Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hatko Vural
Yüksek Siyasetin Alçakları!
10 Haziran 2019 Pazartesi Saat 23:42

Bir ulusun var olmak, özgür olmak için ayağa kalktığı an siyasetlerin en büyüğüdür. Bu meyanda 1709’dan 1870’lere kadar süren ve son kırk yılı nerdeyse kesintisiz bir şekilde Çerkes Soykırımı halin alan Çerkes-Rus savaşları sonucunda tarih sahnesinden silinme noktasına getirilen Çerkes halkının, Çarlık Rusya’sının mezalimi ve ardılı Sovyetlerin otoriter ideolojisinden azat olduğu 1990’lı yıllarda başlayan anavatanında birleşen bir ulus olma ve ulusun güvenli gelişimi için tek bir idari birimde toprak bütünlüğünü sağlama amaçlı ‘’Çerkesya Yurtseverliği’’ de yüksek bir siyaset görünümü arz etmektedir. Bu aynı zamanda bütün Çerkes yurttaşlar için tüm zamanlarda en iyi olandır.


Gönlümüzden bu güzelliği hangi Çerkes istemez ki diye geçirebilirsiniz ama gerçekte Çerkeslerin anavatanında birleşmelerini istemeyen o kadar çok kişi ve kurum var ki, aklınız almaz. 


Çerkes halkının hafızasını kirleten bilgileri üretip yayan bu şer yuvalarının planlarının ana hatları aşağı yukarı ortaya çıkmış durumda.


Başını Dugin’in çektiği ‘’novorusya’’ ekibi ile koordineli bir şekilde çalıştıklarını artık görebiliyoruz. Yani kimisi Müslüman, kimisi laik, birisi ev, birisi vakıf, kimisi russist, kimisi anti-rusçu görünümde olsa da aslında kumandaları tek bir merkezde. Büyük şeytan hepsinin ipini elinde tutuyor ve dahası sorun çıkarttıkları andan itibaren de ipliklerini pazara çıkarmaya hazır bekliyor.


Plan özeti, iyi bir Petrocu olan Dugin hazretlerinin delinin vasiyetinin 8nci maddesinin harfiyen uygulamasına dayanıyor. Yani Karadeniz kıyıları Rusya için ana hayat damarıdır ve mutlaka ele geçirilmelidir. Rusya yüz yılı aşkın süren saldırı ve katliamlarla bunu başardı. Önce Kırım Hanlığını (1783) ardından Çerkesya’yı fethetti (1864). Ama yalnız başına değildi. 


En önemli müttefikleri Kazaklar ve Ermenilerden sonra Rusya’ya gönüllü bağlanan Gürcistan(1801) ve Abhazya(1810) da işgale destek vermişti. İngiliz seyyahlar James Bell James John Longwort ile Rus arşivleri Çerkesya’ya yapılan saldırılara katılan bu uluslar hakkında yeterince malumat veriyor.


Dugin ve NovoRusya’cıların planları, Baltık denizinden Karadeniz’e kadar olan hatta Rusya’nın güvenliğini kesin olarak sağlamak, Ukrayna’nın zayıflatılarak ondan kopartılacak parçalar ile birlikte dünyanın en verimli kara toprakları olan Kırım-Kafkasya-doğu Ukrayna bölgesinde güneye uzanacak yeni bir Rusya güç bölgesi oluşturmak.


Çerkesya ve doğu Karadeniz kıyıları bu planın bir maddesidir sadece. Plan Çerkeslerin gerek ana vatanlarında gerek ise diaspora ülkelerinde konjonktürü etkileyecek çapta bir siyaset oluşturacak güce ulaşmalarını engellemek için tarihi-siyasi-askeri-kültürel bir özne olmasının her ne pahasına olursa olsun önüne geçmektir. Yani Çerkesleri kimliksizleştirmek üzerinedir. Baltık üzerindeki emellerinden vazgeçmeyen Rusya, Almanya’nın Amerikan hegemonyasından bunalmasını fırsat bilerek Ukrayna’yı silahlı çeteleri ile dizginledi. Gürcistan’ı Abhazya ile yıpratarak bir kısmını (220 km’lik Abhazya sahilini) askeri işgal altına altı. Askeri yeteneği kısıtlı Azerbaycan ise Ermenistan ile tebdil edilmekte.


Çerkesler için asıl trajikomik olan ise, Rusya etnik mühendislik merkezi tarafından Çerkeslerin ulusal bütünlüğünü ve ulus zihniyetini hasara uğratmak için ortaya atılıp geliştirilen Adıge-Abhazcılık adılı sentetik milliyetçilik akımıdır. Yani Çerkesler, yurdunu işgal eden Rus ordularının yanında savaşmış, hatta yönetici konumundaki prensi bile Rus ordusunda tuğ general rütbesinde görevli olan Abhazya ile ortaklaşmaya zorlanıyor, toplumun tarihi ve bilinci kirletiliyor.


