Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tegulan Yakup Temel
Babalar ve Çocukları
20 Haziran 2021 Pazar Saat 15:16

1982 yılında, tıp fakültesini bitirip Aksaray'ın büyükçe bir köyüne mecburi hizmete gitmiştim. O zamanlar Uzunyayla'dan çıkıp yeni yeni başka toplumları tanımaya başlamıştık. Bir gün, bir vesile ile bir toplumda otururken 30 yaşlarında bir adam, odaya girer girmez yanındaki iki çocuğu ile birlikte doğruca baş köşeye geçip oturmuştu. 


Sonraları bu durumlara alıştık ama ben o zaman çok şaşırmíş ve buna bir türlü bir izahat getirememiştim. Öyle ya, bırakın babalarımízla birlikte bir toplumda yan yana oturmayı bunu hayal bile edemez, hatta onların olduğu odaya bile kolay kolay giremezdik. Aradan çok yıllar geçsede, bu görüntü çerkes toplumunun ne kadar farklı bir toplum olduğunu gösteren çarpıcı bir durum olarak hiç çıkmamacasına hafızama kazılmış oldu.


Çok yıllar önce Uzunyayla'lı bir büyüğümüz ile konuşurken bir nedenle oğlundan bahs etmek durumunda kalmıştı ve biraz da çekinerek, '' Wi nemıs l'aye wığhu”, yani saygınlığın yüksek olsun diyerek söze başlamıştı. Sonradan anladım ama o zaman çok anlam verememiştim bu söze ve kendi oğlundan söz etmekteki bu isteksizliğe. Çerkesler kendilerinde, kendi çocuklarından, ailelerinden söz etmeyi, hele hele övücü cümleler kullanmayı pek sevmezler ve benimsemezler.


Çerkes kültüründe malıyla mülküyle, çocukları ile övünmek hoş karşılanmaz, böyle yapanlarda ayıplanır. Oldukça iyide bir öğrenci olmama rağmen babamın sınıfı geçtiğim için bana aferin dediğini, başkalarına da çocukları hakkında  herhangi bir şey için taktir kelimeleri kullandığını hiç hatırlamıyorum. Onun için bunlar o zaten olması gereken olağan bir durumdu ve öyle ulu orta dile getirilmezdi. Yedi erkek kardeştik ve babam çocuklarına karşı çok sertti ve bizde kendisinden çok çekinirdik. Sözünü kestiğimiz veya lafına karşı geldiğimiz görülmemiştir. Belkide aile içinde düzenin ve disiplinin sağlaması için bunun böyle olması gerekiyordu. Babamıza duyurmamız gereken ama direkt ona söyleyemediğimiz şeyleri annemi aracı kılarak ona söylettirirdik.


Bu gün bile Uzunyayla'nın ikindi zamanlarını çok severim. İkindi zamanları köy otobüslerinin gelme zamanlarıydı ve köyün bütün çocukları o saatleri dört gözle beklerdik. Otobüs Lığurhable tepesinden belirir belirmez köyün neresinde olursak olalım bütün çocuklar hemen koşa koşa otobüsün durak yeri olan köy meydanına giderdik. Kim inecek acaba, kimin misafiri gelecek diye merak içerisinde otobüsün çevresinde dört dönerdik. Köye birilerinin gelmesi demek rütin dışına çıkılması ve aynı zamanda köye bir heyecan gelmesi demekti. Yolcusu gelen eve gıpta ile bakılır, kimbilir kimler gelmiş ve neler getirmiştir! Birde şu var, evine misafir gelen çocukların havasından da geçilmezdi hani..


Daha sonraları ortaokul ve lise çağlarında okumak için Kayseri' ye gittiğimde bu sefer o otobüslerden ben iner oldum. Yaz tatillerinde, ikindi  üzeri otobüsden iner evde de çok fazla oyalanmadan yanımda getirdiğim topuda alıp harman yerinde beni dört gözle bekleye arkadaşlarıma katılırdım. Ama köyde tatil yapacağımı zaneddiyorsanız çok yanılıyorsunuz. Tatil değil hemen ertesi gün başlayacak olan yoğun bir çalışma dönemi bizi bekler olurdu. Babam aynı zamanda çok çalışkan bir adamdı ve kendi çalışma temposuna çocukları olarak bizleride uydurmuştu. 


Haziran sonlarında ot biçme ile başlayan çalışma periyodu Eylül sonlarında harmandan saman çekme işi ile sona erer ve ertesi günde yeni ders yılı için tekrar şehre dönülürdü. Çalışma saatleri ile ilgili de çok politik davranırdı; başlangıçta yaplacak işlerin hepsini önümüze serip gözümüzü korkutmaz, alıştıra alıştra, aşama aşama işleri yaptırırdı. Bir seferinde Uaşhağhurey’de ekin biçerken işimiz öğlene az bir zaman kala bitmiş öğlen dinlenilmesi için köye dönecektik. Zaman köye dönmek için erken ama başka bir tarlaya başlamak için de biraz sıkışıktı. Yani, köye de gidebilirdik, ikinci tarlayada başlayabilirdik, öyle arada bir durum. Biraz düşünüyor gibi yaptıktan sonra, " O tarlaya da gidelim de bir iki arğıne alalım, hemde öğleden sonra dönüş için tırpanlarmızda orada bırakmış oluruz " dedi babam. Aslında biz bunun ne demek olduğunu önceki tercübelerimizden biliyorduk, tırpanları bırakma bahanesi ile sabah mesaisini tamamlattırmak istiyordu. İtiraz etmeyi aklımızdan bile geçiremezdik tabii. Öyle de oldu, ikinci tarlaya giderek tam saatine kadar o tarlada ekin biçtik.


