Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Nurhan Fidan
Konvansiyonel Çerkeslerin Tarafından Bildiriyorum!
25 Ocak 2021 Pazartesi Saat 22:26

Girizgahı geçelim, konuya girelim. Zira, bir konunun etrafında dolanmak, sözde modern kavramları ürün yerleştirmesi yaparak (senaryolarda olur) muhatap seçtiğiniz kitleye yüksek bir kibirle sunma sendromuna girecek değiliz.


Bu işi daha göz açıcı, vasıflı, becerikli müelliflere bırakalım.


Evet, ellerinde meşalelerle Çerkes mahallesini aydınlatmak, ''patriarkal'' düzeni yerle yeksan etmek için ''Çerkes Kadın Hareketi'' postuyla bir kutlu yola çıkılmasının üzerinden yaklaşık 1 ay geçti. 


Peki bu 1 ay içinde ne gördük?


1 Manifesto, 3 bildiri, 2 instagram yayını, 1 destek imzacısı listesi. 1 akademisyen imzacı listesi. 


Kamusal alana ilk çıktığı günlerde yazdığım bir yazıda, sonraki yazının bu arkadaşları ''anlamak'' üzerine çaba göstermek olacağını yazmıştım. (http://www.cherkessia.net/author_article_detail.php?article_id=4705)


Sözümde durmak için bir kaç kez denememe rağmen ''anlayamayacağımı'' anlayıp pes ettim. Zira şimdiye dek organik olarak içinde yaşayageldiğimiz, bazı iletişim kazaları ve naifliklerine rağmen teamüden zararlı bir etkisine rastlamadığımız Çerkes sosyal yaşamının neden ''kepaze edilmek'' istendiğini öğrenmeye çalışmak daha elzemdi.


Başından beri ''suçlu ayağa kalk'' kıvamında ''fail'' ilan edilip agresif feminizmin söylem tacizine uğrayan  Çerkesler (tabi ki daha çok ''patriarkal'' düzenin temsilcisi olan zalim erkekler) ilk şaşkınlığı üzerlerinden atınca itiraz etmeye yöneldiler.


Bir kaç münferit örnek dışında öfkesine yenilen, ne dediğini bilmeyen şuursuz bir söyleme, sosyal medyada veya diğer platformlarda rastlamadım. 


Peki, zehir zemberek meydan okumalarla adres gösterilen, Çerkes kadınlarının karşısında adeta ''sessiz köleler'' ( bu kısma yeniden geleceğiz) olduğu ifşa edilen o meşhur ''eril şiddet'' nereye saklanmıştı


Öte yandan ne ilginçtir ki, yenilir yutulur olmayan suçlayıcı kurgulara, Çerkes norm değerlerine balta-tüfek girişenler ''eril şiddeti'' bahane ederek ''mağdur'' görünmeyi bir miktar başarmıştı..


Sonra ek kuvvet olarak ''imzacı listeleri'' oluşturuldu. Fiyakalı mağduriyet kavramları yerli yerine oturtuldu, bazı anglosakson kavramlar cümle aralarına serpiştirildi.  Evet işte hazırdı imzacı listesi. Kimi akrabası rica ettiği için, kimi tılsımlı ''mağdur kadın'' sözcüğünün hakkını vermek için, bazıları da rutin hayatına gökkuşağı rengi katmak için imzacı oluverdi. Öyle ki çok azı sahiden destekçiydi. Aralarında belki en harbi olanlar bunlardı.  


''Eril şiddet'' görüldüğü yerde ezilmeliydi, fakat bir türlü bulunamıyordu. Oysa haddini bildirmek için hemen-şimdi bulunması gerekiyordu.


Günler günleri kovalıyor ''eril şiddet'' in yeri bir türlü tespit edilemiyordu. Sadece erkekler değil, durduk yere ''sessiz köleler'' yaftası yapıştırılan Çerkes kadınları da şiddetle bunu merak ediyordu. 


Derken son bir gayretle ortaya çıkan ''akademisyen imzacılar'' yetişti sahneye. İşte şimdi ''fail'' ve ''mağdurların'' yüksek hakemleri kamusal alana avdet etmiş, rütbeleriyle itaate çağırdıkları ''konvansiyonel'' Çerkesleri, yazdıkları sert bildiriyle kapana  kıstırmışlardı. (bknz: çerkes aydını sendromu)

(https://www.facebook.com/CerkesArastirmalari/posts/3523118121089729)


Yayınladıkları yandaş mukaddime evet ''ses'' getirmişti, fakat bu ''ses'' pek istenilen ''ses'' değildi. 


Çerkesler itiraz ediyor, her mahalleden onları eleştiren bir cüretkar çıkıyor, lafını dosdoğru söylüyordu. Fakat Çerkes sosyolojisine adeta İrlandalılar kadar uzak düşmüş akademik rütbelilerin  ''endişe'' ettikleri o ''eril şiddetin'' nereye  gittiği bilinmiyordu.


Seçkin akademisyenlerimizin yarattıkları sentetik tartışmalarla, Çerkesleri tepkileri açısından sosyal bir deneye tabi tutmalarını çocuklar gibi şen nidalarla paslaşarak duyurmaları, kendi toplumuna yabancılaşmanın pik dramı olarak şimdiden tarihe geçmişti.


Oysa, çağdışı kaldıklarına çoktan hükmettikleri Çerkes toplumuna ''balans ayarı'' yapmaya dünden hevesli imzacılardan Michael Collins olmalarını bekleyen hiç kimse yoktu. 


Neden kendilerini, hangi maceraya, ne zaman yelken açacağı belli olmayan stajyer bir manifesto için yerden yere atmışlardı?  


Konvansiyonel Çerkesler bunun cevabını elbette bulacaktı.


Not: Gelecek yazıda ''Çerkes mahallesinin uykularını kaçırmak isteyen'' bir müellifin yazdıklarını analiz edeceğiz.


Bu yazı toplam 4231 defa okundu.





Ğubj ERDAL

Çerkesler erkekleri değil Sadi bey, Çerkes toplumunun tümü hedef alınmıştır. Çerkes yasası olan Xabze hedef alınmıştır.

26 Ocak 2021 Salı Saat 20:39
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net