Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hatko Vural
DELALETܒL HAİRİN (Aklı Karışanlar İçin Kılavuz)
01 Aralık 2018 Cumartesi Saat 14:49

Aşağı yukarı on yıldır anlatıyoruz! Yok olmanın eşiğine getirilen Çerkesler'in en önemli meselesi ulusal varlığını koruma mücadelesinde aidiyet şuurunu tespit etmek ve bunun muhatapları tarafından kabulüdür. Çerkesler kendilerini 19. yüzyıl sonlarında vatanları olan Kafkasya veya Çerkesya’dan zor kullanılarak kopartılmış olarak görür. Ve bulundukları her ülke ve her ortamda ata yurtlarına olan aidiyetlerini ‘’Çerkes’’ kökenli olduklarını vurgulayarak yaparlar. Çerkes demek sadece Adıge demektir.


Çerkes Sorunu; dilerseniz Çerkesler'in Sorunları.


Evveli Rusya Federasyonu ile olan meselenin hallidir.


Rusya ile Çerkesler arasındaki sorunun hal yoluna konmasında ilk adım olaraktan Rusya federasyonu devleti Çerkes diasporasını da Rusya federasyonu ile akraba halklar statüsüne alması ve muhaceretteki/ diasporadaki Çerkesler'in bu konudaki aidiyetlerini tasdik etmesi lazımdır. İş bu sebeple;


1) Rusya Federasyonu siyasi makamlarının yüzyıldan fazla süren Çerkes-Rus savaşlarının bitişi ve 21 Mayıs 1864 tarihi ile sembolleşen Çerkes Soykırımı ve Sürgününü federasyonun yetkili üst siyasal mercilerinde resmen tanımalı ve Çerkes halkından özür dilemesi gereklidir.


2) Rusya Federasyonu anavatanları dışında yaşayan Çerkesler'in yaşadıkları yerlerde istedikleri vakit ve ön şart olmaksızın Rusya Federasyonu vatandaşlığı alabilmelerine imkân tanımalıdır.


3) Rusya federasyonu devleti, yurtdışında yaşayan herhangi bir Rus etnik kökenli yurttaşının anavatanına döner iken hangi maddi/manevi hak ve yardımlardan yararlandırıyor ise o imkânlardan muhacerettan vatanına dönüş yapmak isteyen Çerkesler'i de yararlandırmalıdır.


4) Rusya federasyonu siyasi erki sık sık yaptığı idari düzenlemelere bir yenisini ekleyerek, tarihi Çerkesya topraklarının bir kısmı olan bugün Adıgey, K.-Çerkes ve Kabartay-B. ve kıyı Şapsığe olarak bölünmüş durumdaki arazi parçalarını üzerinde yaşayan tüm Kafkas kökenli olmayan halklar ile birlikte Çerkesya adında tek bir siyasi-idari yönetim biriminde toplamalıdır.


Ve Sovyetler birliği döneminde geçerli olan unvan sahibi ulus hüviyetine benzer pozitif ayrımcılığa haiz olacak bir şekilde Çerkes milletinin idari bölünmüşlüğünü, siyasi temsil kayıplarını telafi etmeli ve tabiî gelişiminin önündeki engelleri böylelikle kaldırmalıdır. Bu yol Çerkes ulusuna geçmişte yaşatılan kayıpların giderilmesi ve gelecekteki gelişimini garanti altına alabilecek yegâne tek güvenli yoldur.


Gerisi Çerkeslere kalmıştır. Çözüm görüldüğü üzere aslında çok da karmaşık değildir.


Fakat ‘’sahte federasyon’’ Rusya’nın (nitelemeyi literatüre kazandıran Vahit Erdo’ya teşekkürler) kadim imparatorluk bakiyesi büyük modern devlet geleneğine yakışan ve halkların dostluğunu yekpare hale getirecek, insan onuruna yakışır böylesine güvenli, maliyetsiz ve meşru bir uzlaşı yolunu tercih edebileceği oldukça şüphelidir.


