Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Beşto Yılmaz Beştepe
Zihya-Çerkesya (Adıge Xeku) (5.yy. –1864 )
04 Aralık 2018 Salı Saat 22:53

Çerkesler (Adıgeler), antik çağlardan beri 2500 yıl önce eski Yunanlıların tanımladıkları zamandan beri biliniyor. Tarihsel dönemlerde Çerkeslerin bir çok ismi olmakla birlikte, kendilerine ortak isim olarak Adıge ismini verdiler.


5. yüzyılda Kuzey Batı Kafkasya’nın eski Çerkes (Adıge) kabileleri, tarihçilerin Zihya adını verdiği tek bir devlette birleşti. Antik çağların Çerkes (Adıge) kabilelerinden birinin ismini verdikleri, yabancılar tarafından da Zihya olarak isimlendirildi.


Bu kabile Zamanla tüm Çerkes (Adıge) halkını birleştirmenin en önemli gücü haline geldi. Kuzey-Batı Kafkasya halkı ve ülkesi için ana isim olarak hizmet etti.


5. Yüzyıldan 13. Yüzyıla kadar Kuzey Batı Kafkasya’nın eski Çerkes (Adıge) nüfusu tek bir ülke olan Zihya olarak hüküm sürdü. Kendi yasaları ve gelenekleri ile yaşamayı devam ettirdiler. Bu devletin, savaşçılığı-yüksek sosyal organizasyon yapısı ve topraklarının sürekli genişlemesi ile ayırt edildiği biliniyor. Kategorik olarak kimseye itaat etmedi,haraç vermedi..


13.yüzyıldan itibaren devlet Çerkesya olarak yeniden adlandırıldı. 9-18. yüzyıllarda, Çerkesya (Adıge Xeku) askeri politik gücü olan Kafkasya’nın en büyük ülkesidir. Adıge prenslerin toplam askeri potansiyeli, bölgedeki diğer askeri güçleri aşmaktadır. Devlet, eyalet prensleri tarafından yönetilen Çerkes (Adıge) aristokrasisinin önemli bir rol oynadığı bir askeri yönetim sistemiydi.


Tarihi antik devlet Çerkeslerin ülkesi, Tatar- Moğol istilasından önce Zihya ve Kasogya olarak adlandırıldı.


Kuzey-Batı Kafkasya'nın Çerkes (Adıge) nüfusu, Batı (Bizans ve İtalik) kaynaklarda Zih ve Zihya ülkesi olarak, Doğu (Arap-İran, Hazar ve Rus) kaynaklarında Kashak (Kasog) olarak biliniyordu.


Durum çok doğaldır.Zira, Ruslar başlangıçta Hazar'ın etnik terimlerinin isimlendirilmesinin etkisi altındaydı. Benzer şekilde, Rus kaynaklarında, Alanlar bilinmemektedir, ancak, sadece Yası biliniyordu. Bu etnik köken, Batının Alan teriminin doğu muadili idi. Yahudi belgelerinde. Zih ve Kashak terimleri tamamen eş anlamlı terimlerdir.


Batılı kaynaklarda Zih etnik köken ve ülkenin adı Zihya kullanımıyla birlikte , doğu tarihi ve çoğrafi incelemelerde eş anlamlı olarak Kashak Arapça,Farsça kaynaklardaki adıdır.


Batı kaynaklarının dışında, aynı zamanda Doğu kaynaklarını da kullanan Konstantin Porfirogenet gibi aydınların, Kuzey-Batı Kafkasya haritalarında Zihya ve Kasog olarak her iki terime yer verildi.


13. Yüzyılın ortalarından başlayarak, doğu etno-coğrafi adların isimlendirilmesinde, Kashak (Kasog) terimi Çerkeslerin yeni bir ismiyle Çerkes etnik kökenini ve buna bağlı olarak da yaşadıkları ülke Çerkesya adını almıştır. Jarkes,Sharkes Arapça,Farsca'da hakimdi.


Zih ve Çerkes terimleri eşzamanlı ve eşanlamlı olarak kullanılır hale gelmiştir. 13.-15. Yüzyıllarda Batı kaynaklarında, hem Zih ,Zihya, hemde Çerkes Çerkesya terimleri kullanılmıştır.


Batı kaynaklarında Zih,Zihya terimi hâkimken, Doğu kaynaklarında Çerkesler (Circassia) terimi özeldi. Ancak, fark 14-15. yüzyıllarda oldu. Batı’nın ticaret ve entelektüel ortamının temsilcileriyle temaslar keskin bir biçimde yoğunlaştı.


