Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Nurhan Fidan
Yalnız Bir Halk: Adıgeler
31 Mart 2010 Çarşamba Saat 13:30

‘Her yerde olan, hiç bir yerde değildir ’

                                                                     Martialis

 

***

Adıgelerin ‘  yok olmakla karşı karşıyayız, biz de varız, ne yapmalıyız’  demeye başladıkları anda ortaya çıkan kimi refleksler, çok acemice ve şaşırtıcı geliyor bana. Mevcut durumla ve gelecek için kurgulanan haliyle, Adıge halkının yok olmakla karşı karşıya olduğunu görmek için çok da uzak görüşlü olmaya gerek yok herhalde. (kimi uzak görüşlüler, yine de bu cümleden alınmasınlar)

Adıgeler bugün sahiden de dramatik bir şekilde yalnızlar. Büyük sürgünden sonra nüfusunun çok azı Tarihi Çerkesya topraklarında kalan bu halk, bir zamanlar sahip olduğu topraklarda uzun bir süredir azınlık durumunda. Bunun için de, diaspora da oldukça kalabalık bir nüfusu temsil etmekteler. Öyle ki, bu trajik diaspora resminde, ‘esas adam’ Adıgeler. Yani geçmiş, onlar için büyük bir telefat tarihi aynı zaman da. Bu gerçeğe zaten pek kimsenin itirazı yok. Peki bugün için, Adıgeler konusunda ki itirazlar hangi durumlarda başlıyor? Şimdiye kadar ‘nohut oda – bakla sofa’ yaşayıp giden, RF’ nu  ve diasporada ki Adıgelerin ‘başına saksı mı düştü’ diyenler vardır belki de.

Öncelikle, Çerkes Kongresi ismiyle ete ve kemiğe bürünmüş olan muhalif hareketin ortaya çıkıp, ‘ulusal konularda, kendimizi sadece RF nun insafına bırakan politikalar dışında da seçeneklerimiz olmalıdır’ söylemini dillendirmesiyle başlıyor bu itiraz miladı sanırım. Zira, Çerkes Kongresinden önce, Adıgeler arasında dişe dokunur bir muhalif STK varsa da, bu muhalif hareket oldukça utangaç olmalı ki, diasporanın bundan bir haberi olmamış.

Sanırım artık, Çerkes siyasetinde statükocular dışında aktörlerde var ve bunların söylemleri epey ilgi göreceğe benziyor. Çerkesya ideali ve soykırım konusu, şu an için Adıge muhaliflerin majör konuları. Hele ki soykırım meselesi, ayırımsız olarak tüm vicdanlar da yakıcı bir konu. Soçi olimpiyatları öncesi,  bunun gündeme getirilmesi, Dünya kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışmak, siyaseten doğru bir zamanlama ve modern Dünyanın da ilgi gösterebileceği insani bir çıkış.  Sevgili Çetao Nadir’in yazdığı o şahane cümlede ki gibi. ‘Çünkü Çerkesler yaşadıklarını ispatlamak için, öldüklerini ispatlamak zorundalar.’

***

Soykırım konusunu, Çerkes Kongresi, ve ona destek veren Adıge Xase ile kimi diasporik Çerkeslerin fantezi olarak ortaya attığı meçhul-hayalet bir konuymuş gibi algılayanların bir başka yanılgısı daha var. O da, neredeyse Murat Berzeg ve Gürcistan spekülasyonuna indirgedikleri bu konunun, kadükleştirmeye çalıştıkları bu eksenden, kısa zaman sonra çıkacağını bilmeme yanılgısıdır. Elbette kimi değerli yazarlar, Abhazya konusunda ki hassasiyet nedeniyle, Gürcistanın bu konuda halis olmayan ‘kurnaz’ niyetlerine Adıgelerin yem olacağını düşünebilirler. Ama görünen şu ki, ne Anavatanda ki, ne de Diasporada ki Adıge aktivistler,  kimilerinin zannettiği kadar orta zekalı değil. Hiçbirisi de ‘o zaman, bu gündemi bağımsız Abhazya parlamentosu dile getirsin, bu işi kurnaz Gürcülere bırakmasın’ dememiştir. Adıgelerin, bu korunaklı davranışını anlamayıp gündem şaşırtmaya çalışan değerli yazan-çizen arkadaşlar, bu incelikli tavrı, niçin görmemezliğe geliyorlar?