Bu ilk aşama çoktan geçildi. Artık ortalama bir Çerkes yurttaşı milli bilincini zaafa uğratılmış bir halde kendisini adıge-abhaz adlı uyduruk bir millettin mensubu sanıyor. Şimdiki aşama ise Çerkeslerin büyük kollarını oluşturan Kuban-Karadeniz arasındaki Abzah, Şapsığ, Natuhay gibi klanların aslında Abaze adlı bir milletten olduğu, Adıge olmadığı, asıl Adıgelerin Kuban nehri kıyılarında yaşayan Bjedug, Hatukay, Çemguy vs. gibi kabileler olduğu, Çerkes’in ise Kuban ötesindeki Kabardey ve onlara bağlı başka uluslar olduğu şeklindeki yanlış ve Çerkes halkının milli bütünlüğüne kast eden düşmanca tertiplerdir. Şimdilerde bu dezenformasyonlarda mesafe almaya çalışıyorlar.


Aslında Abaze adlı bir kavim varmış da Adıge-Abhazlar bu kayadan kopan parçalarmış… Abaze’ye Ubıh’da deniyormuş… ama bu ulu kavimin gerçek adı ‘’Adzah’’mış… evet işkembe-i kübradan yeni elementler uyduruyorlar uydurmasına lakin öyle kişilere söyletiyorlar ki! Mesela derneklerine getirip konuşturdukları bir profesöre söyletiyorlar ki yalanın rayiç bedeli yüksek olsun. Güya bu Abazeleri yukarıdan inen Adıgeler severek asimile etmişler. Peki, kimsenin aklında kalmamış mı zorla asimile edildikleri? Cevap yok.


Aslında Abaze kelimesinin de Abhazlar ile hiçbir alakası yoktur, hoş Abhaz kelimesi de zaten Gürcücedir. Abaze Gürcülerin genel olarak Ciket dediği birkaç klandan müstakil kıyı Çerkeslerinin adıdır. Kabileler zaman zaman aralarında yönetimsel birliktelikler kurar ve dağılır, Abaze, Agujipse, Kabarda…


Vubıh ise Vıb nehri kenarında oturanlar demek iken sözde muhafazakar bir kesim, Çerkes etnik bütünlüğünü yıkmak isteyen Rus’un emri ile 90’lardan başlayarak diasporada sıfırdan yeni bir Vubıh milleti kurmaya girişti. Biraz insanımızın iyi niyetinden biraz da camiadaki büyük boşluktan faydalanarak hayli mesafe kat etmeyi başardı, artık belleği zehirlenmiş bir kitle var ki kendini Vubıh adılı bir milletin mensubu sanıyor.


Eskiden kaynaklardan çeviri yapılırken Abzah’ı Abhaz yaparlardı, sanki kendileri de işgale karşı savaşmış gibi gösterirlerdi. Haydi, o zaman Ruslara karşı savaşmış bir tane liderinizin adını söyleyin dendiğinde susarlardı, fakat özellikle diasporada son yıllarda Çerkesler hakkında yazılıp çizilen şeylerin çoğu Çerkes milletinin varlığını oluşturan tarihi geçmişi ve geleceğini kuracağı hakikatler ile alakasız şeylerden oluşuyor. Arada gerçeği anlatan tek tük eserler meydana getirilse de bu tür eserlerin ana kitle ile irtibatı kontrol altındaki stk’lar ile mümkün olan en alt seviyede tutuluyor.


Kremlin haydutlarının beslemeleri Çerkes dememek, Çerkes halkı dememek için 21 Mayıs 1864 Çerkes Sürgününe Kafkas Soykırımı adını taktılar, aslında 1878 Osmanlı-Rus savaşı sonunda beylerinin zoru ile Anadolu’ya göç eden Abhazların, 21 Mayıs 1864 Çerkes Soykırımı ve Sürgününe neden ortak edildikleri ise bir gerçek bir muammadır. 


Bin yıllık Çerkes dansları Leperüj’ü, apsuwa koşara yaptılar, kimi yerde Ubıh dansı diye satıyorlar, Abzah Zefak’o’yu ise Karaçay Kafe diye pazarlıyorlar. Kabardey adlı Çerkes atı Karaçay atı yapıldı. Bütün bunları icat edenler bir yana Müslüman mahallesinde salyangoz satarcasına Çerkesin malını başkasına mal etmeyi iş edinmiş idiot bir güruh türedi. Ne söyleseniz, hangi belgeyi, bilgiyi gösterseniz kar etmiyor, ahmaklıkta sınır tanımıyorlar.


