Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Beşto Zeki Beştepe
Ne istiyor Bu ''Deli'' Uzunyayla’dan?
11 Eylül 2019 Çarşamba Saat 17:25

Çocukluğunda gördüğün kayısı ağacını 25 sene sonra yeniden gördüğünde, sanki geçen mevsim görmüşsün de hala gövdesi büyüyecek; dalları uzayacak ve meyve verecek umuduyla bakarsın umarsızca. Öyle verimsiz, çorak bir topraktır ki; bir yıl yağmur yağmaz büyümez ekinler. Ertesi yıl bol yağmurla sevinirsin; ama daha hasada ermeden soğuk vurur umudunu karartır. Yine de zifiri ve duru gecelerinde uzansan yıldızları tutacakmışsın gibi hisseder avunur; sabaha karşı sanki ay yüzeyinde bir yerdeymişsin gibi bir duyguya kapılırsın. 


Burası biz Çerkeslerle özdeşleşmiş Uzunyayla. Aslında ne çeyrek yüz yıldır meyve vermeyen kayısı ağacı, ne de o yıldızlara uzanmaya çalışan insanlar ait değildir bu verimsiz coğrafyaya.


Ama en çetin tüm olumsuz doğasından, zor koşullarından ayakta kalma gücü çıkarılan yerdir Uzunyayla. Kendine özgü gelişen sosyal, demografik, bölgesel karakteristik kimliği ile hayatı boyunca başka yerde bulunmamış bir jandarmanın iki Üniversite bitirmiş gibi terhis olduğu yerdir Uzunyayla. Çünkü ana vatanlarından koparılıp burayı yaşam alanı seçmek zorunda kalan Çerkesler, zarafetleri nezaketleri, sevgi ve hoşgörüleri, gelenekleri yemekleri müzikleri dansları, kısaca yüzyıllarca biriktirdikleri eşsiz kültürleriyle bilgelikleriyle verimli hale getirdiler bu verimsiz toprakları.


İşte bunlardan dolayıdır ki Uzunyayla’ya yakın Türk Köylerinde Çerkes isimli insanlara rastlarsınız. Kendileri Çerkes değil; ama Çerkesliğe sevgisi, saygısı, öykünmesi olan insanların çocuklarına verdikleri bir isimdir.”Çerkes”


Osmanlıya ve yeni Cumhuriyete motorize sisteme geçilinceye kadar atlarını verendir Uzunyayla. Neredeyse hiç kimsenin geri dönmediği yolculukla, kendi atları ve silahlarıyla 1400 gencecik gönüllü süvariyi Sarıkamış’a verendir Uzunyayla. Harman yerinde buğdayını, düğün yerinde gelinini bırakıp gittiği Çanakkale’de ismi cismi belli olmadan öylece gömülen, unutulan gençlerin köyleridir Uzunyayla.


Epey bir zamandır bir deli kalkmış Uzunyayla’da birilerini, Uzunyayla dışında birilerini, ülkede birilerini rahatsız ediyor. Deli deli bağırıyor “Uzunyayla ölüyor”


***

UNESCO ilan ediyor: Çerkesce ölüyor. Selçuk Bağlar bağırıyor: Uzunyayla ölüyor. UNESCO bağırıyor: “Bir dil ölürse millet de ölür”. 


Selçuk Bağlar bağırıyor: Uzunyayla ölüyor. Uzunyayla ölüyor diyor; çünkü Çerkesce’nin en güçlü, en karakteristik, en otantik, bir o kadar en işlek konuşma dili, fonetiği ve sentaksına dayalı anadilimiz Uzunyayla’da yaşıyor( her şeye rağmen hala).

Selçuk Bağlar akademisyen bir sosyolog, Uzunyayla’yı da iyi biliyor, Anadilimizi de. Ama daha kötüsü her türlü yerel bölgesel ve devletsel asimilasyon yanında, gönüllü entegrasyonu da iyi biliyor.İşte bundan dolayı bir çok kişiyi rahatsız eden acı ama gerçek eleştiriler yapıyor. Uzunyayla’da ve tüm diasporada Çerkesce’nin konuşulduğu, artık konuşulamadığı her yeri her şeyi iyi biliyor, araştırıyor. Hem asimilasyonun hem entegrasyonun getirdiği, artarak getirmeye devam edeceği tehlikeli sonuçları çok iyi biliyor, içi yanıyor. Deliriyor bu gidişe.


Nasıl delirmesin ki; bu ülke topraklarına geldiğinde cephelerde ölürken Türkçe bilmeyen Çerkeslerin ana dilleri ölüyor. Şimdi ana dillerini bilmiyorlar. Selçuk Bağlar uzun zamandır tüm enerjisini tarihimize, mitolojimize, en önemlisi dilimize adadı. Afrika’da, Asya’da adını bile duymadığımız toplulukların dilinde yayın yapan devlete delilere özgü bir delilikle baş kaldırdı. 


Ne istiyor? 


