Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Nurhan Fidan
Acemi Bir Aktivistin 21 Mayıs Günlüğü
31 Mayıs 2010 Pazartesi Saat 13:58
"Balıklar sadece deniz hayvanlarını tanır,
Denizin dışında bir hayat olacağını tasavvur edemezler"

Dostoyevski



Anladım ki, insanın hayatında bir kez olsun nümayişe katılmamış olması büyük eksiklikmiş. Bu eksikliğimi de geçtiğimiz hafta sonu Taksim-İstiklal caddesinde neredeyse doz aşımıyla gidermiş oldum. Ne diyelim her şeyin bir ilki vardır, gazamız mübarek olsun. Şimdiye kadar yapılan 21 Mayıs etkinliklerine dahil olmam, Üsküdar-Kızkulesi karşısında yapılan organizasyonlarda günün anlam ve önemine uygun şarkılar söylemeye çalışmaktan ibaretti. Gerçi, son davet edildiğim anma gününde İstanbulak’o şarkısını değil de, onun yerine ‘damar’ bir aşk şarkısı söylediğim için, beni dinleme sabrı gösteren müstesna kalabalığın memnuniyetsiz tepkilerine mazhar olup, sabıkalı bir durum oluşturduğumun farkındaydım. Zira, dinleti yapmam adına, beni organizasyonlarına dahil eden değerli dernek yöneticileri, zarifliklerinden olsa gerek, bunu yüksek sesle ifade etmiş değillerdi.

Sanırım 21 Mayısla fazlaca bütünleştirilmesinden ve yıllardır aynı ’ğıbzeyi’ duymaktan olsa gerek, İstanbulak’o gibi acıklı sürgün ağıtlarıyla benim ruhum barışık değil. Ama geçtiğimiz Pazar günü, değerli Murat Özden’in bahçesinde ki keyifli masada, alternatif ve muhalif 21 Mayıs şarkıları kurgulayıp, hep beraber coşkuyla söylemek güzeldi. Üsküdar da ki 21 Mayıs ritüelleri, bizlerin dışında bir Allahın kulunun hemen hiçbir şey anlamadığı yaslı-fısıltılı-çilekeş ve muhatabı olmayan toplanmalar olarak, nihayet ömrünü tamamlayıp arşive kaldırıldı. Onun yerini, birkaç senedir Beşiktaş iskele meydanında Kaffed organizasyonuyla ve pratik ev sahipliğini de İKKD nin yaptığı anmalar aldı.

21 Mayısta, Beşiktaş –Akaretler yokuşunda bugün ‘W Otel’ olarak hizmet veren, bir zamanların Çerkes örnek okulu binası önünde toplanan grup, meşaleleriyle Beşiktaş iskele meydanına tam bir şehirli adabıyla avdet etti. Öyle ki, Beşiktaş meydanında münferit yayaların kullandığı emektar üst geçit, sanırım tarihinde ilk defa yürüyüş yapan bir aktivist gruba hizmet vermiş oldu. Sıradan günlerde kent kurallarına uymak esastır, ama hiç olmazsa senede bir kere sokaklara çıkan bir halk olarak, kırmızı ışıkları veya üst geçitleri kullanmasak olmaz mı? İtinayla varılan Beşiktaş iskele meydanına kurulan mütevazı platform çevresinde, İstanbul Çerkes dünyasının dernek emektarları ile belki de bir uçak dolusu tanıdık aktivist sima, efendice tören programına dahil oldu.

Peki, söz konusu olan Çerkes halkına uygulanmış sürgün ve soykırım ise, bunu da ‘iyi saatte olsunlar’ yapmadığına göre, muhatabımız olanlara söyleyecek sözümüz-taleplerimiz yok muydu? İtinalı ve suya sabuna dokunmayacak biçimde hazırlanmış Kaffed bildirisi ile rutin 21 Mayıs menüsü ilgili kitleye özenle servis edildi. (Banket menü: Teatral şiir sunumları, kostümlü meşaleli Nart temsilcileri, değerli solistin söylediği ğıbzeler, İstanbulak’o ağıtı v.b) Emeği geçen dernek yöneticilerimizin ve emektarlarının hepsi varolsunlar. Kentlerin en işlek yerlerinde böyle kitlesel ve akışı olan planlı programlı açık hava toplantıları hazırlamak kolay değildir, emeklerine sağlık, ama bir şey eksik tüm bu programlarda. Tarihin en büyük sürgün ve soykırımına uğramış Çerkes halkının neye-kime itiraz ettiği ve ne istediği.

İşte Taksim de bu sorular soruldu ve talep edilenler yüksek sesle duyuruldu. Bunları yapmaktan korkmanın beyhude olduğu anlaşıldı. Çerkes dünyası içinde çok farklı çevrelerden olup orada bulunanlar, Taksim yürüyüşünün haklılığını ve namuslu duruşunu test etti. Üzerine ‘bu iş tamamdır’ damgasını vurdu. Yetmiş yaşına merdiven dayamış Sayın Hapi Cevdet’in, kucağında bebeğiyle gelmiş genç annenin ve üniversite öğrencilerinin bir arada slogan atması, bu resmi meşru ve daha da değerli kıldı.

Bayrakların ve pankartların yoğun olması, orada ki kitleyi görkemli bir şekilde siyasallaştırdı. Münferit- sıradan insanlar olmaktan çıkardı ve de o bir saat boyunca tek vücut, tek ses yaptı. İstiklal caddesinde her an hareket halinde olan kozmopolit kalabalığın dikkatini çekmeyi sağladı. Soykırımı - talepleri dile getiren bildirileri daha da ilgiyle okumalarına neden oldu. Ve bana göre Çerkesler, yüzü ileriye dönük aydınlık protest gruplar olarak, önemsenir kalabalıklarla ilk defa Taksim de meydanlara çıktılar. Zira ünlü Alman düşünür Hegel’in meşhur ettiği ‘zeitgeist’ tanımı, yani ‘zamanın ruhu’ artık bunu gerektiriyordu.

Bu yazı toplam 2116 defa okundu.





Ponej Nadir Yamaç

Taksim ve İstiklal Caddesindeki coşkulu ve kalabalık bir biçimdeki 21 mayıs etkinliğinizden dolayı seni ve bütün arkadaşları kutluyor ve tebrik ediyorum.Çünkü bu bir ilkti ve yeni yeni gelenekler yaratmak gerekiyor inancındayım.
K.Maraş'tan selamlar. . .

14 Haziran 2010 Pazartesi Saat 22:21
SEMİH AKGÜN

Sözün yok mu diyene...sadece bir şiir...
Herkes elinden, dilinden geldiğini veriyor.

GÜLBÜL

Biri dikenini
Diğeri kandan rengini
Verdi

Oynanmadan
Doğasıyla yaratılmışın
Doğuverdi
Gülbül...

12 Haziran 2010 Cumartesi Saat 16:29
Mefewud Nartan

Sevgili Hece bildirileri Nurhan ile birlikte dağıttık. Seninle niye tanışmadık. Tüh bak şimdi üzüldüm..Seni yorumlarından tanıyor ve merak ediyordum.

Neyse bir dahaki eyleme :)

01 Haziran 2010 Salı Saat 08:14
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net