Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Nurhan Fidan
"Empati" Üzerine Aforizmalar
08 Temmuz 2010 Perşembe Saat 13:45

“Melali anlamayan nesle aşina değiliz…”

                                                      Ahmet Haşim

***

Kimilerinin, insanlar arasında yeterli  ’’empati’’ kurulduğu takdirde Dünya’nın halinin bambaşka olacağı konusun da ki ‘’iyi niyetli’’ çıkarımlarını saygıyla karşılasam bile, bu durum bana kalırsa romantik sosyal bilimcilikle açıklanabilir ancak. Romantizm ve sosyal bilim, birbirine bu kadar uzak görünüp bu kadar yakışan kaç tane terim vardır ki?

Bu kelimeyi en son dürümcü kuyruğunda duyduğumdan beri, kafam karışık, hayatımıza ne zaman-nasıl bu kadar ruhsatsız ve eyvallahsız girdi de, biz bunu bir gece yarısı dürümcüsünde mi anladık?  Aynen vakidir. Üç beş kişiden ibaret olan kuyrukta, erkek arkadaşına dünyayı dar etmekle meşgul genç kız, sakil olduğu fazlasıyla belli konuda, bu joker kelimeyi tam tamına dokuz kere kullanarak ‘’over doz’’ yaptı ve sustu. Anlayacağınız, empati, empati olalı beri böyle zulüm görmemiştir.       

Psikoterapi alanında ‘’empatik iletişim’’ kurma becerisiyle ünlenmiş Profesör Carl Rogers, seksen beş yaşında öldüğünde, kendisiyle özdeş hale gelen bu kelimenin, ‘’klinik psikoloji’’  dışında böylesine hovardaca kullanılacağını tahmin edebilir miydi? Müstesna profesör, daha sonraları başına geleceklerden azıcık işkillenmiş olsaydı, vasiyetine ‘’empati’’ tanımının kullanımı ile ilgili bazı sınırlamalar getirirdi belki de. (Böyle bir sınırlamanın olup olamayacağını tabi ki bilmiyorum) Ama inanıyorum ki, böyle bir yaptırım olabilseydi, kafası karışık sosyal bilimcilerden, vasat siyasilerden, yeteneksiz şairlerden, borsacılardan veya mahalle bakkallarından bu şahane tanımlamayı duymazdık ve hayat eminim daha az karışık olurdu.

Eskilerin deyimi ile çuvaldızı kendimize batırmak, hemhal olabilmek, melali anlamak olarak da karşılık bulabilecek bu kelimeye sanırım en ‘’zalim’’ yorumu, İrlandalı akademisyen- yazar Terry Eagleton yapmış. ‘’empatik insan sadisttir, kurbanının acılarını bilir, tanır, artırmanın yollarını arar, onu maksimize eder. Sağlıklı bir ilişki midir peki şimdi bu? Hayır, hatta çağımızın en büyük sosyal tehdidi’’ diyerek oldukça agresif bir tanı ortaya koyan değerli yazarı, selamlayıp geçelim.

***

Empati kurmayı, her an herkesin becerebileceği kadar basit ve aynı zamanda da her sorunun çözümü gibi algılamanın şahane bir çelişki olması bir yana, fiyakalı bir klinik psikoloji argümanı olan bu tanımın ‘’genleriyle’’ oynanması ve sıradan insanların ‘’karavana’’ kelimesi olması bana acıklı gelmekte. Zira kelimelerin de bir namusu olduğuna ve onu da insanların kollaması gerektiğine hala inanmaktayım.

Öte yandan empati kurmanın bireysel iletişim, sosyal barış, hoşgörülü toplum yaratmak v.b için  olmazsa olmaz bir davranış tarzı olduğuna iman etmek de, oldukça ironik. Lüzumundan fazla ulvilik atfedilen bu fenomen kelime, sanki dozunda tüketilmiyor, yerli yersiz kullanılan her tanımlama gibi kendi kendini imha ediyor.