Sayısız dilde yayın yapan devletten TRT Çerkes açılsın istiyor. Bunun için demokratik ve insanca talep edilen her şey nasıl yapılıyorsa aslında öyle yapıyor. Bunun yanında dünyanın her yanında daha iyi daha insancıl daha güzel şeyler dileyen isteyen muhalifler gibi çeşitli aktivist hareketler eylemler yapıyor. Zira sanatçı insan, aydın insan, duyarlı insan uzak görüşlülüğü nedeniyle doğal olarak muhaliftir. Biraz da marjinaldir. Ama TRT ÇERKES açılsın söyleminin ne marjinallikle ilgisi vardır, ne anarşistlikle, ne de hep dillendirilen üniter yapıyı bozmakla.Tam tersi ülke mozayiğine en değerli renkleri katan bir dili yaşatmak bizzat devletin görevi hükümetin de vaadidir.


Ne Yapmaya Çalışıyor Bu ''Deli'' ve Balıkçı Ne apıyor, Biz Ne Yapıyoruz?


“Su akar, Çerkes bakar” demişler Zamantı nehrinin güzelim suyunun boşa akmasından dolayı. Aslında Uzunyayla ne kadar verimsiz ise, insanımız da o kadar isteksiz oldu başka bir pencereden baktığımızda. (O da ayrı konu) Neden sonra yüzlerce kilometre öteden biri kalkıp geliyor ve kaynağının en güzel yerine bir balık tesisi kuruyor. Bu güzel. Kimsenin gözü yok kazancında Allah daha çok versin. Mutlaka bu tesiste iş bulmuş insanlarımız da vardır, bu da güzel. Yöre insanı da kabullenmiş bu akıllı girişimciyi. Bu da güzel.


Ama Çerkesçenin ölmesine gönlü razı olmayan bir insanımız ve arkadaşları doğup büyüdükleri bu toprakların köylerinin yönlendirme levhalarına, tabelalara vs''TRT Çerkes Açılsın'' diye bir yazı yazmışlar. Yazdıkları anda bunca zamandır o bölgeden beslenen balıkçı birden soluğu mahkemede almış. Kişisel bir saldırı yok. Haneye, namusuna, taşına, toprağına saldırı yok. Vatanın birlik bütünlüğüne saldırı yok.


Onun ve arkadaşlarının yaptığı en aykırı marjinallik, aslında yine doğup büyüdüğü Uzunyayla coğrafyasının kimi yerlerine, mesela tabelalara ''TRT Çerkes Açılsın'' yazmasıdır. Bir muhalifin şehrin kimi yerlerine toplumsal mesajları içeren sloganları yazması, dünyanın her yerinde bilinen ve yapılan bir şeydir. Ve aslında sizin izniniz olmadan cep telefonunuza ya da adresinize bir bankanın, bir özel-tüzel kuruluşun ürün pazarlamaya, bir politikacının kendini pazarlamaya yönelik izinsiz reklamından kötü değildir.


Sonuç: Balıkçının kirlenen tabelasını temizleme zahmetinden başka zararı yok aslında. Ama açtığı davayla zaten can çekişen Uzunyayla’ya hem politik olarak, hem ideolojik olarak, hem kültürel olarak hem de vicdani olarak onulmaz zarar verecek. Tabi ki en çok da ölmekte olan dilimiz için gösterdiğimiz çabalara zarar verecek. Zira olay bu şekliyle şahsi mülke zarar vermekten çıkıp, Çerkesçenin ve Çerkeslerin taleplerinin kanun nezdinde değersizleştirilmesi yasa dışı ilan edilmesi anlamına geliyor.


İstediğiniz kadar Selçuk Bağlar’dan ve yöntemlerinden hoşlanmayın. 


Onun, yerine göre çok sert, net eleştirilerinden rahatsız olun. Ama bu olayda ceza alan Selçuk Bağlar olmayacaktır yalnızca. Selçuk Bağlar nezdinde anadilini kurtarmak çabasında olan, hatta olmayan insanlarımız da bir bakıma sindirilmiş, hizaya sokulmuş olacaklardır.


Burada acı olan balıkçının Selçuk Bağlar’ı şikayet etmesi değildir. Ceza verecek hakimin yorumu ve olaya bakışı da değildir. Asıl acı olan balıkçıyı bu süreçte bu cesareti bulabilecek kadar yüreklendiren, cesaretlendiren yöre insanlarımızın çokça olmasıdır. Oysa ki anadilimiz gibi en ulusal bir konuda her ne olursa olsun Uzunyayla’lıların hani o her şeyin “en”i olduğunu her fırsatta dillerinden düşürmeyen insanlarımızın daha duyarlı olması gerekirdi .


Selçuk Bağları çılgın ve deli olarak eleştirdiğinizde “evet ben bir deliyim ama dilimin kültürümün delisiyim binlerce yıllık dilimi ve ondan süzülüp gelen Nart Mitolojisini yaşatmaya çalışıyorum ve her şeyi göze aldım” diyecektir. Zira tüm akademik hayatını dediği şeylere adamıştır. Peki bu durumda biz kendimiz için ne diyeceğiz?