Bizim açımızdan bu tempo üniversite bitip iş hayatına atılncaya kadar devam etti ama babam işlerini devam ettirdi, ta ki 75 yaşlarına kadar..Artık hem yaşlanmaya hem de temposu düşmeye başlamıştı. Ayrıca çocukları ayrılmış yanlız kalmıştı. Daha sonraları yazları köyde kışlarıda Azey' de, daha sonralarıda sürekli olarak Kayseri' de olmak üzere şehir hayatına geçiş oldu. Uzunyayla babalarının hemen hepsinin yüzleşmek zorunda kaldığı bu durum çok dramatik olmuştur. Bir taraftan alışık olmadıkları şehir hayatı, diğer taraftan   bir sohbet arkadaşına ( worşereğu) en fazla ihtiyaç duyacakları yaşlılık dönemlerinde Uzunyayla’ya hiç benzemeyen yapayalnız bir hayat..Bunda ne kadar zorlandıklarını tahmin etmek zor değil.


Azey'de kaldıkları dönemlerin birinde, bende bir hafta sonu onları ziyarete gelmiştim. Bu arada, Gilahsteney'de bir düğün olduğunu duyunca bir kaç arkadaş düğüne gitmiş gece yarısından sonrada dönüşe geçmiştik. Tam Marğuşey köyünü geçmiş ve Azey'de iyice yaklaşmışken arabamız birden stop etti. Epey bir uğraşmamıza rağmen arabayı çalıştıramıyorduk, bize yardım edecek  gelen geçen bir arabada yoktu. İyice telaşlanmaya başlamıştık ki Azey yönünden gelen bir araba yavaşlayarak yanmızda durdu. Biraz sonra arabadan iki kişi indi. Oda ne, bastonu ile arabalardan inenlerin biri Dote idi! Babama Dote derdik. Dote, iyice geciktiğimizi görünce bizi iyice merak etmiş, bunlar kaza geçirdi bana söylemiyorlar diye komşunun arabası ile o yaşlı hali ile bizi aramaya çkmıştı. Önceleri çocukken sevgisini hiç  göstermedıği için bazen bizi sevmediğini düşünürdüm. Bu aklıma gelince bunu  düşünmüş olmaktan orada bir daha utandım.


Babam yaşlandıkça bize karşı olan sertliği iyice yumuşadı ama biz çocukları ev bark sahibi yaşlı başlı adamlar olduktan sonra bile onun yanında ayak ayak üstüne attığımız hiç olmamıştır. 86 yaşında ölünceye kadar da bu durum böyle devam etti.                                                                          


Çerkes babaları çocuklarının düğününde ortalıkta pek fazla gözükmezlerdi. Buna karşılık gerekli organizasyonları akrabalar, amcalar, dayılar, nıbjeğuler, komşular, köylüler yaparlardı..Babam normal zamanlarda da cegu’lerde pek gözüken, oynayan biri değildi. Düğünlerde, sabah nısaşe kafilesi yola çıkmadan hemen önce kapı önünde küçük bir cegu yapılır, sonra yola çıkılır. Ağabeylerimin birinin düğününde, gene avluda başlatılan böyle bir cegu de yakın arkadaşları babamı nereden buldularsa bir yerlerden bulup getirerek düğünün ortasına atmışlar, oda mecburen  bir iki dolandıktan sonra kafe yi kısa kesip tekrar kaybolmuştu. Babamı cegu lerde oynarken ilk ve son defa orada gördüm..


Bazen düşünürüm, babalarımız çocuklarını kucaklarına almadan, onlara herkesin yaninda sevgilerini göstemeden nasıl durabiliyorlardı diye. Bu iradeyi gösterebilmek kolay olmasa gerek. Şimdi düşününce bunun bir eğitim ve ciddi bir irade konusu olduğunu anlayabiliyorum.


Çerkes babaları çocuklarına açıktan sevgi gösterisinde bulunmazlar ama onlarında çocuklarını herkes gibi çok sevdiklerinden emin olabilisiniz.


Bu yazı toplam 2411 defa okundu.





Savaş Uyar

İlk başta hakkın rahmetine kavuşmuş, Baba'larla bütün geçmişimize rahmet diliyorum, günahları af mekanları cennet olsun İNŞALLAH, hayat'ta olanları kutlar, tebrik ederim. Hikayeyi okuyupta etkilenmiş biri olarak eminim bunları birebir yaşamayan, hatta daha fazlasını görmeyen yok diyebilir miyim, herşey zamanında ve yerinde olmaktır, vesselam.

20 Haziran 2021 Pazar Saat 19:17
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net