Çerkes soykırımı ile ilgili adım atmak isteyen her ülke, bizim için meşru mudur, değil midir? Bana kalırsa meşrudur. Gürcistan değil de, Sri Lanka bu olayı gündemine taşısaydı, onlara ‘Hayır, sizin gündem yaratmanız bizim için değerli değil, siz önce Tamil gerillalarıyla olan meselenizi çözün, sonra konuşuruz bu konuyu‘ mu diyecektik merak etmekteyim.

***

Gürcistanda ki toplantıya davet edilen diasporada ki Çerkes aktivistler buraya gitmeliydi. RF ve Abhazya arasında bugün için gerekli olan işbirliğine Adıgeler saygı duymamış mıdır? Gürcistan da yapılan konferansa ve kimin hamiliğinde olursa olsun soykırım kararına destek verecek platformlar yaratılmasına, Abhaz siyasi erki de dahil olmak üzere, Abhazların da saygı duyup desteklemesi, her konuyu birbirinden ayrıştırabilen politik bir tavır olarak da saygı görmez miydi?  Yapılamamış olması, Adıgeler için bir beis konusu olmaktan ziyade, taze ve vesayetli bir ülkenin, anlaşılır çekinceleri olarak algılanmıştır. Böylesi durumlar esasında basit bir siyasi matematiktir. Anlamak istemeyerek, olayı, Abaza-Adıge kardeşliğine vurulan büyük bir darbeymiş gibi göstermek, namuslu bir tercih değil sanırım.

Diğer taraftan, ne zaman ‘…. oyunlarına gelmeyelim’, ‘…. maşa olmayalım’ tarzında hamasi cümle sonları gördüğümde, gülümsemekten kendimi alamam. Acaba, kimselerin kuramayacağı tarzda ki bu grift cümleyi kurabilmek için, insanın sahiden de entelektüel bir staretejist olduğuna inansam, bu cümleyi daha önemsenir bulur muyum? Öyle ki, bu konuda an itibarıyla kararsızlıklar içindeyim Bu uyarıyı muhatabına sarf eden insanların, Dünyadan azade, yalıtılmış kozmik bir odada ve tamamen ruhani-spritüel duygular içinde yoga yaparak yaşadığını düşünürüm. Zira biraz siyaset, toplumbilim ve sosyal konularla ilgili olan bir yetişkinin, bu tür hamasi bir cümle kurarak bir Dünya insanını etkileyeceğini zannetmesi bana oldukça tuhaf gelir. Yahu, zaten Dünyanın kendisi tamamen bir oyun alanı değil mi?  Dünya dediğimiz oyun alanı muktedirler ve diğer yardımcı oyunculardan oluşmuyor mu? Devletler ve onların siyasetleri, bu açık durum üzerine kurulmuş değil mi? Dünya satranç tahtasında ki iki büyük oyuncunun (Amerika-Rusya) güç hesabı ve itişmesinden, bugünkü bağımsız Abhazya doğmamış mıdır? Bu sonuca Çerkes halkı sevinmemiş midir? Bir oyun tabi ki var ve bizler bu oyunlara müdahil olmalıyız.

Çerkes (Adıge) sorunlarına müdahil olup bu konuda etki yaratmak isteyenler, bana kalırsa artık hamasetli, günü kurtarıcı söylemleri terk edip, onların omzuna gerçekten dokunabilen samimi ve hiç olmazsa tasalı cümleler kurmalıdır. Diğer türlüsü, maalesef ki artık inandırıcılıktan uzaktır. Biraz samimi olmak, öyle çok zor bir şey de değildir zaten. Bunun için, biraz empati, biraz vicdan, biraz da izan, yeter de artar bile. Bunları yapmak yerine, çok karmaşık tarifler yapmaya, olmayanı varmış gibi gösterip, alelacele şahane çıkarımlar da bulunmaya ve gülümseten komplo teorileri icat etmeye gerek var mı?

