Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Nurhan Fidan
Kemal Bey'in "Dayanılmaz Karizması" ve Referandum
06 Ağustos 2010 Cuma Saat 13:42

 ..’’Takalar geçiyor allı yeşilli,
Takalar geçiyor dümenleri Lazlı
Takalar geçiyor en nazlı,
Yelkenlilerden de güzel..’’  

                                                    B. Ecevit

 

***

Hatırlar mısınız  bilmem, çocukluk yıllarımıza denk düşen zamanlar da, dedelerimizin sahiden inanıp, sevdiği siyasi liderlerin resimleri odalarının bir köşesinde asılı dururdu. Belki de ailelerinden sonra en kolladıkları sahiplendikleri ve inandıkları insanlar onlardı. Dedem Kube Aslan iflah olmaz bir halk partiliydi ve bu yüzden Bülent Ecevit’in siyah beyaz portre fotoğrafı, ölünceye kadar duvarında asılı kaldı. O zamanlar dedemi ziyarete gelen aynı yaşta ki sevimli ‘’tetejler’’ parti konusu açılıncaya kadar  itinayla - hevesle sohbet ederken, ne zaman ki politika konuşulmaya başlanır, işte o zaman sesler yükselir hatta küsmeye kadar varan sert volümlü tartışmalar yaşanırdı. Fanatik particilikten sebeple, senelerce konuşmayan inatçı ihtiyarlar bile vardı ve bu konu onlar için sahiden önemliydi. Kimi zaman onları barıştırmaya kalkanlara da ‘’o halk partiliyle konuşmasam ne yazar’’ türünden posta koyulurdu.

Geçmiş zamanın ruhun da ‘’inanılmış lider’’  olmanın ölçüleri böylesine fanatik ve aşılmazdı. Particilik tıpkı miras gibi veya babadan kalma yadigar bir objeyi özenle taşır gibi diğer kuşaklara devredilen bir emanetti. Bizim ailede, inanmış CHP li olmayı uzun yıllar bıkmadan sürdüren sevgili babam, Tansu Çiller’in Demokrat partinin başına geçmesiyle saf değiştirmişti. Zira devlet ricalinde ki mühim insanlardan tutun Anadolu da ki köy muhtarlarına kadar geniş bir yelpazede hayran kitlesi bulunan bu ‘’sarışın güzel kadının’’ toplumun bütün orta yaşlı erkek nüfusuna etki ediyor olması anlaşılabilir bir durumdu. Zaten Tansu Çiller sonrası sevgili babam da söz konusu partiyi an itibarıyla unutuvermişti. Böylelikle ‘’kalbinin sesini’’ dinleyerek de olsa taraftar zihniyetli particilik sendromun dan yakayı kurtarmış, sonrasında da kendi uygun gördüğü söylemi dillendiren siyasilere, ideolojik bağnazlık yapmadan oy verir olmuştu.    

***  

Bu kadar nostaljiden sonra gelelim bugüne. Benim için görünen o ki, CHP olarak anılan Türkiyenin güzide-yadigar partisinin ülke de artık geri döndürülemez değişim ve demokratikleşme hevesini görmezden gelmesinin, herhangi bir siyasal akılla uyuşmasını bırakın, kullandığı politik argümanın da kasaba politikacılığı ölçülerinde bile zevahiri kurtarmaya yetmediğidir. Fakat ‘’yetmeyen ve artmayanla’’ mutlu olmaya çoktan alışık bu müstesna partimizin, zaten böyle dertlerinin olmadığı da aşikar.

Artık topluma verecek argümanı kalmamış, sürprizi olmayan bir siyasi partinin ve ona umutsuzca bel bağlamış bir kesimin, son hevesli politikacısı olmaya aday Kemal bey’i, nasıl da acemice parlatmaya çalıştıklarını gördükçe, insanın içinden onlara sufle vermek geçmiyor da değil. Zira malzeme hem yetersiz hem de yanlış. Kemal bey’i karizmatik, yeterli ve bilgide donanımlı göstermeye çalışmak zorunda kalan ‘’mecburi taraftar’’ medya grubunun dahi içten içe sinir olduğuna bahse girerim, ama ne yaparsın ki görev budur ve sonuç ne olursa olsun bu tema etrafında piar yapmak zorunludur.