Bu emin yol her halükarda sahte federasyon Rusya’nın, gerçek bir demokratik federasyona dönüşmesi ile mümkün gözükmektedir. İnsanlığın geldiği son aşmada evrensel ölçütleri benimsenmiş halkların Rusya’sının yaratılması için Çerkeslerin gerçek müttefikleri Rus ve tüm Rusya Federasyonu demokratları ve demokratik örgütlenmeleridir.


Ne kuzeydoğu Kafkasya halklarına aşılanan‘’İslamofaşizm’’ ne de kimi güney batı komşularımızın Çerkes süzerenliğine karşı benimsedikleri iki yüzyıla yaklaşan Russeverlik sevdası, Rusya’nın kendisine de üzerinde yaşayan halkların derdine de çare üretmekten acizdir. Çerkesler mevcut iki cephe ile aralarına yüksek duvarlar örmek, bir yandan da akim kalmış dayanışma çabalarını tozlu raflardan indirip bakmak zorundadır.


İkincisi Abhazya ile sorunlar; Abhazya’ya edilecek tek laf; ‘’sutor, ne supra crepidam..


Lafı dolandırmadan söylemek lazım ise Abhazya devleti ve onun resmi veya yarı resmi kuruluşları Çerkesler'in ulus birliğini ‘’yıkmak’’ üzere süre giden aşırılıklarına, propoganda faaliyetlerine artık bir son vermelidir.


Nedir bunlar? Çerkesler'in alt etnik bileşeni olan Wubıhler'i bir millet imiş gibi ortaya çıkarmaya çalışmak ilk faaliyet alanlarıdır. Maalesef bizim uyuşukluğumuz yüzünden bu konuda yüklüce bir mesafe kaydettiler. Artık pek çok Çerkes-Wubıh kendilerinin Çerkesler'den ayrı ama Abhazlara yakın bir millet imiş olduğuna inanıyor. Yani sanal bir Wubıh halkı yaratmayı başardılar, diyebiliriz.


Bu durum, Çerkesler üzerideki Rusizm destekli asimilasyon-pasifizasyon faaliyetlerinin Abhaz ve işbirlikçi kimi Çerkes figüranlarca uygulanan örüntüsüdür. Özellikle son çeyrek asırdır diasporadaki çarpıtma yayınların etkisine olumsuz etkisine açık kalan Çerkesler, dost kardeş akraba diye belletilenlerin yalanlarına inanmak durumunda kalmışlardır. Bu gibi faaliyetleri doğrudan kendisi ircaa ettiğinde tepki görecek olan ‘’Rus’’ maaşlı maşaları vasıtasıyla Çerkesler ile uğraşmaya devam etmektedir.


Köpeksiz köyde değneksiz dolaştıkları için olsa gerek bununla yetinmeyen dost görünümlü düşmanlarımız, daha da küstahlaşarak Çerkes milletinin belkemiği Abzah ve Şapsığlerin de aslında asimile edilmiş Abhazlar olduğunu iddia eden yayınlar çıkarmaya başladılar. Sormazlar mı adama, peki bu asimilasyonun veya Çerkes istilasının izleri bu alt etnik birimlerin hafızalarında hiç yer etmedi mi?


Neden bu klanlara mensup Çerkesler bir zamanlar Abhaz olduklarını hatırlamıyor? Daha öncesinde dağlık vadilerdeki Wubıhler ile Karadeniz kıyısı arasında yaşayan Abzah kabilesinin uzantısı küçük soyları da (Ciget, Medovey vb.) kendilerine verdikleri Abaze isiminden dolayı Abhaz ilan etmişlerdi. Oysa Abaze adının orijini bile Çerkesçedir ve bir zamanlar Abzah-Şapsığ klanlarının bir kısmının kendi aralarında kurdukları ve Agujıpse adını verdikleri, zaman içinde soylar, boylar arasında kurulup-dağılan siyasi birlikteliği ifade etmiştir. 


Abaze etnik bir adlandırma değil, soyların, boyların kendi aralarında kurdukları yönetimsel birlikteliklerin adıdır. 1791 Bzeyıko Zawue den sonra yani feodalitenin ilgasından sonra merkezi bir devlet çatısı kurabilseydik bugün Abzah, Şapsığ, Kabardey vesaire…gibi tüm adlandırmalar dahi nostaljik bir form olarak belki de hatırlanamayacak bile.