En nihayetinde varılmak istenen nokta, Çerkes milli uyanışını yok etmek, kitleleri uyutmak için sentetik yalancı bir ulusal mücadele oluşturarak bunun siyasetini de sözde bağımsız suni devlet Abhazya’ya bağlamak. Çerkes Sürgünü sorunu gelecekte sahte federasyon Rusya’nın baş ağrısı olacağı iyiden iyiye belli olduğu için Kuban-Karadeniz arasındaki Çerkes etnik varlığını kağıt üzerinde de olsa Abhazlaştırmak, Abhaz kökenli ilan etmek ve 21 Mayıs 1864 Çerkes Soykırımı ve Sürgününü hiç olmamış kabul ettirmektir istenen. Abhazya, tarihin hiçbir zamanında Çerkes bağımsızlık mücadelesinin bir parçası olmadığı gibi, Rus emperyalizminin ileri karakolu Abhazya bugün ve yarında Çerkes siyasetinin bir merkezi olmayacaktır.


Her zalim gibi mukadder sondan korkan sahte federasyon Rusya, Karadeniz kıyılarını yumuşak karnı olarak görmektedir ve kendisine yönelecek tehdidin çapının büyük olacağını hesaplamaktadır. Zira tarihinin en büyük askeri tatbikatlarını Karadeniz kıyılarından yapılacak olası bir işgal-çıkarma harekâtına karşı koyma üzerine yapmaktadır.


Son haftada anavatandan üzücü haberler aldık, birisi oturum izni iptal edilerek anavatanından kovulmak istenen Tarık Topçu ve Kabardey’de aktif  Xabze isimli sivil toplum kuruluşunun aktivistlerinden Martin Koçesko’nun uyuşturucu madde bulundurmak zannı ile hapsedilmek istenmesidir. Unutulmasın Rusya Avrupa İnsan Hakları Mahkemelerinde polis komplosu ile suçlu yaratmak konusunda en çok ceza alan ülkedir. Yani Koçesko’ya yapılan tam bir komplodur.


Tarık Topçu ise her ne kadar ispatı zor olsa da kendisini bu duruma itenlerin ifşasını yapmıştır ve olay göstermiştir ki NovoRusya ve onun işbirlikçileri ‘’Çerkesya’’ idealine karşı her türlü puştluğu göze almaya devam edecekleridir. Bu şahısların başına gelenler şahsına münhasır kişiliklerinden değil dile getirdikleri ideallerinden ve Çerkes halkının diriliş mücadelesine olan katkılarından dolayıdır. 


Çeçen sorununu Çeçenleştirerek yani Çeçenleri birbirine kırdırarak susturan Rus faşizmi, aynı tiyatroyu Çerkeslere karşı da sahnelemektedir. İşbirlikçi Çerkes eli ile yurtseverleri etkisizleştirmeye çalışmaktadır. Ancak ulusal dirilişin yüksek siyaseti bu alçakları er geç hezimete uğratacaktır.


Anavatan ve diasporadaki Çerkes milliyetçileri yalnız olduklarının farkındadır. Herhangi bir gerçek mücadele ortamında tek bir müttefikleri, hatta güvenebilecekleri tek bir dostları dahi yoktur. Suskunlukları sadece bu tarihsel-travmatik durumu aşana, Rusya’nın gerçek demokratları ve sınır aşan dostluklar ile irtibatlanana kadar olacaktır. 


Şimdilik Çerkeslerin komşuları ve dost, akraba ilan edilenler ile ilişkileri, onların yalanlarına ortak oldukları sürece dostane, ama Çerkesler hakikati söylediğinde hasmane bir şekle bürünmektedir. Eğer o iblislerin söylevlerine inanmaz ve itiraz ederseniz genci-yaşlısı ile kadını-kızı ile ne kadar çirkefleşebileceklerini de yakinen görürsünüz. Adı geçen bu Adıge-Abhazcı klik Çerkes diasporasını teslim almak niyetindedir. Abhazya ise kesinlikle bir Rusist programdır ve içerisinde Çerkesler için hiçbir şey yoktur.


Ulusları yükselten var olma azminde çizdikleri siyasettir. Ulusal siyasetler bir halkın en yüksek idealleridir. Bu ülkü nihayete erene kadar her yurtsever sadece gidilen yolda bir taşıdır, ancak bazıları bu yüksek siyasetin içine sızdırılmış pespaye alçaklardandır. Bu tehlikeye karşı her bilinçli ferdin dikkatli ve uyarıcı olması gerekir. Marks’ın dediği gibi ‘’insanlar kendi tarihlerini kendileri yaparlar, ancak kendi iradeleri ve kendi seçtikleri koşullarda değil…’’ bütün tuzaklara ve engellere rağmen yine de Çerkesya!


Bu yazı toplam 3659 defa okundu.





Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net