Karadeniz kolonilerindeki İtalyan tüccarlar ve yetkililer rutin olarak Altın Ordu, Kafkaslar ve Anadolu'nun Türk nüfusu ile temasa geçtiler. Bu nedenle, İtalyanlar, Zih ile birlikte Çerkesler terimini kullanmaya başladılar.


Eş anlamlı terimler olarak kullanıldılar. Aynı kaynakta, aynı kişi hem Zih hem de Çerkes olarak adlandırılabiliyordu. Ceneviz yazışmasında, her iki terim de birbirinin yerine kullanıldı.


Kasogların Çerkesler olduğunu ve bu terimin daha eski ve daha yaygın Zih terimi ile eşanlamlı bilgiler olduğu Kafkasya yerelinde de kaynaklarda vardır.


“Oset dilinde, Adıgelerin isimlendirilmesi, her zamanki Çerkes ile birlikte, Kasag (kasgon) kelimesi ile ifade edilir.Yazılı orta çağ kasog,kashak,kasakh vb. terimleriyle özdeştir.” (Volkova N.G. Kuzey Kafkasya'nın etnik ve kabile isimleri bilimsel çalışma 1973 s.20)


Svan dilinde Çerkeslerin adı kashag kelimesidir. N. G. Volkova'ya göre, “Svanlar Kuzey Kafkasya Ovası'nın topraklarını aynı isimle (kashag) olarak belirtiyorlar”.


Uzun bir dönem için,Adıge ismi Zih,Çerkes dış etnik köken tanımlamasının gölgesinde kaldı.


Batıdaki entelektüel ortamın artması, kültürler arası ilişkilerin yoğunlaşması, Çerkesya ülkesinin eğitimli tüccarlar, diplomatlar ve kilise adamları tarafından ziyaret edilmesiyle birlikte Adıge ismi tanınır hale geldi.


“Adıge” terimi ilk defa, İtalyan Rönesansının gezgin, coğrafyacı ve etnografı Giorgio Interiano tarafından Zihya'nın ayrıntılı etnografik tanımında kullanılmıştır. Interiano'nun “Zihya ülkesi ve yaşamı,Çerkesler” adlı eseri 1502’de Venedik’te yayınlandı. Çerkes ismiyle ilgili gerçeği şöyle anlatıyor : “Yunanca ve Latince Zih olarak anılıyor,Tatarlar ve Türkler Çerkes diye ifade ediyorlar, kendileri “Adıge” olarak tanımlıyorlar.”


14-16. yüzyıllar arasında Adıge Xeku (Çerkesya) önemli bir bölgesel büyüme gösteriyor. Adıge Xeku ülkesi, Moğol öncesi döneminde var olduğu sınırların ötesine geçiyor. Prenslerinin önderliğinde Çerkesler Orta Kafkasya'da geniş topraklara sahip oluyor.Böylece, Kabardey (Doğu Çerkesya) Kafkasya'nın siyasi haritasında ortaya çıkıyor.


Kuzeybatı yönünde, Çerkes (Adıge) yerleşimleri, Azak Denizi'nin doğu kıyısı boyunca, Don nehrinin ağzına kadar uzanıyor. Karadeniz kıyısında, 13. ve 14. yüzyılın sonlarındaki Çerkesya (Adıge Xeku) sınırı Tuapse'den Pso nehrine kadar, Pso ve Bzıb nehirlerinin tüm uzunluğu boyunca Kafkas sıradağlarına paralel olarak uzanıyordu.


Çerkes (Adıge) olmayan nüfusa sahip önemli yerler Çerkes prenslerin etki alanına yavaş yavaş girdi.


Kuzey Kafkasya Abzin-Aşxaruwalar, Besleney prensliğinin, Abazin- Aşuwalar, Karaçay – Balkarlar ile birlikte ve Osetlerin bir kısmı Büyük Kabardey’in bir parçasıydı.


Küçük Kabardey (Gılahstaney) ve Talostaney iki prensliğe ise, Osetlerin, İnguşların ve Çeçenlerin bir kısmı bağlıydı. Böylece Çerkesya etnik olarak çok uluslu bir ülke haline geldi. Bu dönemde, Yahudiler, Rumlar,Ermeniler Çerkesya topraklarında görünüyorlar ve yerleşiyorlar.


