Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
Çerkes Soykırımı Devam Ediyor Yeni Zelanda’da Bile
22 Mart 2019 Cuma Saat 09:09

Dünyanın en kanlı ve en canice planlanmış soykırımı devam ediyor.


1864 yılında Çerkesya’da işlenen cinayet, bir ulusun -Çerkes/ Adığe tlepkh- sadece yerinden sökülüp, başka bir ülkeye atılması değildi.


Zalimce planlanmış, yönetimce onanmış, fakat uluslar arası toplumun vicdanında kabul görmemiş bir soykırım idi.


Ve bu cinayet günümüz koşullarında, yeryüzünün her noktasında ve insanlığın gözü önünde işlenmeye devam ediyor.


Nasıl mı? İtekleyerek, çifte standart uygulayarak, tanımayarak, insan yerine koymayarak ve bir ulusa karşı işlenmiş bir suçun, üstü örtülerek.

 Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi

Yeni Zelanda katliamında şehit olanların hayat hikayelerinden dramlar çıkmayı sürdürüyor. 


Saldırıda oğlu Hamza ile Nur camiinde can veren Suriyeli Çerkes Halit Hacımustafa’nın ailesi iç savaş çıkınca Ürdün’e geçmişler. 


Ailesinin bir kısmı Türkiye’de kalırken onlar gibi onbinlerce nitelikli mesleklere sahip olanları Avrupa ve Amerika kıtasının farklı ülkelerince kabul edilmişler. Halit Hacımustafa ve ailesi de dünyanın neredeyse ta öbür ucundaki bir ülkeye Yeni Zelanda’ya çağırılınca yerleşmek üzere gitmişler. 


Fakat terör onları orada da bulmayı başardı. Atalarının sürgün yolu hala canlı ve hala can almayı sürdürüyor. Ve sürgün yolunda şimdi iki yitik ve bir ağır yaralı var. Saldırıda yaşamını yitiren Halit Hacımustafa ünlü bir yarış atı yetiştiricisi, oğlu Hamza Hacımustafa ise at yarışlarında çok sayıda şampiyonluk kazanmış jokeydi. Halit’in henüz 13 yaşındaki küçük oğlu Ziyad ise yaralı olarak saldırıdan kurtuldu. (https://www.sabah.com.tr/gundem/2019/03/19/ucuncu-surgunde-terore-kurban-gittiler)


44 yaşındaki Khalid Mustafa ve 15 yaşındaki oğlu Hamza Mustafa'nın cenazesi, saldırılardan 5 gün sonra yapıldı. Cenaze törenine yüzlerce kişi katıldı. Törene saldırılarda kolundan ve bacağından yaralanan Hamza'nın 13 yaşındaki kardeşi Zayid de katıldı. Mustafa ailesi, bir süre önce Suriye'deki iç savaş sebebiyle çoğu zaman "dünyanın en güvenli ülkesi" olarak nitelendirilen Yeni Zelanda'ya iltica etmişti. 


Associated Press'in aktardığına göre Hamza'nın lise müdürü öğrencisi için "şefkatli ve çalışkan biriydi" dedi ve ekledi "büyüdüğünde bir veteriner olmak istiyordu".


Saldırıda hayatını kaybeden Mustafa'nın eşi Salwa katıldığı bir radyo programında, "Ülkeye ilk geldiğimizde buranın dünyanın en güvenli ve en güzel ülkesi oluğunu söylediler. Burada çok güzel bir hayat başlatacaksınız dediler. Öyle olmadı" ifadelerini kullandı. (https://t24.com.tr/haber/suriye-deki-savastan-kacmislardi-baba-ve-ogul-yeni-zelanda-daki-cami-saldirisinda-hayatini-kaybetti,813143)

Hamza Mustafa, 16 (pictured) and his father were killed in the Christchurch mass shooting on Friday. The young boy had called his mum as he tried to flee the gunman

(https://www.dailymail.co.uk/news/article-6818435/Mother-Christchurch-victim-phone-son-shot-dead.html?fbclid=IwAR38fPcspinNjEzfy9eQDCFfM-5BjCuTQw7BNv9ZGZwrkwe2HnaVgw5jp64 )


Kısa bir süre önce neredeyse 86 yaşında babamı amansız hastalığa kurban verdim. Ölümün nasıl bir şey olduğunu bilirim.