Biz bunları yıllardır dostluk kardeşlik masalında uyutulduğumuz için görmezden geliyorduk, lakin bizim iyi niyetimizi suistimal eden sözde Abhazya bilimler akademisi soytarıları ve Rus asimilasyon dairesinin uylukları, açık bıraktığımız bahçe kapısından girip bostanı viran eyledikleri yetmezmiş gibi artık bununla yetinmeyerek evin kapısını kırmaya çalışmaktadır. İnsanlar ve halklar arasındaki ilişkinin ilk kaidesi ‘’sınırlara saygı’’dır, dolayısıyla Abhazya saldırgan politikalarını terk edip, kendi sınırlarına çekilmeli, Rus’un maşası olmak yerine kendisinin gerçek sorunları ile hemhal olmalıdır. Çerkesler arasında bu gibi misyonlar ile 5. kol faaliyeti gösteren yancıları da sürelerinin dolduğunu hatırlatmakta fayda görmekteyiz.


Görüldüğü üzere Çerkesler'in etrafı dost görünümlü galiz meşumlarla çevrilmiş vaziyettedir. Bu planlı yol bağlarının hepsi sahte federasyon RF’nin ‘’Çerkes Sorunu’’nu ertelemek ve zamana yayarak yok etmek amacı ile kurulmaktadır. Ve ne hazindir ki içimizden yüzlerce masumu dostluk, kardeşlik edebiyatı ile kandırdıkları gibi, gerek vasat düzeyde gerekse sözde akademik titri olan onlarca gönüllü işbirlikçiyi de kendilerine yardımcı olarak bulabilmektedirler. Gözüken odur ki Çerkesler, geçmişte olduğu gibi gelecekteki var olma mücadelelerini de yalnız başlarına yapmaya devam edeceklerdir.


Dost bildiklerimizin şerrinden düşmanlarımızı anlatmaya, mücadele etmeye maalesef sıra gelmiyor!


Tek dileğimiz bizlere Rus, Abhaz, Karaçay vesaire düşmanlığı yapmakla itham eden içimizdeki ‘’yarım akıllıların’’ yukarıdaki faaliyetleri ve nedenlerini muhataplarına sormalarıdır. Bakalım ne cevap alacaklar? Biz biliyoruz ki bu maşalar, gönüllü müfsitler onlara bu soruları so-ra-maz-lar, çünkü bu kuklaların ipleri de onların elindedir. Ama Çerkes halkını hedef alan bu hinliklere, hainliklere en güzel cevabı geçtiğimiz yıl anavatanda yapılan 21 Mayıs yürüyüşlerinde Çerkes milliyetçileri bunları yürüyüş kortejinden çıkartarak verdi. Dilerim bu tepkiler katlanarak devam eder.


Çerkesler'in Kurumsal sorunları;


Hemen belirtelim, diasporada Çerkes kimliğini temsili eden, Çerkes Sorununun, tarihe-insanlığa-uygarlık hukukuna yaraşır barışçıl çözümü ile uğraşan herhangi bir kurum-kuruluş-vakıf-dernek-örgüt vesaire yoktur. Çerkes kimliği de, Çerkes Sorunu da resmi olarak sahipsizdir. Son yaşadığımız Kanjal gerilimi ve Kanal-D dizisi olayında bunu yeterince idrak edebildik.


Bunun yerine neler var?


Çerkes diye bir halk yoktur diyen büsbütün ahmaklar, Çerkes=Kafkas halkalarıdır diyen naif birleşikçiler, Çerkes=Adıge-Abhaz-Wubıh diyen rusist asimilasyoncular, Çerkes yok diyen filolog Adige-ciler, adiye-ciler, adga-ciler, Çerkes diye bir halk yok diyen eski başkanlar, üyelerimizin yüzde yetmişi Abhaz diyen genel başkanlar vesaire.. saymakla bitmez. Bütün bunlar bir kurum için ‘’ölüm katılığının’’ belirtileridir.