Düşünmek, taraf olmak, iradi tercihlerinle bir bütünü oluşturmak kendin olmak değil midir? Peki, hayatımızı ‘’empatiye’’ havale edersek bunu nasıl becereceğiz? Kendimizi sürekli ‘’başkalarının’’ yerine koyarak nasıl var olacağız? Mesela bir konu hakkında fikrimizi ve duruşumuzu soranlara ‘’Bir dakika, önce hayatımın öznesi olmaktan çıkayım, mebzul miktarda empatimi kurayım sonra bir hal çaresine bakarız’’mı diyeceğiz. Şahsi - toplumsal hayatımızda, böyle bir yöntemle dikkate alınır ve konumlanabilir miyiz? Hiç zannetmiyorum.

İnsanın kendini üçüncü şahısların insafına bırakan şekliyle ‘’empati’’ kurma anlayışı, bana çok da değerli gelmiyor. Bu kelimenin doz aşımı, bana kalırsa insanın kendine özgü halini, tekilliğini, ‘’biricik’’ olma halini örselemekle maluldür. Karşılıklı yapılabildiğinde bir yere kadar anlayışı ve diyaloğu sağlasa da, tek taraflı yapıldığı zaman kendimizi hiçleştiren bir davranış haline gelmesi adeta kaçınılmaz.

Ayrıca bu fenomen kelimenin, Türkçe de ‘’enflasyoner’’ bir şekilde kullanılan zavallı sözcükler sıralamasında en popüler olması, pratik de, yaşadığımız toplumu hiç de dönüştürebilmiş değil. Dilimizden düşürmediğimiz, algıladığımız şekliyle hayatımıza bu kadar etki ediyor olsaydı, sokaklarımızın Avusturya da olduğu gibi elitist, hoşgörülü ve barışçıl olması gerekmez miydi? Acaba, bizim birbirimizle değil de, Avusturya halkıyla mı ‘’empati’’ kurmaya ihtiyacımız var?


Bu yazı toplam 2895 defa okundu.





Turkav Yelda

Yazdıklarınızın daha da ilerisini düşünüyorum. Empati insan hayatında gereksiz bir kavramdır. Adil olma duygusu insana yeter de artar bile. selam ve sevgilar.

17 Eylül 2010 Cuma Saat 18:46
Malik Sobran

Sayın yazarı kutlarım.Empatiyide,Sempatiyide hiç sevmem.

21 Temmuz 2010 Çarşamba Saat 21:23
Zepişe Nizamettin (Yılmaz)

Empati içindeki beni yok etmek değildir.Gerçekte hiç kimse bir başkasının aynısı olamaz. Farklı olanı ötekileştirmeden, örselemeden, çatışmacı yıkıcı anlayışı önleme bağlamında ;bireye kazandırılması gereken önemli özelliklerden biride empati yapabilmektir. Hatta aynı inanç esaslarını paylaşanlar bile birbirinin kopyası değildir. Öyle olsaydı doğrusu hayat hiç çekilmez olurdu. Yaradan; dileseydi insanları tek ümmet olarak yaratırdı. Fakat biz insanları. tanışıp kaynaşalım diye farklı yarattı. Tabiiki bundada çetin bir imtihan var. Empati yapabilen birey sempatiktir.Sempatik insan başkasından beklentilerinde makul davranandır. Makul davranabilen insan; farklı olanlara karşı hoşgörülü olabileceğinden çatışmacı olmaktan kaçınacaktır. Asıl cevaplanması gereken ;Bireyin varoluş düzeyi yükseltilerek empati yeteneği nasıl geliştirilir. Tabiiki eğitimle. Ama nasıl bir eğitim!.?..İnsanı düşündüren uyarıcı bir yazıydı.Yazarın eline sağlık.

16 Temmuz 2010 Cuma Saat 13:08
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net