Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Nurhan Fidan
Polemik Kardeşiliği
30 Nisan 2010 Cuma Saat 13:39

 ’Aklıma iyi bir sözcük ya da güzel bir cümle gelseydi, ölmeyi bırakırdım’’

                                                                                                                       Voltaire  

 

***

Polemik kelimesi, antoloji.com da  ‘’Siyasi, bilimsel edebi konularda yapılan sert tartışma’’  olarak isimlendirilmiş. Kutsal bilgi kaynağı ekşi sözlük hazretlerinde ise, ‘’çözüme yönelik olmayan her tür tartışmaya, argümana verilen isim’’ diye tanımlanmış. İtiraf edeyim ki, ekşi sözlüğün tarifi, bana daha lezzetli gibi geliyor.

Türkiye de absürd mizah yapmanın veya bir konuya mesleğe dokunarak bir şeyler anlatmanın çok zor olduğunu anlatmıştı bir sinema yönetmeni, sanırım Sinan Çetindi. Zira kompleks üretme konusunda oldukça başarılı olan memleket insanı, bir ara sinemacıları bile bu konuda bayağı bezdirmişti. Herhangi bir mesleğe ait kişiden, kazara da olsa ironiyle bahsetmek, hayret verici bir ustalıkla bezdirme operasyonuna tabi tutulurdu.

Üstelik bu bezdirme konusunda o kadar organizeydiler ki,  buraya harcadıkları enerjinin çok azını harcayarak meslek gruplarını veya kurumlarını anlatabilir, doğru bir şekilde tanınmak için, menfi emellere kurban olmayı beklemek zorunda kalmazlardı. Velhasıl, sinema, roman veya makale konusu olan bu tarz polemikler, sanatla uğraşan insanları bile huzursuz edip, yeteri kadar da örselemişti. 

***

Bana öyle geliyor ki, Çerkes dünyasında ki internet yazılarını, net’e düştüğü dakikada an itibarıyla muhatap alan ve kelimesine varıncaya kadar inceleyip, polemik çıkartabilmek için canhıraş çalışan bir makale avcılığı mevcut. Bu durum, bir taraftan bakarsanız gayet olumlu ve pozitif çıkarımlara neden olabilecekken, kimi zaman tam tersine baskıcı ve tek boyutlu bir alana evrilmekte. Örnek verelim, geçtiğimiz günlerde Sayın Hapae’nin, Abhazya Cumhurbaşkanı Sayın Sergey Bagapş’ı konu alan mizahi yazısı, yaratıcı polemiklere muhatap olmuş ve alınganlık ölçüleri zorlanarak yazarın kendisini dahi neredeyse makaleden şüphe ettirmeyi başarmıştı.

Peki bu şahane polemikleri niçin yapıyoruz? Tatlı anekdotlar ve mizah içeren zeka dolu masum yazılara bile neden tahammül edemiyoruz?  Sayın Bagapş’ın bile gülümseyerek okuyacağı, incelikli ve mizah içeren yazıyı, hangi yaratıcı düşünceyle sabıkalı ilan edebiliyoruz? Ben size bir şey diyeyim mi, çünkü tek boyutluyuz ve içimizden kimilerinin kazara yaratıcı olabilmesi sinirimizi bozuyor. Vasatlar ve sadece yapılana onay verebilen ikinci adamların ruh hali içindeyiz. Bizleri hiçbir şeyin sarsmasını şaşırtmasını, gülümsetmesini istemiyoruz. Bundan korkuyoruz. Herkesin çizilen sınırlar içinde, izin verildiği ölçüde yazabilmesini, konuşabilmesini ve üretebilmesini istiyoruz.

Bu isteklerin, kafi miktarda faşizan olması bir yana, gülümsemesini yitirmiş kalemşörlerin, Çerkes dünyası üzerinde ‘’Demoklesin kılıcı’’ rölüne soyunması, kurgu olarak bile ironik durmakta. Ama göreceli olarak demokratız, zira hiç bahsedilmesin diyen yok. Sadece ayar veriliyor, üstelik bu ayar ‘’vay! sen bunu nasıl yazabilirsin?’’ şeklinde bir sığlıkla tezahür ettiğinden, aynı dili kullanarak konuşabilmek de imkansızlaşıyor.

İşte polemik, tam da böyle bir şey sanırım. Tek yanlı ‘çatma’ hali. Karşına aldığın kimsenin artık gözünün rengini bile bilmemek. Hiç güldüğü olur mu, gülerse acaba nasıl güler diye düşünmemek. Onu adeta bir gölgeden ibaret zannetmek. İkna ve dialoğun olmadığı yerde, hayatın ilerleyişi nasıl olurdu bilinmez. Ama medeniyetin ve barışçı bir toplumsal hayatın, onun bunun kulağını çekmekle kurulmadığı da aşikar. Medeniyetler karşıt ama namuslu fikirlerin çatışmasından, acı, mizah ve kalp ile kurulmuştur eminim ki. 

Öte yandan, ‘’Haklı olma ihtiyacı sıradan insanlara özgüdür’’ lafı tam da yazan, çizen fikir ve sanat üretenlere özgü bir şey bana kalırsa. Zira, bu düşünsel ve eylemsel üretimleri yapan insanların ‘diğeri ne der’ mantığıyla ortaya çıkabileceğini düşünmek bile, yeterince tuhaftır.

Her değişik söylemden nur topu gibi kompleksler üretebilen ‘polemik kardeşliğinin’ değerli üyeleri;

Gençlere yenidünyayı kendi jargonları ve güler yüzle kim anlatacak?

Onların umutlarını ayakta tutacak aydınlık sözleri kim söyleyecek?

Vasatlar mı ? 


Bu yazı toplam 2138 defa okundu.





tseyilhan rusya

isim benzerligiyle rahatsizlik yaratmis olmak istemem. O yorum bana aittir.tseyilhan rusya.

04 Mayıs 2010 Salı Saat 15:35
ERKAN BATIR/HAKAŞE

Polemik "saldırganllık" içermediği sürece bana göre zararsız bir aktivite...Kaldı ki Nadir Hanım'ın isabetle belirttiği üzere biz erkek milletinin içlerindeki "ilkokul veleti"nden kurtulmamız yaşımızın kaç olduğundan bağımsız bir durum ve kader büyük ölçüde:) Polemik iyidir boşverin siz " mahalle baskısını"... Köylülükten uzak duralım biz:)

03 Mayıs 2010 Pazartesi Saat 20:19
Tsey İlhan

BURADA YORUM YAPAN TSEY İLHAN KİMDİR BİLMİYORUM.AŞAĞIDAKİ YORUM BANA AİT DEĞİL.

03 Mayıs 2010 Pazartesi Saat 12:33
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net