Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
Dostluk Zor Zamanda Belli Olur
13 Kasım 2019 Çarşamba Saat 11:03


Politika sadece dost ile değil rekabet içinde olanlarla da yapılır. 


Eğer ortada bir soykırım, bir sürgün, bir büyük felaket varsa, o defter kapanmadan hiç bir şey düzelmez. 


Çerkesler içinde Rusya bu konumdadır. 


Tabii ki Çerkes halkı, Rus halkının düşmanı değildir. 


Fakat parçalanmış, yok edilmiş, çiğnenmiş bir coğrafyanın çocukları, kendilerine yapılana karşı meşru bir mücadele geliştirmek zorundadır. 


Aksi boyun eğmek ve adaletsizliği kabullenmek demektir. İnsanlık ve tarih için çok kötü bir örnek.


***


Çerkes siyasetinin çerçevesi çoktan çizilmiştir; teröre geçit vermeyen, sosyal, hukuki, ulusal ve uluslararası çapta verilecek sivil bir direniş ve diriliştir. 


Bu mücadelede Gürcüstan devleti, Çerkes soykırımını tanıyan bir devlet olarak Çerkeslere büyük bir destek vermiştir.


Ne yazık ki, kendini her fırsatta Çerkesler'in kardeşi olarak ilan eden Abhazya'nın bu zaman kadar Çerkes soykırımını tanımadığı ortadadır. 


Bu bile Abhazya'nın devlet olup olmadığını, daha doğrusu sözde devlet olduğunu ortaya koymaktadır. 


Abhazya'nın, Çerkesya ve Çerkesler'in gerçek dostu olduğunu anlayabilmek için hangi uygulamasına bakmalıyız, bakmalıydık?


***


Daima vefa ve sadakat duygusuyla bakıldığından mıdır nedir?


Gürcistan konusunda bu zamana kadar hep çekinik durdu Çerkes ileri gelenleri. Neden?


Çünkü Abhaz kardeşlerimiz gücenmesin!


Tabii Abhaz kardeşlerini hiçbir Çerkes gücendirmek istemeyecek istemeyecek de… Çerkes siyaseti yapılacaksa, dost, düşman, herkese rağmen, herkesle beraber yapılmak zorunluluğu var.


Aynı şey ABD ve Rusya federasyonu ile ilgili güdülen siyasi tavırlarda da kendini göstermesi doğal.


Çerkes siyasetinin, bütün sıkıntı ve haksızlıkların kaynağı olmasına rağmen, Rusya ve Rus halkıyla da iletişim kurma zorunluluğu vardır.


Burada her ulusun kendi kaderini belirleyebilmek ve kendi bakış açısıyla olayları ve olguları değerlendirmek kadar, çıkar ilişkilerinde nesnel davranmak mecburiyeti de…


***


İki tarafı keskin bıçak…


Ama siyasetse yapılacak olan, kendi kural ve işleyişiyle yürür.


İşbirlikçi deseler de Rusya ile teması kaçınılmaz olacak siyasetin. ABD ve İsrail ile de aynı şekilde.


Ulusal çıkarları ve uluslararası dengeleri koruduğu sürece emperyalizmin oyuncağı olmak, kukla olmak, komprador uşaklığı ya da Siyonizme alet olmak, hep boş laf ya da açık deyimle polemik…


Arap ülkeleriyle, devletleriyle ya da STK’larıyla yapılacak her girişim, İslami Radikalizm ve yobazlıkla değerlendirilecek diye iletişim kapılarımızı mı kapatacağız?


Ya da Avrupa Birliği ile olumlu bir ilişki, bizi Avrupa’nın kolu, bacağı, ayağı veya ileri karakolu mu yapar?


Her tür saldırı ve kaşınmaya açık konular. Fakat siyasetin başka yolu yoktur.


Ne pire için yorgan yakılır, ne de “öğrencisiz okul yönetmek” gibi kolay bir saçmalık izinde yürünebilir.


***


2011 yılında Çerkesya yurtsever hareketi ardı ardına, Gürcistan ve Rusya’dan “Çerkes Soykırımını açıkça tanıma” talebinde bulundu.


Hatta bireysel başvurularla soykırım sonucunda Çerkes halkının demokratik, hukuki, sosyal, politik taleplerini en makul şekilde başlatmış oldu.


2011 mayısında Gürcistan parlamentosu sürpriz biçimde Çerkes soykırımını tanıyan ilk ülke oldu.


O zamandan bu yana Ukrayna, Romanya gibi bir kaç Avrupa ülkesine de tanınma talepleri yapıldı. Fakat henüz yeni bir sonuç yok.


Umarız ki dünya yüzünde sürgünler ve soykırımlar yinelenmez. Savaşlar, acılar, işgaller olmaz olmamalı.


Çerkes soykırımının tanınması ve kınanması, vicdani, ahlaki, adli, insani bir görev, sorumluluk ve zorunluluktur.


Bu tanıma; halkların arasını açmak için değil, kin ve nefret tohumları ekmek için hiç değil, soykırımların, sürgünlerin tekrarlanmaması için yapılmalıdır. 


Gereken, adaletin bir şekilde gerçekleşmesi, kapanmayan yaranın kabuk bağlayacak şekilde kapanması için üzerinin merhemlenmesidir.


***


Rus, Gürcü, Çerkes ve Türk taraflar arasında olmayan sorunlara yeni sorunlar eklemek gibi bir gizli ajandamız olmadığını belirtelim.