Adıgeler artık kendi dertlerini de dillendirip, sorunlarını gündeme taşıdıkları  için ‘akılsız dost, düşman aratmaz’ ve ‘uyuyan kılıç balıkları’  söylemiyle ‘tiye’ alınıp suçlanacaklar ise, varsın suçlu olsunlar.  Ne fark eder?


Bu yazı toplam 2443 defa okundu.





Yenay Bastug-Vancouver/Kanada

Aslinda Nurhan hanimin yazdiklariyla alakasi yok yazacakalrimin Kafkasya kokenli olmayan aykiri goruslere sahip biri olarak Cerkes'ler hakkindaki goruslerimi sizlerle paylasmak istedim...

Akordyon sesinin eslik ettigi 'Bahar Sarkisini' her duydugumda gecmise cocukluguma dair butun o en guzel anilar gozumde canlaniyor.

ilkokula baslayana kadar konusabildigim tek dil olan Cerkes'ceyi ve o kulturun sahibi olan Cerkes'lerden biri olarak kabul ettim kendimi aslinda Orta Anadolu kokenli bir Turkmen olarak. Yillar sonra cevremdeki olup bitenleri gozlemleyebilecek yasa geldigime cocuklugum en guzel yillarinin gectigi Aktoprak koyunu ve halkini hatirladim kendi kendimi yargilaya basladim...Cerkes olmadigim halde o Halka ve o Halkin kulturune olan bagliligimin sebebi ne olabilirdi acaba,ne olmustu bana, asimilemi olmustum... kimbilir belkide Cerkes kani tasiyorda bendenmi gizledi anne babam :)

20 Yildir dunyanin obur ucunda Kanada'da yasayan bu ulkeyi kendime vatan bellemisken ana vatanim Turkiye'me olan askimi,bagliligimi ve sadakatimi sorguladigimda; cogunun tum hayatlari boyunca Anadolu'da yasamis ve hic Kafkasya'yi gormemesine ragmen Ana Vatanlarina olumune sadik olan Cerkes'leri anlamak cok daha kolay oldu benim icin. ohalde soyle bir sonuc cikiyor "Bende Cerkes'im".

bana gore: Cerkes demek..... Kemalist olmadan Ataturk"cu Feytullahci olmadan Musluman Ergenekoncu olmadan Demokrat olmak demektir.

Turkiye'miz sizlere emanet.

Ne Mutlu Cerkes'im diyene.

Saygilar.

27 Nisan 2010 Salı Saat 20:18
Mine Jan

Nurhan HN. 'yalnız' derken mecazlı anlamıyla kullanmış galiba. Adigeler bence yalnız değiller ama özellikle diaspora da bu kadar kalabalık olup, bu kadar etkisizleştirilmiş başka bir halk örneği yok diyebiliriz.

Kendi sesini nüfusu oranında kullanmayı bilmiyor Adigeler. Dolayısıyla başkalarının politikasını kendisinin zannederek yaşamışlar şimdiye kadar.

Ben demenin ayıp sayıldığı bir gelenekten geliyorlar ne de olsa. Ama xabze yapıyorsunuz diye kimse gözünüzün yaşına bakmıyor bu da bir gerçek.

Kırmadan dökmeden kendi kimliğimize sahip çıkıp, siyaset üretemezsek yok olmak kaçınılmaz bir gerçek.

04 Nisan 2010 Pazar Saat 20:18
Natxo Canberk

Bayılıyorum Kube Nurhan yazılarına ben. Söyleyeceğini ne güzel adrese gönderiyor. Telaşsız, kibar biraz da alaycı. Sri Lanka- Tamil örneğini ve ..oyunlara gelmeyelim. yaklaşımının ne kadar da kof olduğunu öyle güzel anlatmış ki.

Ne diyim, yüreğine sağlık.

03 Nisan 2010 Cumartesi Saat 23:18
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net