Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
Zorbalık ve Yağma ile Saltanat Nereye Kadar?
05 Şubat 2019 Salı Saat 08:02

Sivil yurttaşlar, demokrasi yaşa(tıl)madığı sürece mal ve can emniyeti açısından daima risk altında yaşamayı sürdüreceklerdir.


Bu yeryüzünün hangi noktasına giderseniz gidin böyledir.


Ancak işgal altında bir ülke (Çerkesya) var ki, orada durum vahametin de ötesinde.


İnsanlar konuşamıyor, dertlerini özgürce anlatamıyorlar. 


Çizmeyi aşanlar ise bir şekilde durdurulmaya ve vaz geçirilmeye çalışılıyor. 


Bu da yetmiyor ise bölgede yerel anlaşmazlıklar kullanılarak veya silahlı çeteler eliyle ya da faili meçhul (!) cinayetlere kurban gidiyorlar.


Geçtiğimiz günlerde değerli yazar arkadaşımız Hatko Vural herkesin bildiği fakat bu zamana kadar pek de dillendiremediği bir konuya parmak bastı; "DÇB’nin tamimleri anayuttan daha çok Çerkes ulusunun diaspora/muhaceret kısmına yöneliktir. Ve Çerkes halkı yararına hiçbir samimi öğüdü/önermeyi içermez. Anayurttaki Çerkes Milliyetçileri, Çerkesya Yurtseverleri zaten ellerinin altındaydı. Bugüne kadar bir çoğu şaibeli ölümlerde veya doğrudan cinayetlere kurban gittiler. Aralarında Çerkes halkının lideri Hazret Şovmen’e halef olacağı söylenen Murat Kudayev’inde olduğu 500’den çok Çerkes’in 2000 yılından beri cinayetlerde öldürüldüğü söyleniyor"  http://www.cherkessia.net/author_article_detail.php?article_id=4554 


Yazık ki bu siyasi cinayetler işlendi, işleniyor.


Hiç bir kimse yarın başına ne geleceğini bilemiyor.


Siyasi cinayetler, mala el koyma ve türlü kanunsuzluklar, Rus derin devletinin el altından destek ve kollaması ile en yüksek düzeylere tırmanmaktadır.


Sonuçta cezalandırılmayan ve ödüllendirilen her suç, giderek daha da büyümekte, insanlar/ sivil yurttaşlar üzerinde büyük bir tehdit oluşturmaktadır.


Çerkes halkı adeta teröre doğru itilmeye çalışılmakta, sindirme, baskı ve komşu etnik gruplarla aralarının açılması için her türlü entrika uygulanagelmektedir.

Fotoğraf açıklaması yok.

Bir devlet kendi halkına bu şekilde davranır mı? Davranmaz fakat davranıyor işte.


Bu yüzden Çerkesler kendi parçası olmadıkları ve kendisine çifte standart uygulayan bu dikta rejimini benimseyemiyorlar.


Olay sadece atalarına karşı yapılmış basit bir haksızlık değil, tarihsel suçların yeni aşamalar kaydederek, tekrarlanması şeklinde giderek büyüyor.


Yurtdışında yaşayan Çerkes halkının parçaları ülkelerine gelmek, yerleşmek, yatırım yapmak, çalışmak, üretmek, toprak sahibi olmak ve barış içinde yaşamak istiyorlar.


Bu yeryüzünün hangi noktasında yaşarsa yaşasın Çerkes halkının tüm çocukları için en doğal, en masum haktır.


Çerkesler'e açılmayan kapılar Ukrayna'dan gelen Rus göçmenlere sonuna kadar açılmaktadır.


Rus devleti Çerkesler ve federasyon içinde yaşayan diğer yerel halklara karşı umursamaz, tahammülsüz ve saygısız biçimde hüküm sürmeye devam etmektedir.


Ancak zorbalık ve adaletsizlik sistemin temelinde var ise kim ne yapabilir?


Rusya ne yazık ki 1000 yıldır böyle bir geçmişe sahip.


Komşularına karşı daima saldırgan bir tutum izlemeyi, kendi ulusal politikası olarak benimsemiştir.


Özellikle de bazı halklara karşı tutumu; tüm insani, ahlaki ve evrensel değerleri çiğneyerek işgal etmek, yıkmak ve yok etmek şeklinde tezahür etmiştir.


Mızrak şimdilerde çuvala sığmadığı için halklar yavaş yavaş uyanış ve bilinçlenme süreçlerine geçtiklerinden dolayı, aydınları baskı ve sindirme ile susturmaya çalışmakta, başarılı olamadığında da ortadan kaldırmakta hiç mahzur görmemektedir.


Bu daha nereye kadar sürecektir?


Bakın yine bir başka haber ve yine aynı pis kokular. 


Tlepşuko Ömer Çakırer arkadaşımızın bir çevirisi insanın tüylerini diken diken ediyor. http://www.cherkessia.net/news_detail.php?id=7444


Yaşam bu kadar ucuz olabilir mi? Ve devlet yönetmek bu kadar iğrenç olabilir mi?


Kanlı bir diktatörlükle saltanat ne kadar sürdürülebilir?


Halkların masumiyeti ortada. Aynı durumları Çerkes halkı gibi Rus halkı da yaşıyor.


Bir birey ya da aile çalışarak, alınteriyle bir yerlere gelir gelmez, hemen çapulcular o birey ya da ailenin gırtlağına çöküyorlar.


Bu durum Çerkesya'ya sonradan gitmiş Çerkesler, özellikle de özgür düşüncelere sahip tüm yurttaşlar için de geçerli.


Zavallı Çerkesya bölünüp, parçalara ayrılmış, insanları dağıtılmış.


Ülkenin hiç bir şekilde gelişmesi istenmiyor.


Yapılan yatırımlar ile farklı etniklerden insanları bir karmaşa havuzuna alıyorlar ve sadece oralarda nüfus, kentleşme, sanayileşme ve birikim istiyorlar.


Memleketin sahibi olarak (Ruslar) sadece kendilerini gördükleri için asıl sahipleri olan insanlara (Çerkesler'e) ne istediklerini sormuyorlar bile.


Yağma, talan, tarihin örtülmesi, saptırılması her şey var. 


Devasa barajlar ile tarihi çerkes yerleşkeleri zaten suların dibini boylamış durumda.


Dolmenlerin binlercesi kepçeler ve dinamitler ile yok edilmiş.


Orada Çerkes/ Adığe diye bir halkın neredeyse yaşamadığını iddia edecek kadar gerçeklerden uzaklar.


Bu düşmanlık, diğerileştirmeden öte, tanımama, yok saymadır.


Öldüre öldüre milyonlarca Çerkes'i bitereceklerini düşünüyorlar.


Zulüm ile kim yükselmiş? Kim zorbalıkla gelecek nesillere kalmış?


En sonunda olacak olanı söyleyelim, bir gün gelecek sade Rus yurttaşları biz "Çerkes'iz", "Tatar'ız", "Fin'iz" demeye başlayacaklar. Neden?


Çünkü hiç bir insan (hakkıyla insan) zulme ortak olmak, zulmün parçası olmak istemez.


Yapan yaptığı ile kalmaz, bir gün yıkılır gider.


Bu yazı toplam 2093 defa okundu.





Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net