17. yüzyıl itibariyle Küçük Nogay ordusunun temsilcileri, Adıge politik alanının önemli bir parçası haline gelmiştir. Çerkesya'nın Nogay nüfusu kültürel olarak yerli Adıge nüfusuna çok yakın hale gelmiş, kıyafetler, silahlar ve en önemlisi iki dilli – Türkçe ve Çerkesçe (Adıgebze) bilen etnografik grup haline gelmiştir.


Ülkenin adı, Çerkesya (Çerkessia) olarak her türlü kaynakta kullanılmıştır. Tarihsel,etnografik,coğrafi ve istatistiksel tanımlamalar ile Rusya, Büyük Britanya, Fransa, Polonya, Osmanlı İmparatorluğu, Gürcistan, İran, Kırım Hanlığı resmi devlet belgelerinde Çerkesya adı kullanılmıştır. Aynı zamanda "Adıgelerin diyarı" gibi eş anlamlı bir kavramda kullanıldı. Özellikle, Kuban Kazak ordusunun üst yönetimi tarafından.


Çerkesya bir düzineden fazla prenslikten oluşuyordu: Hatukay, Xamışey, Chercheney, Temirgoy, Besleney, Talostaney, , Büyük Kabardey, Küçük Kabardey ( Gilahstaney), Büyük ve küçük Jane , Hegayk, Mahos, Adamey.


Batı Çerkesya üç büyük etnografik bölgeye ayrılmıştı. Şapsığ, Natuhay ve Abzeh bölgesi olarak anılır.


Görünen parçalanmaya rağmen, Adigey ülkesinin iç yapısal birliği vardı. Çerkesya, prensliklerin ve özgür kabilelerin kardeşlik birliği konfederasyonuydu. Bu birlik, Çerkesya (Adıge Xeku) ülkesinde yüzyılları boyunca sürdü.


Çerkesya’nın insanları çok açık bir şekilde kendini ülke sakinleri olarak tanımladı. Kendi dilinde, Adıge Xeku vatandaşı olduğunu söylerken, kendisini yurt dışında tanıtırken, Çerkesyalı olduğunu söyledi.


Çerkesya ülkesi 1763’ten 1864’e kadar 101 yıl süren Rus-Çerkes savaşı sonunda sürgün ve soykırıma tabi olmuş, siyasi olarak sona ermiştir.


Bu yazı toplam 2942 defa okundu.





Erkan Hak'aşe

Nurhan Hanım; sağ olsun çok kibardır hep...
"Herbokolog" denilen tuttuğum bir kelime/kavram var(emin değilim kavram mı?)...
O duruma düşmeyeyim...
Beni tanıyanlar bilir;emek harcamayıp-anlamaya/kavramaya uğraşmadığım işler üzerine zırvalamam....
Mitoloji-tarih tartışması ciddi iş...
Bizi tanıyanlar; benim Yılmaz'ın yazısıyla ya da Yılmaz'la ilgili bir meselem olmadığını anlamıştır-bunu söylemek de utanç verici de n'apacaksınız... (daha çok-bilal'e anlatır gibi anlatmam lazım)

Özeti şu; bırakın diasporaya hitap eden internet sitelerinde yazan çizen değerli köşe yazarı arkadaşlarımı; adıyla sanıyla-anayurt doğumlu akademik tarihçilerimizin yazdığı çizdiği şeyleri dahi okurken (anadilimizde), tarih disiplini içinden konuşan bir akademikle değil-miting kürsüsünde konuşan bir hatiple karşı karşıya hissediyorum kendimi....Bu bana normal gelmiyor....Saygı-sevgi...

13 Aralık 2018 Perşembe Saat 17:44
XAРУН-DÜZCE

Upsou Beşto Yılmaz!

07 Aralık 2018 Cuma Saat 19:40
Erkan Hak'aşe

Yılmaz benim çok değerli bir arkadaşım-en yakın arkadaşlarımdan biri hatta...Kendisiyle, bu yazıyı okuduktan sonra telefon görüşmemizde konuşup ele aldık-biraz da tartıştık yazıda ele alınan konuyu ...Yılmaz'a söylediğimi burada söylememde sakınca yok? "Tarih nedir? Mitoloji nedir? Bunu bir netleştirsek de öyle konuşsak bunları.... "

06 Aralık 2018 Perşembe Saat 16:23
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net