Deniz bey’ın karizmatik ama olumsuz imajını örtbas etmek için kahramanlaştırılmaya çalışılarak ve neredeyse kurtarıcı ilan edilerek yapılan piar çalışmalarının en acıklı tarafı ise bu duruma Kemal bey’in kendisinin bile inanmaya başlamasıdır. Zira parti içinde ki kitleye dahi geçiş adamı diye sunulan eski maliye müfettişinden bir lider yaratmaya çalışmak, reklamcılık sınırlarını bile zorlayabilir. Bu aşama da devlette yıllarca görev yapmış eski bir bürokrattan, halkçı görünümlü enerjik ve operasyonel bir lider yaratmaya çalışan politik reklamcılık uzmanlarına, bu çetin görevlerin de başarı dilemekten başka elimizden bir şey gelmez. Ne diyelim, gazaları mübarek olsun.

Son günler de, memleket sathını boyuna çizgili Etro marka gömleği ve kasketiyle adeta çakma Karaoğlan tadında gezerek, referandum öncesi halkla buluşan yeni enerjik CHP lideri, 12 Eylül de yapılacak oylamaya neden hayır dememiz gerektiğini gülümseten örneklerle anlatıyor. Malatya da kayısı üreticilerine, Kayseri de pastırma üreticilerine v.s oylanacak anayasanın için de bu ürünlerle ilgili düzenlemeler olmadığını söyleyerek, halkı inandırmak yerine güldürme seçeneğini yeğliyor. Elbette bu da bir tercih, fakat memleketi il -il gezip her yörede yetişen nebatla ilgili yetersiz ajitasyon yapmayı 2010 Türkiye’sinde hala halk siyaseti zannetmek, takdire şayan bir politik söylem olarak da alkışlanmalıdır.  

Diğer taraftan referandum öncesin de, müesses nizam bekçileri, elitist kanaat önderleri, emekli paşalar, vesayet kollayıcı gazeteciler, halkı bir türlü istediği nizama getiremeyen bıkkın sosyal bilimciler, medya klikleri ve pek tabi bir kısım politikacı seçkin zevat, bu sisli-mütereddit havayı dağıtmak, sıradan halkı doğru yola sevk etmek için yarışmakta. Fakat gel gör ki, yukarıda saydığımız (eksik yazıldıysa, kusura bakmasınlar)’’inanmış koro’’ ne zaman bir araya gelse ve bir tarafı işaret etse bu halk tersini yapıyor. Acaba, bu ‘’inanmış koro’’ sadece birbirine mi inanıyor?  Yoksa sürekli mağluplar ittifakı kurup halkı bir türlü kendilerine inandıramamaları başka ne ile açıklanabilir ki?

Hal böyleyken, halktan biri olarak benim de işaret edilenin tersini yapmayı fena halde canım çekmekte. Oysa ki sorgulamadan inanılacak, resimleri duvara asılacak, söylediği her şeye eksiksiz biat edilecek bir siyasi lideri, senelerce karşılıksız sevebilen bir nesilden olmayı ne çok isterdim.


Bu yazı toplam 2300 defa okundu.