Çerkesler, her tarafı memnun edecek adalet içeren bir çözüm yolunun eninde sonunda bulunacağına inanmaktadır. Yeter ki çözüm için taraflar istekli, içten ve inançlı olsunlar.


Unutmamalı ki düşmanlıklar da, nefretler de, savaşlar da sonsuza kadar sürmez ve sürmemeli.


Çerkesler’in, Rusya ile ilişkisi içinde tartışmalar, daha uzun yıllar gündemi işgal edecek gibi görünmektedir.


Rusya eninde sonunda gerçeklerle yüzleşecek, Çerkes soykırımını tanıyacak, kınayacak, özür dileyecek ve soykırım yaptığı halkın torunlarına maddi ve manevi tazminat ödeyecektir.


Çerkesya coğrafyası, tüm sosyal görünümüyle dirilecek, yer adları Çerkesleşecek ve Çerkes soykırımının faillerinin adları coğrafyadan silinerek, sonsuza kadar zillete mahkum edilecektir.


Siz buna şimdi inanmıyor musunuz? Görebilir miyim bilmem ama, bir gün bunların gerçekleşeceğine mutlaka ve mutlaka yürekten inanıyorum.


Üstelik savaş, acı, ölüm ve kanla değil… Barış, hak, adalet, demokrasi ve insanlık ile…


İşte tam bu noktada Rusya ile Çerkesler bir ortak nokta bulacak, uluslararası adalet, eşitlik ilkeleriyle bir araya gelecek ve anlaşacaklardır.


İyi de, kendini kadim dost, komşu hatta kardeş ilan ettiği halde, mücadelemiz sırasında; orada burada yolumuza, önümüze, çıkarak, soykırımcılar ile olan hesaplaşmamızda karşı tarafla işbirliği yapanlar yarın bu durumu nasıl açıklayacak ve nerede olacaklar?


28 Ekim 2019 tarihinde Ürdün-Amman Çerkes Yardımlaşma Derneğinin düzenlemiş olduğu konferans kalabalık ve kendini bilmez bir güruh tarafından basılmıştır. 


Duyulan o ki 100'den fazla kişi şiddetli bir kavgaya girişmişler. Daha da doğrusu Ürdün'de bulunan bir diplomatik misyon mensubunun azmettirici rolü ile toplantıyı gerçekleştiren Çerkesler üzerine saldırılmıştır.


Hiç bir şekilde kabul edilemez bir şey. Dostluk da, kardeşlik de yalan mıydı?


Nasıl olur da böyle bir saldırıya cüret edilebilir? Şiddet yoluyla elde edilmek istenen nedir?


Çerkesler üzerinde sürekli bir sindirme ve baskı uygulamak, onları komşuları marifetiyle cezalandırmak...


Çerkesler, kiminle görüşeceklerine başkalarından mı emirle karar verecekler?


Öyle bir şey ki olanlar, Çerkesler'in üzerine, rekabet içindeki bir güçten emirle gelip saldırı düzenlemek anlamına gelmektedir.


Çerkesler'in açıkça yalnızlaştırılması projesi, Abhazlar eliyle Abhazlar'ın da yalnızlaştırılmasına hizmet ediyor? 


Fakat yok! Abhazlar'ın sağlam bir dost ve müttefiki vardı(!), değil mi?


***


Bugün aramızdan karışık evlilikler yoluyla acımasızca Çerkes siyasetine içeriden(!) eleştiri yapanlara da bir sözüm var. 


Kendi içinde bulundukları duruma, kana, soya dayalı (melezlik ya da evlilikler yoluyla akrabalık tesis etmiş olanların) konumlarını ayrılmaz ikili olarak görenler, Abhazya'nın siyasetinin, Çerkesya ve Çerkes halkına karşı bir haksızlığı uygulamaya geçirdiğinde bunu nasıl kabullenebilecekler ya da kabulleniyorlar?


Çerkes siyasetine gölge etmek Abhaz siyasetinin hakkı olmamalıdır. Herkes kendi siyasi yolunda yürümelidir. 


Eğer dostluğun gereği yapılmıyor ya da yapılmayacaksa, hiç olmazsa aleyhte aktiviteler yürütülmemelidir.


Abhazya devleti gerçek bir devlet midir? Yoksa bir piyon devlet midir? Bunun yanıtını sahada görmek istemek, suç addedilmez umarım.


Ve Abhazya devleti gerçekten de Abhazlar'ın tamamını temsil etmekte midir? 


Öyle olsa kardeş bildiği bir halkın acılarını içselleştirir ve onları müttefiki bildiği Rusya nezdinde savunur idi. Böyle bir şey yok. 


Her ulus kendi çıkarları için yaşar gerçeği gözümüzün içine bile isteye sokulmaktadır.


Şimdi burada Çerkesler olarak, dost, kardeş ve komşularımızdan beklediğimiz, kendi parlamentolarına Çerkes Soykırımını tanıma yönünde önerge vererek, oy birliği ya da hiç yoksa oy çokluğuyla kabulünün sağlanması.


Abhaz dostlarımız da bu çerçevede Çerkesler ve Çerkesya ile ilgili bir şeyler söylemeyi kendilerine hak olarak görüyor iseler, parlamentolarından Çerkes Soykırımı yasasını ivedilikle çıkartmalarını beklemek hakkımız olmalı.


Yoksa "hep bana hep bana" siyaseti ile ortada ne dostluk, ne komşuluk, ne kardeşlik kalır! 


Nalıncı keseri gibi hep kendine çalışanlar daima kaybetmeye mahkumdurlar.


Bu yazı toplam 2527 defa okundu.





Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net