki defa çakarak sigarasını yakar ve derin bir nefes çektikten sonra o akıcı Çerkescesi ile anlatmaya başlardı ''şıat ji'' diye . ''Yedıgıpş '', '' Zorım yi Kue Degu '' , '' Muhammetit '', '' Werid Jebağı Wınafe şınır Zerirıtıjar '' , '' Ueşhamaxue Kışışışa Xakue ''onun teypime anlatttığı şıpse, tawrığe ve uerıuatelerin bazıları. Küçük yassı teyp daha sonraları da birçok düğüne tanıklık etti, bir çok mızıka sanatçısının çaldığı kafe, wıg ve şeşen müziklerini kaydetti..


Her zaman hayıflanırım keşke o küçük yassı teyp bir elli sene öncesinden de varolabilseydi diye...


Bu yazı toplam 3139 defa okundu.





ADMİN-2

Sayın İhsan bey sitemizin server firmasının çalışmaları nedeniyle yorum eklentisinde yaklaşık 2 hafta süreyle aktifleme problemleri olmuştu. Sorun giderilmiştir. Bilgilerinize sunarız.

Saygılarımızla.

Ç.net ADMİN2

08 Kasım 2018 Perşembe Saat 13:31
İhsan Eker (Hajuko)

Sitenize uzun müddet yorum yapamadım. Bugün yeniden tecrübe ediyorum inşallah ulaşır.

Yakup bey biraderim anılarınız çok kıymetli ancak kitapla icra edilse daha iyi olur kanaatindeyim. Allah'a emanet olunuz.

08 Kasım 2018 Perşembe Saat 11:26
MERAMISE

YAKUP BEY KAYITLARINIZI SESLİ YÜKLERSENİZ YOUTUBE A HERKES DİNLEYEBİLİR.

WUZINŞAVU!

03 Kasım 2018 Cumartesi Saat 13:09
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net