İlki Çerkes diye bir halk vardır. Bugünkü Adıgey bölgesi kurulduğunda ilk adı Çerkesya idi, baskı ile değiştirildi. Çerkes lafzı bugün bile K.Çekresya diye bir federal cumhuriyetin resmi tanımlı bir bileşenidir. Kaldı ki siz Çerkes yok deseniz de Çerkes kelimesi ve türevleri Circass, Circasio, Şerkes, Tcherkess, Tsherkes vesaire şeklinde bütün dünya lisanlarında yalnızca ‘’ADIGE’’ halkını tanımlamak için kullanıla gelmeye devam etmektedir.


Ayrıca Nippon=Japon, German=Alman, Çeçen=Nokçi, Aphaz=Apsua, Galgay=İnguş vesaire ise ÇERKES=ADIGE’dir. Kasten körlük numarası yapan meşum gözlere parmak sokmak artık yetmemektedir.


Hatta Karaçay-Çerkes cumhuriyetinin Abhazları (ki onlara Abazin adı 1936 da verildi) bile kendilerini Çerkes olarak görmedikleri için Rus-Karaçay ve Kazaklar ile birlik olup Çerkes rayonlar'ından toprak kopartarak kendilerine Abazin ilçesi kurdurttular. Kazaklar ile birlikte Yermolov’un heykeli önünde esas duruşa geçtiler, Soçi olimpiyatları için destek bildirisi yayınladılar. Bunlar da yetmezmiş gibi Çerkes topraklarını Anapa’dan Gagra’ya kadar sahiplenerek büyün Abazaşta imperatorluğu ilan ettiler. Ve bunun için ‘’atlı yürüyüş’’ tertip etmeye uğraşıyorlar.


Bütün bu riyakârlığın Rus uşaklığı olduğunu bilmiyor değiliz, hepsi Çerkesler'in, Çerkesya’nın önüne engeller çıkarmak içindir. Ama bizim ahmaklara bunları anlattığınızda ‘’eski Çerkesya toprakları artık Rus’un oldu, bunlar için tartışmaya değmez’’diyorlar. Peki, bu kimseler ne için uğraşıyor? Kafkasya’yı kurtarmak için…Kafkasya’nın bütün halkları ayı ile dost olup kıl koparmak derdinde iken bizim ahmaklar ayı ile güreş tutmaya soyunuyor. Rus’un müttefiklerini Rus dan kurtarmak gibi acayip bir dertleri var.


Mesela Abhazya ile Osetya, Rusya sayesinde bağımsız oldu, Abhazya bugünkü sınırlarının 1/3 ü (gagra ve kuzeyi) eskiden Çerkesya idi ve Abhazya’ya 1939 da bağışlandı. 1864’den önce Çeçenler 4bin kilometre kare gibi İstanbul’un Anadolu yakası kadar bir alanda, İnguşlar 1864’den önce 6–7 yüz kilometre kare gibi İstanbul’un bir ilçesi kadar küçük bir alanda hakeza Karaçaylar da onlar gibi daracık dağlık bir alanda ve on bin kadar nüfusla yaşaya kalan topluluklardı. 


Sovyetler bu halklara gelişebilecekleri arazi ve her şeyden önemlisi Sovyet tarihçiliği bir mazi sahibi yaptı. 1864’de darbesi Çerkesya’yı bitirip Çerkes halkını yok ederek geride kalan halklara Çerkes tarihi, kültürü, folklorunu ve topraklarını miras bıraktı. Bu mirasa yok ettikleri Çerkesler'in adını vermektense Kafkas Kültürü deyip geçtiler.


Ve bu adlandırma ile Sovyetler'in Kafkas tarihçiliği mantığı Sovyet sempatizanı Leninist solcu cenah tarafından Türkiye Çerkes diasporasına taşındı. Kendini Türk budunundan zanneden ‘’cahil’’ addedilen Çerkesler artık bunu yapmayı bıraktılar. Çerkesler Türk’tür demiyorlar. Fakat Sovyet mantalitesi ile Kafkasya’ya bakan solcu Çerkeslerin durumu hala içler acısıdır. Ve iyileşme emaresi de göstermemektedirler. Hala Çerkes=Kafkas hakları veya Çerkes diye bir halk yoktur diyorlar, eh bu kadar cehalette ancak tahsil ile mümkündür.