Daha 14 yaşında iken annemi de bu hastalıktan yitirmiştim.


Ölüm, yaşam gibi doğal, normal ve hepimizin başına gelecek bir şey. Yapacak bir şey yok, her canlı ölümü tadacak.


Fakat bu genç ve güzel çağlarda, kimi sapıkların, hastalıklı ruhlarına kurban gitmek de nedir?


86 yaşındaki yaşlılarımızın kaybı dahi ne kadar üzerken bizleri, bu genç ölümleri hiçbir yere sığdıramıyorum.


Terörün gösterdiği çirkin yüz bir kez daha insanlığı ve dolayısıyla Çerkes ulusunu vuruyor.


Hiçbir haklı sebebi olmayan ve yeryüzünün yöneticilerinin belki hepsinin de sorumlu olduğu bu ölümlerde, bir önemli kamusal figür daha var.


Çerkes ulusu 1864 yılından beri anayurdundan uzakta yaşıyor.


Çaresiz ve kurban bu halkın elinden kimse tutmadı.


Suriye’de 8 yıl kadar önce çıkan iç savaş sonrası ülkede yaşayan Çerkesler’den 100 binden fazlası da ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.


Suriyeli Çerkesler, diğer diyaspora ülkelerine göre daha bilinçli ve dil-kültür özelliklerini koruyor olmalarıyla bilinir.


Nitekim Suriye’den ayrılan çoğu Çerkes’de tekrar atalarının yaşadığı, sürgün edildikleri ülkelerine geri dönmek ve orada barış içinde yeni bir yaşam kurmak istediler.


Fakat Rusya Federasyonu yetkilileri buna ya izin vermediler ya da türlü zorluklarla Çerkesler’i anayurtlarına yerleşmemeye ikna (!) ettiler.


RF’ye bağlı Çerkes cumhuriyetlerinde bir müddet kalıp, kalamayacaklarını deneyimleyerek gören bu insanlar, yine kendi ceplerinden yaşamları boyunca biriktirdiklerini saçarak, Avrupa ülkelerine transfer edilmeleri sağlandı.


Bugün sayıları tam olarak bilinmiyor fakat iki bin kadarının anayurtlarında kalmayı başardıkları tahmin ediliyor. Yani çok çok az bir oran.


Oysa Ukrayna’dan, RF’ye kaçan göçmenlere Rus yönetimi kapıları ardına kadar açtı. İş, aş ve barınak olanakları sağladı.


RF açıkça çifte standart uyguladı. Gelen Rus kökenlilere kucak açarken, Çerkesler’i elinin tersiyle itti.


Rusya, Çerkesler’e karşı halen acımasız uygulamalarını sürdürüyor.


Kısacası Çerkes soykırımı ve sürgünü bitmedi, yürek yakar, iç burkar biçimde devam ediyor.


Bu yazı toplam 2837 defa okundu.





Ahmet Jia

Suriyeli Çerkeslerin dillerini korumalarıyla bilinmesi hatadır. Büyük çoğunluğu dillerini bilmemektedirler, gidip görmesi mümkün isteyenlerin.

Ayrıca Abhazya'nın verdiği ev, iş, hatta doğrudan mali yardımlara rağmen ısrarla Avrupa'ya gitmeye çalışmaları ve çoğunun da gitmesi atayurtlarına bakışını da gösterdi herkese. Boşuna romantizm yapmak bize hiçbir şey kazandırmadı.

24 Mart 2019 Pazar Saat 17:24
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net