Ha bir de devletin de bir diyeceği olacak: 33 ayrı dilde yayın yaptığından, dilleri kültürleri miras görüp yaşattığından dem vuran TRT ve dolayısıyla devlet “Sizin dilinize gerek yok, benim dilimi kullanın yeter” demiş olacak.


Çerkesçe ölür, Çerkesler bakar. Tıpkı Zamantı nehri gibi.


Bu yazı toplam 3636 defa okundu.





Hak'aşe Erkan Batır

Ben de Hikmet Ber'e katılıyorum, bir farkla, yazının "ana fikri" ile sınırlı olarak (ana fikri son derece iyimser bir zihin dünyasıyla ele almaya zorluyorum kendimi-çok mu iyimserim acaba? )...

Çerkeslerin dertlerini anlatmak için bir " öteki" icat etmeye ihtiyaçları yok... Birinci eleştirim bu. Bu yazı "öteki" arıyor... "İnsan hakları" yeterli ve meşru-etik referanstır, başka hikaye uydurmaya gerek yok....

İkinci nokta;"Su akar, Çerkes bakar" meselesi... inanın uydurma bu...

Orijinali budur...
https://www.emekveadalet.org/alinti/gezideki-dis-mihrak-nihayet-bulundu-basina-dondugum-kurban-oldugum/

Derdimizi anlatırken dayandığımız referanslar önemlidir ve bu referansların aklı başında insanların benimsemekte zorlanmayacakları "hakiki" temellere dayanması ve "dünyalı" bir dille formüle edilmesi önemlidir diye düşünüyorum....

Yazı güzel, selamlar...

16 Eylül 2019 Pazartesi Saat 15:03
ber hikmet

Aramızdan ayrılışının bu yıldönümünde, sevgili Çetin Öner'in deyimiyle ''on numara'' bir yazı!

Yazıyı ve yazarını, konusunu ve destek verenleri kutluyorum.

15 Eylül 2019 Pazar Saat 18:51
Gubj Erdal

Balıkçı efendi şimdide uzlaşalım diyormuş.

UZUNYAYLA HALKINA, ÇEVRECİ ARKADAŞLARA VE TÜRKİYE ÇERKESLERİNE DUYURUMUZDUR!

2018 yılında gerçekleştirdiğimiz TRT ÇERKES mitingi sürecinde, farkındalık çalışmalarını yürütürken Kayseri-Pınarbaşı-Uzunyayla bölgelerinde "TRT ÇERKES AÇILSIN" ibaresini içeren bilbord çalışmaları çıkartmalar ve sprey boyayla uygulamalar gerçekleştirmiştik.

Amacımız halkımıza ve muhataplarımıza ulaşmaktı. Bu çalışmalarımız esnasında Pınarbaşı ve Uzunyayla bölgesinde de faaliyetler gerçekleştirdik. Tamamen demokrat ve hak savunuculuğu içeren bu faaliyetlerimiz Uzunyayla Alabalık adlı firma tarafından ve Kayseri Büyük Şehir Belediyesi çalışanı bir memur tarafından mahkemeye taşınmıştır.

Hakkımızda açılan davaya faaliyetimizi üstlenerek müdahil olduk.

Uzunyayla Alabalık firmasına çevreci hasasiyetimizi gösteren bir dizi karşı dava açtık.

Bir çok kişi davaya müdahil olmak için bizimle temasa geçti. Aynı zamanda bölge köylerinden bir çok kişi davada taraf olduklarını firmadan yıllardır şikayetçi olduklarını dile getirdi.

Toplumumuzun çevreye bu kadar duyarlı olması övülecek bir davranıştır.

Uzunyayla Alabalık firmasının yetkilileri davalar konusunda uzlaşmak istediklerini tarafımıza iletmişlerdir. Bu konu avukatımız ve bölge halkı tarafından istişare edilmiştir.

Bu bağlamdan olmak üzere:

1- Uzunyayla Alabalık firmasıyla bölge halkı adına köy muhtarlarının talep ve beklentilerinin bir protokol ile karşılıklı imza altına alınması,

2- Tarafların protokole sadık kalacaklarını imzayla ifade etmeleri,bölge halkının beklenti ve maduriyetlerinin giderilmesi durumunda

3- Uzunyayla Alabalık firması protokole imza attığı andan itibaren karşı davalarımızı ne şekilde çekeceğimiz yada çekmeyeceğimiz konusunda ikinci bir görüşme trafiği yürütülecektir.

Bölge halkı adına köy muhtarlarının konuya müdahil olmak istemeleri durumunda Örenşehir köy muhtarı Sn. Gündüz Dumanla temasa geçmeleri rica olunur.

Gelişmelerden halkımız ve çevreci taraflar süreç içerisinde haberdar edileceklerdir.

KAYSERİ TRT ÇERKES MİTİNG KOMİTESİ adına

Balkar Selçuk Bağlar

15 Eylül 2019 Pazar Saat 16:49
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net