Diasporada Çerkesler'in devam ettikleri kurumlar Çerkeslerin kendi kendilerini asimile ettikleri, zamanın ve olayların dışına iterek pasifize ettikleri birer ölüm kuyusu haline gelmiştir. Şöyle ki; Büyüdükçe katılaşıyorlar. Çerkes sorunu hangi çerçeveden bakılırsa bakılsın adı-sanı belli dinamik bir sorun iken yani tarihi, sosyal, siyasal, hukuki birçok boyutu varken, diasporadaki dernek-vakıf vesaire dediğimiz kurumsallar Çerkes sorunu yerine hayalî bir Kafkas kardeşliği modellemesi ile sorunlarını çözdüklerini zannetmekteler. Eh ahmaklık büyük boyutlara ulaştığında görünmez olur diyenler boş konuşmamışlar.


Ya Çerkeslerin emeklerini, birikimlerini, katkılarını ulusal sorunlarından uzaklaştırmaktalar veya dost-komşu-akraba dediklerine Çerkesler'in sorunlarını anlatamamaktalar. Hatta dostlarının bıçağının altına yatan kurbanlık görüntüsü vermekteler.


Öyle ki, birleşik Kafkasçılar bu işte en ileri gidenlerdir. Mesela, Çerkes sorununun ‘’birleşik Kafkasya’’ kurulduğunda kendiliğinden hallolacağından emin ve o güne kadar Çerkesliği bırakıp Kafkas adını verdikleri bir garabet olmayı gençlerimize telkin etmekteler.


Çerkes milleti içinden bir Wubıh halkı yaratmak becerisi de bu herkesi birleştiren ama Çerkes ulusunu parçalayan, Çerkesya karşıtı birleşikçilere nasip oldu. Çerkeslerden ayrı bir Wıbıh halkından oldukları iddiasında samimi iseler, dostluk, kardeşlik, birlik gibi kimsenin reddedemeyeceği olguları kendilerine maske yaparak içine iliştikleri ocakları Çerkes ulusunun aleyhine fitne yuvasına dönüştürmeyi bırakıp, açıkça Wubıh isimli kendilerine ait resmi örgütlenmelere soyunmalıdırlar. Ha bunu yaparken de Adıge değiliz ama Çerkesiz gibi çocukça naifliklere de girişmesinler.


Kurumsallar her alanda rekabet yeteneklerini kaybetmiş durumdalar. Diasporadaki Çerkes kurumsalcıklarının, kendi içlerinde devinerek dans- haluj şölenleri ile vakit öldüren, dış dünyada kitle iletişimi ve bilgiye erişimin kolaylığından dolayı muazzam boyutlara varan aktivasyonlar ve örgütlenmeler karşısında saman alevi bile olamayacak kadar cılız olduklarını gördük.


Örnek vermek gerekirse, Eylül ayında Kabardey'de cerayan eden Kanjal olaylarında, Karaçaylar 100 otobüs kaldırıp soydaşlarının desteğine koşarken, bizim diasporik örgütler ne olup bittiğinden bihaber, haberleri olduğunda ise yorumlayıp destek çıkmaktan korkup hatta kendi gençlerini suçlar bir pozisyonda tavır takınmaları, bu minvalde bildiri yayımlamaları, son derece bilinçsiz, yeteneksiz ve aciz olduklarının itirafıdır. 


Aynı durum Kanal-D dizisindeki bir sahnede Çerkeslere hakaret edildiğinde gösterilen tepkisizlik, hatta protesto örgütlenmesini sabote etme girişimleri içinde geçerlidir.


Bu kurumsalcıkların her biri bir kliğin elinde narsist işletmelere dönüşmüştür. Parayı verenin düdüğünü öttürdüğü işletmelerdir. Örneklemek gerekirse 21 Mayıs Çerkes Sürgünü ve Soykırımını muhatabının karşısında, kamuoyuna açık bir şekilde protesto ettirmeyenler, bu mobilizasyonu on yıldır sağlamayanlar, RF ile arasında çıkar ilişkisinde olanlar, Soçi de olimpiyat ihalelerinde küçük iş kırıntıları kapanlardır. Aynı şekilde, Çerkes ulusunun birliğini bozmak gibi büyük bir kötülük bile olsa sahte Wıbıh halkı yaratmak isteyenlerin derdi de aynıdır, Soçi veya çevresinde bir iki kum ocağı işi veya tuvalet ihalesi aldıklarında bu hırsları eminim sönecektir.


