Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Prof. Dr. Harun Raşit Uysal
Korona Sonrası Tarım
09 Haziran 2020 Salı Saat 14:18

Köylülerle konuştuğunuzda, girdi maliyetleri ile düşük tarla fiyatlarından yakınıyorlar. Şehirliler yüksek fiyatlara satın aldıkları meyve ve sebzeden köylülerin çok para kazandıklarını düşünedursunlar aslında parayı kazananalar aracılar oluyor. Tarla ile market arasındaki fiyat farkı birçok üründe 4-5 katına çıkıyor. Bunun da tarla-market arasındaki çarpıklığı göz önüne sermesi açısından önemli.


Korona yeterince konuşuldu şimdi sonrasının ne getireceğinin konuşulması gerekiyor. Bu yazıda korona sonrası tarımda neler olabileceği bulacaksınız.


Aile çiftçiliği


Korona günlerinde sağlık ile birlikte öne çıkan gıdanın tedarik edildiği tarım alanları-ahırlar ve balık havuzlarının geleceği nasıl şekillenecek buna bakmak gerekiyor. Bu alanların taşıyıcı kolonları küçük aile işletmeleri olmaya devam edecek gibi görünüyor.


Hali hazırda tüm dünyada 515 milyon aile çiftçisinin katkı sunduğu tarımsal üretimin değeri 3. 725 milyar dolar. Tarımsal üretimin yüzde 56'sı küçük üreticilerden oluşurken, gıda üretiminin yüzde 85'ini de bu üreticiler sağlıyor.


Dünyanın 5 büyük tarım üreticisinden biri olmayı hedefleyen Türkiye ise son 15 yılda tarım alanlarının yüzde 12'sini, çiftçisinin ise son 10 yılda yüzde 38'sini kaybetmiş bir şekilde koronaya yakalandı.


Küçük işletmeler yükselen döviz ile birlikte artan girdi maliyetleri, ambalaj fiyatları ile girdi ithalatındaki gümrük kısıtlamaları nedeniyle bu süreçten daha fazla zarar gördüler.


Bir de korona sürecinde değişen alışkanlıklara bakmak gerekiyor. Evde ekmek yapmak, yemek pişirmek geleneği ile birlikte pazarda da geleneksel ürünlere olan talep daha da artacak gibi görünüyor. İnsanlar eskiye oranla küçük işletmelerin ürettikleri geleneksel gıdaları daha fazla tercih eder oldular.


Pandemi e-ticareti de öne çıkardı. Birçok tüketici bu dönemde evde sipariş vererek istediği gıdalara ulaştı. E-ticareti şu anda yeterli sayıdaki araç ve elemanları ile büyük marketler yaparken, geleneksel üretim de buna ayak uydurmak zorunda kalacak.


Toplum destekli pazarlama sistemleri gelecekte daha bir öne çıkacak. Bu sistemle tüketici gereksinim duyduğu yaş/kuru meyve-sebze, süt ürünleri, et ürünleri gibi gıdaları doğrudan üreticiden satın alacak.


Bu da tarımın dolayısıyla ekonominin can damarları olan aile çiftçiliğini daha önemli hale getirecek. Geleneksel tarım sistemi içerisinde az karla geçinen, kendi emeğini koyan, üretim hafızasını muhafaza eden küçük ve orta büyüklükteki işletmeler bu manada gıda üretiminin oldukça kritik parçaları olmaya devam edecekler.


Ancak bunların vergi yüklerinin hafifletilmesi, pazara ulaşımlarının kolaylaştırılması, örgütlenmelerinin desteklenmesi, yeterli oranda ürün desteği verilmesi, teknolojiye ulaşmalarının sağlanması, hükümetlerin direkt alımlar yoluyla desteklemesi, e-ticaret gibi kanallar aracılığıyla pazara ulaşımının güvenli hale getirilmesi gerekiyor.


Dijital tarım


Köylüler sayesinde gıdasız kalmadık kalmasına da gelecekte acaba tarım nasıl şekillenecek? Özellikle de gençlerin tarım yapmak istemediği, köylerde üretim yapanların yaş ortalamasının 56 olduğu Türkiye’de.


Umutsuzluğa yer yok. Ziraat Odaları Başkanlarından öğrendiğimize göre: ilçelerinde daha önce tarlası olduğu halde ne tarım yapmış, ne de odaya üye olmuş birçok kişinin korona sürecinde tarlalarına gittiklerini ve odaya kayıt yaptırdıklarını öğreniyoruz. Bunlar arasında özellikle gençlerin de olması son derece önemli.


Bugün kovid-19’u atlatılsa bile gelecekte dünyanın böyle salgınlarla karşılaşmayacağı garanti edilemiyor. Bu manada dijital tarım desteklenmesi gereken bir alan olarak karşımıza çıkıyor.


Çiftçiler cep telefonlarına gelen uyarılarla evlerinden ekim, dikim, ilaçlama, gübreleme, hasat, sağım, yemleme, sulama, bakım gibi tarımsal operasyonları yürütecekler. Toprağın verimini, kalitesini, hava durumunu takip edip, doğal afetler ve haşere mücadelesinde erken uyarı sistemleriyle uyarılacaklar.


Gençlere önem verilmeli


Bilgisayara, akıllı telefonlara hakim olan gençler ve onların bir kısmının bu süreçte tarımı gözetlemesi her açıdan son derece önemli.


Bence Türkiye bu fırsatı kaçırmamalı, tarım yapmak isteyen gençlere destek olunmalı. Bir de gençlere şirket kurup marka yaratıp, ürünlerini dökme değil ambalajlar içerisinde satmaları ve böylece daha fazla gelir elde etmeleri yönünde de eğitim ve destekler verilmeli.


Unutmayalım ki kovid-19 ne ilkti ne de son olacak. Dünya bu şekilde kirlenmeye devam ettiği takdirde, muhtemelen daha böyle birçok salgınlarla mücadele etmek zorunda kalacak. O salgınlarda da gıda ve onun tedarikinin sağlandığı tarım alanları, ahırlar ve balık havuzları yine öne çıkacak.


Bizden söylemesi...


Bu yazı toplam 1919 defa okundu.





Müşerref Timur

Pandemi bana şunu öğretti Raşit hocam. Ekmeğini, Yoğurdunu, Erişteni ve daha pek çok yapabileceğin gıdayı evde hazırlamak. Doğru malzemelere ulaşarak tabi.

Selamlar, saygılar.

12 Haziran 2020 Cuma Saat 23:28
XAРУН-DÜZCE

Aile işletmeleri için devletin çiftçiyi, küçükbaş hayvancılığı teşvik etmesi gerek. Tarım şahlanışı için Covid-19 için oluşturulan BİLİM KURULU şart Harun hocam. Çiftçi çok hırpalandı ötelendi son dönemde.

09 Haziran 2020 Salı Saat 23:46
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net