Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Prof. Dr. Harun Raşit Uysal
Tarım kirletici mi?
14 Ekim 2020 Çarşamba Saat 12:28


Toprak işleyerek başlayan tarımla birlikte çevre tahribatı da başladı. Başlangıçta sadece tarım alanlarını kapsayan ve bu alanlarda kültür bitkilerinin yetiştirilmesini sağlayan tarım buralarda yetişen yaban bitkilerinin azalmasına neden oldu.


Zamanla tarımda at gücünün kullanılmaya başlaması, tarım alanlarının süratle artmasına neden oldu ve tarımsal üretim birden bire dört kat arttı. Giderek artan dünya nüfusu ve gıda maddelerine olan talep bu süreci hızlandırdı ve geniş otlak ve mera alanlarının sürülerek tarıma açılmasına neden oldu.


Tarlalar açıldı hayvanlar kaçtı…


Geniş otlak ve meraların sürülerek tek yönlü ürün ekimleri ve bu kültür ürünlerinin tarlada korunması, bu otlaklarda yaşayan otoburların (ot yiyen hayvanlar) yaşam şanslarını azalttı. Otlak ve meralarda yaşayan otoburlar daha yüksek alanlara kaçtı ve bu hayvanların avcıları da yüksek alanlara yöneldiler. Deniz, göl ve dere kenarlarında açılan tarım alanları nedeniyle de bu alanlarda yaşayan canlılar yukarı bölgelere kaçtılar. Ardından gelişen tarım teknikleri ile tarım alanları arttıkça, canlılar daha yüksek alanlarda yaşamak zorunda kaldılar.


Bir taraftan bu gelişmeler olurken diğer taraftan, madencilik ve maden işleme sanatı gelişti, başlangıçta sert ağaç sabanlar kullanan çiftçiler, giderek demir sabanlara yöneldiler.


Atların çeki hayvanı olarak kullanımı ile güç arttı ve toprağı yırtarak işleyen sabanların yerini toprağı devirerek işleyen pulluklar aldı. Pulluk ile çevre felaketi boyut değiştirdi. Sadece toprak yüzeyindeki canlıları hedef alan toprak işleme artık toprak altı canlıları da hedef almış oldu. Bu yeni toprak işleme aleti, tarıma yeni açılan toprakların artışını sağlarken, tarım topraklarının hızla verimsizleşmelerine neden oldu.


Kimyasal gübreler ve ilaçlar türedi…


Verimsizliğin giderilmesi için 1700’lü yıllarda başlayan ve 1800’lü yıllarda gelişen kimyasal gübre kullanımı dünyada hızla arttı.


Buhar gücünün icadı ve yürüyen makinelerde kullanımı, tarım alanlarını daha güçlü, toprağı daha fazla parçalayan ve alt üst eden toprak işleme tekniklerini getirdi. Toprağın doğal verimliliği hızla düştü ve kimyasal gübre kullanımı hızla arttı. Böyle bir döngü içerisinde sürekli kullanılan kimyasal gübreler fiziki ve biyolojik dengesi bozulan toprakların kimyasal


dengelerinin de bozulmasına neden oldu. Biyolojik dengesi bozulan tarım topraklarının üzerinde yetiştirilen bitkilerin de biyolojik dengeleri bozuldu ve hastalık-zararlılara karşı dirençleri de azaldı


Bu gelişme üzerine, kimya sanayi hastalık ve zararlılar için kimyasal preparatlar geliştirmeye başladı. Başlangıçta bu kimyasalların kullanımı ile tekrar bitkisel ürün verimleri arttırıldı ve tarım süratle bu kimyasalları kullanmak zorunda olan bir sektör haline getirildi.


Düşük maliyet ve büyük oranlarda üretim ile dünya pazarlarına giren kimyasal girdilerle üretilmiş ürünlerle rekabet edemeyen üreticiler de kimyasal girdi kullanmaya başladılar.


Köleliğin kaldırılması…


Bundan daha önemli bir değişiklik, sırası ile 1830, 1833 ve 1836 yıllarında İspanya, Amerika ve İngiltere’de köleliğin yasaklanması ile ilgili yasaların çıkartılması oldu. Araplar, İspanyollar ve Hollandalıların ve daha sonra İngilizlerin elindeki sömürge ülkelerde sözleşmeli çiftçilik, iş karşılığı barınma ve beslenme ihtiyacının karşılanması, yerli halkın zorunlu olarak beyazların işletmelerinde çalıştırılması gibi yasal düzenlemeler yapılarak ucuz iş gücü yaratıldı ve bu beyazların kullanımına sunuldu


Tarımsal üretim alanlarındaki bu baskı, geleneksel üretim kültürlerini yok ederek, bugün üçüncü dünya ülkeleri olarak tanımladığımız eski sömürge ülkelerin kendi beslenmeleri için de bu dev şirketlerin ürettiği ürünlere bağımlı olmalarına yol açtı. Kısıtlı da olsa doğayı koruyarak yapılan geleneksel tarımın yerine doğayı sömüren üretim başlatıldı.


Günah keçisi tarım…


Bütün her şeye karşın insanlık kadar eski olan tarım hiçbir zaman endüstri devriminden sonra gelişen sanayi kadar kirletici olmadı. Hatta organik veya doğal yöntemlerle yapıldığında iklim değişikliğine olumlu etkileri olduğu bilim insanları tarafından son zamanlarda dile getirilmeye başlandı. Sonuçta yukarıda anlattığım gibi tarım tarihsel döngü içerisinde doğayı kirletti. Ancak neredeyse yaşanamayacak kadar kirlenen çevre ve iklim değişikliği için bir günah keçisi aranıyordu. Bu da bazılarına göre tarım oldu. Bana göre ise sanayisi gelişmiş ülkeler ve o ülkelerin çok uluslu şirketleri.


Ya sizce?


Bu yazı toplam 1011 defa okundu.





Meral Özen Ataseven

Mera ve otlakların yok olması çok vahim. Tamamen katılıyorum. Yeni Zelanda Tarım Bakanını geçen TV dinledim. Çocuklara da dinlettim. (Çocuklar mera ve otlak nedir bilmiyor)

Mera ve otlaklarımızın varlığı maliyetlerimizi çok düşürüyor dedi ve Yeni zelanda tarımdan ürettiklerinin % 95 ihrac ediliyor, % 5 ülke içinde tüketiliyor.

15 Ekim 2020 Perşembe Saat 11:59
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net