ŞÜKRAN BAYKAL

Sn FİDAN yazınızı bende ilgiyle okudum yaş itibariyle aynı kuşakta olmamız nostaljik bir hayale sürüklesede beni hoşuma giden, yazım dilinizin akıcılığı, kelime kullanımı yerindeliği nedeniyle de tebrik etsem de sizi.. şuan parti/taraf söylemlerini aşan olağanüstü bir dönemde olduğumuz gerçeğine dikkat ederek yazılar yazılmasını isterdim çerkes dostlarımdan bilhassa..iktidarın yaptığı aleniye çıkmış talan/yağma düzeninin güzel dinimiz kullanılarak yaşadığımız ülke insanlarının kandırılması ve sonuçta referandumda alacakları EVET oyu ile hesap verme gerçeklerini ilahi meydana kalmasına, daha da vahimi özgürce yaşadığımız CUMHURİYET yönetimin olmazsa olmazı olan demokrasi kullanılarak askeriye ve yargıyı kendilerine bağımlı yapma amaçlarına katkıda bulunduğunuz gerçeği içimi acıttı.. Hele sizin tabirinizle "işaret edilenin tersini yapma isteği" siz gibi donanımlı aydın çerkes kadınına yakışmadı..Lütfen iktidar seçimi yapılmıyor şuan.. kendilerini kurtaracak hakları alma derdindeler sadece.. farkı bilelim ve ona göre değerlendirelim/yazalım/uyaralım derim.. Sn. VATAHOĞLU nun dediği gibi yarısından çoğu çerkes olan askeriye mensubları, diğerleri ve daha önceki asılarak cezalandırılan soydaşlarımızın suçları neydi? Selamlar, Başarılar..

24 Ağustos 2010 Salı Saat 11:49
Gunduz VATAHOGLU

Sn.Cerkes dostlar bizim yapimizda oncelikle buyuklerimiz neyi sevmisse onun dedigi kanun gibi oldugunun saygisi ile buyuduk particilik Spor takimi tutmaya benzemez cunki icerisinde ulke sorunlari ve ulkeye faydali olabilme vardir.Nurhan kardesimiz dedesinin dedigiyle degilde sonraki babasinin ardi sira gittigi zarif hanimin etkisi ve hemcislilik de olabilir belkide son yillarda CUMHURIYET karsitlarini uzanamadigi yer kurum kalmadi insanlar kurabiyelik hamur gibidirler nasilki hamuru kimini cicek yildiz orgulu bircok sekle hazir ederek firinda piser ve nasil koyduysaniz tepsiye firindan o cikar insanlarda da gencliginin yetisme caginda beyinlere neler yerlestirilmisse onun etkisi altinda yasarlar.60 yasindayim 1960 inkilabini cok iyi bilenimdir cunki koyumuzdeki transistorlu iki radyodan birisi bizdeydi o gunlerde asilan iki bakanimizda CERKES tiler bugun atip tutan helede bircok cerkes bunu dahi bilmezler uzatmiyalim son yillarda olusmus halkin mubarek dini inanclarini islama olan saygisini hibnoze ederr gibi halki kandirarak ihkdidar olanlar 8 yilda ulke hazzinesini bosaltmis 80 yillik TC;tarihinin borcu uce katlanmis ulkeyi sanki ASIRET REISI sokak KABADAYISI gibi yonetenlerin yaninda MEMUR Kemal yinede adam gibi adamdir asilan cerkesler niye asilmistir hazineyi dagittilar diyerek eee bu dini imani sadece yesil dolarlar olan MUNAFIKLAR neden YUCE DIVAN da yargilanmasinki REFERANDUM yasasi iceriginde HALK icin ne vardir sunduklari 12 eyluldekinden de kotu bir tasaridir sadece anayasa mahkemesi ve yargitayi ele gecirmektir amaclari daha yazacak cok sey varsada lutfen duyarli olalim dinimiz hepimizin dinidir AKP nin dini degildir HARAM ve YALAN varsa bir toplulukta orda islamiyetin sadece adi vardir CUMHURIYET e sahip cikalim saygilarla;VATAHOGLU.

23 Ağustos 2010 Pazartesi Saat 02:57
SEMİH AKGÜN

Daha uzun süre bekleyeceksin gibi görünüyor değerli Nurhan.
Gerek diyasporadaki boşlukta gezinen liderlik makamı için.
Gerekse de Türkiye çapında tüm ülkenin nabzını tutan bir ağırlık için.
Olsun! Biz uzaydaymış gibi, başı kesik tavuk gibi ortada dolaşamaya alışmış bir halkın çocuklarıyız.
Bu idman da hepimize fazlasıyla yetiyor.

21 Ağustos 2010 Cumartesi Saat 10:10
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net