Kurumsalların kendisi ölüm katılığında ve ürettikleri ölü toprağını da Çerkes halkının üzerine serpmekteler. Geçtiğimiz yüzyılın son çeyreğinden beridir Çerkesler bilerek aidiyet ve temsiliyet krizine sokuldu ve milli benliği hırpalandı. Maalesef hakikati söyleyen ilim sahibi Almir Abreg gibi insanlarımızın sesi diasporaya ulaştırılmadı, Khuade Adnan gibi ulusu için bir şeyler yapma heveslisi yurtseverlerimiz çeşitli bahaneler ile ekonomik baskılara, hürriyetlerini hedef alan tehditlere maruz kaldı. Daha kötüsü Çerkes milliyetçisi, demokrat ruhlu birçok yurtsever insanımız kahpe kurşunlara hedef oldu, misal Tsipine Aslan... anavatan yılmadı.


Ama bu millet ne etinden parça koparmak isteyen kuzu postuna bürünmüş çakallara, ne nesebini başka yerlerde arayan içindeki mankurtlara teslim olacak değildir. Mücadele devam edecek. Tek yapmamız gereken kendi kendimizi asimile etmekten, pasifize etmekten bir an önce vazgeçmemizdir. Çerkes=Adıge’dir, Çerkesya=Adıge Xeku’dur aidiyet ve temsil yetimizin ilk adımıdır.


Yaşamak zorunda olduğumuz coğrafyaların hiç birinde gerçek bir düşünce ve ifade hürriyeti yoktur. Hareket etmeyen ayağındaki zincirleri göremez misali Çerkesler her hareket etmeye çalıştıklarında 21 Mayıslarda, TRT Çerkes isteklerinde, KanalD protestolarında, Kanjal ve benzeri olaylarda fazla erime ulaşamıyorlar. Yeşil Çam benzeri medya ve akademi çevrelerinde de belirli klikler hâkimdir. Popüler kültür öğelerinin ve akademik çevrelerin Çerkes sorununa değinmeleri Rus-Türk siyasal ağları tarafından oto-sansür ile engellenmekte. Yani halk kendi örgütlenmesini gerçekleştiremediği takdirde uzun bir süre daha Çerkes Meselesi gerçek bir gündem oluşturmaktan uzak kalacaktır.


Örgütsüzlük bizi her şeyden çok mahvetmekte, bizi temsil ediyormuş gibi gözüken, ön almak için kurdurulan sahte kurumlar ise ondan daha fazla zarar vermektedir. Kurtuluş yolumuz kaderimizi kendi elimize alma cesareti gösterip dışarıya açılmak, kirli havadan sıyrılıp aklımızı tazelemek, demokratik dünyanın zinde güçleri ile irtibatlaşmak, gelişmiş erişim ve mobilize yetenekleri olan ulusumuzun birliği ve haklarını savunan uluslararası zeminde bizi temsil edecek ulusal bir örgüt kurmak olarak gözükmektedir.


Bu yazı toplam 3099 defa okundu.





Суат Мэльгош

Hatko Vural Bayram, sigoş, ben 20-25 yıldır derneklere gider gelirim. Ubıhların Adige olduklarını söyleyene denk gelmedim maalesef desem yeridir, dolayısı ile bizde de bu fikir yerleşmiş oldu. Ta ki birgün 7-8 yıl kadar önce Adnan abi ile konuşurken bu konudan bahsetmiştim, O da bana, Ubıhların Adige olduklarını ve bunun dışında birşey söyleyenlerin tamamen yalan söylediklerini ve art niyetli olduklarını söyleyene kadar.
İlk defa orada duymuştum ubıhların Adige olduklarını. Daha sonraları da Ömer Çakırer bizleri bilgilendirmeye başladı. Thayegapsev yeseo.

Bu yüzden anlatıların doğruların üstüne inşa edilmesi çok önemli. Sonradan ön yargıları kırmak çok zor olabiliyor.

05 Aralık 2018 Çarşamba Saat 16:45
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net