Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tegulan Yakup Temel
ÇERKESÇE ... “ 14 Mart Çerkesçe Dil Günü”
14 Mart 2019 Perşembe Saat 23:44

Yıllar önce Uzunyayla ' nın bir köyünden genç bir adam annesini muayeneye getirmişti . O zamanlar Uzunyayla ' dan gelen tüm hastalarla çerkesçe konuşur , onlarda bana çerkesçe cevap verirlerdi ve bu çok olağan bir durumdu . Delikanlı güzel bir çerkesçe konuşuyordu ama ben annesi ile konuşmaya başlayınca hayretle türkçe cevap verdiğini gördüm . 


Bu duruma şaşırdığímı görünce ben çerkes değilim diye açıklama getirdi ;kendileri yıllar önce köye çoban olarak gelmişler ve çocukları orada doğmuş orada büyümüş, onlarda diğer çocuklar gibi çerkesçe konuşarak çerkes kültürü ile yetişmişlerdi . Şimdi ise böyle durumlarda tam tersine anne ile çerkesçe çocukları ile türkçe konuşmak durumundayız . Bunun yalnızca 30 sene kadar önce olduğunu düşünürsek buda kimlik erezyonunun ne kadar hızlı olduğunu gösteren çarpıcı bir örnek oluşturmakta


Anne , baba veya köyden bir başka çerkes büyüğü ile türkçe konuşulduğu hiç olmamıştır.Aynı şekilde onlar da gençler ve çocuklar ile hep çerkesçe konuşurlar , zaten başka türlüsü akıllara bile gelmez . Tabiki şimdi burada 40 sene öncesinden söz ediyoruz ve 50 yaş üstü her çerkes için bu böyledir


Çocuklar anne karnından itibaren çerkesçe duymaya başlar. Daha sonra anne kucağında , odada , sokakta , köyde hep çerkesçe işitilir.Bu böyle bu bir zincir şekilde devam eder . Arada bir köye gelen satıcıdan , çobandan , sonrada öğretmenden , bir de radyodan farklı bir dil duymaya başlar ve çerkesçeden ayrı bir dil olduğununu o zaman öğrenir . Ama sonra çocuk okulda çerkesçe yasağı ile karşılaşır ve buna çok şaşırır.Bazen gizli bazen açık buna isyan eder , anne karnından itibaren duyduğu , dedesi ile ninesi ile konuştuğu dili kim yasaklayabiliridiki.. Yasaklar sonraki yıllarda da başka şekillerde devam eder , çerkesçe kaset , çerkesçe dergi ve kitap bulundurmak suçtur ..


Daha sonraları köylere elektrik gelmesi ve televizyonlu yıllar başlar . Haşeş worşerleri azalır , şıpse anlatılmaz olur , çocuklar harimole ğuerığuapşkue oynamayı bırakır , televizyon seyretmek cegu yapmaya bile tercih edilir hale gelir . Çerkesçe artık çok kuvvetli bir rakip ile karşı karşıyadır ve bunun karşısında adeta savunmasız kalmıştır , bu dramatik bir gelişme olur . Bu durum şehirlere göç ile daha da derinleşir , üstelik sokakta kaybedilmiştir . Çerkesçe bu şekilde gittikçe işlevsiz olmaya başar, çerkesler bile çerkesçe ile ne işimize yarıyor demeye başlamıştır


Sonradan sonradan kısıtlamalar kalkar ama bir eşik aşılmış ve çerkesçe artık kendi iç dinamikleri ile varlığını sürdürme olanağını kaybetmiştir . Daha kötüsü dilin sahibi kendi diline olan ilgisini kaybetmiş, onun işlevsiz ve dolayısyla gereksiz olduğu fikri bilinç altına iyiden iyice işlemeye başlanmıştır


Çerkesçeyi evde , anne babası öğretsin derler ama hay aksi evlerde dili bilen kalmamıştır . İşin bu noktaya gelmesinde suçlu da bulunmuştur ; Dili öğretmeyen , kendi dillerine önem vermeyen anne babalar , aileler , yani tüm toplum . Dahası toplumda bunun böyle olduğuna inandırılır , sorumluluktan kurtulmak için kolay bir çıkış yolu..


Bir dil sadece evde öğretilerek yaşatılabilecekse , örneğin türkçe veya ruscanın , ilk okuldan başlayarak universitelere kadar haftada 7-8 ders mecburi olarak sıkı bir şekilde okutulmasının sebebi nedir peki ? Buna bir cevap veremezler. Günümüzde Türkiye ‘de çerkesçe bilenlerin hemen hemen tamamı bunu köylerin doğal ortamlarında öğrenmişlerdir , bunda devletin şimdiye kadar hiç bir katkısı olmamıştır


Bu aşama da " seçmeli " çerkesçe dersleri devreye girer sanki seçmeli olarak dil öğrenilebilir ve korunabilirmiş gibi . Kaderede anadilini seçme tercihi ile karşı karşıya kalmak da varmış . Beklendiği gibi fazla ilgi olmaz , suçlu da bellidir , gene aile ve toplum tabi ki . Bazı farklılıklar olsa da şimdilerde çerkesçenin " seçmeli " statüsüne indirildiği Çerkesya ' da da aynı süreç ve aynı dinamikler işler ; Yasakla veya işlevsizleştir , değersizleştir , sonra da seçmelerini isteseniz bile o dilin sahipleri bile zaten " seçmeyeceklerdir "


Çözüm yolu ararken , geldiğimiz bu kritik kavşakta kendimizi suçlamadan önce çerkesçenin Türkiye 'de geçirdiği süreçleri bir hatırlamakta yarar var , özellikle gençler için.


Şunu kesin olarak söyleyebiliriz ki ,çerkesçe bilmek kimliğin korunmasının tek başına garantisi değildir ama bilmemek , çok uzak olmayan bir gelecekte kimliği kaybetmenin bir garantisidir


Bu bütün diller ve kimlikler için de geçerlidir


Bu yazı toplam 2048 defa okundu.





Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net